..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Güzel birşeyin fazlası harika olabilir -Mae West
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Yazarlar ve Yapıtlar > Ömer Faruk Hüsmüllü




9 Mayıs 2013
Eyvah, Kitap Yazdım! - 2  
Ömer Faruk Hüsmüllü
“Kitapsız aşım, kaygısız başım!” diyerek atasözünü değiştiren bir başka okur şöyle devam ediyor: “Kitap yazmak için gece gündüz çalışacağım, bastırmak için aylarca yıllarca koşuşturacağım, cebimden para harcayacağım, okura ulaştırmak için taklalar atacağım. Ne için? Kitap sahibi olmak için. Sonra da belki yazdığım kitap nedeniyle yargılanacağım ve belki de hapse atılacağım. N’oldu şimdi? Temel’in işine döndü bu kitap işi… Yok yok istemem… Kitap mitap istemem… Kalsın…”


:ABGG:



Önce genel hatlarıyla ülkemizdeki kitap olayına bir bakalım: Türkiye’de bir yılda 500-600 tanesi roman olmak üzere yaklaşık 1000 kitap basılıyormuş. Her kitaptan ortalama 1000 adet basılsa tam bir milyon kitap eder. Bu yeni kitapların tükenebilmesi için bir milyon alıcı olması gerekir. Bu kadar yeni kitap alıcısı bulabilir miyiz? Hayır… Kanıtı da ortada: Gidin matbaalara, gidin yayınevlerine depolarının kitapla dolu olduğunu göreceksiniz. İnternet kitap satış siteleri %50’lerden fazla indirimi boşuna yapmıyorlar… Buna rağmen stoklarını tüketemiyorlar. Her yıl stoklara yüzbinlerce kitap eklendiğini bir düşünsenize!

Yazımın başlarında bedava verdiğinizde bile bazılarının kitabınızı almak istemediklerini söylemiştim. Bu konuda bir anımı nakledeyim:

2-3 sene önce bir yayınevi, Üsküdar iskelesinde bir kitap satış yeri açmıştı. Adı çok hoştu: Kitap Gemisi. Orayı gezerken sadece o yayınevinin değil, çok sayıda değişik yayınevi ve yazarın eserlerinin de bulunduğu dikkatimi çekti. Görevliye ben de kitaplarımı getirsem satmayı kabul edip etmeyeceklerini sordum. O da beni yayınevi sahibine yönlendirdi. Sağ olsunlar, yayınevi sahibi olumlu cevap verdi.

Dört kitabımın her birinden 50’şer tane, toplamda ise 200 kitabı oraya götürüp teslim ettim. İki ay sonra uğradığımda bir tane bile satılmadığını öğrendim. Dört ay sonra ise yayınevinden beni arayıp kitap satış yerini kapatacaklarını ve kitaplarımı almamı söylediler. Yani KİTAP GEMİSİ BATIYORDU…

Kitapları almak için gittiğimde dört aylık süre içinde sadece bir kitabımın satıldığını söylediler. Kitapları geri götürmek tam bir eziyet olacaktı. O yüzden iskelede kitapları dağıtacağımı söyleyince görevli kız “Hocam yapmayın! Yazıktır emeklerinize…” Diyerek beni vazgeçirmeye çalıştı. Kararlı olduğumu görünce yardım etmek için benimle geldi. İskelede önüme çıkana verdim kitaplardan. Kabul etmeyenler de oldu, hem de azımsanmayacak kadar… Yüzüme şaşkın şaşkın bakanlar, kitabı uzatınca kafasını yana çevirenler ve tek tük de olsa teşekkür edenler de vardı.

Kitapların yarısını bu yolla tüketmiştim. Geri kalan yarısını da aldım ve bir otobüse binip Kadıköy’e gittim. Bunları da Kadıköy Akmar Pasajındaki Sahaflar Çarşısında bulunan kitapçılara ücretsiz verecektim. Hiç olmazsa kitaplarım bir kitapçıda okur tarafından görülsün diye düşünmüştüm. Oradaki dükkanların hepsini inceledim. Çoğunda sahibinden başka kimse yoktu. O nedenle moraller oldukça bozuktu! Bazıları elimdeki poşetlerde kitap olduğunu görünce sanki “Biz kitaptan bıktık, bu adam da bize kitap getiriyor!” der gibiydiler. Ücretsiz birkaç kitap bırakmak istediğimi söyleyince yüzü değişenler olduğu gibi başı ile tezgahı işaret edip “At oraya!” diyenler de oldu. Tabii teşekkür edenler de…

Sevgili okur, yazımın birinci bölümünü çeşitli sitelerde yayımladıktan sonra çok sayıda mesaj aldım. Meğerse bu konudan muzdarip olan sandığımdan da çokmuş! Bir vurduk, bin ah işittik! Moralini bozduklarım olmuş, moral verdiklerim olmuş, yazmaktan asla vazgeçmeyecek olanlar varmış… Çare üretenler de var elbet.

Mesela bir okur, tanınmamış yazarlara çeşitli dergi, yayınevi ve vakıfların düzenlediği yarışmalara katılmalarını önerirken, başka bir okur aynı yarışmalarda adam kayırıldığından yakınıyor. Yani “Al gülüm, ver gülüm” hesabı…

“Kitapsız aşım, kaygısız başım!” diyerek atasözünü değiştiren bir başka okur şöyle devam ediyor: “Kitap yazmak için gece gündüz çalışacağım, bastırmak için aylarca yıllarca koşuşturacağım, cebimden para harcayacağım, okura ulaştırmak için taklalar atacağım. Ne için? Kitap sahibi olmak için. Sonra da belki yazdığım kitap nedeniyle yargılanacağım ve belki de hapse atılacağım. N’oldu şimdi? Temel’in işine döndü bu kitap işi… Yok yok istemem… Kitap mitap istemem… Kalsın…”

Devletin konuya el atmasını isteyenler de olmuş. Bunlar umutsuzca da olsa devletten bir yardım bekleyen okurlar. Devletin yapabileceği çok şey var ama yapmaz. En basitinden kitap işlerindeki KDV’yi düşürebilir. Böylece kitap maliyetleri azaltılabilir ve daha çok kişi daha ucuza kitap alabilir. Tabii bunu sorgulayan insan yetiştirmek hedefi olan bir devlet yapar. Halkını cahil bırakıp koyun gibi gütmeyi hedefleyen bir devlet neden yapsın ki…

Varlıklı kişiler bu konuda bir vakıf kurup, yeni yazarların topluma kazandırılmasını sağlayabilirler. Böyle bir teşebbüs ülkeye ve insanlığa büyük bir hizmet olur.

Hayırsever kişilerin yapabilecekleri de var. Kazanacakları sevap da oldukça fazladır. Mesela masal kitapları yazan bir arkadaş, bastırdığı eserini bir okulun öğrencilerine ücretsiz olarak dağıtmış. Bu uygulama bir hayırseverin çok hoşuna gitmiş. Arkadaşla konuşup rızasını almış ve o da, başka bir okulun öğrencilerine arkadaşın bastırdığı kitabını hediye ederek bir hayırseverlik örneği göstermiş. Geçen gün bana ulaşan bir dergide o ayki baskı ücretini üstlenen bir hayırsevere teşekkür edildiğini görünce sevindim. Umarım bu konuda daha çok örneklere ileriki günlerde rastlarız.

Sevgili okur, buraya kadar anlattıklarımdan sonra hâl⠓Eyvah, kitap yazdım!” diye feryat ediyorsan, yazı amacına ulaşmamış demektir. “Yazdım, daha da yazacağım ve yazdıklarımı bir şekilde okura ulaştırmanın mücadelesini vereceğim. Zorluklar beni yıldıramaz, yolumdan döndüremez.” Demenizi isterdim.

Son sözler Oruç Baba’dan:

*-Bilgi ağacını atalar diker, çocukları ve torunları ise bakımını üstlenir. Bizim için dikilenlere en iyi bir şekilde bakmalıyız; ayrıca, çocuklarımız ve torunlarımız için de bilgi ağacı dikmeliyiz.

*-Bilgi çiçeğinin kokusunu bilen, onu düşünce bahçesine eker.

*-Bilimden uzaklaşan toplumlarda doğan boşluğu, hemencecik dogmalar doldurur.

.Eleştiriler & Yorumlar

:: Sayın Kâmuran Esen
Gönderen: Ömer Faruk Hüsmüllü / , Türkiye
12 Ekim 2014
Sizi kitap yazıp bastırma konusundaki kararlılığınızdan dolayı kutluyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi bu işin maddi getirisi yok, aksine kaybı çok... Buna rağmen devam edebilenler önünde sonunda (para kazanamasalar bile) kendilerini okutmaya muvaffak olacaklardır. Selam ve saygılarımla...

:: ...........
Gönderen: Kâmuran Esen / ,
11 Ekim 2014
Merhaba; Yazdıklarınız bana o kadar tanıdık ve o kadar kendi yaşamımdan geldi ki. Buna rağmen yazmaya, kitap yayımlama saçmalığına(!) devam ediyorum. Yakında, yöresel ağızla yayılmış bir kitabım daha çıkacak inşallah. Satmak için değil, eşe dosta hediye etmek için; yazdıklarımın kalıcı olması için. Saygılar.

:: Sayın Serdar Özdemir
Gönderen: Ömer Faruk Hüsmüllü / , Türkiye
23 Mayıs 2013
Sizi gerçekten azimli ve güçlü gördüm. Bu bana sevinç verdi. Yılmadan, usanmadan yazacağınıza ve yazdıklarınızı bir kitap haline getirdikten sonra bastırmak için elinizden geleni yapacağınıza yürekten inanıyorum. Başarı dileklerimle...

:: Teşekkürler
Gönderen: serdar özdemir / , Türkiye
22 Mayıs 2013
bende bir kitap yazıyorum şuan anlatıklarınızdan bihaber bile değildim :) zaten yazınızı tesadüfen gördüm ve okudum ve hem üzüldüm hemde güçlendim çünkü önüme çıkan engellerden haberdar oldum sayenizde.Zorluklar çıkabilir bu artık doğaol olmuş çünkü günümüz türkiyesinde kalem değil silah konuşuluyor. Bu bilgilendirme ve güçlendirme için çok teşekkürler.

:: Teşekkür...
Gönderen: Ömer Faruk Hüsmüllü / , Türkiye
10 Mayıs 2013
Değerli yorumunuza çok teşekkür ederim. Amacım yazıp da okutamayanlar için bir çare aramaktı... Bulamadık, ama gene de umutluyuz... Selam ve saygılarımla...

:: Kitap yazmak, yayınlatmak
Gönderen: Güven Solak / , Türkiye
9 Mayıs 2013
Yazınızı hüzünle okudum. Sanırım yazan kimsenin, yalnız yazmak için yazmaktan, yalnız kendisi için yazmaktan başka bir çaresi yok. Ne yapalım, biz de kendimiz için yazarız, bazen de 'Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?' diye isyan ederiz.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yazarlar ve yapıtlar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Mağaranın Kamburu Romanından Seçmeler…
Kitaplarımı Basacak Yayınevi Arıyorum
Bu Adamlardan Hangisi Deli?
İzedebiyat'da Kimleri Okuyorum
Seksen Beş Yaşındaki Bir Yazarın Feryadı
Eyvah, Kitap Yazdım! - 1
Bahtiyar Vahabzade'yi Dokuz Sene Önce Kaybettik

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kitapları Yakın, Kütüphaneleri Yıkın!
İktidara Gelebilmek İçin Tüyolar!
Korkuyorum,korkuyorsunuz,korkuyorlar - 3
Kitapsız Bir Din Doğdu,haberiniz Var mı?
Kitapsız Türkiye
Kızılderili Soykırımı / American Natives Genocide
Ekmeklerini Çöpten Çıkaranlara Selam Olsun
Facebook’a Bir Önerim Var
Eleştirinin Eleştirisi - 3
"Gibi" Yapmak

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Kusurî"den Tırtıklama [Şiir]
Zam Zam Zam... [Şiir]
Tırtıklama (Kazak Abdal'dan) [Şiir]
Yoklar ve Varlar [Şiir]
Âşık Dertli"den Tırtıklama [Şiir]
Dostlarım [Şiir]
İstanbul,sana Âşık Bu Kul [Şiir]
Namuslu Karaborsacı [Şiir]
Elem Bağları [Şiir]
Toprağın Oğlu [Şiir]


Ömer Faruk Hüsmüllü kimdir?

Uzun süre Oruç Yıldırım adını kullanarak çeşitli forumlara yazı yazdım. İddiasız iki romanım var. Çok sayıda siyasi içerikli yazıya ve biraz da denemelere sahibim. Emekli bir felsefe öğretmeniyim. Yazmaya çalışan her kişiye büyük bir saygım var. Çünkü yazılan her satır ömürden verilen bir parçadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Az veya çok okuduğum tüm yazarlardan etkilenirim.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Ömer Faruk Hüsmüllü, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.