..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Uygarlık, gereksiz gereksinimlerin, sonsuz sayıda artmasıdır -Mark Twain
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Yazar Portresi - Saltukalp İnan
Saltukalp İnan - Tinsel Taciz
Site İçi Arama:


Ana Sayfa
  Maneviyat Vs Maddiyat... (Saltukalp İnan) 16 Şubat 2009 İlişkiler 

İnsanlara verdiğimiz ve insanlardan gördüğümüz değeri belirleyen öğeler maddi dünyanın içinden ne kadar olmalıdır? Ben buna olabildiğince az diye cevap veriyorum.. Çünkü hayattan şu ana kadar şunu öğrendim ki elimizde olan tek şey hislerimiz ve düşüncelerimiz.. Bunun dışında kalan herşey hayat izin verdiğince gelişir, oluşur..

  Farkında mısın? (Saltukalp İnan) 16 Şubat 2009 Aşk ve Romantizm 


  Derin... (Saltukalp İnan) 16 Şubat 2009 Bireysel 


  Sabun... (Saltukalp İnan) 16 Şubat 2009 İlişkiler 

Hayattaki en acı deneyimler elimizden göz göre göre, ellerimiz ıslakken sabunu tuttuğumuzda yaşadığımız gibi, kayıp giden fırsatların, başarıların, mutlulukların ya da sevgilerin üzerinden gelişiyor..

  Neden İçiyorum? (Saltukalp İnan) 12 Mart 2009 Yaşam 


  Ağlarken Gül (Saltukalp İnan) 8 Kasım 2010 Yaşam 

Bir şekilde delirmekte olduğumu anladım aylar önce..

  Kelimeler Yettiğince Mektuplar Yazdım... (Saltukalp İnan) 27 Mart 2012 Yaşam 

Vasiyet...

  Rötar (Saltukalp İnan) 27 Mart 2012 Aşk ve Romantizm 


  Uyumak (Saltukalp İnan) 27 Mart 2012 Bireysel 


  Değil Midir? (Saltukalp İnan) 27 Mart 2012 Yaşam 

Nereden geliyoruz; nereye gidiyoruz?

  Kimiz? (Saltukalp İnan) 27 Mart 2012 Yaşam 

Acaba kendine bir ad koymak, bir mantık sistemine oturtturmak, sonsuz bir döngü, anlamsız bir kesinlik çabası mı?

  Hayat Hanım (Saltukalp İnan) 12 Nisan 2012 Yaşam 


  6 - 4 - 2 - 0 (Saltukalp İnan) 11 Eylül 2012 Aşk ve Romantizm 


  Sensizliğin Mabedi (Saltukalp İnan) 15 Eylül 2012 Aşk ve Romantizm 


  Seks Seks Seks (Saltukalp İnan) 11 Kasım 2012 Türkiye 

Bilincin ve kültür seviyesinin vizyon kazanamadığı, bizim gibi aydınlanmasını tamamlama sürecinin emekleme döneminde olan ülkelerde insanların ilgisinin sığılığı sonrasında: Günlük yaşamda; direk ya da dolaylı yoldan herşeyin maddi, sanatsal yaşamda; herşeyin ucuz-değer/emek/estetik kaygısız, siyasi hayatta ise; herşeyin liderler oligarşisi altında, sistem içi hiyerarşinin getirdiği zincirleme yalama tamlamasının oluşturduğu kokuşmuş yalaka, öğelerde toplanması kaçınılmaz olmaktadır.

  29 Ekim Derken? (Saltukalp İnan) 11 Kasım 2012 Türkiye 

Parayı vurup köşeyi dönmenin ahlaksal, bilgisel, emeksel hiçbir karşılığının olmadığı; öğrenmenin, kendini geliştirmenin, emekle, iyi niyetle çabalamanın gerizekalılık algılandığı. Tatlı dilin, güler yüzün, anlayışlı olmanın ibnelik; öküzlüğün, kabalığın, iş bitiricilik adına süzme orospuçocuğu gibi davranmanın delikanlılık sayıldığı. İçtenliğin, kalptenliğin, dürüstlüğün mallık; çakallığın, binbir katakulli çevirmenin, kendi çıkarları adına şerefsizce uyanıklık yapmanın "yılların deneyimi" olarak algılandığı iğrenç bir kaybolmuşluk bataklığında hepimiz debeleniyoruz..

  'Adam'lar (Saltukalp İnan) 11 Kasım 2012 Türkiye 

Ve yaşamanın hakkını vermek hayattaki tek gaye olmalıdır.. Hayata anlam katmak; aksiyonla, hareketle, başarmakla, çabalamakla, paylaşmakla, ilerlemekle olur... Bağlı olduğuna imrenmekten ve sakınmaktan öte layık olmakla olur... Herkesin kendi hayat gayesinin Atatürk'ü olmaya en azından çabalamasıyla olur... Kişinin elindeki değere sahip çıkmaktan ötesine geçmesinin ve bu yolda sonsuzluğa koştuğunun bilincine varmasıyla olur...

  Rivayetin Hikayesi (Saltukalp İnan) 15 Kasım 2012 Aşk ve Romantizm 


  Habersiz (Saltukalp İnan) 15 Kasım 2012 Aşk ve Romantizm 


  Bulantı (Saltukalp İnan) 15 Kasım 2012 Bireysel 


 

 



Gece yoldan geçen arabaların camlarındaki yansımalar gibi düşünceler; anlık, buğulu, belirsiz.. Arabalar hızlandıkça başım dönüyor, sarhoş oluyorum. Sarhoş olmanın en ucuz yolu bu olsa gerek.. Parasızlığın getirdiği bir avuntu mu yoksa sarhoşluğun getirdiği bir saçmalama mı bunlar bilmiyorum.
Az önce aynaya baktım, saçlarımı düzelttim. Şimdi kelimelere bakıyorum, ruhumu görüyorum. Düzeltemeyeceğim bir şey, olduğu gibi kabullenip, benimsemem gereken bir parçam. Parça?.. Ruhum mu benim bir parçam yoksa ben mi ruhumun bir parçasıyım? Her iki durumda da sorulması gereken yegâne soru; Ben kimim, neyim o zaman.. Bir bütün olmadığım kesin! Ayrı parçalardan oluştuğumu, farklı yargıların kendimce olan doğruluğuna tamamen inanmamdan anlayabiliyorum. Her yargının birbirine etkisi, her etkinin benzerlikleri ve ayrılıkları var. Acaba kendine bir ad koymak, bir mantık sistemine oturtturmak, sonsuz bir döngü, anlamsız bir kesinlik çabası mı?



 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Saltukalp İnan, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

 

Bu dosyanın son güncelleme tarihi: 23.01.2019 23:53:30