..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Umutlar, tersine çevrilmiş anılardır. -Anonim
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Anı > Vildan Sevil




14 Ağustos 2014
Ah İbrahim/ Kara Gözlü İbrahim/ Göklerden mi Geldin?/ Yıldızlardan Mı?..  
Güllü, sağ koltuğunun altına sıkıştırdığı, avaz avaz bağıran, kıyameti koparan İbrahim’i kucağıma fırlatırcasına bırakıyor.

Vildan Sevil


Dışarda kalan, yalınayak başı kabak, kıçları açıkta, elinde bir dilim kuru ekmekle koşturan diğer çocuklara ya en büyük çocuk ya da aileden birileri bakar. Bebek geldiğinde bu çocuklardan beş yaşından küçüğü varsa o da annenin yanındadır. Çoğunlukla mutlaka vardır bir çocuk daha. İki çocuk arasında yaş farkı, iki üç yılı geçmez genellikle.


:FIE:
Güllü, sağ koltuğunun altına sıkıştırdığı, avaz avaz bağıran, kıyameti koparan İbrahim’i kucağıma fırlatırcasına bırakıyor.

Ranzanın alt katında, sırtımı yastığa dayayarak oturmuş kitap okuyorum.

Kadınların bağrış çağrışı, şakalaşma, kavga, tencereye vurularak çıkarılan dümbelek eşliğinde şarkı türkü sesleri…

Bangır bangır bir TV, kadınların ellerindeki radyolar…

Bunalan, istekleri bitmeyen çocukların ağlayışları, oyun çığlıkları, kahkahaları…

Bir cümbüş, bir cümbüş…

Dört bir yanı yüksek duvarlarla kaplı, üstü açık iç avlu buz gibi. Sıcak olsa bile aynı gürültü oraya taşınacaktır. Tek farkı gökyüzü ve dışardaki hava. Çaresiz içerdeyiz. Bu koşullarda okumaya alışmak büyük çaba gerektiriyor, zonklayan beynime söz geçirmek zor ama sürekli yün örmek, dedikodu, dert dinlemek, sivil mahkûmların kimine mektup, kimine dilekçe yazmakla da zaman dolmuyor. Zamanı bölüştürüp kullanmaya çalışıyorum.

Anasının fırlattığı İbrahim’i tutacağım diye kitap elimden yere düşüveriyor.

İbrahim’den kurtulan Güllü, kitabı alıp kucağıma koyarken söylenip duruyor bir yandan da...

-Bu bi türlü susmuyooo be abam... Kaç saattir seeen de duyuyooosundur çığırmasını. Koğuşu ayağa kaldırdı be abaaam... Dedim, abam sustuuurur sustuuurursa...

Pantolonunun belini aralayıp, bezini kokluyorum İbrahim’in.

-Koklaaama be abacığım, sana verir miyim altı kirli, döversin beni billa... Şincik temizledim, iki gööözüm önüme aksın, Allaaah çarpsın...

-Peki tamam Güllü, tamam... Karnı ne alemde?... Doyurdun mu?

-Doooyurmam mı be abam... Her bişii tamam... Sana getirceem diye üstünü bilem değiştirdim billa... Susmuuuyo işte piç kurusu... Bana kızıyon ama canıma tak dedi artıkın Allah çarpsın. Vurdum kıçına kıçına...

-Yine mi vurdun? Hadi, yıkıl karşımdan Güllü, kaybol! Biz anlaşırız İbrahim’le.

Güllü, ufak tefek, kapkara, yirmili yaşlarının sonunda ama dişlerinin çoğu dökülmüş bir çingene. İbrahim’i susturacağım diye, kaç çocuk emzirmiş, iyice kuruyup sarkmış memesinin biri hep dışardadır, ağladıkça İbrahim, tıkar ağzına o kuru kara memeyi.

Güllü, mahpushaneyi mesken tutanlardan. Mesleği hırsızlık. Aile geleneği...

Hırsızlığı meslek edinmiş çingene kadınlar, gebelik dönemlerinde kendilerini tutuklatma zamanlamasını öyle iyi yaparlar ki içerde yatma süresini en az zararla hatta kârla atlatırlar.

Hangi teknikle hırsızlık yaptıkları, hangi ailelerin hangi tekniği kullandığı, işe çıktıkları bölge polis tarafından gayet iyi bilindiğinden yakalanmaları kaçınılmazdır. Onlar da bu süreden kârla çıkmanın yolunu böyle bulmuşlar.

İçerdeyken bebeğin zor zamanları geçirilmiş, karınları doymuş, memeler sütlenmiş olur.

Dışarda kalan, yalınayak başı kabak, kıçları açıkta, elinde bir dilim kuru ekmekle koşturan diğer çocuklara ya en büyük çocuk ya da aileden birileri bakar. Bebek geldiğinde bu çocuklardan beş yaşından küçüğü varsa o da annenin yanındadır.

Çoğunlukla mutlaka vardır bir çocuk daha. İki çocuk arasında yaş farkı, iki üç yılı geçmez genellikle.

Güllü bu kez, tek çocukla içerde nasılsa…

-Yahu Güllü, yapmasanız olmaz mı şu işi?... Yılın yarısı içerde, yarısı dışarda... Çekilir mi bu hayat?... Bir sürü de çoluk çocuk dışarda... Öyle ser sefil…

-Ne yapaaam be abam?... Ekmek Kuran çarpsın, burdaki yemek yok dışarda be abam... Karavana maravana, üç öğün yiyoooz işte... Bizim herifler girse çıkarmak bilmiyolar. Hepten işten kalıyoooz, aç kalıyoooz. İş kadınlara düşüyoo. Başka iş mi var be abam? Olsa alıyooola mı? Sülalemiz bellenmiş bi kere. Yapmasak yine bizi tutarlar Allah çapsın. Bööle gelmiş, bööle gidiyo işte...

İbrahim’in derdi, uyku saati geldiği halde uyuyamaması. Nasıl uyusun zavallı? Aylardır dört duvar arasında. Tıkış tıkış kadın dolu, havasız, pis kokan, gürültülü, sayısı altmışın altına düşmeyen bir koğuş. İyice bunalmış yavrucak.

Sağ kulağını kapatacak biçimde sol kolumun üstüne yatırıyorum İbrahim’i. Güllü sık sık aynı gerekçelerle kucağıma attığından kokuma alıştığı için mi bilmiyorum, İbrahim’in çığlıkları azalıyor yavaş yavaş. Sağ elim, sol kulağı, başı ve sırtı arasında düzenli bir ritim ve sırayla dolaşıyor, dolaşıyor…

“İbrahim” adının bolca geçtiği, onun için uydurduğum müthiş ninniyi geniş ağız hareketleriyle, gözünün içine baka baka, gülümseyerek söylüyorum.

Ah İbrahim
Kara gözlü İbrahim
Göklerden mi geldin İbrahim?
Yıldızlardan mı geldin İbrahim?
Kara gözlü, tombik yanak
İbrahim
Yeller mi getirdi seni İbrahim?
Denizler mi, ırmaklar mı?
Ah İbrahim
Kara gözlü İbrahim

İbrahim sesini kesiyor. Kapkara yüzündeki kapkara gözleri, gözlerimle ağzım arasında gidip geliyor. Başparmağı ağzına gidiyor İbrahim’in. Göz kapakları ağır ağır inip, ağır ağır kalkıyor. İnip kalkıyor... İnip kalkıyor… Uyku, bütün ağırlığınca geldi çöktü artık o kapkara gözkapaklarına.

Avucumu, İbrahim’in yüzünün açıkta kalan bölümüne ve kulağına kapatıyorum bastırmadan. Gece gezen, kocaman, yirmi beş otuz santim boyundaki, ıslak, leş kokulu, simsiyah lağım fareleri, pek seviyor bebelerin körpe burnunu, körpe kulağını.

Şimdi İbrahim mışıl mışıl uyuyor.

Bense farelere karşı nöbetteyim bu gece.

11.01.2011
Vildan Sevil




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın anı kümesinde bulunan diğer yazıları...
İlk Sosyalist Muhtar Fevzi Ağabey
Oy Madimak, Madimak!.. Sen Artık Türkülerle Değil, Ateşlerle Anılmaktasın

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Dedem Düşlerime Giriyor
Çocukların Çığlığından Göklerin Tılsımına
Dolunayda Uyku Tutmaz
Düşselin Gerçeğinde, Gerçeğin Düşselliğinde
Ben Ölürken
Gece, Mehtap, Selene, Apollon ve Ben
Aşk"a Geldin, Hoş Geldin!..
Aşk"a Geldin, Hoş Geldin!..

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Duruşma [Şiir]
Okurun Sevinç Çığlığı ve Yazarın, Kitabın Çilesi [Deneme]
Sen Kaç Kere Doğdun Sevgili Okur?.. [Deneme]
Ant Olsun ve Şart Olsun ki Umursamayacağım!.. Nerde Benim Şu Cımbızla Ayna?.. [Deneme]
Yine Tecavüze Uğradım!.. Yine Tecavüz Ettim!.. [Deneme]
Konuğum Var: Cengiz Akın, Post - Modern Edebiyatta "Zaman" Kavramı, Zaman - Bilinç İlişkimiz [Deneme]
Kassandra'nın Güncel Kehaneti [Deneme]
İpek Nehir, 1 Mayıs, Vay İstanbul... [Deneme]
Poetika// Sanatsal Yaratı Üstüne Fikir Uçuşmaları (Iv) [Deneme]
Ahhh İstanbul... Çekme Beni Böyle Kendine Kendine... Yorgunum... [Deneme]


Vildan Sevil kimdir?

Koşuşturmaktan yoruldu. Altmışından sonra, çok yabancısı olduğu teknolojiyle, sanal ortamda kalem oynatmaya kalktı. İletişim kurmak, duygu, düşünce, birikim paylaşmak, genç kuşaklardan yeni şeyler öğrenmek istedi. Yazarlık deneyimine burada adım attı. İşte böyle sınır tanımaz bir "dinazor ". . . Başarır mı acaba ?

Etkilendiği Yazarlar:
Marx, Engels, Freud, Nietzsche, Adorno, Horkheimer, Foucault, Antik Grek, Rus , Fransız yazını, Amado, Marquez, Llosa, Asturias, Lübnanlı Amin Maalouf...Elbette Nazım, Aragon, Neruda ve nice ozan/şair...


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Vildan Sevil, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.