..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Değişim dışında hiçbir şey sürekli değildir. -Heraklitos
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Günlük Olaylar > Vildan Sevil




10 Ocak 2014
Fış Fış Kayıkçı, Kayıkçının Küreği…  
Savcı ve polis, hırsızı; polis, savcıyı hırsızı; hırsız, savcıyı polisi kovalar…

Vildan Sevil


Ardından, bir arkadaşımdan bir yorum düşer sayfama: Köyde söylediler... ‘Adam karizmatik ,çok yetenekli. Yesin biraz. Herkes yiyor ki...’ Donakaldım, yesin biraz’a. Nasıl bir toplumuz biz, hırsızlığa alışmış.... ‘Sen çaldın mı hiç Naci abi’ dedim. ‘O nasıl laf başbakan mıyım lan!!!!’


:ICH:
Bir zamanlar İstanbul’da, Eminönü-Karaköy arasında yolcu taşımacılığı kayıklarla yapılırmış. Yolcu kapmak nedeniyle ya da başka nedenlerle aralarında kavga çıkar, küreğe sarıldıkları gibi sağa sola savururlarmış. “Ne oluyor diye etrafa toplanan ahali, onları seyredeyim derken kürekten darbelerinden kısmetine düşeni alır, kafa göz yarılırmış. Ne var ki her gün bir arada iş yapmak zorunda olan kayıkçılardan hiç kimseye bir şey olmazmış nedense.

Günümüzde, kentin kalabalık noktalarında, çarşı pazar gibi yerlerde bu yöntemi yankesiciler uyguluyor şimdi. Birbirleriyle kavgaya tutuşup ahaliyi başlarına topluyorlar. Artık, ceket pantolon cepleri, çantalar derken Allah ne verdiyse nafakayı doğrultuyorlar.

Paralel devlet… Derin devlet… Derinin de derini devlet… Parsellenmiş devlet…

Komplo... Şantaj... Kumpas… Yalan dolan, iftira… Entrika… Faiz lobisi…..

Cemat… Tarikat… Ampul…

Ayakkabı kutuları, dolarlar… Milyon dolarlar/lar/lar/lar…

Hesaplar… İsviçre’de, Amerika’da, bilmem nerelerde…

Malikâneler, villalar… Kısıklı’da, koylarda, Penisilvanya’da, şurada burada…

Hastaneler hastanecikler, şirketcikler şirketler…

Gemiler, gemicikler… Mini minicikler…

Mücevhercikler mücevherler ve mücevher şirketçikleri…

Araziler, kentsel dönüşümler, Hes’ler, ihaleler…

Komisyonlar, rantlar, rantlar…

Ve oğullarla gelinler ve kızlarla damatlar…

Siirtliler, Rizeliler, şuralılar buralılar…

Dayılar, amcalar, yeğenler, bacanaklar, enişteler, eltiler… Yedi sülalenin sülalesi…
………………………………..
Zamlar yağmur olur yağar, euro dolar yükselir, cebimizdeki 100 TL çaktırmadan 75TL’ye iner.

Savcı ve polis, hırsızı; polis, savcıyı hırsızı; hırsız, savcıyı polisi kovalar…

Yargılamalar… Yargılamamalar… Yalanlar yalanlamalar… Hukuklar guguklar…

Derkeeennn…

Her şey satılır savılır, talan edilir. Sen sağ, ben selamet…

Veee… Kayıkçıların kürekleri havalarda uçuşur, ahalinin kafası gözü yarılır.

Veee… Çocukluğumdan bir ninni dolar kulaklarıma: “Fış fış eder kayıkçının küreği/ Akşama fincan böreği/ Yavrum yesin büyüsün/ Tıpış tıpış yürüsün”

Facebook’ta Ak Gençlik sayfasından bir şablon düşer sayfama: “Başbakanımız yolsuzluk yapmışsa da halkı için yapmıştır. Aksini iddia eden müslüman değildir.”

Ardından, bir arkadaşımdan bir yorum düşer sayfama: Köyde söylediler... ‘Adam karizmatik ,çok yetenekli. Yesin biraz. Herkes yiyor ki...’ Donakaldım, yesin biraz’a. Nasıl bir toplumuz biz, hırsızlığa alışmış.... ‘Sen çaldın mı hiç Naci abi’ dedim. ‘O nasıl laf başbakan mıyım lan!!!!’

Ben de duyarım sık sık: “Yahu çalmayan mı var? Çalıyor ama iş de yapıyorlar.” repliğiyle başlayan konuşma, duble yollar, geçitler, tüneller her hastaneye nasıl gidebildiklerini anlatmayla sürer gider.

Kürekler havada sağa sola savrulur, kayıkçıların kafası gözü yerindedir.

Ahaliye gelince… Kafanın gözün ne önemi var canım…

Takdiri ilahi…
………………………………………..
Ya muhalefet ahalisi?

Bütün renk ve çeşitleriyle sol… Sol görünüp sağ sağ vuranlar… Sol’muş gibi yapanlar… Çoğu kayıkçıların kavgasından medet ummaktadır.

Kimileri bunlardan birinin peşine utangaçça takılmalarına kılıf arayıp durmakta, kimileri ise kayıkçılarla ittifakın yolunu açmaya çalışmaktadır.

Ya da hep beraber, emeğin en geniş birlikteliğini oluşturmak, “Yeter artık, biz varız!” demek yerine pazar yerinde ya da kayıkçılarının etrafında seyre durmaktadır.

Takdiri ilahi işte!...

10.01.2014
Vildan Sevil




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın günlük olaylar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Referandum Gününden Hoş Sedalar
Birgün Ben, Belki Bir Sığırcık Kolonisinin İçinde, Belki Yıldızlarla Birlikte Göklerde…
30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı (Dev, Baş İstiyor/ G. Akın)
18 Mart 1915. Çanakkale O Gün Geçilmedi. Ya Bugün?
Almanya, Hollanda, Türkiye Gerginliği ve Ah Şu Benim Şeytan
Ah Sevgilim, Aşkım Benim! 14 Şubat’ta Nerelere Gidelim?
Bir 8 Mart Daha Geçti, Ama Nasıl Geçti?
Twetter’dan Esinlenerek 32 Kısım Tekmili Birden Sorular
Tahir Elçi ve Kendi Masumumuz, Kendi Mazlumumuz
Sultanahmet"ten Femen Geçti Amma!.. Biz Ne Anladık Bu İşten?

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Erkek Egemen Toplumdan Erkek Dininin Egemen Olduğu Topluma
Değerli Atilla Karaduman Bey, Gerçekten "8 Mart’a Lanet Olsun" Mu?
2017’nin 8 Mart’ı Bu Ülkede Çığlık Çığlığa #hayır’dır
N. Ç!.. N. Ç!.. N. Ç"ler!.. Hepimiz Tecavüzcüyüz!..
Savcı Mehmet Kiraz, Şafak, Bahtiyar, Elif… ve Dün, Bugün, Yarın…
Geçmişin İzdüşümünde Bir Kısır Döngü
İzedebiyat Üyelerine Açık Mektup: Koşun, Face Dayatmasına Karşı Durun!..
İzedebiyat Yönetimine ve Üyelerine Açık Mektup
Cumhuriyetin Rövanşı Ya da Şeriata Doğru Adım Adım Mı?..
Teslis Sendromu >> Ücretsiz E - Kitap: Hulki Can Duru

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Duruşma [Şiir]
Dedem Düşlerime Giriyor [Öykü]
İlk Sosyalist Muhtar Fevzi Ağabey [Öykü]
Çocukların Çığlığından Göklerin Tılsımına [Öykü]
Dolunayda Uyku Tutmaz [Öykü]
Düşselin Gerçeğinde, Gerçeğin Düşselliğinde [Öykü]
Oy Madimak, Madimak!.. Sen Artık Türkülerle Değil, Ateşlerle Anılmaktasın [Öykü]
Ben Ölürken [Öykü]
Gece, Mehtap, Selene, Apollon ve Ben [Öykü]
Aşk"a Geldin, Hoş Geldin!.. [Öykü]


Vildan Sevil kimdir?

Koşuşturmaktan yoruldu. Altmışından sonra, çok yabancısı olduğu teknolojiyle, sanal ortamda kalem oynatmaya kalktı. İletişim kurmak, duygu, düşünce, birikim paylaşmak, genç kuşaklardan yeni şeyler öğrenmek istedi. Yazarlık deneyimine burada adım attı. İşte böyle sınır tanımaz bir "dinazor ". . . Başarır mı acaba ?

Etkilendiği Yazarlar:
Marx, Engels, Freud, Nietzsche, Adorno, Horkheimer, Foucault, Antik Grek, Rus , Fransız yazını, Amado, Marquez, Llosa, Asturias, Lübnanlı Amin Maalouf...Elbette Nazım, Aragon, Neruda ve nice ozan/şair...


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Vildan Sevil, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.