..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Tarihten öğreniyoruz ki tarihten hiçbir şey öğrenmiyoruz. -Hegel
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Aşk ve Romantizm > Duğhan Duyan




13 Aralık 2015
Ahmet İle Feride  
Ahmet şair oldu,Feride şiir...

Duğhan Duyan


Ahmet söz verdi başka bir kadın sevmeyeceğine. Feride ise meze etti yüreğini ikinci el sevgilere. Sonra mı? Sonra... Ahmet şair oldu, Feride şiir...


:FBG:
Ahmet söz verdi başka bir kadın sevmeyeceğine. Feride ise meze etti yüreğini ikinci el sevgilere.
Sonra mı?
Ahmet şair oldu.
Feride şiir...


Ahmet bilmiyordu bir sevinin onu böylesine şair yapıp,şiirler yazdıracağını. Varlığından da haberdar değildi Feride'nin. Onu tanıyana kadar hayatının bir anlamı da yoktu. Geçim telaşı,hayat şartlarının her gün biraz daha zorlaşıyor olması Ahmet'in hiçte ilgi alanına girmiyordu. Futbolu çok seviyordu,Galatasaray'dan başka bir düşüncesi yoktu. Bir de gitarı vardı Ahmet'in. Ki o gitar ilerleyen zamanlarda en yakın dostu,belki de tek sırdaşı olacaktı...

Feride... Feride dünyanın en güzel matematik öğretmeni... Dışarıdan bakıldığında o da Ahmet gibi içine kapanık. Fakat ne var ki Ahmet'e göre eğitim seviyesi ileri. Okulunu bitirdikten sonra öğretmen olacak. Ahmet'i tanıdıktan sonra da sevgiyi anlayacaktı...

Bu iki insan birbirini tanıyana kadar belki de dünyadaki en zıt iki insan olduklarını düşünebilirler.

Zaman ilerledi... Feride okulunu bitirmiş ve öğretmen olmuştu. Ahmet ise hala ne yapacağına karar veremiyordu. Bir iki iş deneyimi olmasına rağmen kendisini mutlu hissedemedi. Ahmet,yüreğindeki özgürlüğü gün geçtikçe farkediyor fakat kimseye anlatamıyordu. Farklı şehirlerde farklı hayatlar yaşıyordu Ahmet ile Feride. Bir gün Ahmet Feride'ye ulaştı. Ahmet anlattı kendini, Feride pek ilgilenmedi. İlgilenmesini gerektiren bir özelliği yoktu Ahmet'in o an. Ahmet yüreğinin güzelliğini,Feride'ye olan sevgisini anlatamamıştı... Belki de Feride anlamamıştı...
Vazgeçmedi Ahmet... Belki o an vazgeçse daha sonra Feride'nin gözlerine yazacağı sayısız şiiri de silip atmış olacaktı. Artık hayatına "Aşk"diye bir kelime girmişti Ahmet'in. Bunun ciddiyetini bilerek ve hissederek yaşıyordu. Çünkü aşk ciddi bir işti. Bir gece balkonunda otururken gitarını aldı ve bir şeyler çalmaya başladı. Gittikçe daha da sert vurdu gitarın tellerine,gitarın tellerine vurdukça yüreğinden daha önce Ahmet'in lugatında olmayan kelimeler dökülmeye başladı. O gece şiirle de tanıştı Ahmet. O gecenin sabahında Ahmet artık çok farklı bir adam olacaktı...

Feride ise Ahmet'in tersine tam bir sır abidesiydi. Hayatında bilinmesi gereken şeyleri anlatıyor,dahasını susuyordu. Öğretmenliğini yaptığı şehirde yüreği birine meyil etti kahve gözlü Feride'nin. Ahmet'in varlığından haberdardı ve Ahmet'in varlığı ona enteresan bir şekilde huzur veriyordu. Gün geçtikçe Ahmet'le daha çok konuşmaya, ona dertlerini anlatmaya başladı.Hatta oradaki erkek arkadaşını bile... Ahmet, çaresiz bir şekilde sevdiği kıza tavsiyeler verirken,Feride ile konuşmanın mutluluğu içerisinde her gün biraz daha şair oluyor,özlemli olan yüreğine bir kelime daha ekliyordu. Feride ile konuşmadığı zamanlarda Can Yücel, Ümit Yaşar ve Turgut Uyar'la tanışmıştı. Onların da tek bir kadına şiirler yazdığını öğrenince daha da bir özlemle yazmaya başladı Feride'nin kahve gözlerine olan şiirlerini...
Tarihler Ahmet için önemliydi. Hele ki Feride'yi tanıyıp sevdikten sonra daha da önem verdi tarihlere.


24 Kasım... Feride'nin ilk öğretmenler günü... Ahmet daha önce hiç yapmadığı bir şey yapmak istiyordu Feride için. Çünkü Feride başkaydı,Feride aşktı! Kısa bir film hazırladı Ahmet Feride'ye. En iyi arkadaşı olan gitar ve daha önce tanıştığı Can Yücel'de bu filmde Ahmet'e yardım etmişti. Ahmet, bir önceki sefer tanıtamadığı Ahmet'i,bu sefer Feride'ye tanıtmış ve Feride'den gelecek sözleri beklemeye başlamıştı. Feride yine Ahmet'i umutlandırmamış ve sadece teşekkür etmişti. Ama artık biliyordu Ahmet'in kendisini sevdiğini... Ahmet'in tek tesellisi Feride'nin artık sevgisini biliyor olmasıydı...
Bu arada Ahmet'in hayatında güzel şeyler de olmaya başlamıştı. Bir iş teklifi almış ve şehir değiştirmişti. Ahmet'in gideceği şehirde kahve gözlü Feride'nin doğup büyüdüğü şehirdi. Ahmet hayatına sıfırdan başlamış gibi devam ediyordu,Feride de öyle... Yalnız ne olduysa Ahmet'in gönderdiği kısa filmden sonra konuşmalar kesilmişti. Ahmet bu durumu istemese de susmak zorundaydı,Feride ise hayatından memnun görünüyordu. En azından Ahmet'in gözünde bu öyleydi. Çok uzun zaman konuşmadı Ahmet ile Feride...


Alkolle de tanışmıştı bu zamanda Ahmet. Aşık bir insandı ve gün geçtikçe sevdiğinden haber alamıyordu. Huzursuzluk,münasebetsiz bir tümör gibi büyüyordu yüreğinde. Bir gece alkol etkisini gitarın ve yazdığı şiirlerin de desteğini alarak Feride'ye paragraflarca mesaj attırarak gösterdi Ahmet'e. Bekledi... Bekledi... Bekledi... Yine bir ses duyamadı kahve gözlü Feride'den. İşte o gece sevgilinin duyulamayan sesi Ahmet'i şair yapacaktı. O gece Ahmet'in kaleminden şu kelimeler döküldü deftere.

"Ağlamam,ağlayamam
Ama her akşam hüznün gölgesi gelir çöker yüreğime.
Bir mum ışığı kararmasına engel olur yüreğimin.
Aklım hep eskilere takılır durur.
Meğer ne çok severmiş yürek böyle süslü cümleleri..."

Ve o gecenin sabahında Ahmet söz verdi başka bir kadın sevmeyeceğine. Feride ise meze etti yüreğini ikinci el sevgilere. Sonra... Sonra Ahmet şair oldu,Feride şiir...



O geceden sonra hayatına Feride olmadan devam etme kararı aldı Ahmet. Yüreğinin sevgi kıyılarında Feride'nin ismini saklasa da gelmeyeceğini anlamıştı. Her gece şiirler yazdı. Sonra yaktı o şiirleri. Bir daha yazdı yine yaktı... Artık Feride, Ahmet için cennet misali idi. Ahmet Feride'nin varlığını bilip,özlemiyle yaşıyordu...

Günler göz açıp kapar gibi hızlı bir şekilde geçerken İstanbul'a geri döndü Ahmet. Feride'nin yokluğunu kabul etmiş gibiydi. En azından çevresine böyle görünüyordu. Akşamları yine bir iki kelime düşse de yüreğinin Feride sahilinden aldırmamaya çalışıyordu Ahmet. Bir akşam Kadıköy'e gitti. Arkadaşları ile bir iki tek attıktan sonra herkes biraz çakırkeyif olmuşken rıhtımda oturup vapurları izlemeye koyuldu. O sırada yüreğinin Feride sahilinde kelimeler dalga olmuş ama yine hissetmemeye çalışıyordu Ahmet. Sonra bir vapur daha kalktı Kadıköy'den Beşiktaş'a... Ve telefonuna bir mesaj geldi Ahmet'in. Mesaj Feride'den gelmişti. "Merhaba,nasılsın? Seni rahatsız etmek istemiyorum ama konuşmaya ihtiyacım var."diyordu Feride. Ahmet toparlandı hemen,yüreğine dem vurup ciddi olmalıydı. "Ne rahatsızlığı,tabi ki konuşabiliriz."dedi. Feride ise bu sefer Ahmet'e güvenebileceğine inanarak daha uzun ve üzünçlü cümleler kurdu. "Orada hayatına birinin girdiğini,fakat Ahmet'in verdiği değeri ondan göremediğini söylüyordu." Ahmet,o mesajdan sonra yüreğinin Feride sahilinden gelen kelimelere engel olamadı. "Üzülme" dedi. "Üzülme, ben her zaman sana değer veriyorum ve her zaman senin yanında olurum. Sen sevgilerin en güzeline layıksın." dedi kahve gözlü Feride'sine. "Teşekkür ederim" dedi Feride, "Kendine iyi bakmasını" söyledi Ahmet'e ve bitirdiler konuşmayı. Ahmet o gece defalarca okudu o konuşmayı. O konuşmalar daha evvel yazdığı şiirlerin tekrardan hayat bulmasını sağlayacaktı. Ahmet artık yeni güne umutla bakabilirdi uzun bir aradan sonra...

Doğum günü yaklaşıyordu kahve gözlü Feride'nin. Ahmet tarihlerin önemini bildiği için yine bir sürpriz yapmak istedi. Fakat Feride ile en son konuşmasında onun bir sevdiği olduğunu hatırladı ve buna göre davranması gerektiğini fark etti. Bu sefer tüm cesaretini toplayarak Ahmet mesaj attı Feride'ye. Feride de Ahmet'e teşekkür etti bu mesajından dolayı. "Ahmet'in en güzel sevgiye layık olduğunu" söyledi. Ahmet ise Feride ile konuşmadığı zamanlarda geliştirdiği edebi yönünü kullanarak "Sen bana güllerin içinden gelmesen de benim için en güzel sevgi seninki!" dedi Feride'ye. Feride yine "teşekkür etti." Bu mesajlaşmalardan sonra Ahmet daha da sevgili bakmaya başladı yüreğinin en güzel sahiline sahip kahve gözlü kadına.

Mevsim yaz olmuştu. Kahve gözlü Feride tayin istemiş ve Ahmet'in bir zamanlar çalıştığı,kendisinin de memleketi olan şehre gelmişti. Ahmet de tatilini orada geçirecekti. O yaz Ahmet için hüzünle mutluluğun bir arada yaşanacağı ama hüznün galip geleceği bir yaz'dı. Ahmet o sahil kasabasında her gün Feride'yi görmeyi hayal ediyor ama her akşam özlemle evine dönüyordu. Usanmadan her akşam Feride'ye şiirler yazmaya başladı. Aynı zamanda konuşuyorlardı da Feride ile. Feride Ahmet'e daha önceki ilişkisini,üzüntülerini anlatıyordu. Ahmet yine ciddi ve yakışıklı bir karakterle dinliyordu Feride'sini ve onu yeni bir sevgiye ikna etmeye çalışıyordu. Feride inatçıydı. Ama bilmiyordu ki Ahmet de inatçıydı. Ahmet her akşam Feride'yi görmek istiyor ama Feride bir şekilde kendini geri çekiyordu. Bir akşam Ahmet rest çekti Feride'ye. Feride'nin durumunu o akşam tasavvur edemedi ve ısrar etti. Feride'den ses gelmiyordu yine. Sevdiğinden daha önce de ses duyamamıştı Ahmet ve şiirler yazmaya başlamıştı. Yine aynısı olmamalıydı. Ama oldu...
Feride bir gün Ahmet'e "Nasılsınız efendim?" diye mesaj attı. Ahmet de soruya soruyla karşılık verdi. Ahmet ile Feride ertesi akşam için bir yerde oturup kahve içmek için sözleştiler. Ahmet heyecanlıydı. Feride'yi bilemiyoruz... Ahmet tüm ciddiyetiyle ve yüreğindeki özlemli cümleleri ile Feride'sini görmeye hazırdı. Önce Ahmet geldi mekana. Feride'yi bekledi... Feride göründüğü anda Ahmet'in ciddiyeti yerini çocuksu bir sevince bıraktı. Mekana geçtiler. Feride öğretmendi. Ciddi bir şeyler içmesi gerekiyordu. Kahve söyledi. Ahmet ise sıcak çikolata. Ahmet,Feride'nin attığı ilk mesajdan itibaren yazdığı şiirleri sahibine vermenin mutluluğu içindeydi. Artık son bir söz kalmıştı söylenmesi gereken. Söyleyemedi... Sırf kahve gözlü Feride üzülmesin diye "seni seviyorum" diyemedi Ahmet. Uzunca bir müddet oturduktan sonra Feride arkadaşlarının yanına gitmek için kalktı. Ahmet ise evinin yolunu tuttu ve Feride'den gelecek mesajı beklemeye başladı...

O gece ikisi de birbirlerinin yaralarına dokunmuşlardı. O gece Ahmet Feride'ye dünyadaki tek kadın olduğunu hissettirebilirdi. Bunu yapacak yeteri kadar duyguya,sevgiye ve süslü kelimeye sahipti Ahmet. Fakat Feride'nin kafası karışıktı. Ahmet daha da çok karıştırıyordu kafasını. Feride Ahmet'e bunları sadece ona yazmaması gerektiğini anlatmaya çalışsa da Ahmet'i ikna edemedi. Ahmet de yazdığı şiirlerin Feride'den başkasına yazılmayacağı konusunda Feride'yi ikna edemedi...
Yaz bitti... Ahmet yüreğinde Feride'ye duyduğu özlemle ayrıldı sahil kasabasından. Feride orada kaldı...


Şimdilerde Ahmet yine kahve gözlü Feride için şiirler yazmaya devam ediyor. Feride ise yeni bir şehirde yeni hayatına alışmaya çalışıyor. Belki hayatına biri girdi,belki de önceki mağlubiyetleri Feride'nin aklını karıştırmaya devam ediyor. Bunu bilemiyoruz... Bildiğimiz tek şey, Ahmet'in Feride'ye olan sevgisinin bir nebze dahi azalmaması... Feride ise artık Ahmet'e bir "Merhaba" bile demiyor. Belki de Feride,Ahmet'e bir kez daha "Merhaba" demek için yüreğinin tekrar yenilmesini bekliyor...

Ahmet mi?

Ahmet'in yüreğindeki en güzel sahil kıyısı hala Feride'ye ait...
ve Ahmet, o sahil kıyısında özlemle kahve gözlü Feride'yi bekliyor...








Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Seni Bugün Güzel Anacağım [Şiir]
Maske [Şiir]
Hisler [Şiir]
Mutlu Kal [Şiir]
Deli İşi [Şiir]
Gözlerin [Şiir]
Kaybediyorum [Şiir]
Gidiyorum [Şiir]
Aşk Oldu [Şiir]
Sitem [Şiir]


Duğhan Duyan kimdir?

1990 doğumlu. Edebiyat,Müzik ve spor ile uğraşır. Üniversite talebesi. Seneye bitirmeyi umuyor okulunu. Yengeç burcu.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © Duğhan Duyan, 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.