..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Olgunluğa erişmemiş şairler ödünç alır, olgunluğa erişenler çalar. -George Eliot
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Yazar Portresi - Mudi Beya
Mudi Beya - selamünhello
Site İçi Arama:


Ana Sayfa
  Bir Şubat Gecesi İstiklal Caddesi ve Günlerden Cumartesi Saat Sabahın Dördüydü (Mudi Beya) 4 Haziran 2013 Anı 

Dışarı çıktılar. Arabaya doğru yürürken Haşmet Başkan aniden duraksadı ve ayaküstü, yapılan görüşmede işverenin adım atmamakta direnmesinin altında yatan sinsi hesabı birkaç tümce ile özetledi: Dostlarım, işveren masaya getirmekten kaçındığı teklifi işyerlerinde üyelerimize duyuracak… İşveren; İşçilerin sendikaya karşı tavır geliştirmesinin hesabın güdüyor, dedi. Arkadaşlar, biliyoruz değil mi, bu numaraları? Her dönem yeni taktikler öne sürüyorlar… Üyelerimizin diri durmasını sağlamalıyız… Bu herifler, masada sıfır zam önerecek kadar basitleşirken, yarın işyerlerinde avans dağıtımı gündeme getirerek üyelerimizin birliğini bozmayı da hesap edebilirler…

  Bir Şubat Gecesi İstiklal Caddesi ve Günlerden Cumartesi Saat Sabahın Dördüydü (Mudi Beya) 14 Mayıs 2013 Anı 

Toplantı tıkanarak sonlanmıştı. Ev sahibi olarak işveren tarafından sözcü konumunda olduğu anlaşılan Hüsam Bey, “ Oturun beyler! Sabahın bu saatinde birer sade kahve daha içelim de açılalım biraz. Ondan sonra gidersiniz.” dedi. Aslında bu öneri asla kabul görmeyecek gibiydi. İşte ne olduysa o dakikada oldu! Hüsam Bey, diye anılan işveren tarafı sözcüsü, masada duran kumandayı aldı ve televizyonu açtı!... Gündeme bomba gibi düşen ‘ son dakika!’ haberi, işveren sözcüsünün suratını ekşitmesine yol açtı!... Meğer vekillerimiz, asilleri uyuyunca, kendi maaşlarına yüzde yüz zam yapmamışlar mı!... İşçi sendikası adına görüşmelere katılan sözleşme uzmanı Halim Bey, kendi arkadaşlarına yönelik, “ Arkadaşlar, biz burada işyerlerinde üretim yapan işçilere zam konuşuyor, kuruşların hesabını yapıyoruz! Bakın, neler de oluyor? Gördünüz mü?” dedikten sonra işveren temsilcisine dönerek, “ Hüsam Bey, burası sözün bittiği yerdir! ” dedi. Ve kalktılar.

  Abdülrezzak Holding 1 (Mudi Beya) 17 Şubat 2010 Soyut 

Bütün büyük aşklarda ( Bütün aşklar büyüktür aslında; ve herkesin aşkı da kendisince büyüktür!... Gerçi, Abdülrezzak’ ın içine düştüğü ateş yığınına aşk da denmez ya!... Neyse!..) olduğu gibi bu da karşılıksız bir aşktır aslında… Ve bu aşk yorgun, bitkin, ağır ve can çekişen bir aşktır!... Bütün ağırlığıyla da Abdülrezzak’ ın omuzlarında ve onun yüzsüzlüğü sayesinde ite kaka ve sürünerek yol almaktadır.

  Gaz Bombası ve Basınçlı Su İle Saldırılması Olası Eylemlere Katılacak Olanların Dikkâtine! (Mudi Beya) 12 Mayıs 2008 Kesinlikle Karşıyım! 

1 Mayıs 2008’ de hayasızca yapılan insanlık dışı uygulamaların toplumsal bünyede açtığı yaraları sarmak yine de işçilere, emekçilere, kamu çalışanlarına ve onların örgütlerine düşecek. Zira, çalışan, üreten, inşa eden, yapan ve ortaya çıkaran onlardır. 1 Mayıs da onların bayramıdır…

  Günlük: (Mudi Beya) 28 Nisan 2013 Günlük Olaylar 

Kedinin miyavlaması, köpeğin havlaması, öküzün böğürmesi, çakalın uluması bize ne denli olağan geliyorsa, eşeğin anırması da o denli olağandır. Olağan olmayan, kişinin ileri sürdüğü bir tez ve ya gerçekleşmesini öngördüğü olasılıkların beklediği gibi gerçekleşmemesi durumunda edebileceği yüzlerce yemin ve üstlenebileceği vebal olduğu halde, ‘ Taksim’ de anırma’ ya kalkmasıdır… Bir köşe yazarı, ne yazmıştı 4 Kasım 2007’ de, bir gazetedeki köşesinde, ABD’de de yapılan başkanlık seçimlerine ilişkin? Aynen alıyorum: “ Adı Hüseyin olan biri Amerika’ya başkan seçilsin, çıkar Taksim Meydanı’nda eşek gibi anırırım. " İnsanın, ' Yahu ileri sürdüğün iddianın öngördüğün gibi gerçekleşmemesi durumunda ' adam gibi , yemin ve ya söz vermek varken Taksim' de anırmaya kalkmak neyin nesi?, diye sorası geliyor. O günlerde bir günlük gazete, işin peşini bırakacak gibi değildi… O köşe yazarının, sözünü yerine getirmesini; Taksim’ de eşek gibi anırmasını anımsatıyordu… Adamın, hiç oralı olduğu yoktu. Galiba anırmadı gitti! Zira, o yazar, anıracak olursa bunun bir haber değeri olduğu kesin… Ve bu haberi başta, çalıştığı gazete olmak üzere bütün gazeteler zinhar manşetten verirlerdi!... Demek ki, anırmadı!

  Fitneficürullah Hoca Efendi (Mudi Beya) 23 Temmuz 2008 İronik 

‘ Yahya amca, bu bahçe de senin mi , diye sordum.. Sormasam iyiymiş: “ Mülk Allahın’ dır, ben emanetçiyim ” dedi… Nasıl oldu bilmiyorum, sormadan edemedim sanki: “ Ne kadar zamandır bakmaktasın emanete, yaşın neyin epey ilerlemiş, yorulmuşsundur; madem ki emanetçisin devret başkalarına, biraz da onlar yorulsun . ” Bu önerim, Hoca Efendi’ nın hiç hoşuna gitmedi… İlkin, başını öne eğerken sakalını sıvazladı. Sonra dudakları titredi, yutkundu!... Bir şey diyecek oldu, toparlayamadı ve hınzır bir gülümsemeyle yetindi…

  Rabbiş Teyzemin Fanfinfon Macerası (Mudi Beya) 2 Aralık 2008 Günlük Olaylar 

Güvenlik kuvvetleri, güvenlik şeritleriyle olay yerinden geçişleri engellediler. Rabbiş teyzemin olay yerinde kalan çantası ayrıca, güvenlik şeridi içine alındı. Güvenlik önlemi çanta etrafında özellikle yoğunlaştırıldı. Ve bomba uzmanı beklendi bir süre. Sonunda astronot giyim ve donanımını anıştıran bir görüntü ile bomba uzmanı ortaya çıkınca, kalabalıktan bir-iki bildik sloganla birlikte alkış sesi yeniden yükseldi…Güvenlik kuvvetlerinin orada bulunan yetkilisi, meraklı kalabalığın dağıtılması için emir verdi. Ama, bu pek kolay olmadı… Bunun için kıyasıya cop kullanmak zorunda bile kaldılar! Olay yerine ilk ulaşan bir-iki basın mensubundan bu durumu görüntülemeye yeltenenlerin dövülmesinde ve kameralarının parçalanmasında yurttaşlarla güvenlik güçlerinin işbirliği ettikleri gözlendi.

  Ona Öyle Demezler Peynir Ekmek Yemezler (Mudi Beya) 18 Ocak 2009 İronik 

Parti liderlerimizin hünerlerini en iyi bir biçimde ortaya koydukları belirli alanlar var bana göre... Öncelikle, kendilerini seçecek olan delegeleri belirlemede oldukça başarılı buluyorum kendilerini! Polemik yaratmada ve geliştirmede sınır tanımıyorlar maşallah! Kendisine soru soracak gazetecileri seçmede Recep Tayyp Erdoğan' ın hayli başarılı olduğunu düşünüyorum...Deniz baykal' ın da, CHP önünde iktidar engeli oluşturmada kimse eline su dökemez gibime geliyor. İktidar ve anamuhalefet bu denli düzeysiz bir kavganın tarafları olunca arkası geliyor ister istemez. Güvenirlik sıralamasında seçilmişlerin, atanmışların çok çok altında yer almasına kimse kafa yormuyor. Yaşanmış ve yaşanmakta olan bütün bunalımların ana kaynağı siyasete ve siyasetçiye güvenilmezlik yargısının toplumda yerleşmiş olmasıdır! Bu yargıyı tersine çevirmek siyasetçinin en önemli görevi olmalıdır. Ama, genel gidişat, kişisel olarak bu satırların yazarının umutlarını da silip süpürüyor. Sizler nasıl görmektesiniz acaba?

  Anlaşıldı Vehpi' Nin Kerrakesi veya Eşekten Düşen Karpuz (Mudi Beya) 31 Ocak 2009 Sevgi ve Nefret 

Sahi siz AB olsanız , bu yapı içerisinde Türkiye’ yi içinize alır mısınız? Ya da soruyu şöyle soralım: İş deneyiminiz ve para gücünüz var; bir iş kuracaksınız; ama bir ortağınız olsun İstiyorsunuz… Bu işe atlamaya hazır; bir evli, iki yedekli, otuz çocuklu; işsiz ve mesleksiz bir de komşunuz ve ya yakınınız var! Hani, bizim AB’ cilerin tek kozu ‘ genç nüfus ve ucuz insan gücü , ya! İşte öyle… Bu komşunuz ya da yakınınız da bir çoğalmış, pir çoğalmış!...Sıradan bir futbol maçına giderken bile “ ölmeye geldik ! “ diye marş söyleyerek gidiyorlar. Şimdi ne yapacaksınız? ‘ Tam da budur , diye ortak olmaya mı karar verirsiniz ? Yoksa ‘ bu çekirge sürüsü başıma ne dertler açar, diye kara kara düşünür müsünüz? Sonunda, ‘ En iyisi küstürmeden , ilişkileri koparmadan bunların kalabalığından getir – götür işlerinde yararlanayım… İçlerinden karpuz seçer gibi seçer güzelce kullanırım diye, AB’ nin bize uyguladığı politikayı mı izlersiniz? Karar sizin.

  Fanfinfon Çorbası (Mudi Beya) 26 Şubat 2009 Ortamsal 

Malzemeleri okuyunca, ‘ Bu ne boktan çorba böyle , diye burun kıvıranlara bir çift sözümüz var: Bu çorbanın başına bağdaş kurup kendisinden geçercesine kaşık sallayanları görmüyor musunuz be kardeşim. Bir kere de ‘ hamdolsun , deyin yahu!...

  Dilimizin Zenginliği ve İlaç Tanıtma Yazıları (Mudi Beya) 13 Mart 2009 Dil 

Ormanı, suyu, havayı, denizi, çevreyi, enerjiyi ve buna benzer doğal kaynakları çok hor ve hovarda kullandığımız halde, iş sözcük kullanma işine gelince çok ekonomik davranarak kıdım kıdım kullandığımızın acaba farkında mıyız? Yoksa sözcüklerimize kıyamıyor muyuz; tüketmekten mi korkuyoruz için için…

  Günlük: Kırkbirkere Maşşşahlah Tüüü! Tüüü! Tüüü! (Mudi Beya) 19 Mayıs 2013 İronik 

Bizim insanımızın, günlük hayatta böylesi dostlukları ‘ düşman çatlatıyorlar , diye tanımladığı bilinir. Gizli bilgilerin kulaklara fısıldandığı bu ve benzer dostluklar, tarih yazacak denli önemli olunca kutsanması da gerekir haliyle. Hatta kan akıtmak; yani, kurban kesmek bile gerekebilir.

  Kriz Ortamında Ekonomik Garantili Konuk Ağırlama Önerileri (Mudi Beya) 25 Ekim 2009 Varoluşçuluk 

Dumanı üstünde susamlı, çörekotlu güzelim ekmeklerden yayılan kokular konukların aklını başından alacaktır. Oraya karakol da kursanız, konuklarınızı kuru ekmek yemekten alıkoyamazsınız. Ama, yanılıp şaşıp da, masayı değme yemeklerle donattığınız halde, ekmekleri masaya koymamış olsaydınız, yemeklere kimse banmazdı… Zira, ekmek bizim soframızın ana direğidir. O nedenle, soframızdaki katıklar her geçen gün azaldığına aldırmayız. Peki, ekmeğimize el uzatıldığı zaman öyle mi? Ekmeğimle oynayanın hayatıyla oynarım, demez miyiz, ekmeğimize dokunulduğu zaman?

  Abdülrezzak Holding 2 (Mudi Beya) 28 Şubat 2010 Ortamsal 

…. ……… İşin kötü yanı, o zamanlar “ İlla ki de üçten aşağı kalmayın; her haneden en az üç çocuk isterim.” diye direten hükümet büyükleri de yoktu başımızda!... Bu sayılan nedenlerle Abdülrezzak, en kolay bir iş olan üreme gücünü sonuna kadar kullanarak dokuz çocuk babası oldu!...

  Abdülrezzak Holding 3 (Mudi Beya) 10 Mart 2010 Ortamsal 

Kadın, az da olsa özverili baba numarasına inandığı için ertesi günlerde adamı görmezden gelmediği gibi, arada halleşmeyi de boş vermedi... Beş, on, on beş derken, kadın bir gün kendi kendine, ‘ Kız şu adamın işini görsen bir kerecik ; kıyamet mi kopar? Üstünde kalacak değil ya, adamcağız! , diye içinden geçirdi… Karşılaştığı bir gün de, “ Tamam ulan tamam!... Ama, keleklik etmeyeceksin!... Unutma!... Bir kereye mahsus!...” diye sıkılayarak açıkladı kararını… İlki böyle oldu. Şipşak! Abdülrezzak’ ın sırnaşıklığı da bundan sonra katlanarak gelişmeye başladı… Kadın, ‘Nasıl olsa yüz vermem, atarım başımdan, diye düşünmüştü. Yanıldı!... Arkasından ikincisi gerçekleşti! İlkinden daha hızlı oldu!...

  Abdülrezzak Holding (4. Bölüm ) (Mudi Beya) 24 Mart 2010 Ortamsal 

Dün akşam, Abdülrezzak’ ın evinde neler olduğuna gelince, durum kısaca şöyle: Adam geçkin akşam keman yayı gibi gergin döndü eve… Zira, yukarıda anlatıldığı gibi, her ne pahasına üçüncü kez buluşmayı kafasına koyduğu için evden ayrılıyor, buluşamadan geri dönüyordu iki günden bu yana… Çocuklara bağırıyor, karısı Güldane’ ye olur olmaz çıkışıyor; sağa sola çalım satmak için fırsat kolluyor gibiydi. Evde sıklıkla ortaya çıkan bu gergin ortam, buluşmak için gidilen ilk günden başlayarak göreceli bir biçimde artarak sürüyordu… Özellikle bir haftanın dolmasıyla gerginlik de tavan yapıyordu. Dün ikinci gün olması nedeniyle evdeki hava gelecek bir kaç gün içindeki denli olası fırtınalara dönmemişti henüz!... Ama, Abdülrezzak’ ın karısı, “ büyük kızı istemeye gelecekler, ne halt edeceğiz; sen onu düşün.” deyince, ‘Eşek kaçtı, palan düştü, derler ya! İşte tam da öyle oldu!...

  Abdülrezzak Holding (Mudi Beya) 6 Nisan 2010 Ortamsal 

Kahramanımız Abdülrezzak , bir dakikanın altmış kere kafasına kaya kütlesi gibi indiği bu zor anlardan birini farklı bir boyutta yaşadı!... Yutkunacak oldu, ağzı kurumuştu; dili damağına yapıştı!... Öylece kaldı!... Ama, Abdülrezzak, hazmetme kapasitesi sayesinde bunu da atlatır evelallah!...

  Abdülrezzak Holding (Mudi Beya) 6 Nisan 2010 Ortamsal 

Kahramanımız Abdülrezzak , bir dakikanın altmış kere kafasına kaya kütlesi gibi indiği bu zor anlardan birini farklı bir boyutta yaşadı!... Yutkunacak oldu, ağzı kurumuştu; dili damağına yapıştı!... Öylece kaldı!... Ama, Abdülrezzak, hazmetme kapasitesi sayesinde bunu da atlatır evelallah!...

  Abdülrezzak Holding (Altıncı Bölüm ) (Mudi Beya) 18 Nisan 2010 Ortamsal 

Abdülrezzak, içeri adımını attı ve hem oturma odası, hem salon hem de çocukların yatak odası olarak kullanılan odada volta atmaya başladı, ağır ağır!... Aniden durdu ve “ Hele bi’ gelin öğüme.” dedi. Ve sürdürdü konuşmasını: “ Yarından soğna Muhammet, Fatih ve Alpaslan da işe çıkacaklar, haberiğiz ola!... Duymadık!... Ağnamadık, unutduk demeyin!... Yeri gelince ışıklarda araba camı siliğiz, yeri gelince, ‘okula gidiiik kalem defter parası , diye galabalık köşe başlarına durun!...Yeri gelince de, Hacça’ yla İrem abağızın aldıkları sakız, yara bandı, kağat mendil gibi öteberi satacaksız!... Bundan soğna ben de siziyle bereberim; göreceksiğiz babağızı!...

  Abdülrezzak Holding (Yedinci Bölüm ) (Mudi Beya) 2 Mayıs 2010 Ortamsal 

Güldane, konuşmak için ortamın uygun olup olmadığını kontrol etmek için, laf olsun diye, “ Haçca!... İrem!... Hadiyin gızlar, babağıza okkalı bir de çay demleyin bakeyim. ” dedi. Abdülrezzak, “ He vallah!... Çok eyi olur!...” diye destekledi. Güldane, ortaya sofra serildiği için somyanın kenarına sıkıştırılmış yıpranmış sehpayı Abdülrezzak’ ın önüne koyarken, “ Böğün haber salmışlar, gel hafta esastan geleceklermiş Haçca’ ya. Sağa telifon etmeyçün aradım ikidir, açmadın telifonu!.. ” dedi. Buymuş!...

 

 



Bireyin genel olarak kabul görmüş gelişmişlik düzeyi; sans, genekoloji bilimi, ekonomik olanaklar, aile büyüklerinin özverili çabaları, seçilen okullar ve ya öğretmen kadrosu gibi etmenlerin salt herhangi biriyle açıklanamaz diye düşünüyorum. Ancak, bu etmenlerin tümü ya da bir kısmı farklı biçim ve oranlarda katkı sağlamıştır kişioğlunun genel kabul görmüş gelişmişliğine...
Başkalarıyla paylaşmak için kaleme almaya çalıştığım bu metnin buraya kadar olan bölümü uzmanlık gerektiren konulardır ve farklı dallarda konunun eğitim ve öğrenmini yapmış akademisyenlerince irdelenegelmektedir... Elbette ben öyle bir iddianın sahibi olmak istemem...
Yaşadığımız toplumda; okulunda, işinde ve her hangi bir sanat dalında kendisini kanıtlamış bir yetenek ortaya çıktığında, ` Olsa olsa bu kadar olur, Allah vergisi maşşşallah!, diyerek hakkını sonuna kadar teslim ederiz sıklıkla... Yani, en azından konuyu; yazgı, kader, kısmet gibi kavramlarla açıklamayı yeğleriz!.... İşin bilimsel ve araştırılması gereken yönleriyle pek işimiz olmaz...
Ortaya atılan bir konuyu ve ya gündemi, ya da bir sorunu tartışırken hakkında bilgi sahibi olmasak da kesinlikle görüş sahibiyizdir!...
Karanlık bir cinayetin kurbanı olan Uğur Mumcu, bu çarpıklığı, " Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz!..." gibi bir öz sözle ne güzel ortaya koymuştu…. Her güzellik gibi O` nu da yok ettiler. Uğur Mumcu ki, toplum olarak bu gün içine düştüğümüz acıların haberini yıllar öncesinden veriyordu. Ve bu nedenle öldürüldü...
Benim bu yazımda ele almak istediğim asıl konu bu da değil.
Öyleyse ne mi?
Biraz açayım. Açayım ki, İzedebiyat' a` e üye olma amacımı da ortaya koymuş olayım:
İleride daha uzun yazmak umut ve dileğiyle belirteyim: Bana göre, bireyi geliştiren en önemli itici güç karşıtlarıdır.
Bir başka deyişle; birey, sürekli kendisi gibi düşünen kişi ve kümelerle bir arada oldukça gelişmez, gelişemez!...Tıpkısının aynısı düşünen insan kümeleri, biribirini ancak onaylar!...
Konu paylaşımı ve görüş alışverişinde bulunmak için aranızdayım.
Tartışma kültürünün gelişimine en küçük dahi olsa bir katkı sağlayabilir miyim acaba, diye düşünüyorum açıkçası...


  02.12.2008 23:09:31  

 Sürç-ü lisan ettimse affolmaya,

     aafolmaya ki, kişi ağzından çıkanı kulağı duya....

         Ve kimse karnından konuşmaya!...

 



 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Mudi Beya, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

 

Bu dosyanın son güncelleme tarihi: 17.11.2018 15:17:19