..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Sanatçının işlevsel tanımı bilinci neşelendirmektir. -Max Eastman
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Din > Kazim Bayar




5 Ağustos 2012
Ötzi'yi Habil Öldürdü  
Tarihte Mülkiyet Savaşı-2

Kazim Bayar


“Habil ismi, tarihteki meçhul iki(!) Ademoğlundan birine nasıl din alimlerince verilmişse; Ötzi ismi de Alplerdeki buzulda 5300 yıl saklı kalan bir cesede, bilim insanlarınca verilmiştir. Şayet tarihte avcı (çoban) bir Habil olduysa Ötzi’yi de öldürmüş olma ihtimali de yüzde yüzdür. Çünkü Ötzi, bir avcının attığı ok yüzünden ölmüştü…” … Bu inceleme ve eleştiri yazısının girişi; “Ötzi’yi Kim Öldürdü?” öyküsüyle başlayan ve “Tarihte Mülkiyet Kavgası-1” konusunu inceleyen makalemin devamıdır. İsteyen 1. bölümü blogtan okuyabilir… http://kazimbayar.blogspot.com/2012/07/tarihte-mulkiyet-kavgasi-1-otziyi-kim.html


:ACHF:
TARİHTE MÜLKİYET KAVGASI-2

Ötzi’yi Habil Öldürdü…

Başlığı okuyup da;
“Ötzi de kimmiş kardeşim, ne demek istiyorsun? Habil, Hz. Adem (as)’ın küçük oğludur; masum ve maktuldür, hiç katil olur mu? Onu öldüren kardeşi Kabil’dir.” dediğinizi duyar gibiyim…
Dinler tarihi konusunda doğruya ulaşmak istiyorsanız; Tevrat’ın verdiği bilgilerin tersini düşünmelisiniz. Bu nedenle Ademoğulları hakkında Tevrat’ta verilen bilgilere tersinden bakmak faydalı olacaktır.
Habil ismi, tarihteki meçhul iki(!) Ademoğlundan birine nasıl din alimlerince verilmişse; Ötzi ismi de Alplerdeki buzulda 5300 yıl saklı kalan bir cesede, bilim insanlarınca verilmiştir.
Şayet tarihte avcı (çoban) bir Habil olduysa Ötzi’yi öldürmüş olma ihtimali de yüzde yüzdür. Çünkü Ötzi, bir avcının attığı ok yüzünden ölmüştü. (1)
Kur’an’ı Kerim, Ademoğullarının Tevrat’ta tahrif edilen öyküsünü (kıssasını) Maide suresi 27. ayette şu girişle düzeltmeye başlar;
“Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), ‘Andolsun seni öldüreceğim’ dedi. Diğeri de ‘Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder’ dedi.”
Kur’an’ın bu ayetinde geçen “gerçek” (bil-hakkî; بِالْحَقِّ) sözüyle başlayan haber/bilgiler, tarihsel/arkeolojik bulgulara ve sosyal antropolojiyle örtüşen bir referansa doğru gider. Bu yüzden ayeti daha iyi anlamak için Tevrat’a değil de tarihe bakmak gerekir.
Evet, ayette de görüldüğü gibi Kur’an’da Hz. Adem’in oğullarının adı geçmez. İslami kaynaklara yerleşmiş olan bu Habil ve Kabil adı; Tevrat ilhamlı isimlerdir.
Birinci bölümde de sözünü ettiğimiz Ademoğullarının (dini kaynaklardaki) uğraşıları/meslekleri için, sosyo-ekonomik durum olarak yanlış birer (ters konumlarda) misyon tanımlaması yapılmıştır. Yani cinayeti işleyen avcıdır (çoban); öldürülen ise çiftçidir demiştik. Aslında Ademoğullarının (ilk insan topluluklarının) isimlerinden çok, içinde oldukları ekonomik faaliyetlerin konusu önemlidir. Çünkü ekonomik faaliyet tutumu, siyasal ve sosyal yapıları belirler. Verili tarih incelendiğinde uygarlık öncesi ve hemen ardından gelen dönemdeki iktisadi faaliyetlerin ne olduğu da artık kesin olarak bilinmektedir. Bu yüzden Kur’an’ın bu ayrıntıları vermesine gerek yoktur da diyebiliriz…
İslam’ın ilk dönemindeki Arap din âlimleri, (Kur’an’daki Semitik/İbrani kökenli; Yecüc-Mecuc, Harut-Marut isimlerindeki gibi) ikilemli/birlikte kullanılan ve ses uyumlu türemiş isimlere benzeştirerek, algıda dinselleştirme yoluyla “Kabil ve Habil” ad sözcüklerini tefsir kavramları arasına yerleştirmiş olmalılar. Kur’an’ı Kerim’de olmayan bu isimler, aslında birer sembol olarak; anlamı veya tanımı kısaltma (özleştirme) açısından da yüz yıllar boyunca Kur’an’da varmış gibi oldukça kullanışlı olmuştur. Şayet bu isimler gerekli, belirli ve gerçek kişiler olsaydı (örn. Hz. Nuh, Hz. Yunus, Hz. Musa -as- vd. gibi) bunlar da Kur’an’da mutlaka bildirilirdi…
“Habil ve Kabil” isimleri, dini literatürümüzde tavizsiz bir saplantıyla kullanılır. Kabil adı, Yahudi kaynaklarında “Kain ya da Kayin” ismiyle “çiftçi” olarak; küçük kardeşi Habil ise “çoban” diye geçer.
İnsanlığın bilinen/verili iktisat tarihine bakıldığında bu iki sembol ismin, geçmişin bilinen iki temel geçimlik faaliyetinin birer tarafları olduğu görülür. İnsanlığın sosyo-antropolojik sürecinin bugüne getirdiği “ekonomik ve siyasal” düzenlerin kökenini, en iyi açıklaması bakımından bu iki farklı tutum büyük önem kazanmaktadır. Tarihte; insan topluluklarının önce avcılık, ardından da tarıma dayalı bir üretimle beslenme/yaşam tarzına geçtikleri yaygın ve kabul gören bir veridir. Bu yoruma en güçlü desteği/kanıtı, insanlığın başlangıçta tek toplulukken sonradan iki farklı topluma ayrılmış olduğunu Kur’an’da; Yunus suresi 19. ayette de okuruz;
“İnsanlar bir tek ümmettiler, sonra aralarında ayrılığa düştüler; şayet Rabbinden, daha önce bir takdir geçmemiş olsaydı, ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hüküm çoktan verilmiş olurdu.”
Bu yüzden mülkiyet kavgasının merkezinde olan Ademoğulları; “avcı ve çiftçi” şeklinde birbirlerinden ayrışan ve çatışan tarafları olduğunun güçlü teziyle incelenecektir…
Maide suresindeki 27. ayeti, Tevrat’ın Tekvin bölümünden yaptığımız şu alıntıyla karşılaştırırsak, kıssanın tahrif edilmiş yönlerini daha iyi görebiliriz;
“Adem karısı Havva ile yattı. Havva hamile kaldı ve Kayin’i doğurdu. ‘RAB’bin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim!’ dedi. Daha sonra Kayin’in kardeşi Habil’i doğurdu. Habil çoban oldu. Kayin ise çiftçi. Günler geçti. Bir gün Kayin, toprağın ürünlerinden RAB’be sunu getirdi. Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle yağlarını sundu. RAB, Habil’i ve sunusunu kabul etti. Kayin’le sunusunu ise reddetti. Kayin çok öfkelendi suratını astı. … Kayin kardeşi Habil’e ‘haydi tarlaya gidelim’ dedi. Tarlada birlikteyken kardeşine sarılıp onu öldürdü…” (Kutsal Kitap; Yaratılış-4: 1-8).
Tekvin’in bu bölümündeki giriş cümlesi sorunludur. İlahi öykülemeye uygun değildir. Devamı da çelişkilerle doludur. Kayin hem lanetlenir hem de ölümden korunur. Hem yeryüzünde aylak aylak dolaşmayla cezalandırılır hem de Aden bahçesinin doğusunda Nod’e yerleşir, şehir kurar ve çocukları olur. Öldürülmekten korkan Kayin’i korumak için bir işaret(!) koyan RAB, onu öldürmek isteyenden de yedi kez öç alınacağını söyler vs.
Tevrat’ta yazılanın aksine Kur’an’da; Ademoğullarının isimleri, uğraşıları ve kurbanlarının ne olduğu belirtilmez. Kur’an burada; insanı tarihsel sosyo-ekonomik ve siyasi süreçleri araştırmaya ve düşünmeye sevk eden bir suskunluğu tercih eder. Kıssanın genelinde ise akıl sahipleri/araştıranlar için, İslami bir tarih ve iktisat felsefesi oluşumuna ışık tutacak bilgiler vardır. Maide suresinden bu kıssayı okumaya devam ettiğimizde, “katil” olan Ademoğlunun; bir “kargadan” gözlemlediği, “doğal hukuk dersi” diyeceğimiz bir sürecin/pişmanlığın (doğru olana; çiftçileri öldürmek yerine yönetmek) ardından, kendisini öncekinden daha fazla rahat ettirecek bir sosyo-ekonomik yapıya götüren; yeni bir siyasal düzene ulaşmasıdır. Böylece Kur’an’ı ve verili tarihi birlikte izleyerek, katilin (avcının) dünya üzerinde nasıl bir iktidar ve rızık/mülk düzenine giriştiğini göreceğiz…
Sosyal antropoloji ve iktisat bilimi, tarihi verilerle düşünür. Bu verilerin en güçlüsü arkeolojik olanlarıdır. Kur’an bu konuya, birbirinin benzeri şu iki ayetle işaret eder;
“De ki: “Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün.” (Enam S.; 11).
“Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.” (Âli İmran S.; 137).
Buradan hareketle uygarlığın, yani yerleşik hayatın başlangıç öyküsünü ve öncesini tarihten izleyerek Ademoğullarının; (bil-hakkî; بِالْحَقِّ) “gerçek öyküsüne” ulaşabiliriz…
Bu konu incelenirken iktisat, siyaset ve devlet alanında en ciddi teorileri ve dönemine göre en geçerli tarih felsefesini ortaya koyan büyük Müslüman Bilge İbn Haldun akla gelmelidir. “Bedevi-Hadari (köylü-kentli) ya da göçebe-yerleşik toplum” analiziyle birlikte göçebe-çiftçi yaşam tarzlarının getirdiği farklılığının devlet idaresine etkisi ve mülkiyetteki sonuçlarını temellendiren ilk sosyolog olarak, Batı ve Müslüman düşüncesinin yolunu açmıştır. (2)
Aydınlanma dönemi filozoflarının birçoğunun etkilendiği gibi, Karl Marks’ında İbn Haldun’dan etkilenmemiş olması mümkün değildir. Marks’ın, “Avcı-toplayıcı toplum dönemindeki mülksüz ve sınıfsız düzenin; tarım toplumu tarafından kurulan köleci, sınıflı ve özel mülkiyetçi sömürü düzenini ortadan kaldıracak olan tarihsel materyalizm felsefesine” iskelet kabul ettiği kuramını ileri sürerken, esinlendiği kaynakların neler olduğu konusu düşünmeye değerdir. Ayrıca Marks’ın Yahudi bir aileye mensup olmasının Tevrat’taki, “Adem’in (çiftçi oğlu) Kabil ile (çoban oğlu) Habil’in kurban (artı değer/ürün) kavgası” hikayesinden esinlenmiş olması da ihtimal dahilindedir. Çünkü Marks’ın “ilkel komünal toplumun” değişimine (avcı Habil’in ölümüne) sebep olan karşıt yapısal durum; sınıflı, eşitsiz ve köleci tarım toplumu (çiftçi Kabil ve kurduğu şehir; Hanok), Tevrat’taki durumla örtüşen bir yaklaşımdır…
Günümüzdeki, Müslüman düşünür ve sosyologların da yine Tevrat’a dayalı tefsirlerden yola çıkıp; tarihteki iktidar/mülkiyet kavgasında, sosyalizmin yanlış kurgu noktasında birleşen aciz tutumu ise hazırcılık açısından eleştiriyi hak eder.
Yahudi din alimlerinin Tevrat’ı tahrifleriyle Ademoğullarının (insanlık) tarihini; “gerçek haberden saptıran ve akıldışı bir yöne çeken yorumunu” yine Kur’an’ın düzelttiğini; “… Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.” (Âli İmran S; 137.) ayetiyle Müslüman düşüncenin (arkeolojik verilere dayalı) “gerçek tarihe” döndürüldüğünü görürüz.
Buradan, bugünkü sömürgeci ve sınıflı kapitalist düzenin tarihsel köklerini tarım/çiftçi toplumunun sosyo-ekonomik duruşunda arayan sosyalist yanılgıyı şimdi irdelemeye geçebiliriz.
...
Devam ediyor...
Kazım Bayar
http://kazimbayar.blogspot.com






Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın din kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hac ve Kurban

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Yusuf; Kuyu ve Zindan [Şiir]
Savaş ve Çocuk [Şiir]
Ötzi'yi Kim Öldürdü? [Öykü]
Türkiyeli Ermeniler, Bayrağımız ve İstiklal Marşı [Deneme]
Hz. Davud ve 99 Dişi Koyun - 1 - [Deneme]
Hz. Davud ve 99 Dişi Koyun - 2 - [Deneme]
Kur’an Ayetiyle Kadınları "Döven" Din Âlimleri - 1 [Eleştiri]
Allah; Tek Eşlilik İstiyor! [Eleştiri]
Bu Yazıyı Okuyan Müslüman Oluyor [Bilimsel]


Kazim Bayar kimdir?

Kazım Bayar Biyografi 1964 yılında Malatya’nın Arapkir ilçesinde doğdu. İlk-Ortaokul ve Liseyi Arapkir’de bitirdi. İnönü Ünv. MYO Muhasebe ve Anadolu Ünv. Eğitim Fak. Fr. Öğretmenliği Bölümlerini okudu… İnsan Yayınları, Haftaya Bakış Dergisi, Sınav Dergisi ve Bilişim Yayınlarında çalıştı. Aktif Sınavlara Hazırlık, Artınet Yayıncılık ve Kalsiyum Yayınlarını kurdu… İslam ve tarih konularında araştırma ve yazarlık yapmaktadır.

Etkilendiği Yazarlar:
M. Akif Ersoy


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Kazim Bayar, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.