..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Gerçek bir sevgide diğer insanın iyiliğini istersin. Romantik sevgide diğer insanı istersin. -Margaret Anderson
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Roman > Fantastik Roman > Osman Altınbaş




2 Mayıs 2015
Cypraqual Kolye: 13. Bölüm 1. Kısım  
Osman Altınbaş
Nerdeyse kürelerinden gördüklerinin şaşkınlığıyla üç karanlık büyücü düşecekti.Hep bir ağızdan şu cümle sanki biri boğazlanıyormuşçasına çıktı. ‘Dacassyre’ ye haber vermeliyiz.’


:IHJ:
Sabah aydınlık yüzünden Valbritma şehrinin ikinci bölgesindeki sokaklara gülücükler bırakırken Marjuarane ve arkadaşları hanın kapısından çıkıp caddelere adımlayarak bunlardan nasibini almaya başlamıştı.

“Demircinin bize söylediğine göre bulunduğumuz yerde geniş bir alanda bir ejderha heykeli görmeliymişiz.Onu geçtiğimizde üçüncü bölgeye ayak basmış olacakmışız.” Dedi Marjuarane esefle

“Bir şehri üç bölgeye niye ayırma gereği duyuyorlar ki?” dedi casus prensesin eli onun elinde diğer ikisinin yanında yürüken.

“Adamın dediğine göre doğu üç ana bölgeye ayrılıp üç insanın yönetimine verilmiş ejderha tarafından.Bahsettiğim buranın hakimi olarak kendini gören Dacassyre değil onun emrindeki diğer ejderhalar tarafından onun onayıyla bu seçimler gerçekleştirilmiş.Onlar da kendi yönetimindeki bölgeleri idare etmeleri için başka birilerini görevlendirmiş.Bu şehrin bir nevi denetmeni bağlı olduğu Moorchalt bölgesinin yöneticisi Lord Thalmane adındaki insanın oğluymuş.O şahsiyette üçe bölmüş falan filan.” Dedi Laphlan demirciden Marjuarane ile beraber duyduğunu iki elfe sunarken

“İt ite bırakmış it de kuyruğuna.”

“Şu şuna vermiş bu bundan almış boşverin. Tam olarak neredeymiş bu kür yapan sezgisel yetenek sahibi?” dedi prenses inceliğinden bir tutam bahşederek sesinden.

“Öncelikle üçüncü bölgeye geçiş yaptıktan sonra düzenlenme aşamasında bulunan bir tapınak görecek mişiz.Ana kapısından düz bir şekilde ilerleyerek bir sokağın köşesine çıkacak mışız.Orayı dönüp ilerleyince bir yalakla müşerref olacak mışız.Onu da geçip aynı yolda ilerlemeye devam ettikçe bir ara sokağa rast gelecek mişiz.Oranın sonuna vardığımızda kür yapan kişinin mekanıyla karşılaşacak mışız.”

“Daha kısa yolu yok mu bunun.Ne biliyim ejderha heykeli geçtikten sonra rast gelemez miydik şu dükkana.”

“Yapacak bir şey yok. Demircinin tarifi bu.”

“Anlamadığım bir tapınağın adı kötüye çıkmış bir şehirde ne işi var?Ayrıca yüzyıllardır görünmeyen hangi tanrıya adanmış?Niye her taraf sessiz bu arada?Ne biçim kanunsuz şehir burası ya.”

“Tüh bu düşündüklerini sormayı unutmuşuz elf.Nasıl aklımıza gelmedi bu önemli sorular Laphlan ,tapınağı duyduğumuzda.”

“Tamam dalga geçme sadece aklımdakileri dile getirdim.Neyse…”

“Bir ejderha göreceğime bu kadar sevinmezdim.” Dedi Laphlan yanındakilerle beraber heykeli gördüğünde.Üçüncü bölgeye geçmişler ve yürüdükleri bu yerde de kesif sessizlik dolanıyordu etraflarında.Geniş ve boş alanın sonundan sonra gelen dar sokağa adım attıkları anda çığlıklar kulaklarına bir bebeğin açlıktan ağlaması misali baskı yaptı. Terk ettikleri boş alan o bölgedeki diğer taraftan hızla gelen ölümlülerle dolmaya başladı aniden.Arkalarını dönüp baktıklarında onların yürüdükleri dahil alana çıkan her sokaktan geceleyin handa gördükleri yaratıklar gürül gürül çağlayan pınar misali dökülmeye başladı.Dörtlünün girdiği dar sokağın sonlarında da bu ucubelerden vardı.Marjuarane gündüz vakti ölümlülere saldıran bu yaratıklardan tiksinerek önce kılıcındaki kaplan figürünü bir nevi uyandırırken silahına ateş gücünü vermesi için bir anda söyleyeceği kelimeyi unuttu.O hatırlamaya çalışırken diğer üçü saldırılara hazırlık adına silahlarını arzı endam ettiler.Dört kristal yaprak şekilli kolyedeki üçüncü kristalin içinde hapsolan yarı tanrısal varlık savaşçının zihnine fısıldadı ‘Mia Rander ‘ sözünü.Marjuarane ardından ‘Animres’ diyerek kabzadaki kaplan figürünü alev renginde hareketlendirdi.Kılıç ateş saçmak için kolyenin verdiği güçle hazırdı.

Metamorfozdan Önce
Tanrıların Boyutu

Kötülük Tanrısı Asdachen tek bir dünyaya hükmetmekten hiç de memnun değildi.Sadece ejderhaların ve doğası kötü yaratıkların bulunduğu boyuttan sorumlu olmak istemiyordu.Diğer üç tanrının (İnsanların,Elflerin ve Cücelerin bulunduğu üç boyuttan sorumlu olan) hakimiyet alanlarını da şiddetle ölümlülerin ifadesiyle arzuluyordu.Bunun için bir plan yapmaya karar verdi.Öncelikle dört dünyayı tek bir dünya haline getirmeliydi.İlk aşaması için dört yarı tanrısal varlığı çağırdı.Asdachen tarafından kendilerine farklı farklı güçler bahşedilen bu varlıklar huzuruna çıkarıldı.Yüce Tanrının diğer dördü arasındaki yaptırdığı antlaşmaya göre her hangi bir tanrı diğerinin alanına ölümlülerin tabiriyle burnunu sokmayacaktı.Bundan dolayı Asdachen yarı tanrısal varlıkların güçlerini tekrar geri alıktan sonra ayrı ayrı aldığı dört gücü insanların yaşadığı boyuta sokabilmek için birer birer maddeye çevirdi.Ve bunların içine tek tek güçlerini aldığı yarı tanrısal varlıkları koydu daha doğrusu hapsetti. Kendisinden daha düşük iki tanrının -boyutlar arası geçişi sağlayacak olan- yardımıyla dört materyalin insanların bulunduğu boyuta atılmasını sağladı.Ölümlülerin dünyalarından birine giren maddeler kristal yapıda içinde yaratıkların hapsolduğu yaprak şekline dönerek dağıldı.Asdachen kendi güçlerinin içine hapsetmişti onları.İnsanların boyutundan Ansomal adındaki bir büyücü yanındaki şamanla (Tanrının tezahürü) tek tek yaprakları toplayıp dört kristalin birleşiminden oluşan bir kolye çıkmıştı ortaya.O yarı tanrısal varlıkların kendi gücü olan kristalin dışıyken içinde de sahipleri vardı ölümlülerin boyutunda zamanı gelinceye kadar da dışarıya çıkamayacaklardı.Onlar kolyeyi taşıyana güçlerini daha çok sadece ölümlülerin göremediği uzantılarla yönlendirerek bahşediyorlardı.Bu saf habisten yaratılmış varlıkların savaşçıyı ölümden kurtarmak için güçlerini uzantılarla bu boyuta aktararak Cypraqual’ ın geçmişine,daha önceden dört boyut olması haline ya da geleceğine götürmesinin ve yaşadığı dünyada kendisinin bir tezahürünü bırakmasının ve gittiği zamanda kalabilmesinin onun için bir bedeli olacaktı.

Asdachenin planının ilk aşaması başarılı olmuş ve Cypraqual adındaki tek dünya oluşmuştu.Sıra ikinci aşamadaydı.

“Hadi Marjuarane, çağır şu hayvanları.Tepemize binecekler birazdan bu ucubeler!”

Marjuarane dört hayvanı çağırmadan önce ‘Mia Rander’ diyerek kolyedeki dört kristaldeki yarı tanrısalların gücü sayesinde üstündeki görünmez elbise boyutlar arası geçiş kapısı şekline dönerek ve bu kelimeyle açılarak kaplan için ‘Sermina’, puma için ‘Valadius’,vaşak için ‘Puchander’ ve çita için ‘Leipa’ diyerek onların kendi yaşadığı bu boyuta girişini sağlamıştı.

Büyülü hayvanlar olaya tabiri caizse el koymuştu.Prenses Desurun achianlara zehirli oklarını saplamasına rağmen onlar isabet ettiği zaman çok kısa bir süre aldıkları darbeyle duraksayıp gelmeye devam ediyorlardı.

“Bunlar yaşayanların kanlarını emdikçe dönüştürüyorlar.Kendilerine benzetiyorlar.Onlardan olmak istemiyorum.” Dedi korkuyla Laphlan

Büyülü yaratıklar dörtlünün etrafında dönüyor ve achianları yaklaştırmamaya çalışıyorlardı.Kolyedeki üçüncü kristaldeki yarı tanrısal Marjuarane e daha önce handa fısıldadığı gibi achianların boğazı kesildikleri zaman öldüklerini söyledi.Savaşçı, arkadaşlarına onların boğazlarını kesmelerini kendinden örnek vererek işaret etti.Dörtlü iyice çembere girmişti.Büyülü hayvanlar ucubeleri bertaraf etse de uzadıkça bu boyutta kalma zamanları kısalıyordu.Achianlardan elf olanı hayvanlardan kurtulup Swaclonun üzerine atladı.Casus yere düştü.Tam elfin boynundaki ölüm noktasıyla onun dişleri buluşacağında Marjuarane ateş saçan kılıcıyla yaratığın kafasını kesti.Elf ayağa kalkarken ona saldıran achian tıpkı handaki gibi patladı.Diğer ucubeler bunu gördüğü zaman şaşkınlığa düştü.Onlarla partinin sonunda konuşan liderleri Gilantirre böyle bir şeyden bahsetmemişti.
Dörtlü tıpkı daha önce handa yaşadıkları sahneyle karşı karşıya gelmişlerdi.Büyülü hayvanlar ise koparmaya parçalamaya devam ediyordu ama yerine yenileri geliyordu.Bütün alana dağılan beden parçaları tek tek hareket edip havanın bir yerinde toplanmaya başladı.

“Bence bu fırsattan yararlanıp kaçalım.Hiç iyi görmüyorum burada kalırsak akıbetimizi.”

“Sen mi ben mi?”

Achianların bazıları ne olacağını bekliyor bazıları da kaçıyordu.Gillantirre Valbritma şehrinin başka bir yerinde ve kendi türünden bazıları diğer yerlerde ziyafet çeke dursun üçüncü bölgede menüde sorun vardı.Parçalar havada birbirlerine uzantılar gönderip yerde yatanların birisinden ölü derisini çekip yeni bir beden oluştura dursun yol arkadaşları çoktan tüymüşlerdi.Büyülü yaratıklar ise aynı yöntemle elbiseye dönmüştü.

Alanda kalan achianlar ve büyülü kürelerinden şehri izleyen Dacassyre’ nin üç güçlü kara büyücüsü şaşkınlığa düştü.Parçalanan elf tekrar oluşmuştu.Achianlar bir anda sevinmeye başladı.Yok olmayıp tekrar var olduklarını düşündüler ama toprağın üzerinde ölü yatan bir cesedin derisini parmaklarından çıkan ufak uzantılarla çekmeye başlayınca yüzü değişti yaratığın.Hemen yanına bir insan geldi ki o da handaki parçalanan achianın dönüştüğüydü.O da başka elflerin birinin kanını emdiği ,artık ölünün derisini çekti.Achianların bir çoğu bu ikisine saldırmak için hareketlendi ancak onların ağızlarından çıkan az önce vakumladıkları derinin birkaç parçası öndeki ikisine yapıştı.Orada çoğalarak bütün bedenlerini kaplayarak onları bir koza misali içine aldı.Achianları yok etmemişlerdi çünkü onların kanında kendilerinin güç parçaları vardı ama onlar kozanın içinde parçalanıp minik böceklere dönüşecekti.Nitekim böcekler bir süre sonra kozayı delip alandan ayrılan bir elf ve bir insan suretindeki yaratıkların peşinden gitti.Onlara yetişip tek tek ayak kısımlarından vücutlarına girip dış taraflarında dolaşmaya başladı ve bir süre sonra da derinin içine yapışıp kaldı.Bu yaratıklar bu dünyada daha önce görülmemişti ancak Marjuarane’ nin kolyeyi kullanıp mağara çıkışında kırmızı ejderhadan kurtulmak için yok olduğunda Cypraqual’ a boyut kapısı açılmış ve karanlık yani Asdachen’ in hayaletimsi eli Allinord adındaki bir elf,Kaimeld adındaki bir insan büyücü ve Sawnhall isimli üç maceracıya dokunup onları kara zırhlıya dönüştürmeden önce ormanda karşılaştıkları elf görünümlü sarmaşık yaratığa dönüşecekti.Nitekim kötülük Tanrısı ara boyutta üç ölümlüyü kara zırhlılara dönüştürmek için kullanmıştı onu.Kara zırhlıların bu kadar güçlü olmasında Ormanda savaştıkları ve o esnada bilmeden tanrının gücüyle öldürdükleri bu yaratığın,trolün,ork kafalı emicinin,zindanda onları öldüren yaratıkların gücünün zırha işlenmiş olmasındandı ve de tanrının zahiri eli.Çünkü hepsi ölümlülerin dünyasındaki ilki hariç onların suretinde tanrı tarafından yaratılıp ormana koyulmuştu.Böylelikle üç maceracı kendi dünyalarında bulunduklarını sanacaktı ve dönüşümleri daha kolay olacaktı.

Nerdeyse kürelerinden gördüklerinin şaşkınlığıyla üç karanlık büyücü düşecekti.Hep bir ağızdan şu cümle sanki biri boğazlanıyormuşçasına çıktı. ‘Dacassyre’ ye haber vermeliyiz.’

“Ejderha şu anda nerede biliyor musun Enpheiram?”

“Muhtemelen Thalmane’ nin bölgesindeki Orioca şehrindeki şu ritüeli sergilediği ininde dinleniyordur.O zaman kürede gördüğümüz başka bir görüntüyü de ona söyleyelim.”

“Şu daha önce hiç görmediğimiz siyah ejderhanın belasını aradığı Kırmızının topraklarında bulunduğu sahne mi?”

“Evet onu.Şaşırdım doğrusu siyahın haberi yok herhalde Efendimizden habersiz topraklarında bulunulmayacağından.”

“Ejderhaya yeni bir kurban olduğunu haber verelim.”

“Nerede şu an siyah?”

“Lasmendia’ nın üzerinde uçuyor.”

Üç büyücü kuleden ayrılıp kendi yöntemleriyle Orioca şehrindeki doğunun en geniş ormanında bulunan bataklık gibi görünen yerin yanındaydı.Oradaki yaratıklar büyücüleri görünce bir anda şaşkınlığa uğradılar.

“Yeni bir misafirimiz geliyor. Bataklığı hazırlayın!”

Marjuarane ve arkadaşları hiç arkalarına bakmadan bir an bile duraksamadan Demircinin tarifindeki tapınağı buldular.Yalağı geçip ara sokağın sonundaki kürler yapan kişinin dükkanın önündelerdi.İçeri girdiler ama kimse yoktu.Tam Laphlan konuşacağı sırada bir dişinin sesini duydular ‘geliyorum ‘ diye.Sesin sahibi yanındaki iki kişiye geldiler diyerek yukarıya çıkmak için hareketlendi.Dörtlü karşılarında bir bayan görmeyi umuyordu ama altmışlı yaşlarına merdiven dayamış,kır saçlı,sert yüzlü aksayarak yanlarına gelen birini karşılarında buldular.

“Hoşgeldiniz! Nasıl yardımcı olabilirim.Kusura bakmayın oturmak zorundayım.Ayağım sıkıntılı biraz da.” Dedi yüzünü buruşturarak duyduğu acıyla

“Acelemiz var! Bize bir konuda yardımcı olabileceğiniz söylendi.”

“Nasıl bir yardım? Hangi tedaviye uygun bir bitki kürü istiyorsunuz?"

“Yok yok öyle değil.Bizi buraya Lasmendia şehrindeki bir çömlekçi gönderdi.Sizin bu şehirdeki Demirci de çalıştığınızı söylemişti ama yanılmış.Demircideki, sorunumuz konusunda yardım edebileceğinizi söyledi.”

“Benim olduğumu nereden çıkardınız.Başka kür yapanlar da var.”

“Tarif ettiği yer burası. Dış görünümüz de aynen uyuyor.”

“İkisini de tanıyorum da size yardım edebileceğime dair fikir nereden oluştu kafanızda?”

“Ama daha ne istediğimizi söylemedik ki.Hem tanıdıklarınız Zandarel ismini duyduğunuzda sorunumuzu giderebileceğinizi söyledi.”

“Haklıymış. Benim için kendisi önemli birdir.Peki dökün bakalım eteğinizdeki taşları.”

Prenses Desurun dışarıya çıkmak için hareketlendi.Marjuarane , Swaclona baktı. ‘Buradaki bitkilerin kokusu rahatsız etmiş.Hava alacakmış.’ Dedi elf

Üçlüden Laphlan başladı konuşmaya.

“Biz Kırmızı Ejderha Dacassyre’ nin inini arıyoruz.Kardeşimi kaçırdılar.Ben ve arkadaşlarım onu kurtarmak için sizden yardım istiyoruz. Zira inin yerini biliyor muşsunuz.”

“Kırmızının bir sürü ini var.Benim götürüldüğüm yerde kardeşinin olacağı nereden belli?”

“Yani öyle bir umudum var.En çok kullandığı inde tutuluyor olabilir.Şansımızı denemeliyiz.”

“Gözlerim bağlıydı ama benim sahip olduğum sezgisel yeteneğim sayesinde in kafamda. Bu şehrin kuzeyindeki Orioca adındaki yere gideceksiniz.Orada Pherionda adında silahları tamir eden biri var.Onu bulacaksınız ve birazdan size söyleyeceğim yerleri tarif edecek.Orioca doğunun en geniş ormanını barındırıyor.Başlangıcında Yüksek ağaçların sardığı bir kule var.Nasıl bulacağınızı o size anlatacak.Yapının kapısına sırtınızı vererek ilerleyince kayın ağaçlarına rast geleceksiniz.Ormanın ortalarına doğru yürüyünce bir bataklık göreceksiniz.İşte orası giriş ancak bir giriş daha var aynı yerde.Yanlışlıkla oradan girmeyin kendinizi ejderhanın büyülü havuzunda bulursunuz.”

“Çok güçlü sezgileriniz varmış.Hiç duraksamadan anlattınız.”

“Yetenek işte.Herkez de bulunmuyor.”

“Sen ne diyorsun elf! Öğrendik yerini işte. Pheriondayı nasıl bulacağız peki?” Marjuarane çok heyecanlanmıştı.

“Öncelikle bazı duyumlar aldım.Çok garip ve tehlikeli yaratıklar dolanıyormuş.Size bu şehirden kolay çıkmanız için bir yol önereceğim.Biliyorsunuz burası yüksek duvarlarla çevrili bir yer.Bu şehirde bir tapınak var buraya gelirken görmüşsünüzdür.Oraya gidip benim adımı söyleyin bu arada ismim Azantley.Size birkaç tane malzeme verecekler ve onları kullanacağız yeri söyleyecekler.Bu yüksek duvarların bir yerinde zayıflık var.Orası kaçış noktanız.Malzemelerle o noktayı duvardan ayırıp çıkabilirsiniz.”

“Peki elimizdekiler ne olacak?”

“Siz de kalsın geriye dönerseniz kullanırsınız.”

“Artık biz gidelim.Yeterince oyalandık zaten!”

“Son olarakta size şunu söyleyeyim.Silah tamircisi size dört tane saç bandı verecek .Onları taktığınızda sadece orklara onların türü gibi görüneceksiniz.Madem olmuşken tam anlamıyla yardımcı olayım.”

Marjuarane ve iki arkadaşı prensesi de dışarıdan alarak dükkandan ayrıldılar.

Savaşçının aklına büyülü bandanalar iki arkadaşıyla yolculuğa başlarken elflerin verdiği bileklikleri getirdi.Manilla ve Soriolu anımsamak hüzünlendirdi.

“Niye bu kadar uzattın?” dedi aşağıdaki iki kişiden biri olan çömlekçi

“Daha inandırıcı olsun diye.Kolyeyi taşıyanın anlattıklarımı duyunca ki heyecanını görünce gülesim geldi.” Dedi narin bir ses.

“Ne anlıyorsun elf kılığına girmekten, iki de bir insan suretine bürünmekten.Birazdan Beyaz burada olacak.Sanırım üçümüzün ve onun planı başarıya ulaşacak,” dedi artık bu şekilden sıkılmış biçimde demirci

Bekledikleri gelince saygıyla eğildiler.Beyaz;

“Yolcu son aşamaya geçti mi plan da?”

“Evet efendim, istediğiniz gibi gönderdik Orioca şehrine.”

“Benim için önemli olan kolyeyi taşıyan insan.Bir taşla üç kuş vuracağım.Siz üçünüz onları takip edip ardından ine girin.İnsanın kırmızının ejderha ruhlarını barındırdığı taşı almasını sağlayın.Diğer üçü önemli değil benim için.İnsan inin dışına çıksın gerisini ben hallederim.Ben hiçbir ejderhaya benzemem, beceriksiz kırmızı gibi onu kaçırmayacağım.İstediklerimi aldıktan sonra hem Dacassyre yi hem de korkak siyahı halledeceğim.Kuzeyi de bütün dünyayı da tekelime alacağım.”

“Antlaşma efendim?”

“Peh! Onu bozan ben olmayacağım. Dacassyre plan başarılı olursa onu bozacak.Birebir kırmızıyla şu anda karşılaşamam o yüzden bu insan benim için çok önemli.Ufak yaratıklar fark edilmez.” Diye kahkaha attı insan formu Beyazın

“Ejderhanın inde olduğunu nereden biliyorsunuz?”

“Kesinlikle o şehirde.Buraya gelmeden önce fark ettim ki siyah ejderhanın biri buralarda uçuyor.Kırmızı kesinlikle onu bataklığına çekecektir.O yüzden plan başarılı olmalı!”

“Kuzeydeki savaş nasıl gidiyor biliyor musunuz?”

“Antlaşmaya göre kuzeye girişimiz yasak olduğu için duyduklarımı söyleyeyim.Hepsi birbirine girmiş.Kimin kazandığı belli değil ancak cüceler ve elflerin kaybı büyükmüş.Kazanan her şekilde orklar olacaktır!”

Dörtlü Orioca şehrindeki söz edilen silah tamircisini bulmuş ve verdiklerini almış kule kapısına sırtlarına vermiş kayın ağaçlarına doğru yürüyorlardı.Üstlerine bir gölge çöktü.Siyah bir ejderha yüksekte uçuyordu.Hemen bir yere saklandılar.Yukarıya tekrar baktıklarında Dacassyrenin siyahla mücadelesini gördüler.Ve yakınlardan gelen bazı sesler duydular.

“Hey! Sizi hizmetkar bozuntuları,koşun!”
“Ne oldu,ne bağırıyorsun,kan görmüş emici gibi!”
“Efendimiz siyah bir ejderhayla savaşıyor,yukarıya bakın.”

MAYIS 2015



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın fantastik roman kümesinde bulunan diğer yazıları...
Cypraqual Kolye: 14. Bölüm 2. Kısım
Cypraqual Kolye: 14. Bölüm 1. Kısım
Cypraqual Kolye: 13. Bölüm 2. Kısım
Cypraqual Kolye: 12. Bölüm 2. Kısım
Cypraqual: Kolye 10. Bölüm
Cypraqual Kolye: 12. Bölüm 1. Kısım
Cypraqual Kolye: 11. Bölüm
Cypraqual: Kolye 1. Bölüm
Cypraqual: Kolye 6. Bölüm
Cypraqual: Kolye 9. Bölüm

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Ağlasın Güz [Şiir]
Üç Yamalı Bohça [Şiir]
Sensin Yar [Şiir]
Bana Bir Sen Ismarlarsın [Şiir]
Sökük: 3 [Şiir]
Gözyaşı Kırıkları [Şiir]
Kaygan Yol [Şiir]
Perde [Şiir]
Bağ Bozumu [Şiir]
Bütün Dillerime Aykırısın Sen [Şiir]


Osman Altınbaş kimdir?




yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Osman Altınbaş, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.