..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Dünyada birbirinin eşi ne iki görüş vardır, ne iki saç kılı, ne de iki tohum. -Montaigne
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Günlük Olaylar > Hakan Yozcu




7 Mart 2016
Kadın Öğrendikçe Öğretir.  
Hakan Yozcu
yılından sonra daha yaygın bir şekilde kutlandı. Hatta sokaklara taştı. Ama ne yazık ki, zihniyet hala değişmedi. Kadına bakış açısı neredeyse hep aynı kaldı. Kadın, hala erkekten aşağı, erkekten geri, erkeğin kölesi olarak görülüyor. Aile içerisinde horlanan, dışlanan, hiçbir hakka sahip olmayan, şiddete maruz kalan bir birey olarak görülmeye devam edilmiştir. Kadının hala birçok sosyal hakkı kendisine verilmemiştir. Kadın, özellikle geceleri, tek başına sokağa çıkamaz, gezemez, içemez, eğlenemez. Buna hakkı yoktur…


:DII:

     Bu gün “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”, ya da diğer adıyla “Dünya Emekçi Kadınlar Günü.”
     Bu gün, temelinde, insan haklarının bulunduğu, kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmıştır.
     Özellikle kadınların oluşturulduğu platformların, kadın haklarını savundukları, kadınların da ön planda olması gerektiğini öne sürdükleri, kadının erkekten geri kalmadığını, eşit haklara sahip olduklarını savunan bir anlayışın günü olmuştur.
     Aslında 8 Mart, 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40 bin dokuma işçisi iyi çalışma şartları istemiyle bir tekstil fabrikasında çıkan grev sonucu ortaya çıkmıştır. Polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi ve arkasından da çıkan bir yangın sonucu 129 kadın işçinin can verdiği bir olaydır bu tarih. Bu da tarihe unutulmayacak kötü bir olay olarak yazılmıştır.
     26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Uluslar arası Sosyalist Kadınlar Konferansı Toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, bu tarihte ölen kadınların anısına bu günün Dünya Kadınlar Günü olmasını önerir. Ve bu öneri oybirliği ile kabul edilir.
     İlk günlerde tarih tam olarak belirlenmemişti. 1921 yılında Moskova’da yapılan 3. Uluslar arası Kadınlar Konferansında 8 Mart olarak kabul edildi.
     Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında bazı ülkelerde yasaklanmasına rağmen 1960 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde de kutlanmaya başlamasından sonra tüm Dünyada güçlü bir şekilde kutlanmaya başlandı.
     Türkiye’de ise 1921 yılından itibaren bu gün, kutlanmaya başlandı. 1975 yılından sonra daha yaygın bir şekilde kutlandı. Hatta sokaklara taştı.
     Ama ne yazık ki, zihniyet hala değişmedi. Kadına bakış açısı neredeyse hep aynı kaldı. Kadın, hala erkekten aşağı, erkekten geri, erkeğin kölesi olarak görülüyor. Aile içerisinde horlanan, dışlanan, hiçbir hakka sahip olmayan, şiddete maruz kalan bir birey olarak görülmeye devam edilmiştir.
     Kadının hala birçok sosyal hakkı kendisine verilmemiştir.
     Kadın, özellikle geceleri, tek başına sokağa çıkamaz, gezemez, içemez, eğlenemez. Buna hakkı yoktur…
     Kadın, tek başına özel araçlara binemez. Toplu araçlarda tek başına kalamaz. Araç sürme hakkı neredeyse yoktur…
     Hele hele de dul bir kadınsa hiçbir şeye hakkı yoktur. Ona hep farklı gözle bakılır.
     Kadın, süslenerek alımlı bir şekilde sokakta gezemez. Kısa etekler giyemez. Kolsuz elbiseler giyemez. Çünkü bunlar tahrik unsurudur. Erkeğin tahrik olması sonucu tecavüz kaçınılmazdır çünkü…
     Bir tecavüz halinde her nedense bu tür giyinen kadın suçlanır… Bahane de hazırdır: “Gancık yalanmazsa it dolanmaz!”
     Kadının istek ve arzuları hiç sorulmaz. Önemli olan erkektir. Erkeğin istemesi yeterlidir… Kadının yorgun olmasının, hasta olmasının da bir önemi yoktur… Rızasının olup olmadığı zaten sorulmaz.
     Evde, söz söyleme hakkı tanınmaz kadına. Erkek karar verdi mi iş bitmiştir. Hele de çalışmıyorsa kadın. Ev gelirine katkı sağlamıyorsa köleliği baştan kabul etmiş demektir. Koca hemen yapıştırıverir: “Parayı ben kazanıyorum. Sen, hizmetimizi yapmaya mecbursun. Beğenmiyorsan babanın evine!”
     Allah’a şükürler olsun ki teknoloji ilerliyor. Teknoloji ilerledikçe de kadın bilinçleniyor. Bilgi sahibi oluyor. Anında Dünyadaki her şeyi öğrenebiliyor. Ve kadın kendini ezdirmiyor…
     Bu nedenle cehaletin en büyük düşmanı kadın olarak görülüyor. Çünkü kadın öğrendikçe de öğretiyor…
     Tüm kadınlarımızın Kadınlar Gününü kutluyorum…




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın günlük olaylar kümesinde bulunan diğer yazıları...
öğretmene Verilen Değer Her Şeye Değer
Adanalıyık Allah’ın Adamıyık
Ayhan Menteş Hoca’mızın Ardından
Yeni Bir Hareket: "Yeni Doğuş Hareketi"
Belediye Ağaç Katliamı Yaparsa!
Sayın Talat Yeniden
Çocuklarını Okutmak İsteyen Babanın Mücadelesi
"Acaba Nereli?" Zihniyeti
Çocukluğumun Kadirli'sindeki Bayramlar
Tavla Oynamak Siyasi Suç Mu?

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Boyacı’ya Büyük İlgi
Nkl Sanat Gecesi Büyük İlgi Gördü
Kültür ve Sanatımıza Önem Vereceğiz
Bu Halk Darbe İstemiyor
Bayram Huzur İçinde Geçti
eğitim Yaz Boz Tahtası Değildir
"Kıbrıslılık" Üzerine
Facede Tavla Sahtekarları
kktc’de Din Dersi Hocası Olmak
Seddül Bahir 32 Saat Dizisi Müthişti

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Minik Bir Şaire Rastladım [Şiir]
50. Yaş Şiiri [Şiir]
Yağmur [Şiir]
Yollarım Sana [Şiir]
Nar Gözlüm [Şiir]
Kazan Mesnevisi [Şiir]
Sen Bilirsin [Şiir]
Bırakıp Gitme [Şiir]
Yaşayan Ölü [Şiir]
Analar [Şiir]


Hakan Yozcu kimdir?

1964 doğumluyum. Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyorum. 1988 Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. 20 yıl çeşitli okullarda edebiyat öğretmenliği yaptım. Uzun yıllar Yenivolkan ve Güneş Gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Şu an Habearkıbrıslı ve Güncelmersin Gazetelerinde yazıyorum. Birçok internet gazete ve sitelerinde yazılarım yayınlanıyor. Şiir, öykü ve tiyatro oyunları yazıyorum. Bu alanlarda çeşitli ödüllerim var. Kendime ait basılmış "Güzel Bir Dünya" ve "Mesela Başka" isimli iki adet öykü kitabım var. 7 tane tiyatro oyunum var. 6 yıl Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevinde bulundum. Halen Başbakan Yardımcılığı Ekonomi, Turizm, Kültür Ve Spor Bakanlığı'na bağlı Müşavirim.

Etkilendiği Yazarlar:
...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Hakan Yozcu, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.