..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ama gene de dünya dönüyor! -Galilei
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - 1. Bölüm
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Cevahir Caşgir’den "100süz Şiirlerim"
Hakan Yozcu
Eleştiri > Yazarlar ve Yapıtlar

Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkli mısralar içinde aktarılmasına şiir denir. Şiir, nazmın üstün bir zevk, düşünce ve idrak süzgecinden geçirilmiş halidir. İnsan duyguları ile ilgilidir şiir. Çünkü insan, duygu yüklü bir varlıktır. Bazen güler, bazen, ağlar, bazen hüzünlüdür, bazen neşeli… Her hali yaşar insan… Burada, “Şiir nedir?” sorusunu sormak gerekir. Bunca yıldır birçok sanatçı, düşünür şiiri

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Roman > 1. Bölüm
81 
 Göçe Göçe - Ağaca Yıldırım Düşüyor - 46  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Kadınlar ve kızlar yemeğe başlamadan önce başlarını ve yüzlerini örten tülbentlerini çıkardılar. Kızlar güzeldi, biri hariç. Çünkü o çirkin kızın arı sokmuş da şişmiş gibi yanakları, pörtlemiş gözleri, gülerken gördüğüm çarpık dişleri hiç hoşuma gitmemişti. Ondan biraz da korkmuş olabilirim.
82 
 Çapulcu Manyak - 26  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Günahtan kaçıyorsunuz, günahtan korkuyorsunuz ama günah işlemekten de kendinizi alıkoyamıyorsunuz. Günahları attınız ve kaçtınız; kurtuldunuz mu? Bence kaçmayı bırakın, alın karşınıza günahlarınızı ve konuşun; mutlaka bir uzlaşı yolu bulacaksınız.
83 
 Çapulcu Manyak - 16  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Yaşadılar, yaşadılar, yaşadılar... Ya sonra? Tamam, bu kadar yaşamak yeter diyebilecekler mi samimi olarak? Doymuş bir hayvanın gösterdiği gözü tokluğu gösterebilecekler mi?
84 
 Sır'ın Merkezine Seyahat  (ihsan alaittin bilgen)

‘Şu elinde tutuğunuz şey büyük bir sır. Çağlar boyu nesilden nesile geçerken, bir çok insan ona gözdikti, onu gizledi, kaybetti, çaldı, büyük paralar karşılığı satın alanlar oldu. Tarihdeki en önemli insanların bazıları yüzyıllar kadar eski olan bu ‘Sır’a vakıf olmuşlardı. Eflatun, Galileo, Beethoven, Edison, Cornegie, Enistein ve diğer mucitler, bilim adamları ile büyük düşünürler ‘Sir’rı biliyorlardı ve şimdi ‘Sır’ dünyaya açılıyor...’ Tanıtım yazısıyla piyasaya sürülen kitaptan haberdarsanız bu roman sizin için.
85 
 Annem Olsaydı Elimden Tutardı (1 )  (Hişyar Arıkan)

Metrodan indiğinde yağmur hâlâ yağıyordu. Şemsiyesini açtı ve küçük ama hızlı adımlarla yürümeye başladı. Eve kadar on dakikalık bir yürüme mesafesi vardı.
86 
 Göçe Göçe - Kızılpınar'da Yunan Zulmü - 32  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Kadının erkeği boşaması sana biraz tuhaf gelebilir, ama bu bir yörük kadınıysa boşar. Çünkü bizde kadın, erkeğin yaptığı her işi yapabilir; erkekten aşağı kalır bir tarafı yoktur ve onunla eşit haklara sahiptir. Tarihte kocasını boşayan Türk kadını örneklerine çokca rastlayabilirsin. Hele ninen gibi bir kadın, kocasını haydi haydi boşar! Kafasına koyduğu şeyi yapardı, kimseden korkusu yoktu. Bir ara, köye bir sapığın musallat olduğu haberi çıkmıştı.
87 
 Demokratik Deliler Devleti - 23  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

“Seni aradım umutsuzca kapalı gözlerimin arkasında. Bu tabii senin kendin değil hayalin olacaktı, ama benim için fark eden bir şey yoktu. Başımı önce omzuna yaslamak, sonra dizlerinin üzerine koymak istiyorum. Bu arada parmakların saçlarımın arasında dolaşırsa heyecandan kalbim hızlı hızlı atmaya başlar. Ya nefesini ensemde, kokunu burnumda hissedersem ne olur biliyor musun? İstersen ne olacağını hiç denemeyelim, böyle kalalım; bu kadarı yeter bana!”
88 
 Dönemeyen Bir Dönme Dolap - 7  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

İşte! Halının ortasına kurulmuş, kıvrık bir yılan yatıyor. Siyah zemin üzerinde beyaz bir çizgi başından kuyruğuna kadar uzanıyor. Çizginin her iki yanında gri sarı karışımı kilimlerdeki baklava desenine benzeyen motifler var.
89 
 Dönemeyen Bir Dönme Dolap - 16  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Sorunlarla baş edemiyorum. O nedenle de bir sorunla karşılaşınca kaçıyorum; ama kaçışlarım hiçbir sorunumu çözümlemiyor, aksine artırıyor. Hem de ne artırma!
90 
 Göçe Göçe - Göçmenlerin Kızılpınar'daki Mücadelesi - 30  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Yörük Dede'nin son günlerinde sık sık söylediği şu söz, her aklıma gelişte “Acaba neden böyle dedi, ne anlatmak istiyordu?” diye hep sordum kendime: “Sadece günahlarımdan değil; varsa sevaplarımdan da kurtulmak istiyorum; çünkü artık onlar da bana bir yük...”
91 
 Henüz Bir İsmi Yok  (gülçin)

bu bir roman başlangıcıdır biraz daha devamı var ama sonlandıramadım tepkilerinizi ve ne yöne gitmesini isterseniz söyleyin değerlendiririm şimdiden teşekkürler
92 
 Dönemeyen Bir Dönme Dolap - 23  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Toprak anadır, çünkü doğurur. Üstelik her sene ve istersen her defasında farklı bir şey doğurur. Ona hoyrat davranırsan üzülür, bazen de direnir. Küserse doğurganlığı da sona erer. Ona su ver, gübre ver; verdiklerinin bir damlasını, bir gramını ziyan etmez.
93 
 Dönemeyen Bir Dönme Dolap - 24  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Mahkûm merdivenleri kendinden emin adımlarla çıkıyor, giyotinin önünde duruyor ve usta bir basketçi gibi elindeki kafayı sepetin içine atıyor. Ve giyotinin keskin bıçağı da gürültü çıkararak aşağıya iniyor, ama kestiği bir şey yok ki...
94 
 Çikolata - 16  (Ezgi Yavuz)

Güneş doğana ve şehir hareketlenene kadar orada duruyoruz.
95 
 Dönemeyen Bir Dönme Dolap - 26  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Oradan ayrıldıktan sonra ne yapacaktım? Bu konuda herhangi bir planım yoktu. Yürürken bir karara vardım: İşte, artık evsiz yurtsuz tam bir serseriydim; öyleyse orada burada sürterek hayatıma devam edecektim. Her yer benim evimdi, her yer benim yurdumdu.
96 
 Henüz Bir İsmi Yok - 5  (gülçin dağhan)

kendini dağıtmak böyle olur...
97 
 İçinnden Uçurum Geçen Cümleler  (Emine Özoğul)

Yürüdüğü yolda herşey daha yabancılaşıyordu ona. Zaman geçmişti şimdi ne yapmalı dedi .Biraz kırık bir roman üstüne basmadan seyretmeli kırılan ışıkları
98 
 Günlük - 5  (Arzu Menteşeoğlu)

Çevreme aldırmadığım, tamamen kendime dönük olduğum, beynimin ve ruhumun sıkı alıştırmalarla eğitilmeye çalışıldığı bir dönemdi bu.
99 
 Demokratik Deliler Devleti - 35  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Kahvaltı bitince bir görevli geldi boşları aldı. Aynı görevli az sonra elindeki tepsiyle kahve ve su getirdi. İmparator bir sigara yaktı. Suyu içti. Sonra bir yudum kahvesinden alıp bir nefes de sigarasından çekti. İmparator'un bu durumunu ben açıklayamıyordum. Dışarıda kıyamet koparken adamın kılı bile kıpırdamıyor... Yoksa bu adam sinirlerini mi aldırmıştı da, tepki vermiyor, bu olaylardan etkilenmiyordu? Silah ve bomba sesleri, camın kırılması adamda en ufak bir heyecan belirtisi ortaya çıkarmamıştı. Ruhsuz, duygusuz, sinirsiz bir adam olabilir miydi?
100 
 Çikolata - 10  (Ezgi Yavuz)

Valizimi alıp yürümeye başlıyorum kalabalığın arasında kayboluyorum. Şimdi uçağa binme zamanı. Hoşçakal İstanbul...

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17  Sonraki Sayfa




son eklenenler

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © , 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.