..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Bana ev hikayesinden söz açmayın. Artık benim oraya gideceğim yok!" Fuzuli, Leyla ile Mecnun
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Yazar Portresi - Nurten Turhan Yüksel
Nurten Turhan Yüksel - Zaman , sınırsız koşan ceylan !
Site İçi Arama:


Ana Sayfa
  Kaygılar I / Denge (Nurten Turhan Yüksel) 23 Nisan 2010 Yaşam 

........

  Kaygılar II / Tanrı Ya da Doğa (Nurten Turhan Yüksel) 23 Nisan 2010 Yaşam 

...........

  Kaygılar III / Umut Işığı (Nurten Turhan Yüksel) 23 Nisan 2010 Yaşam 


  Kaygılar IV / Tutku (Nurten Turhan Yüksel) 23 Nisan 2010 Yaşam 


  Kaygılar V / Yol (Nurten Turhan Yüksel) 23 Nisan 2010 Yaşam 


  Kaygılar VI / Zaman (Nurten Turhan Yüksel) 23 Nisan 2010 Yaşam 

............................

  Kaygılar / VII / Umut İnsandır (Nurten Turhan Yüksel) 23 Nisan 2010 Yaşam 

...................................

  Mayıs Papatyaları (Nurten Turhan Yüksel) 20 Mart 2008 Toplumcu 

Fabrikanın paydos sireni çınladı kulağında. Önce bir sessizlik sardı makineleri sonra emeğinden arta kalan yorgunluğu yüklendi sırtına Fatma. Otobüs durağını adımladı ağır ağır... Akşam, sırasını gecenin yalnızlığına bırakırken, gece vardiyası doldurdu durağı.

  Karadır Deniz Ağlamaklı Hep İskeleler (Nurten Turhan Yüksel) 24 Nisan 2010 Yaşam 


  Yaşanmak İstenmiş Hayatlar… (Nurten Turhan Yüksel) 20 Mart 2008 Anı 

Zamanın yaşam ve geçim zorluklarına rağmen yine de mutlu bir aile sayılırdık.Yedi kardeştik.Babamın emekli maaşının dokuz kişilik bir aileye yeteceği dengeyi sağlamakta ustaydı annem.En yoksul günümüz de bile annemin tenceresi hep kaynar, çayın altı hiç sönmez ve yanında da memleketinin ketesi hiç eksik olmazdı.

  Midye (Nurten Turhan Yüksel) 20 Mart 2008 Anı 

“Benim içinse gelme” dedi adam.”Senin için geliyorum” dedi kadın.”Kendine kötülük etmiş olursun, çünkü görüşmeyeceğiz” dedi adam. Kadın ”onurumu ayaklar altına alıyor olsam da geliyorum” dedi.

  Tanıktı…dili Yoktu Çınarın… (Nurten Turhan Yüksel) 11 Mart 2008 Unutulamayan Dönemler 

Yalnız sanılırdı köklenip, büyüdüğü toprağında. Heybetinde ne çok öykü biriktirdi… Hep dinledi… Dinlemekten bıkmadı. Bu yüzden hiç yalnız olmadı bu çınar. Dallarında yuvalanmış ve çeşidini sayamadığım kuşların cıvıltılarını barındırır içinde bir de kesik yeşil hışırtısını.

  Senden Habersiz Şehrini Soluyordum. Toprak Acıydı… Sen Acıyordun… (Nurten Turhan Yüksel) 11 Mart 2008 Unutulamayan Dönemler 

Ölümcül bir bitkinin bedenimizde sarmallanan dalları ve yaprakları arasında yolunu bulamamış iki çocuktuk. Pamuk şekerimiz elimizden alınmıştı. Sen bilyelerini bıraktığın yerde unutmuştun… Ben kırılan oyuncaklarıma ağlıyor hayatımın ilk cenaze törenini yapıyordum.

  Sanadır Sözüm Cennettin Yeşilliğinde Her Daim Açmayı Başarabilen Kız. (Nurten Turhan Yüksel) 11 Mart 2008 Unutulamayan Dönemler 

Öğrenilmiş çaresizlikleri var insanın… Bu, suyun berrak ve akışkan olması kadar gerçek değil mi dost. Bastığın yer, baktığın gök gerçekliğinde kaç tane tuttuğun el olabilir. İnandığın yürekler içinde inanılmaya değer kaç yüreğe dokundun şimdiye dek. Gün gelip dost bildiklerin birer birer çıkıp gittiklerinde hayatından bir tek kendin kalacaksın kendinde.

  Sahi Bitti mi? (Nurten Turhan Yüksel) 6 Mart 2008 Unutulamayan Dönemler 

Oysa az kalmıştı sabaha. Sıradan bir güne sıra dışı uyanışlarla başlayacaktık hiç olmadığımız gibi birbirimize doğarak. Belki… Belki de yağmur hiç hesapta olmadan geliverecekti penceremize

  Gitmişliğindi Bir Tek Giden (Nurten Turhan Yüksel) 6 Mart 2008 Unutulamayan Dönemler 

Sevincin salt müzik seslerinden ibaret olmadığına….Seninse şarkılarımın arasında sıkışıp kalmış ince bir ses olmadığına….Hiç olmadığına inanmamışlığımla gidiyordun notalarını çizgisiz sarı sayfalarımda bırakarak…

  Penceremin Ötesi Berisi (Nurten Turhan Yüksel) 1 Mart 2008 Yaşam 

Oysa… Önceki günlerin erken saatlerinde penceremden seyrettiklerimi tekrarlıyor yine bu sabah, eylül sokak.Seyredilmiş aşk filmlerinden çıkmış tabancalı adamlar yine…

  Alabacak İlerleyen Anların Özgeçmişi Yazılıyordu Belleklere Fütursuzca. (Nurten Turhan Yüksel) 1 Mart 2008 Unutulamayan Dönemler 

Sen gitmiştin… Zaman, tırnaklarınla kazdığın tünellerinde ilerliyordu kaçmak adına bu oyundan. Karanlıktı yüzün… Ne gölgen vardı ne de gökyüzün… Bedenin soluksuz bir tünele uzamalardaydı. Tünel sana yetişemiyordu. Hüzünden prangalar bileklerini acıtıyordu. Son sigaranı nefeslemenin keyfini çakmağının deposuna doldurmuştun bitimi belirsiz bir oyun öncesi. Ki karanlığa düştüğünde bilecektin çakmaktaşının çoktan bittiğini… Oyun sonunda.

  Söz Dizimidir Gözlerin (Nurten Turhan Yüksel) 18 Şubat 2008 Unutulamayan Dönemler 

Senden vazgeçmeyi bilmedim kendimden vazgeçmeyi bildiğim kadar. Bu yüzden ‘gece gözlerin’ yarıladı her gece yarılarımı. Saman alevleri söndükçe tutuştu yeniden, tutkuya bezedi karartma gecelerimi, dantel dantel işlendi sanrılarıma tutukluluğum.

  Biz Seninle Körebe Oynardık Hep... (Nurten Turhan Yüksel) 18 Şubat 2008 Unutulamayan Dönemler 

Ben ipeksi bir karanlıkta tenine ulaşabilmek ve yakalayabilmek aşkıyla birçok duvara çarpacaktım yüzümü… Duvarlar, yüzümden sevince kesmiş sıvalarını sana dökmek istedikçe, sen iş yerini terk etmiş bir arsızlığı alıkoyup buzdan bir mala ile yok edecektin. Ben otoyol kayganlığında akıp gidecektim gölgenden. ‘Dur’ levhaları umursamayacaktı hiç birimizi.

 

 



An geldi…

Hoşça kal demeden gittin
Satırbaşlarında ıssızlığın çığlığı
Ve ikiyüzlü melekler kollarında
Bütün sözcükleri de götürdün üstelik
Virgüller ve noktalar dahil.
Ne şekeri kaldı ne tuzu şiirlerin.

En çok Aysel kaldı geride,
Aysel… Hani sarışın biraz tenha
Terk ettin ağustos çıkmazlarında.
Veremeyip veda mektubunu eline
Adını sonbahar koyduğun
Ağır kan kaybıydı tüm aşkların.
Ve müjgan tadında şarkıların
Harp kaldırımlarında aşkı adımlardın.

Adınla nasıl berabersen
Büyük yolların haydudu da
İstanbul’un ağrısında / saçları örülmüş,
Geç kalmış bir ölüydü.
Ve sen elde kalan hüzünle
Tatyosun kahrını yükledin gözlerine
Yazın son günlerinde.

Salı sabaha karşı / Emirgan’da çay saati
Cinnet çarşısında /delik deşik / cinayet saatini karşılardın.
Bir tek pazarı boyadın kırmızıya belki bu yüzden.
Belki de
Sokaklarda mızıka çalmasın diye çocuk.

Zeynep seni beklemedi / Aysel’de gitti başından.
Şimdi ışık mezarlığında
İkinizden hanginizdiniz / karantinalı Despina
Gecenin kapıları / gece buluşmalarına açıktı
Emperyal otelin balkonundaydın
Memleket havası mıydı yoksa mahur beste mi çalan
Nasıl bir sevdaysa,
Üçüncü şahsın şiirini düşürdün balkondan.

Tutuklunun günlüğünde / Tut ki gecedir
Süheyla değildir adı / yalnızlık şiiridir.
Sisler bulvarında Claude diye bir ülke
Sen burada bir yabancısın
Serüvenin sonu / rinna rinnan nay
Sevmek için geç ölmek için erkendir

An geldi… Yağmurda sis düdükleriyle gittin.
Bütün sözcükleri de götürdün üstelik.
Bilirim bundan böyle
Ne ilham gelir şiire ne de / Attila İlhan!



Nurten Turhan Yüksel / 2007



 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Nurten Turhan Yüksel, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

 

Bu dosyanın son güncelleme tarihi: 24.10.2018 00:38:14