..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsan gülümsemeyle gözyaşı arasında gidip gelen bir sarkaçtır. -Byron
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Deneysel
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Sessiz Gece
Cem Kılınç
Şiir > Bireysel

Yine yıldız ve ay çıktı, Yine gökyüzü siyaha büründü, Yıldız ve ay ışık saçıyorken, Gece sessizleşti. Bir köpek havladı dışarıda, Kuşlar yuvalarına çekildi, İnsanlar yataklarına çekildi, Sessiz gece geldi

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Deneysel
121 
 Sayıklamalar (Platon'u Düşlerken... )  (Umut Salih Tiryakioğlu)

"Başını ışığa çevirdiğinde gözlerinin yandığını hissetti. Hiçbir nesne göremez olmuştu. Bir süre olduğu yerde gözlerini ovuşturdu. Yavaş yavaş puslu da olsa etrafı seçmeye başlamıştı. Oldukça ürkütücü bir manzaraydı bu. İnsanoğlu büyük ve ortak, evrensel bir trajediyi, hem de onun hiç de farkında olmadan, paylaşmak zorunda bırakılmıştı bu karanlık yerde..."
122 
 Mağarada  (Eylem Yurtsever)

Demir Özlü'nün bir öyküsünden alınan bir cümleyi de koyarak bir öykü yazacaktık. Ben de bu öyküyü yazdım. Cümle: "Her şeyini yitirmiş olduğunu sanan çaresiz bir varlığın teriydi bu."
123 
 Bir Küçük Yolculuk  (emine demir)

Uzaklarda bir yerlerde hatırlanıyor olmanın verdiği mutluluk var üzerimde. Kilometreler ötesinden gönderilen sevgi selini haber veren melodi heyecanın en duygulusunu yaşatmaya yeterli. Buralarda karanlık ürkütücü, doğduğum şehrin sokaklarına benzemiyor köşe başları. Elimdeki küçük kitabın sayfalarına saklanıyorum beni de götürsün en şiddetli aşkların yaşandığı o ülkeye diye.
124 
 Ölümlü Bir Öykü  (NEDİM ARGAN)

“Peygamber gibi adam” derdi kasabadaki herkes onun için. Ve bu sıfata layık görüldüğünde daha kırk bile değildi yaşı. Fakat o karakteriyle, yaşantısıyla gerçekten de fazlasıyla hak ediyordu bu sıfatı.
125 
 İnsanlar  (Nur Gayretli)

Güneşli bir öğleden sonra ben de bahsettiğim bu durumda arkadaşımı bekliyordum. Kafamın formüllerle dolu olmasından aklıma dersten başka bir şey gelmiyordu. Formüller, dersler… Derken o kadar dalmışım ki...
126 
 Kırmızı Paltolu Kız  (Beyza Ersoy)

Öyküde rol alan kişiler ve rolleri: Beyaz mantolu Kız-büyükanne, avcı Kırmızı paltolu Kız-kırmızı paltolu kız, obur kurt, kırmızı palto, kırmızı kalp Yeşil montlu kız-hiçbir şey, kırmızı paltolu kızın arkadaşı, mont
127 
 Yeraltının Daha Altı  (selim koç)

"Ruhumun buruşmuş mozaiğini çöpe attı herhangi bir peygamber sonluluğu."
128 
 Alt Kimlik - Üst Kimlik  (Bayram Leventoğlu)

Bazılarının kafası karışık, karışık kafalarıyla karıştırıyorlar ve gaye kafa karıştırmaksa becerdiler.
129 
 Palamut  (özlem ak)

Düzen ve güvendir tek ürkütücü olan.Kaybedeceklerini düşünmektir insanı derin bir yeisin koynuna sürükleyen.
130 
 Zaman, Mekan - Patates, Soğan 3  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Zurnacı Metin Bursa’daki Kamberler Mahallesindeki evinden saat tam onda çıktı. On gündür hiç iş çıkmamıştı. Her yıl kış gelince böyle olurdu. Sadece kış mevsimine denk gelen seçimlerde bu durum tamamen değişirdi. Akşam kahvede Davulcu Hüseyin “Yarın işe çıkıyoruz, sipsileri akşamdan suya bırak, yumuşasınlar ” demişti.
131 
 Sultanahmet'ten Bir Sesleniş  (tugba demır)

Bir konağın, bir Gül Goncasıydım ben önce, çok önce. Eteklerimi sallandıra sallandıra yürürdüm konakta, yeşil boyalıydı konağımız, beyaz çerçeveli pencereleri, annecimin elleriyle işlediği beyaz işlerle hayat bulurdu. Cumbalı misafir odasıda görülmeye değerdi doğrusu, diğer konakların hanımları pek kıskanırlardı anacımın elişlerini, kanaviçelerini, sarma işlerini, hasetle bakarlardı her geldiklerinde. Banada becerikli Hayrinüsa Hanımın becerikli gül Goncası derlerdi, pek afilliydim o zamanlar, öyle diyorsunuz şimdilerde değil mi? Afilli, havalı gibi hiç bilmediğim bilmek istemeyeceğim kelimelerle konuşuyor yaşıtlarım şimdilerde. Ruhum Şad olsun iyi ki bu devirde yaşamamışım.
132 
 Alaca Bulaca 2  (seyfullah ÇALIŞKAN)

- Ben o ırzı kırıtan şikayetçiyim, ayakkabıcıdan. - Kimmiş bu ayakkabıcı, neyin nesiymiş. - Ben ne bileyim asker ağa. Kırmızı Anadol bi pikabı var. İşte o adam, bizim köye her hafta gelir. - Hayda, bulduk püsküllü belayı. Abi kırmızı kamyonetli adam diye bir şey var mı
133 
 Özlem  (Arzu Menteşeoğlu)

Dalgın dalgın yürürken, hızım birden kesilip yalpaladım. Birisine çarpmış olmalıyım. Öyle dalgındım ki, ...
134 
 Kültürel Harabelerimiz Ya da Mirasımız - I  (Omerta Laxus)

Az gelişmiş cinsel organları olan, vahşi beyaz bilge kıllara sahip yassı sayılar kabilesi tarafından bilinçaltına ve diri bedenine her açıdan tecavüz edilen, egosu parçalanan güzeller güzeli genç, soylu prenses :-(’F (biz onz kısaca üzgün ef diye
135 
 Yokuş Yazı  (Bürran)

yağmurun cama bırakıp gittiği ses bu flüt konçertosuna sığınan yüzüm, mağrur bir fa diyez bekliyorum bir kırbaç şaklıyor anlıma, yüzümü yalayan ellerim kırık.
136 
 İşin İçindeki Bit Yeniklerinin Hikmeti  (Cengiz Erdem)

su cehennemin içine akar akmaz buharlaşıyor çünkü cehennem çok sıcak. herkes suya koşuyor ama su hep kaçıyor çünkü burası cehennem ve burada kişiler yanarak ceza çeker. cehennemde su arıyor fakat cehennemin doğası gereği su bulamıyoruz ve bulamayınca da kaderimize kederleniyoruz. cehennem sakinleri olarak kederli kaderimize tepkimiz dönüşüm geçiriyor ve biri bize halimizi anlatınca gülmeye başlıyoruz. balıklarsa suyun dışında yaşayamazlar ve bunu bildikleri için de başlarını akvaryumun camına vurmazlar günde en az dört en çok sekiz kere. cehennemin yanından akan dere cennetin yanından da akar. cennetle cehennemin yanından aynı anda akmak suretiyle cennetle cehennemi birbirinden ayıran bu derede balıklar yaşar. bu balıklar sürekli hareket halindeki bir suyun içine hapsolmuş olduklarından kendilerini son derece özgür hissederler. onlar için çelişkili söylemler ve eylemler üretmek bir yaşam biçimidir. onlar için çelişki özgürlüğün ilk şartıdır. onlar özgür olmadıklarını düşünmeyi şiddetle reddederler ve asla özgür olmak istemezler. akvaryumdaki balıklara dışarıdan bakarsak görürüz ki bir şakanın figüranlarını andıran akvaryum sakinleri bugünlerde bizi gene akvaryumun dışında yaşam olmadığına inandırmaya çalışıyorlar. oysa bu yanlıştır ve tüm yaşamı balıkların yaşamına indirger. kendisini kendi yarattığı hapishaneye hapseden bir düşüncedir bu çünkü işte akvaryumun dışında da yaşam var ve hem de çok daha ferah ve geniş yaşamlar, bendine sığmayıp taşan dereler gibi sevgili okur.
137 
 Kemik - 2  (seyfullah ÇALIŞKAN)

edyeyi koşar adım sürüp beni röntgen odasına götürdüler. Görevli dışarı çıkıp giysilerimi çıkarmama istedi. Kıpırdanamadığımı görünce koşarak dışarı çıktı. Hacer’i çağırıp geldi. O canımı yakmadan fistanımı yukarıya sıyırdı. İç dizliğim ortaya çıkınca ödüm koptu. Ömrüm boyunca bir başkasının önünde soyunmadım ben. Üstelik korkudan biraz altıma da kaçırmıştım. Islaklık çoktan geçip gitmiş ama renginden anlaşılır.
138 
 Mağaranın Kamburu - 4  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Düz yolda freni küçümseyen sürücü,eğri yolda ondan medet umar. Önyargıları yok etmeye uğraşacak kadar aptal değilim;çünkü yok edilebilselerdi zaten önyargı olmazlardı.
139 
 Söyleyecek Sözü Az Olan Adam 1  (Ahmet CAKAR (Karşıyakalı Ahmet))

"Söyleyecek Sözü Az Olan Adam" yaklaşık olarak 1997 den beri, aklımda olan üç perdelik bir tiyatro eseridir aslında. Fikir olarak filizlenmesinden bu yana, iki sefer birinci perdesi yazıldı; ancak bir türlü adına yakışan tokluk duygusunu hissettirmedi bana.Derken, derken günlük yaşam ve her zaman baskın olan şiir yazma eğilimi sebebiyle, uzaklarda yatılı okula yollanmış bir evlat gibi,kaldı durdu aklımın bir köşesinde. İnsan gerçekte çok çok zor bir varlıktır bence.Bu dediğim konu olarak insanı işlemek için de, yazdığı şeyin öz eleştiri ve beğenisini yapmak adına da geçerli. Sonuç itibari ile, bir yerinden başlamak gerekiyor. Bugün verdiğim bir karar sonucu, adı geçen eserin eskizlerini; öyküsel formda yayınlamaya başlıyorum. Siz okuyucuya şimdiden, hoşgörüsü için teşekkürü bir vazife bilirim.Zira eskiz okuduğunuzu bildiğiniz için, küçük hataları ve gecikmeleri, anlayışla karşılayacağınız umudu içindeyim.Saygı ve selamlar..
140 
 Şerif Kayı - Kabağın Ahmet  (Haydar Köprülüoğlu)

Yaşanırken farkına varmadığımız güzellikler gelip geçiyor. Anıda yaşanan yer Başkent'in merkezinde, Ulus Meydanında, Atatürk Heykeline çok yakın bir yerdi. Saygılar.

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Dirahşan
selim çok
Öykü > Deneysel
Efendisiz
selim çok
Öykü > Deneysel
İğde Sokağı
Hacer AKTAŞ
Öykü > Deneysel
81. Çizgi
selim çok
Öykü > Deneysel
Yardım
MUHAMMET ALİ YÜKSEL
Öykü > Deneysel
Selver
Seyfullah ÇALIŞKAN
Öykü > Deneysel
Deep 5. 10
selim çok
Öykü > Deneysel
Dark 6. 11
selim çok
Öykü > Deneysel
Alcohol!
selim çok
Öykü > Deneysel

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © , 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.