..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Materyalist bir dünyada yaşıyoruz, ve ben de materyalist bir kızım -Madonna
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Aşk ve Romantizm > Nuran Bulak




10 Ağustos 2015
Sessizce Veda Son Bölüm  
Nuran Bulak
Sıra dışı yaşanan duygular, sıradan insanlar için bir şey ifade etmiyor. Ne beklediğiniz yardımı görebiliyorsunuz ne sizi anlamalarını ne de dinlemelerini. Anlatamıyorsunuz, aşk başlı başına çaresizlik ben de çaresizim görmüyor musunuz diyemiyorsunuz. Sadece susuyorsunuz...


:FCF:


SESSİZCE



Son bölüm.

(Sevgili okuyucu az uzun oldu bunun için lütfen bağışlayın ama az sabır edip sonuna kadar okursanız beğeneceğinizden eminim. İnanın bana,
Beğenmeyen olursa onların vakitlerini aldığım için onlara bi hediye göndermeyi düşünüyorum. Çok ciddiyim.
Gerçekten...)

Sıra dışı yaşanan duygular, sıradan insanlar için bir şey ifade etmiyor.
Ne beklediğiniz yardımı görebiliyorsunuz ne sizi anlamalarını ne de dinlemelerini.
Anlatamıyorsunuz, aşk başlı başına çaresizlik ben de çaresizim görmüyor musunuz diyemiyorsunuz.
Sadece susuyorsunuz...

Ben de öyle yapıyordum. Sıradan bir iş yerinde son günüm de olsa, sıradan işleri, sıraya koymaya çalışırken yaşadığım bu olağan dışı duygu ile başa çıkmaya çalışıyordum.

Samed'in gelmesini bekleme sebebi bile başlı başına bir yük idi benim için.
Kimse anlamasın, bilmesin, belli olmasın derdindeydim.
Çayını almaya geldiği an arkamı dönüp yaptığım iş ile meşgul olurken, nefesimi toplamaya çalışıyor kendi kendime telkinlerde bulunuyordum.
Ona çay verdiğim anlarda heyecanımı bastırmak için elimi yıkama bahanesi ile çarpan kalbimin sesini susturmaya çalışıyordum.

Bu gün artık bu duruma "yeter" deme vakti gelmişti.

( Sevgili okuyucu; yeter deme vakti geldi ama hala nasıl yeter diyeceğimi bilmiyorum. nasıl bir son yazacağım hakkında hala bir fikrim yok. oyy ölem men ölem.. Neyse devam edelim bakalım...)

Günlerdir bıkmadan, bitmek bilmeyen cümlelerle yazdığım mektupların hepsini defalarca okudum, defalarca yetmediğini anladım.
Biliyordum ki ne kadar yazarsam yazayım bitmeyecek bu haykırışlar.
Her satır aslında aşkın değil ümitsizliğin tarifi idi sanki, her cümle olmayacak duaları sıralamak için secdeye kapanmak gibiydi.
Her kelime aslında bir çaresizlik oku, ve saplana saplana büyüyen.

Yazdığım bütün mektupları özenle, hatta, bir genç kız edası ile çeyize konan mendil gibi katladım.
Sandığa konan bohça gibi, bütün mektupları özenle zarfa yerleştirdim.

Üzerine "Samed'e" diye yazdım, çantama koydum.

Aylardır onu beklediğim gibi, bu son gün yine onu bekledim. Son bir kez olsun yüzüne bakıp içimden veda etmek için.
Onu beklerken, onun köşeyi dönüp geldiğini camdan gördüğümde, ona bakmamak , bakamamak Yunus'un: "Ölmeden önce, Ölmek gerek." dediği gibi bir şeydi.

(İşi tasavvufa bağlayıp yazıyı uzatmak, finali bulma konusunda ne kadar faydalı olur bilmiyorum ama deneyip sizin sabrınızı zorlamanın bi faydası olmayacak onu biliyorum. Halil bey gibi "çok uzun be ya nasıl okuyayım diyerek ya okumaktan vazgeçerseniz hiiii korkunç) ;( toparlıyorum okuyucu en azından deniyorum gerçekten bak.)

Camdan ona bakarak gelmesini bekliyordum. Köşeyi dönerek geldi. İçeri girdi. Çay ocağına yöneldi. Ona bakıp bakmadığımı hatırlamıyorum bile aklımda tek şey vardı, çalıştığı ofise gidip mektubu çekmecesine bırakmak.

Hemen çantamı aldım çıktım, merdivenleri indim iniyor muydum çıkıyor muydum ne yaptığımdan emin değildim.
( Sevgili okuyucu iş yeri tarifinde Samed hangi katta çalışıyordu şu an hatırlamıyorum bu sebeple siz dilediğiniz gibi çıkın ya da inin gurbanolum az anlayış )

Çantamı sıkı sıkı tutuyor mektubu her an biri alacakmış korkusuyla basamakları üçer beşer atlıyordum.

Ofise geldiğimde heyecandan öleceğimi sandım. Kapı açıktı içeri girdim kapıyı kapadım. Her taraf kalem kağıt, yerlerde projeler masalar karmakarışık bir ofis..
Ellerim mi titriyordu ayaklarım mı, ben mi?
Samed'in odasına yöneldim, masasına mektubu bıraktım, hızla çıkmak istedim.
Sonra mektubu biri okur düşüncesi ile aynı hızla geri döndüm, mektubu aldım çekmecesine koymak istedim.
Masanın arkasına geçtim, çekmeceyi açtım bir zarf gördüm, bi an zarfı koyduğumu sandım tam çekmeceyi kapamak üzere iken zarfın elimde olduğunu anladım, tekrar çekmeceye baktım orada da bir zarf vardı hemen zarfı aldım üzerine baktım, dizlerim tutmuyordu düşmüş müydüm acaba, başım da dönüyordu, "ölmeden önce ölmek" tamam işte buydu. yanılıyor muydum okuma biliyor muydum ben, günlerdir mektup yazmıştım yanılmıyordum yazmayı biliyorsam okumayı da biliyorum elbet.

(Mektupta ne yazıyor diye Heyecanlandınız mı merak ettim sevgili okuyucu:)) böyle sevgili okuyucu diye hitap edince kendimi yazar gibi hissettim. (Sizi temin ederim ki yazarken gerçekten yaşıyormuş gibi heyecanlandım ve bütün yazdıklarımı şu an kurguluyorum yazarken:)

Zarf heyecandan elimden düşmüştü aldım tekrar okudum üzerinde Samed'e yazıyordu, 'bu senin yazdığın mektup salak Nuran' dedim 'öteki mektuba baksana...'
Öldüm galiba. Kolumu tutuyorum, ölmemişim.
Zarfı tekrar alıyorum üzerinde "Nuran'a" kelimesi yazılmış mektup elimde, aptal aptal zarfa bakıyorum 'bana mı? ' Nuran ben miyim? diye düşünüyorum alayım mı, bırakayım mı ben buraya niye geldim, niye ... Allah'ım n'apıyorum burada...

Kapı,, eyvah kapı açıldı, çekmeceye girsem yok mektubu çekmeceye koysam Samed e yazılı mektup nerede arıyorum, gözüne ışık tutmuş kedi gibi nereye kaçacağımı bilemiyorum, cam, cam var atlasam .

Samed kapıda beliriveriyor, tebessümü yine aynı, yine aynı gamzeler, yine aynı güzel yüz, yine çok şık, yine çok yakışıklı.
Allah seni iyi etsin emi be adam bu kadar güzel olma be' diyor muyum, düşünüyor muyum, bilmiyorum, kımıldayamıyorum galiba felç oldum.

Sadece bakıyorum, ofis yok, oda yok, iş yeri yok, sadece Samed var ve ben ona bakıyorum.
Konuşmak istiyorum olmuyor, sanırım dilim de tutuldu.

"Şimdi sus zamanı" diyen şair gibi, susuyorum...

SESSİZCE

SON

N.B



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın aşk ve romantizm kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sessizce Veda 7. Bölüm
Sessizce Veda 8. Bölüm
Sessizce Veda 1. Bölüm
Sessizce Veda 6. Bölüm
Sessizce Veda 4. Bölüm
Sevgilicilik Oyunu
Sessizce Veda 3. Bölüm
Bekle Gülüm Belki Bir Gün...
Sessizce 6. Bölüm
Sessizce 3. Bölüm

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bir Lokma Düş

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Seni Düşünürken [Şiir]
Aslında Ağlamayacaktım [Şiir]
Yanılıyor Muyum? [Şiir]
[Şiir]
Kelimeler Biriktirdim Sana İlmek İlmek D/okuman İçin [Deneme]
Gülüşün Aklımda Saklı Kaldı [Deneme]
Seni Hep Çok Çok Seveceğim... [Deneme]
Sevgili Leyla [Deneme]
Yalnız Kalmak İstiyorum [Deneme]
Konuşma Vaktim Gelmiş Hemen Yetişmeliyim [Deneme]


Nuran Bulak kimdir?

Hiç bir özelliği olmayan, sıradan biriyim.

Etkilendiği Yazarlar:
Emile Zola, Beethoven, Mina Urgan, Necip Fazıl


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © Nuran Bulak, 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.