..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bilgi sakalla ölçülmez. -Moliere
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Bireysel > Kemal Yavuz Paracıkoğlu




14 Ekim 2011
Siktiriboktan…  
Kemal Yavuz Paracıkoğlu
Yazarın kendisine ait bir anekdottur.


:BAIF:




   Eşimle birlikte, ismini vermeyeyim, resmi bir kurumun bürosundaydık. Oradaki memurla aramda geçen diyalog aynen şöyleydi:
“Adın ne?”
“Kemal Paracıkoğlu”
“Kemal, ne?”
“Paracıkoğlu…”
“Ha, evet, Parasızoğlu!”
“Parasızoğlu değil efendim, Paracıkoğlu!”
“Salak değiliz herhalde, anladık! Paracıklıoğlu!”
*
Biz işimizi bitirip çıkarken, aynı memura büroya gelen arkadaşı sormuştu:
“Kim bu, Allah’ını seversen?”
Dikilip, kapı aralığından ikisinin arasında geçen diyaloga kulak misafiri olmuştum:
“Kemal Paracıklıoğlu’ muymuş, neymiş!”
“Adını sormadım. Neyin nesi, onu söyle!”
“Ha, o mu? Boş ver! Siktiriboktan herifin birisi işte!”
“Ha, iyi o zaman!”
*
Eşim, soyadımızın bu şekilde telaffuz edilmesini içine sindiremeyerek tepki gösteriyordu.
“Ne salakmış yahu! Sen soyadının doğrusunu ısrar ettikçe, o yanlış telaffuz etti.”
“Olur, öyle şeyler, boş ver. Ha Parasızoğlu olmuş, ha Paracıklıoğlu; O da biliyor siktiriboktan bir herif olduğumu…”
“Ne münasebet? Kendini aşağılamamalısın!”
“Ben daha doğarken siktiriboktan bir herif muamelesi görerek aşağılanmışım; alışığım yani... İnan bana karıcığım, bu, böyle... Anlatayım da dinle bak: Bindokuzyüzellili yılların başında devleti yöneten her kademedeki görevliler, Türkiye’nin pek çok yerine olduğu gibi Muş Bulanık’a da hizmet götürmekten yoksun kaldıkları için, orada yaşamak zorunda kalanlar kendilerini hiçbir zaman güvencede hissetmezlermiş. Bulanık Yetiştirme Yurdu müdürü Sezai Paracıkoğlu gibi Türk Bayrağı’nın dalgalandığı her yer benim görev yerimdir, diye böbürlenen bir saf vatansever bile, karısının doğumu yaklaştığında, doğumunu uygun şartlarda yapabilmesi için onu, Muş Bulanık’tan memleketi Eskişehir’e, yakın akrabalarının yanına yollamış. Bulanık Yetiştirme Yurdu’na adeta dört duvardan ibaret bir bina iken gelip, verdiği hizmetler ve sağladığı katkılarla onu emsallerine örnek bir hale getirişi bakanlığın takdirlerini kazandığı için tayininin hemen yapılarak ödüllendirileceğini umarak, daha karısı yola çıkarken yazmış dilekçesini, kendisinin de Eskişehir’e ya da yakın çevresindeki bir yere tayin edilmesi için Bakanlığa yollamış. Karısı Fatma Hanım, eltisi ve kayınbiraderi ile bir arada durmak endişesiyle, eşinin talimatının aksine kayınvalide yanında sığınmak yerine Bahçelievler Mahallesi Civan Sokaktaki 16 numaralı evin avlusundaki indirmeyi kiralayarak yerleşmiş. Sezai beyin eli kulağında olduğu sanılan tayini bürokrasinin sumene altı kaprisleri ile olmamış ve Fatma Hanım uygun şartlarda doğum yapması için yollandığı yerde de, çocuğu, diğer çocuklarının ve komşularının yardımıyla bu evde ilkel şartlarda siktiriboktan bir itinamla doğurmuş. Tam da, kayınvalidenin ölüm döşeğinde olduğu güne denk gelmiş doğum. Nitekim kayınvalideye koşulup, torun müjdesi verildiğinde, kadıncağız, siktiriboktan bir torunu umursamamış, ‘torunu neyleyim, ölüyorum ben,’ dedikten az sonra ölmüş. Sezai Bey, ne oğlunun doğumunda, ne de annesinin ölümünde bulunamamış; çünkü tam da o günlerde, siktiriboktan bir evladın doğumuna koşturmak yerine, MİT hesabına bir dilsiz çerçi rolü oynayarak dağlardaki ünlü bir eşkıyanın iniyle ilgili istihbarat topluyormuş. Gecikmeli olarak tayininin Ankara Çayırhan’daki Yetiştirme Yurdu’na yapılmasından sonra gelebilmiş Eskişehir’e. Dünyaya gelen ve adı da Kemal Yavuz konulan bebenin nüfus kaydı da, Çayırhan’a taşınmalarına müteakiben, doğum parası almak amacıyla Çayırhan’da doğmuş olarak gösterilerek 01 Mart 1953 olarak kaydettirilmiş. Siktiriboktan bir çocuğun doğum gününü günü gününe kaydettirsen ne olur, kaydettirmesen ne olur?
O zamanlar üniversite görmüş nüfus memuru nerde? Tahsili kıt bir nüfus memuru, bulunulan yerin Çayırhan olmasına ve doğumun Çayırhan’da olduğu söylenmesine karşın, doğum yeri hanesine de “Çayıralan” yazmış. İyi mi? Doğrusunu bilmediğim doğum tarihimle, yanlış yazılmış doğum yerimle, telaffuzu mümkün olmayan soyadımla siktiriboktan biriyim işte...”
Eşimin amerikayı keşfetmişlik bilgiçliğiyle tavsiyesi gülmeme sebep oluyor:
“Doğum tarihinin doğrusunu öğrenebilirsin!”
“Nasıl?”
“Mezarlık kayıtlarından babaannenin ölüm tarihini çıkarttırırsan...”
Gülerek sözünü kesiyorum;
“Babaannem kim? Onun adını bile bilmiyorum ki mezar yerini bileyim...”
Eşimin sabrı tükeniyor;
“Eh! Gerçekten de siktiriboktan bir herifsin... ”
*



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın bireysel kümesinde bulunan diğer yazıları...
Muhittin Amca...
Hempa...
Hanımeli...
Basgitar...
Nerede O Eski Öğretmenler…
Öpücük Tutkusu...
Alma "Nur"un Ahını…
Çapkınım, Hovardayım…
Göz Hakkı...
Babamın Karizması...

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kralların Kraliçesi
Bizim Köyün Ayıları... 2.
Balkonlu Ev...
Kur'an Ayetlerinden
Nil Kraliçesi.
Facebook Tatilcileri
Babam…
Azap Yolu - 2
Madam...
Azap Yolu - 1

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Part - Time Sevişmeler [Şiir]
Bir "Hiçbir Şey" Olmak [Şiir]
Deliler Bayramı [Şiir]
Nazlı Nazlı Karılar... [Şiir]
Gülbahar'ım; Can Çiçeğim! [Şiir]
İkimiz İçin [Şiir]
Halepçe [Şiir]
Senden Önce, Sensiz [Şiir]
Çapkın Kız... [Şiir]
Gül - 1 [Şiir]


Kemal Yavuz Paracıkoğlu kimdir?

Okur yazar, okuduğunu anlar, yazdığı okunur, emekli büro memurluğundan devşirerek, kendi kendine oldu yazar. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Hiç kimseden etkilenmemiştir, kendine özgü bir yazı dili kullanır...


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Kemal Yavuz Paracıkoğlu, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.