..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşama karşı sımsıcak bir sevgi besliyorum... -Dostoyevski
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Politik Olaylar ve Görüşler > Mehmet Sinan Gür




24 Ekim 2002
Kırmızı Işıkta Geçme Hakkı  
Mehmet Sinan Gür
Almamız gereken daha çok uzun bir yol var. En önemli nokta "Ben ümidimi kestim" dememek ve bir şeyler yapmaya niyetlenmek.


:AHHE:
Bir aydır Antakya’da idim. İşimle uğraşırken bir taraftan da çevrede olan biteni gözlüyordum. Antakya, Hatay küçük bir bölge olmakla birlikte Türkiye’nin gerçek yapısını çok iyi yansıtıyor. Hatay’da Arap Aleviler, Türk Sünniler, Gaziantep tarafında Kürtler yaşıyor. Halk içinde hiç kimsenin diğeri ile bir sorunu yok. Gerçek şu ki farklılıkları başkaları kaşıyor. Aleviler eskiden beri CHP’lidir. Ama geçen seçimlerde bir de bağımsız aday çıkarmışlardı. Türkler son zamanlarda DYP ve ANAP’tan MHP’ye doğru kaydılar.

Antakya Belediye Başkanı CHP’lidir. İris Şentürk. Bu gidişimde kendisi ile görüşmek istedim. Özel kalem sekreteri bana “Ben yardımcı olayım” sözünü birkaç kez tekrarlamaktan başka bir şey yapmadı. Görüşemedim. Halbuki sayın başkanın ev ve cep telefonlarını biliyordum. Üstelik çocukluktan benim mahalle arkadaşımdı. Aynı zamanda ailesi çok yakın bir akrabamın aile dostudur. Buna rağmen normal yollarla görüşmek istedim.

Antakya’da resmi yerlerde işinizi görmek için bir torpilinizin olması gerekir. O yoksa birkaç lira rüşvet vermeniz gerekebilir. Bu boyut büyük şehirlerde olandan daha ileri durumdadır. Örneğin Ziraat Odasında torpili olmayan, rüşvet vermeyen köylüler eşek muamelesi görürler. Ben de işim yüzünden orada, kalabalığın arasında bulundum. Köylüler dışarıda tutuluyor. İşlemin yapıldığı oda kapıları kilitli. Görevli bir tomar kağıtla gelip sözüm ona sırası gelenleri, işlemi bitenleri çağırıyor. “Hep aynı isimleri okuyorsun” diyen bir köylüye açık açık “Çünkü onların torpilleri var” deme küstahlığını bile gösteriyor.

Trafikte yapılan ehliyet ruhsat kontrollerinin birinde, bir köylü polise ehliyeti ile birlikte iki milyon lira uzatmış. Polis parayı alıp ehliyeti vermiş ve göndermiş. Araba çalıntı mıdır, bakımı yapılmış mıdır, sürücü katil mi, hırsız mı, hiçbir soru ve kontrol yok. Buna benzer bir olayı İstanbul’da Bağdat Caddesinde de yaşadım. İki araç kırmızı ışıkta geçiyor. Polis yalnız bir aracı durduruyor. Durdurulan aracın sürücüsü “O da geçti” diye itiraz ediyor. Polisin yanıtına bakın: “O geçer; çünkü o Mercedes.” Kim bilir içinde kim var değil mi, durdurup başını belaya mı soksun?

Seçim heyecanı tam hız sürüyor; en azından adaylar için. Adaylar eskiden olduğu gibi bol keseden vaatlerde bulunuyorlar. Halkın bir bölümü seçeceği adaylardan taleplerde bulunuyor. Bunların bir kısmı haklı talepler. Ama bazı talepler var ki tam olarak kırmızı ışıkta geçme hakkı olarak tanımlanabilir. Diyorlar ki “İleride bana torpil yaparsan, kırmızı ışıkta geçince ses çıkarmazsan sana oyumu veririm.” Çoğu kişi hala ayrıcalık peşinde. Bence sorunun büyük parçası burada. Asıl değişmesi gereken zihniyet budur. Bundan güç alanlar istediklerini yapabiliyorlar. Polis o yüzden rüşvet alıyor. Köylü torpillilerin işlerini bitirmesini bekliyor. Mercedes o yüzden kırmızı ışıkta geçip ceza yemiyor.

Cem Uzan Motorola’ya olan borçlarını ödememiş. Çoğu kimse oylarını bu nedenle ona veriyor. Çünkü Türkiye’nin borçlarının altından ödeyerek değil ödemeyerek kalkılabilir. İşte bir kırmızı ışıkta geçme hakkı örneği daha.

Bir polis memuru arabasını yol ortasına park edip trafiği aksatan, sonradan milletvekili olduğu anlaşılan kişiye ceza yazmak istediğinde tartışma çıktı. Milletvekili cezayı ödemek istemedi. Polis daha sonra amirlerinin telkini ile cezayı geri çekmek zorunda kaldı. Ceza ödenmedi. Bu seçimlerde CHP’ye oy vermek için kendime bir neden buldum. Deniz Baykal iktidar olursa milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırmak vaadinde bulunuyor. Bunun için partisinin milletvekili adaylarından noter tasdikli taahhütname aldığını gerine gerine söylüyor. Aslında böyle yaparak farkında olmadan adaylarının hiçbirine güvenmediğini taahhüt etmiş oluyor.


M. Sinan Gür
24.Ekim.2002




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın politik olaylar ve görüşler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sezen Aksu Konserinin Düşündürdükleri
Türkiye Kürtleri - Irak Kürtleri Arasındaki Fark
CHP ve Sol Neden Başarısız Oldu?
Misyonerlik Faaliyetleri

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yemen Türküsü
Kitap - Sevdalinka - Ayşe Kulin
Erbil (Kuzey Irak) 1
Kitap - Karl Marx 32inci Dereceden Masonmuş
Rüya Gibi - Kafkas Halk Dansları Gösterisi
Empati Kelimesinin Anlamını Hrant Dink'ten Öğrendim
Film Kitap - Turyetski Gambit ve Plevne Savaşı
Boykot Bütün Dünyada Yayılıyor
İngilizce Eğitim I, ODTÜ ve Oktay Sinanoğlu
Cola Turka Üzerine

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Nazım Hikmet'ten Çanakkale Şiiri [Şiir]
Ateş ve Ölüm (Bütün Şiirler 16. 07. 2009) [Şiir]
Seni Seviyorum Bunalımı [Şiir]
İncir Ağacı [Şiir]
Bir Dosta E - Mektup [Şiir]
10 Ağustos 1915 Anafarta Ovası [Şiir]
Sevgisizlik [Şiir]
Eskiden [Şiir]
Mor Çiçekler [Şiir]
Bir Ruh Çağırma Operasyonu [Öykü]


Mehmet Sinan Gür kimdir?

Yazmayı seviyorum. Bir tümce, bir satır, bir sözcük yazıp altına tarihi atınca onu zaman içine hapsetmiş gibi oluyorum. Ya da akıp giden zamanı durdurmuş gibi. . . Bir fotoğraf, dondurulmuş bir film karesi gibi. Her okuduğunuzda orada oluyorlar ve neredeyse her zaman aynı tadı veriyorlar. Siz de yazın, zamanı durdurun, göreceksiniz, başaracaksınız. . . . Savaş cinayettir. Savaş olursa pozitif edebiyat olmaz. Yurdumuz insanları ölenlerin ardından ağıt yakmayı edebiyat olarak kabullenmiş. Yazgımız bu olmasın. Biz demiştik demeyelim. Yaşam, her geçen gün, bir daha elde edemeyeceğimiz, dolarla, altınla ölçülemeyecek bir değer. (Ancak başkaları için değeri olmayabilir. ) Nazım Hikmet’in 25 Cent şiiri gerçek olmasın. Yaşamı ıskalamayın ve onun hakkını verin. Başkalarının da sizin yaşamınızı harcamasına izin vermeyin. Çünkü o bir tanedir. Sevgisizlik öldürür. Karşımıza bazen bir kedi yavrusunun ölümüne aldırmamak, bazen savaşa –yani ölüme- asker göndermek biçiminde çıkar. Nasıl oluyor da çoğunlukla siyasi yazılar yazarken bakıyorsunuz bir kedi yavrusu için şiir yazabiliyorum. Kimileri bu davranışımı yadırgıyor. Leonardo da Vinci’nin ‘Connessione’ prensibine göre her şey birbiriyle ilintilidir. Buna göre Çin’de kanatlarını çırpan bir kelebek İtalya’da bir fırtınaya neden olur. Ya da tam tersi. İtalya’daki bir fırtınanın nedeni Çin’de kantlarını çırpan bir kelebek olabilir. Bu düşünceden hareketle biliyorum ki sevgisizlik bir gün döner, dolaşır, kaynağına geri gelir. "Düşünüyorum, peki neden yazmıyorum?" dedim, işte böyle oldu. .

Etkilendiği Yazarlar:
Herşeyden ve herkesten etkilenirim. Ama isim gerekliyse, Ömer Seyfettin, Orhan Veli Kanık, Tolstoy ilk aklıma gelenler.


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Mehmet Sinan Gür, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.