..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Hemen yüzüne gül suyu seperek Leyla'yı ayılttılar." -Fuzuli, Leyla ile Mecnun
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Çocuk Yetiştirme > Hulusi Geçgel




23 Ağustos 2015
Kitapların Çocuğun Gelişimindeki Yeri ve Çocuklar İçin Kitap Seçimi  
Hulusi Geçgel
Kitaplar, çocukların toplum içindeki rolleri ve yaşadıkları toplumla ilgili kavramların gelişmesinde, diğer insanlar hakkındaki kavramları şekillendirmelerinde yardımcı olabilirler. Yine unutmamak gerekir ki, yetişkinler için hazırlanan kitaplarda olduğu gibi, çocuk kitaplarında da hatalı, orta düzeyde ya da güzel yazılmış ve çok iyi niteliklere sahip kitaplar mevcuttur. Yetişkinler çocuğun gelişim özelliklerini ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak çocuğun edebi deneyimlerini ve bilgilerini artıran konular içeren kitapları, çocuğa sağlamak zorundadırlar.


:AJDJ:
KİTAPLARIN ÇOCUĞUN GELİŞİMİNDEKİ YERİ VE ÇOCUKLAR İÇİN KİTAP SEÇİMİ
Çocukların gelişimsel özelliklerini bilmek kitap seçimi için kolaylık sağlamaktadır.. Çocuklarda bireysel farklılıklar olduğu unutulmamalıdır. Yine ilgiler de zamanla değişmektedir. Çocuklarla ilgili tüm bu bilgilerin yetişkinler için anlamı nedir? Çocuklar için kitap seçiminde, bu bilgiler, hem çocukları hem de edebiyatı tanımak açısından önemlidir. Bu noktada çocuğun gelişimi hakkındaki bir bilgi, kitap seçimi konusunda yardımcı olmaktadır. Gelişimsel özellikler ile ilgili bilgiler, çocukların belirli yaşlarda hoşlandıkları edebiyat tipi hakkında bize ipuçları verebilirler.
Bir kütüphaneci veya öğretmen, çocukların kitapları tanımaları ve ilgilenmeleri açısından rehberlik yapmakla sorumludur. Çocuk gelişimi ve edebiyat hakkındaki daha genel bilgiler, çocuk bir kitapla ilgili soru sorduğunda ve kitapla karşılaştığında yardımcı olmaktadır.
Çocukların değişik gelişimsel düzeyleri hakkındaki bilgiler kitap seçiminden profesyonel olarak sorumlu kişiler için de çok önemlidir. Yetişkinin unutmaması gereken bazı amaçlar vardır: Çocuk kitapla birlikte olmaktan zevk almalıdır. Öyle ki kitap zamanla çocuğun boş zamanlarını dolduran etkinliklerden biri olmalıdır.
Yetişkinler gibi, çocuklar da pek çok sebepten dolayı kitap okurlar: Hayal kurmak, öğrenmek, gülmek, tanımak ve bilinmeyeni keşfetmek gibi. Çocuklar, gelişimsel aşamalarına uygun kitapların okunmasından ince bir zevk alır ve kitabı içine sindirirler.
Kitaplar, çocukların toplum içindeki rolleri ve yaşadıkları toplumla ilgili kavramların gelişmesinde, diğer insanlar hakkındaki kavramları şekillendirmelerinde yardımcı olabilirler. Yine unutmamak gerekir ki, yetişkinler için hazırlanan kitaplarda olduğu gibi, çocuk kitaplarında da hatalı, orta düzeyde ya da güzel yazılmış ve çok iyi niteliklere sahip kitaplar mevcuttur.
Yetişkinler çocuğun gelişim özelliklerini ve ihtiyaçlarını göz önüne alarak çocuğun edebi deneyimlerini ve bilgilerini artıran konular içeren kitapları, çocuğa sağlamak zorundadırlar.
Çocuk Kitaplarının Bilişsel Gelişime Etkisi ve Kitap Seçimi
Okulöncesi çocuğunun ilgileri ve zihinsel gelişimi son yıllarda üzerinde çok durulan bir konu olmuştur. Yapılan bir araştırmaya göre, çocukların zeka gelişiminin % 50’si doğumla 4 yaş arasında, % 30’u ise 8 yaşına kadar gelişmektedir. Çocukların konuşma yeteneği ve sözel gelişimi de benzer şekildedir. Bu becerilerin pek çoğu 6 yaşına kadar gelişmektedir (Arbhutnot and Sutherland, 1991).
Çocuklar her gün hatta her an içinde yaşadıkları dünyayı anlamaya, keşfetmeye, onun hakkında bilgi toplamaya ve topladıkları bilgileri daha önce edindikleri bilgi ile bağdaştırmaya çalışmaktadırlar. Ancak, duygu ve düşüncelerini ifade edebilme yeteneğinden henüz yoksundurlar (Lanes, 1971). Resimli öykü kitapları çocukların kendilerini ifade etmelerinin bir aracı olarak kabul edilmektedir.
Okulöncesi dönemde resimli öykü kitapları aktif bir rol üstlenir. Okulöncesi dönem, çocuğun kişiliğinin belirlenmesinde önemli bir devredir. Sosyal ilişkilerin başladığı bu dönemde, çocuk evinin dışında bir dünya olduğunu keşfeder. Bu keşiflerinde karşılaşacağı soruların cevabını metin ve resim sayesinde bulabilir.
Piaget’e göre, çocukların yetişkinlerden farklı olan bir zihinsel yapıları vardır. Onlar, yetişkinlerin minyatürü değildirler; onlar dünyayı görme ve gerçeklere karar vermede kendilerine özgü yöntemler kullanmaktadırlar. Piaget’in zihinsel gelişim süreçleri belli dönemleri içerir. Zihinsel gelişim dönemleri sabit bir sırada meydana geldiği halde, her bir çocuk bir dönemden diğerine farklı yaşlarda geçebilir. Yine zihinsel gelişim birbiriyle ilişkili dört faktörden etkilenir. Bunlar:
a) Olgunlaşma-fiziksel olgunlaşma, özellikle merkezi sinir sisteminin olgunlaşması.
b) Tecrübe-yakalama, hareket etme, somut objeler hakkında ve onlarla ilgili süreçler doğrultusunda düşünme.
c) Sosyal etkileşim-oynama, konuşma ve diğer insanlarla, özellikle çocuklarla iş yapma.
d) Dengeleme-olgunlaşma, tecrübe ve sosyalleşme süreçlerini bir araya getirerek zihinsel yapıyı inşa ve yeniden inşa etme.
Piaget çocuğun entelektüel gelişimini temelde dört sürece dayandırır. Bunlar; asimilasyon, akomodasyon, korunum ve geriye dönüşebilirliktir.
Asimilasyonda kişi yeni bilgiler edinir. Yani asimilasyon eski yapının yeni fonksiyonlar kazanmasıdır. Akomodasyon ortamdaki değişmeler nedeniyle organizmanın eski fonksiyonlarını yerine getirmek üzere yapısında yeni değişiklikler meydana getirmesidir (Sutherland ve Arbuthnot, 1991).Korunum ve geriye dönüşebilirlik bir anlamda birbirleriyle ilgilidir. Korunum, nesnelerin, örneğin sayı, uzunluk veya miktarın, pozisyon, şekil veya gruplamada değiştiği halde, özde aynı olduğunun bilinmesidir. Geriye dönüşebilirlik ise, pozisyon, şekil, sıra ve benzeri herhangi bir değişikliğin tersine dönüşebilirliğinin bilinmesidir. Korunum dış yüzey özellikleri ile ilgili olduğu için, bu eğilim sosyal algılamayı da içine alır. Çocuklar çevresi ve insanlar hakkında da sadece dış görünüşe dayanan düşünce biçimlerine sahip olabilmektedirler. Geriye dönüşebilirlik çocuğun edebiyata olan tepkisiyle de yakından ilgilidir. Çocuk, tam olarak doğru olmasa bile, bir hikâyedeki olaylar sırasını kabaca hatırlayabilir. Piaget doğumdan iki yaşına kadar olan dönemi duyu-motor dönem olarak isimlendirmektedir. Çocuk bu dönemde hareketlerini kontrol etmeye çalışır. Bu dönemde refleksler hakimdir. Çocuk kelimeleri, varlıkları tanımak için kullanır. Ayrıca, bu dönemde çocuklar özellikle ahenkli, birbirine uygun hareket ve olaylarla ilgilenirler. Piaget’in gelişim aşamalarına göre 2-7 yaş arası, işlem öncesi dönem olarak belirtilmektedir. 24 yaş arasında daha önce kazanılan iç temsil süreçleri daha karmaşık ve çok yönlü olmaya başlar. Çocuk bu devrede sözcük kullanmaya ve ilkel bir düzeyde ilk olarak bir sembol ile bu sembolün temsil ettiği nesne arasındaki ilişkiyi anlamaya başlar. Sözcük ile nesne arasındaki ilişkiyi anlayan çocuk, böylece önüne açılan yeni dünyayı keşfetmeye başlar (Yeşilyaprak ve diğerleri, 2002). Bu nedenle kavram kitapları bu dönem için önemlidir. Bu yaşlar arasında çocukların oyunları nasıl ve niçin merkezlidir. Yetişkinlere fantastik gelen etkinlikler çocuklar için gerçekçidir. Çevresinde bulunan kişilerin okuma davranışları gibi pek çok davranış taklit edilir. Bu dönemdeki çocuklar, çevrelerindeki olayları cansız objeleri canlıymış gibi düşünerek de açıklayabilmektedirler. Örneğin, eğer çocuk düştü ise, bir oyuncak ayının gelip kendisini ittiğini söyleyebilir. 4-7 yaş arasında çocuklar yavaş yavaş egosantrik düşünceden uzaklaşırlar. Çevrelerine daha gerçekçi tepkilerde bulunurlar. Yine bu dönemde, çocuklar duygu ve düşüncelerini sözel olarak ifade etmede dili başarılı olarak kullanmaya başlarlar. Deneyimlerini daha iyi kullanabilirler, kendilerini başkalarının yerine koyabilirler. Dinledikleri hikâyedeki farklı karakterlere (örneğin, özürlü) empati duymaya başlayabilirler (Sutherland ve Arbuthnot, 1991).
Çocuklar korunum ilkesini genellikle yedi yaşa doğru kazanmaktadırlar. Yapılan araştırmalar sonucunda, değişik etkinliklerle korunum deneyleri yaptırıldığında, çocukların korunumla ilgili problemleri yedi yaştan daha önce çözebilmeyi başardıkları, yani korunum ilkesine daha küçük yaşlarda ulaştıkları saptanmıştır. Ben merkezlilik, işlem öncesi dönem çocuklarının tipik özellikleridir. Ben merkezlilik, daha çok, bir şeyi başkasının bakış açısından görme ya da başkasının duygularını ve gereksinimlerini fark etme konusundaki yetersizlik anlamına gelmektedir. Bu durum çocukların mutlaka istemli olarak bencil oldukları ya da kendileri ile aşırı derecede ilgili oldukları anlamında değildir. Bu dönemde bulunan çocuklar, henüz karşısındaki kişinim duyduğu acıyı fark etmedikleri için, bazen başka çocuklarla alay ederler ya da hayvanları incitebilirler (Başal, 2003).
Çocuk kitaplarla ilgili deneyimlerini artırdıkça başkaları gibi düşünmeye ve diğer insanların rollerini kendi kendine yansıtmaya başlayabilir. Bu nedenle, seçilen kitaplardaki karakterlerin duygu ve davranışları hakkında yapılan konuşma çalışmaları çok önemlidir.
İyi yönlendirilmiş bir tartışma, hikâye içindeki görüş farklılıklarının kavranması için fırsat verebilir. Korunum ilkesi bu yaş dönemindeki çocuklar için tam olarak gelişmemiştir. Çocuklar, gerçek olup olmadıklarını düşünmeksizin fantastik hikâyeler dinlemek isterler ve bundan büyük zevk alırlar. Bu dönemdeki büyük çocuklar daha çok gerçekçi hikâyelerden hoşlanırlar. Çocuğun çeşitli kitaplarla tanışması, çevresi hakkında gelişen bilgilerin test edilmesine ve hayâl gücünün gelişmesine yardımcı olur.
Piaget’e göre çocuklar mantık kurallarına uygun düşünme yerine, olayları sezgilerine dayanarak açıklar ve neden gösterirler. Çocuklar, şu konularda çok zayıftırlar:
Olayların sırasını açıklama, ilişkileri-özellikle sebep sonuç ilişkisini açıklama, sayıları ve ilişkilerini anlama, başka konuşmacıları doğru olarak algılama, kuralları hatırlama ve anlama. Bu nedenlerden dolayı kavram kitapları bu dönem çocukları için önemli bir araçtır. Kitaplar yeni kavramların kazanılmasında ve güçlenmesinde çocuklara yardımcı olur. Çocukların kendi kendilerine keşfedemedikleri birçok bilgi kitaplarda sunulur. Asıl amacı öğretmek olan kavram kitapları, bilgilerini resimlerle destekleyerek sunarlar. Çocuk bilgiyi hem görerek hem de dinleyerek alır. Kitap, çocukları hem konuyu anlamaları için teşvik eder hem de çocuğun kendi deneyimleri vasıtasıyla kazandığı bilgilerin güçlenmesini sağlar.
Piaget 7-11 yaş arasını ise, somut işlemler dönemi olarak ayırmaktadır. Bu dönemde çocuklar, oyun ve dil yolu ile sosyal ve fiziksel dünyayı anlamaya çalışmaktadırlar. Gerçekçi hikâye ve romanlar çocukların karakterlerle etkileşime girmesini teşvik etmekte, onların günlük hayatta benzer problemleri nasıl çözdüklerini anlamalarını sağlamaktadır. Ayrıca, diğer pek çok kavram gibi bu dönemde zaman kavramı da tam olarak geliştiği için geçmiş zaman çocuk için anlamlı hale gelmiştir. Bu nedenle gerçek kişilerin başından geçen olayların anlatıldığı tarihî romanlar ve biyografiler çocukların ilgi gösterdikleri türlerdir.
Ayrıca, kitaplar çocukların pek çok düşünme yöntemleri geliştirmeleri için uygun bir araçtır. Çocuklar resimli öykü kitaplarındaki resimleri dikkatlice gözleyebilirler. Benzer konu veya temalar içeren iki kitabı kıyaslayabilirler; kitaplardaki objeleri veya hikâyeleri kendi kendilerine sınıflandırabilirler; bunları organize edebilirler (Arbuthnot and Sutherland, 1991).
Kitaplar çocukların tanıdıkları ilk kitaplar olarak, işitme ve görme duyguları ile çocuğa hitap ederler. Kendisine okunan basit kafiyeli tekerlemeler, şiirler veya basit sözcüklü kısa cümleler, çocuğun kulak aracılığı ile bilgi toplamasına; resimler ise görme yoluyla işittiği şeyleri değerlendirmesine, onlara anlam kazandırmasına ve hayat tecrübelerini çoğaltmalarına yardımcı olurlar (Tuncer, 1974).
Çocuklara uygun tasarlanmış ve düzenlenmiş kitaplar sözel ve resimsel zevkleri açığa çıkarırlar. İnsan karakterleri arasındaki bazı ince farkları gösterirler. Yaratıcı düşüncenin başarısını ortaya koyarlar ve pek çok doğa olayını anlatırlar; çocuk, kitap kahramanlarını kendine örnek kişi olarak alır. Resimli öykü kitabı vasıtasıyla hayâl gücü gelişir, yaratıcılığı teşvik edilir, bazı kültür değerlerini kazanır, resim sevgisi pekişir.
Bu dönem çocukları, kitap resimleriyle ortak gelişim aşamaları göstermektedirler. Resim yapacak çocuklar bu dönemde çizgi ve renklerle tanışırlar. Bu tanışma resimle çocuk arasındaki duygu alışverişini hızlandırıcı bir etki yapar. Resim çocukların biçim, oran, renk gibi plastik elemanlardan anlayan, sanattan zevk alan birey olmalarında önemli bir araçtır (Öncül, 1989).
Kitaplar yeni kavramların kazanılmasında ve güçlenmesinde çocuklara yardımcı olur. Çocukların kendi kendilerine keşfedemedikleri birçok bilgi kitaplarda sunulur. Asıl amacı öğretmek olan kavram kitapları, bilgilerini resimleriyle destekleyerek sunarlar. Çocuk bilgiyi hem görerek, hem de dinleyerek alır. Kitap, çocukları konuyu hem anlamaları için teşvik eder, hem de çocuğun kendi deneyimleri vasıtasıyla kazandığı bilgilerin güçlenmesini sağlar.
Ayrıca kitaplar çocukların pek çok düşünme yöntemleri geliştirmeleri için uygun bir araçtır. Çocuklar resimli öykü kitaplarındaki resimleri dikkatlice gözleyebilirler. Benzer konu veya temalar içeren iki kitabı kıyaslayabilirler; kitaplardaki objeleri veya hikâyeleri kendi kendine sınıflandırabilirler; bunları organize edebilirler; kendi okuduğu veya başkası tarafından okunan öykü anlattırıldığında ya da içindeki bazı bilgiler sorulduğunda cevap verebilirler.
Bazı kitaplar sebep ve sonuç ilişkisi içerirler. Çocuğa bir öykünün giriş bölümü verilerek devam etmesi istenir. Çocuğa giriş ve gelişme bölümleri verilerek sonucu tahmin etmesi de istenebilir. Bazen de mantıklı veya saçma sebeplere dayanan bir hata verilir. Çocuklardan bu hatanın ne olabileceğini anlatmaları istenir.
Sonuç olarak çocuklar bu kitaplarla dikkatlice planlanmış sorular ve etkinlikler vasıtasıyla eleştirel düşünmeye ve problem çözmeye teşvik edilirler (Arbuthnot and Sutherland, 1991).
Çocuk Kitaplarının Sanatsal Gelişime Etkisi ve Kitap Seçimi
Maslow’a göre, insanların ihtiyaçları hiyerarşik bir sıra içinde ortaya çıkar. İhtiyaç sıralamasının en üst sırasında yaşamı sürdürme ve güvence ihtiyaçları yer alır. Bunlar etki yönünden en önemli ve en güçlü olanlarıdır. Bu ihtiyaçlar kişinin diğer ihtiyaçlarını kontrol eder ve onlara hakim olurlar. Bu ihtiyaçlar karşılanmadığı, doyurulmadığı zaman diğer ihtiyaçların etkisi azalır ve organizmanın bütün faaliyetleri bu temel ihtiyaçların karşılanmasına yönelir.
Maslow’a göre insanların bazı ihtiyaçları vardır. Bunlar:
- Güven ihtiyacı
- Sevme ve sevilme ihtiyacı
- Ait olma ihtiyacı
- Öğrenme ihtiyacı
- Estetik ve düzen ihtiyacı
- Başarma ihtiyacı
- Değişiklik ve oyun ihtiyacıdır.
Bu ihtiyaçların karşılanmaması kişiyi rahatsız eder. Estetik gereksinmeler ise, bazı insanların çirkinlikten, düzensizlikten rahatsız olmaları, düzenden, dengeden ve güzellikten, güzel ortamlarda bulunmaktan hoşlanmaları şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu gereksinmelerin üst düzeyde yer alan “kendini gerçekleştirme” kapsamında varolduğunu kabul eder (Yeşilyaprak ve diğerleri, 2002). Bu görüşe dayanarak, kitapların çocukların estetik duygularını geliştirecek şekilde hazırlanmış olmaları gerektiğini söyleyebiliriz. Çocuklara kitap seçerken, gerek metin gerek resim gerekse fiziksel özellikler açısından estetik özelliklere sahip olanlar tercih edilmelidir. Ayrıca, kitaplar çocukların bilgi edinme ihtiyaçlarını da karşılayabilmelidir.
Küçük çocuklardaki estetik ve yaratıcılık gelişimi bir kişinin doğada ve sanatta varolan güzellikleri takdir etmesi, ayrıca bu duyarlılığın artması olarak ifade edilmektedir. Güzel olana verilen tepki yeteneği bazen bir ifade becerisidir. Zamanla yaratıcılık yeteneği olan ifade becerisi, estetik ile eşleştirilir.
Bazı insanlar güven ihtiyacı, öğrenme ihtiyacı gibi gereksinimler varken, estetik ve düzen ihtiyacını tuhaf karşılayabilirler. Estetik ve düzen ihtiyacı da çocuk için diğerleri kadar önemli bir yer tutar.
Bugün kitaplar, çocukların estetik ihtiyaçlarını karşılamak için en elverişli kaynaklardır. İçerdikleri şiir, masal, resim, fiziksel görünüm vb. ile çeşitli estetik ve düzen ihtiyaçlarının gelişimine katkıda bulunmaktadırlar (Arbuthnot and Sutherland, 1991).
Çocuklara sanat materyalleri ile çalışma fırsatı verildiğinde bundan zevk alırlar. Zamanla resimli öykü kitabı ressamları tarafından kullanılan teknikleri anlamaya başlayabilirler; kendi kendilerine resimler yapabilirler; kitaplarda bulunan sanatsal teknikleri veya düzeni uygulamaya çalışırlar. Çocuklar sanat materyallerini kullanmada başkalarının yardımına ihtiyaç duyarlarken diğer yandan da özgürce kullanma eğilimlerini sürdürürler (Glazer, 1986).
Çocuklar sanatın kişisel bir ifade olduğunun farkına vardıklarında, resimli öykü kitaplarındaki geniş sanat stilleriyle tanıştıklarında ve bireysel olarak sanatla ilgilendiklerinde çeşitli sanat dallarına karşı uygun tutumlar geliştireceklerdir. Çocuklar kitaplar vasıtasıyla çevrelerindeki güzelliklerin de farkına varmaktadırlar (Stewig, 1988; Glazer, 1986).
Sanat etkinlikleri çocuklara duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri için fırsatlar verir. Kitaplar küçük çocukların müzikal deneyimlerinin yönlendirilmesinde; şarkıya katılma; şarkıyı dinleme, ritim aleti kullanma ve dans etme gibi aktivitelerde bulunmalarında bir araç olarak kullanılabilir. Çocuklar resimli öykü kitaplarında bulunan şarkıları dinlerler ve söylerler. Kendi kendilerine söylemeleri oldukça zor olan görsel-işitsel formdaki şarkıları dinlemekten hoşlanırlar. Dramatize edilebilen ritmik vuruş veya hareketlere sahip düz bir metin ya da şiire hareketleriyle tepki verirler. Şarkı söyleme, ritim aleti kullanma, resim yapma, boyama ve dramatizasyon çocuğun estetik temellerini oluşturmaktadır.

Özetlersek, çocuğun yaratıcılığı, estetik ve düzen ihtiyacı kitaplar vasıtasıyla güçlendirilmiş olur. Kitapların içeriğine dayanan sorular ve etkinlikler çocuk için eğlenceli olmalı ve ortaya farklı tepkiler çıkarabilmelidir.
Çocuk Kitaplarının Sosyal ve Ahlakî Gelişime Etkisi ve Kitap Seçimi
Çocuk, resimli öykü kitapları ile bebeklikte tanışır. Kitap bebeklik çağında, anne ile iletişim kurma araçlarından biridir. Daha çok ninnilerle kurulan iletişimde kitabın metin kısmının rolü vardır. Anne ses tonuyla çocuğa ulaşır. Aradaki duygusal bağ uzun süre sesle devam eder.
Diğer bireylerin davranışlarını gözleyerek pek çok davranışı öğrenmemiz mümkündür. Çocuklar doğdukları ilk günden itibaren çevrelerindeki insanların davranışlarını gözlemeye ve taklit etmeye başlarlar. Bandura pek çok karmaşık davranışın biçimlendirilmesinin çok fazla zaman alacağını, oysa davranışların çoğunun diğer insanların gözlenmesiyle öğrenildiğini belirtmektedir. Sosyal öğrenme kuramı, öğrenmeyi, uyarıcı olaylar ve insanların bu olaylara verdiği tepkiler sonucunda oluşan düşünce ve zihinsel süreçlerle açıklamaktadır. Bu açıdan sosyal öğrenme kuramı, bilişsel öğrenme kuramı ile benzerlik taşımaktadır (Ulusoy ve diğerleri, 2002).
Bandura’ya göre bir çocuk başkalarının davranışlarını gözlemlediğinde -hatta bu davranışları tekrar etmediğinde ve bu davranışlar herhangi bir şeyle desteklenmediğinde bile- öğrenme meydana gelebilir. Bu teoriye göre; çocuk, davranışı sadece türüne göre değil, modelin davranış sonunda ödüllendirilmesi veya cezalandırılmasına bağlı olarak da gösterecek ya da göstermeyecektir (Sutherland ve Arbuthnot, 1991).
Bandura’nın bütün çalışmalarında, öğrenen kişi gözlemcidir. Uyarıcı, model kişinin davranışlarıdır. Bandura, gözlem yolu ile öğrenmede yaş, cinsiyet, modelin statüsü, gözlemci-model benzerliği, modelin sergilediği davranış çeşitleri ve modele verilen ödül çeşitlerini incelemiştir. Çocuğa göre prestijli bir model, prestijli olmayan modele göre daha çok taklit edilir (Ulusoy ve diğerleri, 2002).
Bandura’nın deneylerinden elde ettiği en önemli bulgu, pekiştirecin öğrenme değişkeni değil, performans değişkeni olduğudur. Yaparak öğrenme ile dolaylı öğrenme arasında ayırım yapmaktadır. Yaparak öğrenmede birey, etkinliklerinin sonuçlarından; dolaylı öğrenmede ise, diğer bireylerin davranışlarının sonuçlarından öğrenir. Dolaylı öğrenmede davranışı bizzat yapma zorunluluğu yoktur. Diğer bireylerin davranışlarının ceza ya da ödüllendirilmesinden etkilenmek anlamına gelir. Gözlemci, modelin ödüllendirilen davranışlarını daha fazla taklit etmektedir. Yapılan deneylerde de, çocuklar doğrudan ödül ya da ceza almamalarına rağmen, başkalarının pekiştirildiğini izleyerek davranışlarını artırmışlardır.
Dolaylı öğrenmenin pek çok yararı vardır. Öğrenme zamanını azalttığı gibi, insanları hoş olmayan durumlardan da korumaktadır. Diğer bireylerin hatalarından öğrenilerek deneme-yanılma ile öğrenmek zorunda kalınmamaktadır (Ulusoy ve diğerleri, 2002).
Sosyal öğrenme modeline göre, kitaplar küçük çocukların kimlik kazanmalarında etkilidir. Kitaplar, çocuklara hayranlık duyacakları modeller sağlamaktadır. Bu nedenle küçük çocuklar için seçilen kitaplardaki modellerin ebeveynler ya da otorite pozisyonundaki diğer kişiler olmasında yarar bulunmaktadır. Ergenlik döneminde ise, kahramanlar yaşıtlar, başarılı diğer kişiler olabilmektedir. Bunun yanında hikâyedeki karakter ve olayların çocuğun kendi yaşantısındaki kişi ve olaylara yakın olması da gerekmektedir. Böylece çocuk bu kişilerle kendini daha rahat özdeşleştirebilecektir (Sutherland ve Arbuthnot, 1991).
Sosyal gelişimin önemli bir bölümü, olayları başka bir kişinin bakış açısından görme yeteneği ile ilgilidir. Resimli öykü kitapları çocukların bu yeteneğini güçlendirir. Bazı kitaplar bir olayı birkaç açıdan sunarken, diğerleri okuyucunun bakış açısından daha dar kapsamlı bir özellikle sunar. Çocuklar tartışmalarda, kukla oyunu, rol yapma gibi dramatik aktivitelerde diğer insanların bakış açılarını anlamaya teşvik edebilirler.
Resimli öykü kitapları pek çok etnik ve kültürel grupla ilgili halk masalları içermektedirler. Buna bağlı olarak ahlâkî ve törel değerleri tanıtırlar (Wann ve diğerleri, 1962).
Diğer gelişim aşamalarında da olduğu gibi, çocuğun sosyo-kültürel çevreden alacakları, kalıtımla geçen özelliklerden çok daha etkindir. Resimli öykü kitabı, öykü dışında da yararlanılacak konular içerebilir. Bu dönemde iyi resim çizmek kadar, hayalî bir hikâyeyi anlatma eğilimi de sıkça görülen özelliklerdendir. Öykü kitaplarına talep, çocuktan gelir. Bu talebi yönlendirecek kişiler ise, yetişkinlerdir.
Sosyal ve kültürel çevresiyle iyi alışverişte bulunan çocukta, bu denli küçük yaşta bile, gözle görülür tarzda gelişme ve etkileşme olmaktadır. Resimli öykü kitaplarında bulunan semboller ve kavramlar da, çocuğun sosyal gelişimine katkıda bulunacaktır.
Çocuğun sosyal gelişimini etkileyen etmenler arasında, dış kültürler ile kültür grupları da bulunmaktadır. Bir yandan kültürel değişim, diğer yandan kültürel korunma gibi toplumsal hareketlilik sorunu oluşacaktır. Resimler, bu arada bu uyuma yardımcı olabilirler. Öncelikle, çocuğun görmediği kavramlar, renk ahengi ile mükemmel bir biçimde çizilebilir. Örneğin, yeni bir hayvan ya da bitki çeşitli hikâyelerde çocuğa gösterilebilir. Böylece, çocuğun çevresiyle kuracağı ilişkide resimlerden yararlanılabilmektedir (Glazer, 1986).
Piaget’in ahlâk gelişimi ile ilgili görüşü, bireyin sosyal kurallar ve adalet duygusu ile ilgilidir. Piaget’e göre yaşla birlikte çocuğun ahlâkî yargıları da değişmektedir. Kişinin amacı, önemli bir faktördür. Küçük bir çocuk, belli bir davranışı doğru veya yanlış olarak düşünürken; büyük bir çocuk, davranışın içeriğine önem vermektedir. Küçük bir çocuk, başkaları tarafından cezalandırılma korkusu ile doğru davranışlar sergilerken, büyük çocuk kendi karar gücüne dayanan davranışlar göstermektedir. Piaget’e göre dokuz yaş altı çocuklar yetişkinlerin kurallarından etkilenmekte ve ahlâk yetişkinlerle sözel etkileşim veya onları taklit ederek kazanılmaktadır. Piatget’e göre, çocukların okudukları kitaplardaki karakterlerden etkilendikleri açıktır. Hangi yaş olursa olsun, seçilen karakterler çocukların ahlâk gelişimlerine yardım edecek özellikler göstermelidir (Sutherland ve Arbuthnot, 1991).
Lawrence Kohlberg, Piaget’in düşüncelerini sistematize ederek ahlâkî gelişimin bir hiyerarşisini geliştirmiştir. Onun bu hiyerarşisi, şimdiye kadar geliştirilen hiyerarşilerin en geniş çapta olanıdır. Kohlberg’in dönemleri boyun eğme ve cezaya dayanan geleneksel ahlâkî sorgulamanın henüz kullanılmadığı düzeylerle başlar. Daha sonra, yetişkinlerin ahlâk değerlerine benzer geleneksel kuralların yer aldığı aşamalara doğru ilerleme görülür. Bu düzeyler çoğunluğun davranışını kabul etme, suçlara karşı ceza verme dönemleridir. Ahlâkî davranışa rehber olarak, vicdan ve diğerlerinin doğruları ile oluşturulmuş geleneksel davranışlar mevcuttur. Ancak bu davranışlara az sayıda yetişkin ulaşmaktadır (Sutherland ve Arbuthnot, 1991).
Kohlberg’in, kişinin içindeki ahlâkî gelişim düzeyini saptamak için, bir sorunla karşılaşıldığında bulunan çözüm ile değil, çözüme varılırken gözlenen akıl yürütme süreci ile ilgilendiği görülmektedir. Örneğin, “bir öğrencinin kopya çekmesinden çok, kopya çekmesine ilişkin gösterdiği neden” ya da “bir çocuğun yalan söylemeyi neden kötü bir davranış olarak kabul ettiği” onun hangi ahlak gelişimi döneminde bulunduğunu göstermektedir (Erden ve Akman, 1998).
Çocuk kitapları genellikle değer yargılarıyla ilgilidir. Bol miktarda hikâye dinleyen ve dinlediği hikâyeyi anlatan çocuklar başkalarına yardım etme konusunda belki yetersiz olabilirler, fakat insanların problemlerini anlamada, kişisel değerlerin kesin ve açık olarak belirtilmesinde, karar vermede hikâye karakterlerininetkisi altında bulunmaktadırlar. Yetişkinler, hikâye dinleme sırasında çocukların tepkilerini not alabilirler ve çocuklar, hikâye karakterlerinin hareketlerini gözlemlemeleri, onların hareketleri vasıtasıyla düşünmeleri konusunda teşvik edilebilirler. Daha sonra, çocuklar kendi yaşantılarındaki benzer durumlar hakkında -yaptıkları bir davranışın doğru olup olmadığı veya eğer bir fırsat daha verilmiş olsa farklı davranıp davranmayacakları gibi konularda- konuşabilirler. Burada, dışarıdan destekleme rol oynamaktadır.
Takviyeli ya da destekli öğrenme, çocuğun cinsiyeti ve modelin cinsiyeti arasındaki farklılıklar tarafından da etkilenebilir. Prestij sahibi model, çocuğun gözünde büyük bir öneme sahip olmakta, düşük pozisyondaki modellere göre daha çok örnek alınabilmektedir. Buna bağlı olarak bir davranış yüksek prestijdeki bir kişi tarafından ödüllendirilirse, muhtemelen örnek alınır. Pek çok kitap, küçük çocukların tanıyabilecekleri modellere sahiptir. Küçük çocuklar, daha çok içinde aile ve otorite pozisyonundaki kişilerin olduğu kitapları tercih etmektedirler. Büyük çocuklar ve adolesanlar (ergenler) için, popüler insan veya sporcular gibi kahramanların veya gençlerin olduğu kitaplar önemlidir. Hikâyede yer alan karakterlerin ve durumların çocuk için yeterince tanıdık olması da önemlidir. Bu durumda davranışın sonucu ve motivasyonlar kolayca anlaşılabilmelidir (Sutherland ve Arbuthnot, 1991).
Sonuç olarak, çocukların yaş dönemlerinin özellikleri iyi bilinmelidir. Bazı çocuklar diğerlerinden daha erken yeni bir döneme girebilirler. Ayrıca çocuklar bir aşamadan diğerine geçtikçe bazı problemlerle karşılaşabilecektir. Bu problemlerin bilinmesi çocuğa yardım etmek için önemli bir fırsattır.
Çocuk Kitaplarının Dil Gelişimine Etkisi ve Kitap Seçimi
     Dil insanların birbirlerine bilgi, düşünce ve eğilimlerini aktarabilmelerinin yanı sıra, fikirlerini düzenleyebilmelerine ve duygularını ifade edebilmelerine olanak hazırlar. Kültür değerlerimiz ve bilgilerimizin çoğu kuşaktan kuşağa yazılı ya da sözlü sözcükler yoluyla iletilmektedir. Herkes doğrudan kendi yaşantısı yoluyla öğrendiğinden çok daha fazlasını dil yoluyla iletilmektedir. Herkes doğrudan kendi yaşantısı yoluyla öğrendiğinden çok daha fazlasını dil yoluyla öğrenir. Dil aynı zamanda düşünme, bellek, muhakeme, problem çözme ve planlama gibi bilişsel süreçleri de içermektedir.
Dil, çocuğu egosundan uzaklaştırıp onun sosyal bir kişi olmasını sağlayan, kendisini kontrol ve takip ettirebilen, düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını yavaş yavaş öğretebilen ve kendini güvenli hissetmesine yardım eden bir davranıştır.
Yavuzer’e göre, dil gelişimine ilişkin incelemeler çağdaş çocuk psikolojisi araştırmaları arasında en heyecan verici ve yoğun çalışmaları oluşturmaktadır. Çünkü, çocuğun dile ilişkin yeteneklerinin gelişimi akıl almaz bir hızla gerçekleşmektedir. Tüm kültürlerdeki çocukların hemen hepsi ilk sözcüklerini ortalama olarak 12-18 ay dolaylarında söylerler. Dört yaşına geldiklerinde çoğunluğu iyi düzenlenmiş cümleler kurarlar, hatta zaman zaman düşüncelerini sürpriz sayılacak kadar karmaşık cümlelerle ifade edebilirler. Altı yaşındaki bir Amerikalı çocuğun sözcük dağarcığı 8000-14000 sözcüğü içermektedir. Bu da 1 yaşından 6 yaşına kadar çocuğun sözcük dağarcığına her gün 5-8 sözcüğün eklenmesi anlamını taşır.
Her çocuk, önce bu sesleri çıkarmayı öğrenir. Örneğin, “be” ve “me” seslerini öncelikle çıkarır. Her dil, fonem kombinasyonlarına hükmeden bazı kurallara sahiptir.
Dil yeteneğinin gelişimi de, diğer gelişim yüzlerinde olduğu gibi, düzenli bir sıra izler. Çocuklar üzerinde yapılan dil gelişimi araştırmaları, konuşmanın ilk öğrenildiği dönemlerde hemen tüm dünya çocuklarının temelde aynı gramer kurallarını kullandıklarını ortaya koymuştur (Yavuzer, 1990: 46)
Diğer gelişim alanlarında olduğu gibi, dil gelişiminde de aynı yaştaki çocuklar benzer özellikler gösterirler. Bunlar genel olarak sözcük sayısı, kurdukları cümle yapısı, ses tonlamaları ve vurgulamaları gibi özelliklerdir. Bu nedenle, bu benzerlikleri göz önüne alan gelişim psikologları, dil gelişiminin bilişsel gelişime paralel olarak ortaya çıktığını kabul ederler (Yeşilyaprak, 2002).
Çocuklarda dil gelişimi Piaget’e göre:
1. Agulama süreci,
2. Tek sözcük evresi,
3. Telgrafik konuşma,
4. İlk gramer süreci aşamalarından oluşur.
0-12 ay arasını kapsayan “Agulama” evresinin ilk iki ayında bebekler ağlarken, ileride konuşmada kullanılacak seslere temel teşkil edecek olan sesleri bilinçsizce çıkarırlar. Bu evreye “Ağlama Evresi” adı verilir. 2-5 ay arası ise, “Babıldama Evresi” olarak kabul edilir. Bebekler bu evrede, ünlü ve ünsüzleri birlikte çıkarmaya başlarlar: ba-da-ma gibi. Bu sesler ilk kelimelerin ulaşmasından sonra da devam eder. Bu dönemde çıkarılan seslerin ve hecelerin evrensel olduğu, anadile özgü olmadığı anlaşılmıştır. 6-12 ay arasını kapsayan “Çağıldama-Heceleme Evresi”nde kullanılmayan sesler giderek yok olur ve ailenin kullandığı sesler iki yıl içinde ilk sözcükleri oluşturur. Bu süreç sırasında anne ve baba bebeğe gülümseyerek, onu ödüllendirerek daha fazla ses çıkarmasını sağlayabilirler. Bu dönemde bebekte konuşma organları olgunlaşır ve bebek artık ilk heceleri çıkarmaya başlar. Bir yaşına doğru ilk kelimelerini söylerler. Anne ve babalar çocuğun ana diline ilişkin bilgi toplayabileceği bir çevre oluştururlar. Böylece bu dönem sonuna doğru, çocuklar kendi anadillerini vurgulamalarına benzer tonda sesler çıkarırlar (Yeşilyaprak, 2002). 12-18 ay arası “Tek Sözcük Evresi” olarak belirtilmektedir. Bu dönem konuşma açısından kritik bir dönemdir. Çocukların, ilk başlarda çıkardıkları tek sözcükler çok anlamlıdır ve bir sözcükle çok şey anlatmaya çalışırlar. Bunun nedeni de, çocukların nesnelerin adını bilmemeleridir. Çocuklar özel sesleri tek bir sözcükle kullanarak anlamlı üniteler oluşturacak şekilde birleştirirler. Bunlara morgem denir. Çocukların ilk kelimeleri arasında isimlerin başta geldiği bilinmektedir. Ayrıca, anladıkları kelime sayısı da, kullandıkları kelime sayısında daha çoktur.
Yaşamın ikinci yılında kelime haznesi artar. İki yaş civarında çoğu bebek elli kelime kullanırken, bazıları birkaç yüz kelime kullanabilirler. 2 yaşından sonra ise, iki kelimeyi birleştirerek basit cümleler kurmaya başlarlar. Sözcüklerin sonuna “yor” veya “dı” eki getirebilirler, iki üç kelimelik birleşimler yapabilirler. Bu ifade telgraf ifadesine benzediği için bu döneme “Telgrafik Konuşma (18-24 Ay)” dönemi denilmektedir.
24-60 ay arası ise, kelime dağarcıklarındaki kelime sayısı 300’ü bulmuştur. Gramer yapısı da hızla gelişmektedir. 2,5 - 4 yaş arasında soru sorma ve konuşma isteği gelişir (Yeşilyaprak, 2002).
2-3 yaşına kadar çocuklara taşınması kolay, hafif kitaplar verilebilir. Yine bu döneme kadarki çocuklar için, az sayıda obje içeren ve tanıdık objelerin bulunduğu kitaplar tercih edilmelidir.
Çocuğun erken yaşlarda kitapla tanışması, hem duyarak öğrendiği sözcükleri görerek tanımasını hem de daha önce duymadığı sözcükleri görerek öğrenmesini sağlar. Duydukları ile gördükleri arasında ilişki kurmaya başlaması, düşünmeyi öğrenmeye başlaması demektir. Öğrendiği dil burada tek yardımcı araçtır (Tinker, 1971).
3 yaşından sonra olağandışı öykü ve masalları dinlemekten hoşlandıkları için bu tür kitaplar tercih edilebilir. Artık, öyküleri kendileri de anlatmaktan zevk alırlar. Çocuklar 4-6 yaşlarında ise, dinlediği öyküden kendine göre başka öyküler oluşturmaya başlamaktadırlar. Bu dönemlerde çocukların kendi öykülerini oluşturmalarına fırsat vermek yararlı olacaktır.
Dil gelişimi, çevre ve ailenin sosyo-ekonomik durumundan büyük ölçüde etkilenmektedir. Anne-babalara ve çocukla ilgilenen diğer yetişkinlere çocuğun dil gelişimi ile ilgili önemli görevler düşmektedir. Çocuk kitapları, çocukla anne-baba arasında iletişim kurmalarını sağlayan araçlardan biridir. Anne babalar çocukları ile birlikte oldukları bu saatlerde zengin bir dil çevresinin oluşmasını da sağlamaktadırlar.
İçerdikleri geniş kelime dağarcığı nedeniyle, çocuk kitapları çocukların dil gelişimini etkileyebilmektedir. Öykü kitabı yazarları konularıyla ilgili çok çeşitli kelimeler kullanırlar. Yazar, genellikle kelime seçiminde sınır koymaz. Çünkü çocuklar konuştuklarından daha çok kelime anlayabilmektedirler. Cümlenin genel yapısı, kelimenin anlamına dair ipuçları sunar. Çocuk cümleyi dinleyerek cümle içinde geçen kelimenin anlamını çıkarabilir (Glazer, 1986).
Kreş ve anaokullarında yapılan bir araştırmaya göre, kitaplarla ilgili deneyimleri çok olan çocuklarda dil becerilerinin daha ileri olduğu gözlenmiştir (Arbuthnot and Sutherland, 1991). Bu sonuç, çocuklarla ilgili kişilerin çocukların dil gelişimlerinde büyük bir sorumluluğa sahip olduklarını göstermektedir.
Kitaplar ayrıca;
- Çocuğun dinleme, taklit etme ve dil ile ilgili araştırmalar yapma becerilerini geliştirir.
- Kelime haznesini zenginleştirir.
- Sıfatları, zamirleri, çoğulları, olumlu ve olumsuz ifadeleri doğru ve yerinde kullanmayı öğretir.
- Hayal gücünü geliştirir. Hayal gücünü kullanarak kendi ürününü oluşturma hazzını verir.
- Gördüğü şekilleri algılamayı öğrenir.
- Belleğini geliştirir.
- Dikkatini yoğunlaştırma ve dinleme sabrını kazandırır.
- Kavramları kitap yolu ile öğrenmek daha kolaydır.
- Okuma ilgisini uyandırır.
- Okuma-yazmada en büyük adım olan, anadilini iyi kullanabilme becerisini artırır. Okulöncesi dönemde yazı dili ile ilişki kurulur. Resimden yazıya geçiş yapmak kolaylaşır.
- Kitap, öğrenmeyi sağlamada ilk yıllarda çok önemli olan somut nesnelerle çalışmayı sağlar. Çocuk için duyarak öğrendiği soyut sözcükler, kitapta gördüğü resimler ile somut hale getirilmiş olur.
- Çocuk kitaplarındaki tema ve resimlemeler onun tanıdığı, gördüğü nesne ve olaylardan yola çıkılarak hazırlandığında, öğrenmede önemli bir yeri olan “yakından uzağa” ilkesi kitaplar yolu ile pekiştirilmiş olur (akt.Tür ve Turla, 1999).
Çocuk Kitaplarının Kişilik Gelişimine Etkisi ve Kitap Seçimi
Gelişim kuramcılarının kuramları, genellikle ergenlik döneminde biter ve ergenlikle birlikte bireylerin yetişkin özelliklerine sahip olduklarını ifade ederler. Erikson ise, insan hayatının tümünü içeren bir gelişim kuramı ortaya atmıştır (Bacanlı, 2004).
Erik Erikson’un teorisine göre gelişim, olgunluğa doğru ilerleyen, bireylerin çözmeleri gereken psikososyal problemlerin bir serisidir. Tüm bu problemler ve çatışmalar, kişilik gelişimi ve aynı zamanda toplum içinde öğrenme fonksiyonu için, kişinin mücadele etmesini gerektirmektedir. Erikson’a göre her birey birbirini izleyen, giderek karmaşıklaşan bir dizi, düzenli dönemlerden geçerek gelişmektedir. Büyüme, bireyin bir dönemden diğerine geçmesiyle meydana gelmektedir. Her bir dönemde, birey diğer döneme geçmeden önce, çözmek zorunda olduğu bir psikososyal problemle karşılaşır (Sutherland ve Arbuthnot, 1991).
Bebeklikle başlayan ilk dönemde “temel güvene karşı güvensizlik” problemi mevcuttur. Erikson’un beş aşamalı ikinci dönemi çocuk edebiyatıyla daha yakından ilgilidir.
Erikson’un okulöncesi dönemi 2-6 yaş arasını kapsamaktadır. Bu dönemdeki iki buçuk ile üç yaş arasında “özerkliğe karşı kuşku ve utanç” duygusu hâkimdir. Çocuğun yürümeye ve konuşmaya başlamasıyla, annesine olan bağımlılığında azalma meydana gelecektir. Fiziksel olgunlaşmaya bağlı olarak kas kontrolünün ortaya çıkması yürüme, koşma, istediği nesneleri eline alma, istediklerini bırakma ve tuvalet kontrolünün ortaya çıkmasını da beraberinde getirir. Böylece çocuk özerk bir biçimde davranmaya ve bu bağımsız eylemlerinden zevk almaya başlar (Erden ve Akman, 1998).
Bu dönemde çocuklar özgürlük mücadelesi içindedirler. Fakat, hâlâ başkalarına, genellikle de ailelerine bağımlı durumdadırlar. Bu çocuklar için, oyun çok önemlidir. Çünkü çocuk gelişen özerklik isteği ile birlikte oyun kurallarını kendi koymaktan çok hoşlanır. Yine bu dönemde, çocuklar aile dışındaki insanları tanımaya başlarlar. Çoğunlukla bu yaş çocuklarının aile ve çocuk arasındaki ilişkiye temas eden kitaplardan hoşlandıkları gözlenmektedir.
Üç-altı yaş arasını kapsayan dönem, “girişkenliğe karşı suçluluk” dönemi olarak tanımlanmaktadır. Çocuk öğrenmeye isteklidir ve çabuk öğrenir. Beceriler edinmeye başlar ve elindeki işi yapmaya çaba gösterir. Kendi başına girişimlerde bulunur. Özellikle cinsel düşlemler suçluluk duygusuna neden olabilir (Ulusoy ve diğerleri, 2002).
Bu dönemde, çocuklar daha çok sorumluluk almak isterler. Yine özerklik geliştikçe, çocuğun davranışları diğer insanların davranışlarına karşı zıtlık gösterebilmektedir. Çocuk her zaman için, bir başkasıyla çatışma içinde olabilmektedir. Bu durumda, muhtemelen, ortaya suç çıkar. Zamanla, çocukların vicdan gelişimlerinde de ilerleme meydana gelecektir. Bu dönemde, çocuklar pek çok soru sorarlar ve özellikle kendileri için önemli olan şeyleri anlamaya başlarlar. Bu dönemde bulunan çocuklar hem kendi başlarına hem de diğer çocuklarla birlikte oynarlar. Bu oyunlarında günlük hayatta yaşadıklarını canlandırırlar.
Çocukların yaşadıkları çatışmaları çözmelerinde hayalî karakterlerin önemli bir rolü vardır. Kitaplar çocuklara, kendi düşüncelerine cevap verecek hikâye karakterleri ile uzun bir deneyim yaşama şansı vermektedir. Kitap, çocuk için bir oyun aracı görevini de üstlenebilmektedir. Küçük çocuğun ilgilendiği pek çok konu, resimli öykü kitaplarında yansıtılabilmektedir.
6-13 yaş arasını içeren dönem, “aşağılanmaya karşı çalışkan olma” dönemi olarak tanımlanmaktadır. Bu yaşlardaki çocuklar, kendilerine uygun olarak verilen görevleri başarmak için büyük bir gayret gösterirler. Yine çocuklar, bazı çalışmalarda diğer çocuklarla işbirliğine girerler. Özellikle kültürel çalışmalarda birlikte çalışmaktan oldukça zevk alırlar.
Çocuklar sık sık kendilerini akranlarıyla kıyaslarlar. Herhangi bir konuda yeterlilik gösteremezlerse, aşağılanacaklarını düşünürler. Bu yüzden daha çok çalışma çabasındadırlar.
Bu dönem çocukları için uygun durumları içeren kitaplar çok önemlidir. Yeni görevlerini başarmak için gelişen bir azim içinde olan bu çocuklara yaşamlarındaki bilgileri içeren kitaplar verilmelidir. Yine başarılı insanların biyografilerini veya insanlar hakkında gerçekçi kurguları içeren kitaplar gereklidir (Sutherland ve Arbuthnot, 1991).
Duygular, değer yargıları, anlama tarzı, hisler kişiliğin parçalarıdır. Çocuk kitapları bunların şekillenmesinde etkili rol oynamaktadır. Kitaplar, ayrıca içerik, içeriğe dayanan etkinlikler ve tema aracılığıyla çocuğun öz kavram ve öz saygı gelişimini de destekler (Wann ve diğerleri, 1962).



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Türk Aydınlanma Hareketinde Namık Kemal

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Ece Ayhan'ın Şiiri Üzerine [Deneme]
Ömer Seyfettin'in Sanat ve Edebiyat Yazıları Üzerine Bir Değerlendirme [İnceleme]
Ömer Seyfettin Hikâyelerinin İlköğretim Programında Kullanılabilirliği [İnceleme]
Drama ve Eğitici Drama [İnceleme]
Çanakkaleli Bir Şair: Ece Ayhan ve Şiiri [İnceleme]
İkinci Yeni Şiirinde Sapmalar [İnceleme]
Çocuk Edebiyatı [İnceleme]
Genel Çizgileriyle Modern Türk Şiirinde Cumhuriyet Dönemi [İnceleme]
Modern Türk Şiirinde İkinci Yeni [İnceleme]
Ece Ayhan'ın Şiir Sanatı Üzerine Düşünceleri [İnceleme]


Hulusi Geçgel kimdir?

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyesi


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Hulusi Geçgel, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.