..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Sevginin ölçüsü ölçüsüz sevmektir. -Spinoza
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Yeraltı > Şenol Durmuş




12 Aralık 2011
Hırsızlar Kralı  
Şenol Durmuş
Onlar varoşlar da, roman mahallelerin içlerinde tam gaz faaliyette sayılır. Hırsızlar, katiller, fahişeler dünyasının insanları misyonları gereği işbaşındadır. İlahiyatçılara göre tanrıya hizmet eden en kutsal işçilerdir onlar. İyi insanlar cennete hazırlanırken onlar günahları ile cehennemi dolduracaktır. Bu fani dünyada herkesin görevi belliydi.


:CGDF:
Onlara göre, diğerlerine nazaran daha çetin daha da zor olan bir meslekti. Bir binanın ikinci katında ki balkona tırmanmak için bir kedi kadar çevik olmak gerekirdi. Ya da bir dükkanın çelik asma kilitlerini kırmak veya kepengini yırtmak da o kadar zor işti. Ama bunların yanında bir o kadarda cesaret gerekiyordu. Girilen o yerde bir veya birkaç kişi ile karşılaşma riski bir yana vurulmak, linç edilmek de söz konusuydu. Eğer atletizm gibi spor dallarında mücadele etselerdi birçok ünlü rekortmen sporcu bunların ceplerinden çıkardı. Gereken cesaret içinde sporculara pek yakışmayan doping maddeleri, ceplerinde hazır onları bekliyordu. Hap...Hemde en iyileri.

Çoğunlukla ümitsiz, acı çeken kanser ya da sara hastalarının kullandığı haplar leblebi gibi yutulurdu. Bazıları çok iyi bilirdi. Beş on yıl gibi bir zaman diliminde bu hapların etkisinden bir çoğunun ölmesi de kaçınılmaz bir son olacaktı . Ama onların bir misyonu vardı. İnsanlık tarihinin en eski iki mesleği gayet iyi bilinirdi. Erkekler hırsızdı. Kadınlar da fahişe. Geçmiş tarihlerde ki korsanların, haydutların mirasçısı, torunlarıydı onlar. Haliyle imkansızlıktan dolayı şimdi kentli olmuşlardı.

Onlar varoşlar da, roman mahallelerin içlerinde tam gaz faaliyette sayılır. Hırsızlar, katiller, fahişeler dünyasının insanları misyonları gereği işbaşındadır. İlahiyatçılara göre tanrıya hizmet eden en kutsal işçilerdir onlar. İyi insanlar cennete hazırlanırken onlar günahları ile cehennemi dolduracaktır. Bu fani dünyada herkesin görevi belliydi.

Her geceyarısı İstanbul sokaklarına bir hayalet sürüsü yayılır. Temiz, saf, masum insanlar evlerinde huzur içerisinde uyurken onlar gruplar halinde sokak aralarında, kaldırımlar da otoların, binaların çevresinde dolaşıyordur. Planlı, ölçülü, mesafeli yürüyüşlerinde gözler çevreyi tarıyordur. Acaba hangi kapı hangi baca açıktır. Zengin bir evin yahut bir villanın görüntüsü ilgi çekicidir. Dayanılmaz bir cazibesi vardır, heyecan yapar. İçinde ne olduğu ne çıkacağı bilinmeyen hazine sandığı onları bekliyordur. Cesaret hapları çoktan yutulmuş olur. Villaların azılı bekçi köpekleri bazen hırlasa da bazıları da arada bir sessiz kalır. Onların kokusunu aldıkları anda bazen susarlar, teslim olurlar. Kokularıyla, parlayan gözleriyle sanki anlaşırlar. Belki içgüdülerinden belki geçmişten, atalarından onları tanırlar, hissederler. Bazı bekçi köpeklerinin onlarla gittiği de görülmüştür.

İş bitiminden sonra sabaha karşı başlar eve, mahalleye dönüşler. Yükte, hafifte, pahada ne varsa ne çalınmışsa ya bir arabanın bagajında ya bir kamyonet kasasında bazende elde çuvallarla yolculuk başlar. Sabahın ilk saatlerinde mahalleye giren insan yığınları işten yorgun argın eve geliyordur. Pavyonlarda ki dansözler,çalgıcılar, fahişeler, gaspçılar ve hırsızlar hep birlikte evlere dağılıyordur. Mahallenin devamlı müdavimleri olan uyuşturucu satıcıları onları karşılar gülümseyerek. Borçlar hatırlatılır.

Tek katlı, yıkık, harabe gecekondular da sevinç içersinde neşe ile çığlık atan çocukların sesleri duyulur. Babalar, abiler, ablalar işten dönmüştür. İçkinin, hapın ele geçen ganimetin mutluluğu ile adam coşmuştur. Kadın dahada mutludur, azgındır. Çılgınca bir sevişme başlamıştır. Bedenin her yeri, her yol mübahtır artık. Evlerden çığılıklar, hırlamalar, inlemeler birbirine karışır, sokağa yayılır.

Öğleden sonra yine bir hareket başlar. Kadın bakkala borcu kapatmak için gider. Elinde bir teyp, saat, ya da kutusunda bir çift ayakkabı vardır. Kartal burunlu, patlak gözlü, kara suratlı, yakışıklı genç bakkal "Onları şuraya koy" der. Diğer kadınların bıraktığı eşya arasına katılır getirdikleri. Eşyaların fiyatı, borçlar bellidir. Hesap kapanmıştır. Kadın bakkala gülümser, ondan evvel gelenler gibi. Belki birçoğu borcu bu şekilde kapattığına üzgündür. Kendi bedenleri ile borç kapatma seçeneği bugün imkansızdır. Nasıl olsa yarın öbür gün ona mutlaka sıra gelecektir. Ama o şehvete o isteğe dayanmak kolay mıdır? Alışkanlık ne kötü şeydir. Yeni, farklı bedenlerin alışkanlığı... Ne kumar borçlarını, ne tefecilerini ne torbacıların borcunu kapatmıştır o beden. Acı çekmenin sonrası zevke dönüşme aşamasının alışkanlığıdır belki de. Kadınların işi bitmez. Eller de yeşil kartlar ile okul kayıtları, sağlık ocağı, belediyesi onları bekliyordur. Birkaç yüzüğün, kolyenin kuyumcuya bozdurulması da aradan çıkar.

Erkekleri ise bir adam bekliyordur mahallede... Hırsızlar kralı "Kasket Yaşar."

Sokaklarda hemen herkes aynı fikirdeydi. Tanrı bu insanı adeta hırsızlık yapsın diye yaratmıştı. O mahallede hırsızların başıdır. Kısa boyu, kilosu ile çökmüş yaşlı bedeni bir yana dizinden aşağı kesik tek ayağı ile yetmişini geçmesine rağmen sadece hırsızlar değil mahalle ahalisi de ondan korkar , çekinir. Uzak durur. Korkunç suratı ile bir iblisi aratmaz. Bu adam zamanında İstanbul'un bir bölümünü soymuştur. Beyoğlu yağmasında ön saflarda yer almıştır . Hatırı sayılı bir geçmişi ve suç listesiyle camiasında üstün bir performans göstermiştir.

Mahallesinde hırsızlar için yardımlaşma, dayanışma için küçük bir sendika kurmuştur. Onun tabiri ile mesleğin inceliklerini öğretirken , yol yordam göstermiştir birçok hırsız adayına. Bu sosyal yardımlaşma sistemi ile cezaevine düşen bir hırsıza elbirliği ile yardım edilecekti . O hırsızın becerilmeyi bekleyen mağdur bir karısı ve hırsız, gaspçı olmak için sıra bekleyen iki küçük çocuğu vardı. Bunların ihtiyaçları vardı ve Kasket Yaşar her hırsızdan sendikaya bir komisyon istiyordu. Eğer bir hırsız çaldığını saklarsa ya da yalan söylerse Yaşarın bıçağı onu bekliyordur. O bıçağı sayısız hırsız tatmak zorunda kalmıştır. Bıçak ve Yaşar ikisi bir arada anılır o sokaklar da. Bir hırsızın vücudunda herhangi bir yere bıçağın girmesi çıkması saniyelik olaydır. Bazılarının o acıyı hissetmediği de olmuştur. Evine döndüğünde karnından veya bacağından kan akarken fark etmiştir birçoğu. Onlar yine şanslıdır. En azından bir kulağı ya da burnu kesilmemiştir.

Faili meçhul cinayetleri vardır Yaşar'ın. Bu geçmişiyle yaşlı, yorgun vücuduyla, tek ayağı ile tek göz odasında koca kurt köpeğiyle öğleden sonrası oturduğu divanda hırsızlarını bekler. Evin beter görüntüsü bir yana odanın korkunç leş kokusu ondan daha beter bir halde yaşayan hırsızların bile burnunu tutmasına neden olur. O divanda köpeği ile beraber yatar...Önlemini yıllar önce almıştır. Bir geceyarısı bir hırsız tarafından gırtlağının kesilmesini bu köpek önlemiştir. Bu köpekten önceki, ondan daha önceki bir köpek onu hep birilerinden korumuştur. Evine gelen bir kişinin değil ona zarar vermesi aklından olumsuz bir düşünce dahi geçirmesi köpeğin saldırması için bir nedendir. O pis kokuyu köpekten önce kasket Yaşar alır. Başka bir ilçenin hırsızı misafir olduğunda köpeği onu kısa bir hırlamayla uyarmıştır. Sohbette o anda kahkahayla gülen misafir ise bacağına giren ekmek bıçağının acısıyla kendisini sokağa güç bela atacaktı.

Hemen her hırsız çaldığını söylemek zorundadır. Kasket Yaşar'ın payı verilecektir. Malların fiyatları o evde belli olur. Onun belirlediği fiyata uyuşturucu satanlar dahil hemen herkes uymak zorundadır. Veresiyelerin, esrarın, hapın, borçların bedeli bu şekilde ödenir. Paylaşımdan sonra peş peşe esrarlı sigaralar yanar. Odanın içini koyu bir sis kaplar. Sisin içerisinde kafalar fark edilir. Onlarca kafa, el, kol dönüyordur. Sarhoşluğa rağmen birçoğu o divana hala bir metre mesafe uzak durur. Herkes gayet iyi bilir. Kasket Yaşar'ın bıçağı şartlar ne olursa olsun her an hazırdır. Soyulan yerlerin istatikleri, yeni planlar yapılır, taktikler masaya yatırılır. İstanbul haritasına bakılır. Mahallede akşam olmuştur. Bir gün bitmiştir. İşe çıkmak için saatlere bakılır . İstanbul ertesi güne hazırdır.





Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yeraltı kümesinde bulunan diğer yazıları...
Köpeklerin Aşkı
Pavlovun Köpekleri 2
Cafer Kalfanın İsyanı
Gerzekler
Pavlovun Köpekleri
Sefiller
Topal Hayri
Arıyordum
Bizim Mahalle
Açım Ben

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kurtarın Beni
İdam İsteriz
Güzel İstanbul
Sarıgöl Roman Mahallesi 2
Gel Abi...
Pavyon Sokakları
Emret Başkanım
Dilenciler Köyü
Köpekler Sokağı
Ayşe Aşk Arıyor

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Ego - [Şiir]
Çingeneler Zamanı [Şiir]
Açım Ben [Şiir]
Olmalı [Şiir]
Hani [Şiir]
Konstantin Ağlıyor... [Şiir]
Zaman Geçsin [Şiir]
Sen Gidersen [Şiir]
Kuyu [Şiir]
Karşılıksız Sevgi [Şiir]


Şenol Durmuş kimdir?



Etkilendiği Yazarlar:
CERVANTES


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Şenol Durmuş, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.