..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Mermere sıkışmış bir melek gördüm ve onu özgürlüğüne kavuştuncaya dek mermeri oydum -Mikelanjelo
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Fantastik > Okan Boncuk




16 Eylül 2016
Kayıp Yerleşke Hangrey  
Okan Boncuk
Genç şaman adayı Derkey, Han Tengri Dağının zirvesinde şaman ayini gerçekleştirmek için hazır konumda beklemektedir. Derkey'in ailesi ve geçmişine bir yolculuk yapmaya ne dersiniz? Khin Haon ve Zhan Krallıkları arasında kalmış büyülü bir yerleşke, Hangrey. Hangrey'in kaderi kadın şaman Aleke ve şaman yerleşke koruyucusu Ales'in ellerinde. İki krallık arasındaki gerilim gittikçe yükselmektedir. Alevler arasındaki Hangrey'in üstünde, pençelerinde bir bebekle dev kartal yükselir...


:DAJ:
Kayıp Yerleşke Hangrey

M.Ö 500 Kazakistan Han Tengri Dağı

Baş şaman Algrey, davulunu genç öğrencisine uzattı. Han Tengri Dağının yüksek bir noktasındaydılar. Genç şaman adayı Derkey, üzerinde çeşitli sembolleri ifade eden çizimlerin bulunduğu, şaman elbisesini giydi. Elbisenin üstünde şimdilik hayvan sembolü yoktu. Derkey’in sağında beş erkek çocuk, solunda 5 kız çocuk yer alıyordu. İhtiyar şamanın söylediği yemini tekrar etti. "Yoksullara yardım edeceğime, yüksek dağlardaki ruhlara itaat edeceğime, yemin ederim. "
Genç şaman, önündeki içecekten bir yudum aldı. Davulunu eline alıp tekrar çalmaya başladı. Aradan geçen yarım saat transa ulaşmasını sağlamıştı. Vücudunda titreme ve kasılmalar hissediyordu. Kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Han Tengri Dağının zirvesinden düşüyordu. Kendini boşlukta kaybetmişti. Omuzlarında bir ağırlık hissetti. Etine batan iki pençe onu yukarıya çekiyordu. Dev kartal onu düşmeden yakalamıştı. Han Tengri Dağını aştılar.Ormanlık bir alanda, dev kuş alçalmaya başladı. Pençelerini serbest bıraktı. Genç şaman, düşüşe geçti. Ağaçların arasından sıyrılan, normal bir ren geyiğinden çok daha büyük boyutlara sahip bir ren geyiği, şamanı sırtına aldı. Sık ağaçların arasından süratlice geçtiler. Ormanlık alanın sonuna ulaştılar. Geyik hızını kesmedi. Yolun bitiminde, yüksek bir uçurum onları beklemekteydi. Geyik, uçurumun ucunda şamanı aşağıya bıraktı. Düşüşe geçen şaman, suyla buluştu. Denizin ortasındaydı. Yok oluş ayininin en önemli unsuru; mavi balina şamana yaklaşmaktaydı. Şamanın çevresinde dönmeye başladı. Balina, oluşan çemberi bir türlü aşamıyordu. Şamana doğru bir hamlede daha bulundu. Şamanın çevresinde şamanı saran bir girdap oluştu. Balina çaresizce geriye döndü.
Titreyerek, transtan çıktı, hala şoktaydı. Yirmi sene önce kadın bir şamanın oğlu olarak dünyaya gelmişti. Babası Ales, Khin Haon Krallığında askerlik yapmış, eski bir komutandı. Hangrey yerleşkesinde yaşamaktaydılar. Hangrey, şaman diyarı olarak bilinmekteydi. Devrin en önemli şamanları burada ayinlerini gerçekleştirmekteydiler. Şamanlar dışında, çiftçiler, şaman hizmetlileri ve şaman koruyucuları yaşamaktaydı. Şaman koruyucuları kendilerini şamanların güvenliğine adamışlardı. Aralarında eski mahkumlar, eski askerler, savaşma olan çiftçiler yer almaktaydı.
Şaman koruyucularının lideri, Ales’ti. Ales, Khin Haon krallığının seçkin bir komutanıydı. Khin Haon Kralı Andrey emriyle, birçok savaşa katılmıştı. Emri altındaki askerlerin, saygı duyduğu bir komutandı. Andrey’in ölümü üzerine taht’a varisi Şolhan çıktı. Şolhan ile ales, Şolhan’ın prensliği zamanlarında da sorunlar yaşamıştı. Şolhan’ın hırslı ve sinsi tavırları Ales’i tedirgin ediyordu. Şolhan, Ales’in askerler üzerindeki etkisine hep imrenmişti. Ales, başarıyla sonlanan son savaşının ardından ordudan ayrılarak krallığı terk etti. Ardından gelen sadık birkaç asker ile bir süre gezgin hayatı yaşadılar. Ales’in ömrü savaşile geçmişti. Kralın emriyle çok insan öldürdü. Eline bulaşan kanı temizlemek düşüncesiyle, Şaman yerleşkesi Hangrey’e geldi. Düşüncesi, burada bir süre şamanlara hizmet ederek, günahlarını hafifletmekti. Hangrey de Albike ile tanıştı. Bu tanışma Ales’in hayatının dönüm noktası oldu. Albike, şamanlığa yeni adım atmıştı. Ales, bu kadar güzel bir şey ile daha önce karşılaşmamıştı. Ales, genç kadının mavi, büyülü gözlerine tutsak olmuştu. Hayatından bir çok kadın geçmesine rağmen hissettiği duyguların diğerlerinden farklı olduğunu biliyordu. Albike’nin şaman olması, başlarda Ales’i korkutsa da duygularından vazgeçmedi. Albike de bu adamdan etkilenmişti. Etkilenmenin dışında, bu adamın kaderi olduğuna inanıyordu. Geçen zaman ikisini daha da yakınlaştırdı. Yaşadıkları aşk, evlilik ile sonuçlandı. Ales, kendini Albike ve Hangrey’i korumaya adadı. Korumaları eğitmekte Ales’in görevleri arasındaydı. Şamanların sahip olduğu güçleri, etkisi altına almak isteyenler çıkabilirdi. Şimdilerde Şolhan’ın şamanlarla yakınlaşması; Hangrey’e hediyeler, kurbanlar yağdırması Ales’i tedirgin ediyordu. Şimdi koruması gereken bir oğlu da vardı. Hangrey’de yaklaşık üç yüz koruyucu vardı. Yüz kadarı eğitimli ve eski askerlerden oluşuyordu.
Devrin iki hükümdar krallığı; Khin Haon ve Zhan Krallığı birbiri ile savaş hazırlığı içindeydiler. Khin Haon kralı Şolhan, şamanlara hediyeler, ayin kurbanları, yiyecek, içecek göndermekteydi. Zhan Kralı Dias, bölgedeki ajanları sayesinde bu yakınlıktan haberdardı. Büyü ve kılıcın yan yana geldiğinde ne kadar tehlikeli güç oluşturabileceğini, bilecek deneyimde bir kraldı. Hangrey yerleşkesinin yok edilmesi emrini deneyimli komutanı Saon’a verdi. Şaman güçlerinden çekinen Saon’un bir planı vardı. Yanlarında hediye ve ayin kurbanlarıyla köye yaklaştılar.
Albike çadırında, yaralananan bir çiftçi için şifa büyüsü hazırlamaktaydı. Kazanın içinde çeşitli suretlere rastlamıştı. Çadırdan dışarı çıktı. Onun bakışlarıyla kartalı havalandı. Kartalın gözlerinden yerleşke dışındaki hareketliliği gözlemliyordu. Bu uçuş Albike’yi güçsüz bıraktı. Vücudunu halsizlik ve titremeler sardı. Bedeni çadırın içinde, ruhu ise kartalın bedenindeydi. Hangrey’e yaklaşan askerleri fark etti. Kartal yönünü çadıra çevirdi. Albike, tahta yatağın üzerindeki minik Derkey’e şefkatle baktı. Çadırın köşesinde duran küçük kazanın içinden dört şişe aldı. İlk şişeyi Derkey’in vücuduna boşalttı. Minik Derkey’e sarılıp öptü. Kartalı Kchin’in yanına ilerleyip diğer şişeyi onun üstüne boşalttı. Şamanlık yemini ettiği günden itibaren Kchin onu hiç yalnız bırakmamıştı. Minik bebeği, bu sadık dosta emanetti. Kalan iki şişeyle çadırı terk etti. Derkey ve Kchin çadırın içinde yalnız kalmışlardı. Aleke telaş içinde, Ales’i bulmak için yola koyuldu. Yaklaşan kötü ruhlardan Ales’i haberdar etmeliydi. Saon, askerleriyle Hangrey’in girişine gelmişti. Hangrey koruyucuları bu tarz durumlara alışıklardı. Buraya ziyaretçilerin ve hediyelerin gelmesi alışageldik bir durumdu. Yerleşke girişinde farklı noktalarda bulunan yaklaşık otuz koruyucu ziyaretçilere geçit verdi. Saon, kendilerine eşlik eden nöbetçiye: hediyeleri takdim etmek amacıyla şaman tapınağına götürülmesini istedi. Albike, nihayet Ales’i bulmuştu. " Ales, şaman tapınağı tehlike altında! Köye gelen askerler, kötü ruhlara sahip… " dedi. Ales, bu güzel şamanı hiç bu kadar tedirgin görmemişti. Karısının bu güne kadar yanıldığına şahit olmamıştı. "Albike çadıra dönmelisin. Derkey’in yanında olmalısın. Şaman koruyucularını toplayıp Hangrey’i güvenlik altına alacağım. " Eski komutan kılıcını uzun zamandır bir düşmana çevirmemişti. Geleceğini hissettiği tehlike ile karşı karşıyaydı. Aleke"Derkey, güven altında. Hangrey’in bize ihtiyacı var, Ales. " genç şamanın sözlerinde endişe vardı. Ales ile ayrıldılar. Ales koruyucuların kaldığı, büyük çadıra girdi. Çadır konum olarak meydana yakın bir arazide yer almaktaydı. Ales, karargah olarak kullanılan bu çadırı yaptırırken tapınağa yakın olmasına dikkat etmişti. İçeride yüz elli civarı koruyucu bulunuyordu. Koruyucular, Hangrey de tehlikeli durumlarla karşı karşıya kalmadıkları için, gün içinde burada bulunmazlardı. Günlük hizmet ve işlerine devam ediyorlardı. Bu, yüz elli kişide Ales’in son zamanlardaki uyarıları sonucu çadırdaydılar. "Arkadaşlar, Hangrey tehlike altında! Acilen silahlanın."
Saon, yanındaki askerleriyle şaman tapınağındaki on koruyucuyu etkisiz hale getirmekte zorlanmadı. Şamanların transa ulaştığında ne kadar tehlikeli olabileceklerini biliyordu. Odaklanmalarını engellemek için elleri, ayakları, gözleri bağlandı. Saon "Şu tapınağı ateşe verin" emrini verdi. İçeride yaklaşık seksen civarı şaman bulunuyordu. Saon tüm şamanları burada bulamadığı için lanetler okuyordu. "Bu iş sandığım kadar kolay olmayacak" diye söylendi. Koruyucular tapınağa ulaştığında dehşet görüntüler ile karşı karşıya kaldılar. Tapınak alevler içindeydi. Şaman çığlıkları bir ürperti halkası yaratarak etrafı sardı. Ales, geç kalmıştı. Tapınaktan yayılan dumanların yerleşke dışında görülmesi, yerleşke dışında bekleyen Saon’un askerlerini harekete geçirdi. Askerler, yerleşke dışında nöbet tutan koruyucuları bertaraf edip meydana doğru harekete geçtiler.
Aleke, baş rahip Algrey, ve diğer şamanlarla buluştu. Yerleşkedeki tüm hayvanlar avlularından bırakıldı. Şamanlar, bulundukları avluda sembol hayvanlarına seslendiler. Alçalma ve yükselme ayinlerinin sembolleri çağrılıyordu. Kchin, Albikenin oğlunu korumakla görevliydi. Şamanlar meydana doğru ilerledi.
Hangrey meydanı, hiç karşılaşmadığı kalabalıkla karşı karşıyaydı. Saon’un yerleşke dışından hareket eden askerleri, meydanı ok yağmuruna tutuyordu. Koruyucular zor durumdaydı. Ales’in aklında Saon’a ulaşmak vardı. Ok vızıltıları yerini kılıç seslerine bıraktı. Saon, yakın saldırı emrini vermişti. Baş şaman Algrey, harekete geçti. Yere düşen askerlerin arasında dönerek, asasını havaya kaldırıp yere vurdu. Şamanlar, Algrey’in arkasında sıralanmışlardı. Hangrey meydanı, kılıç ve davul sesleriyle inliyordu. Algrey’in çağrısı ile gökten dev bir kartal meydana doğru harekete geçti. Ardından diğer sembol hayvanları… Dev kartal, kana susamışçasına Saon askerlerine saldırıyordu. Pençeleriyle üçerli beşerli kapıp, havada yükselip yere fırlatıyordu. Meydana salınan hayvanlar, şamanların kontrolü altındaydılar. Atlar ve köpekler kralın askerlerine saldırıyorlardı. Atların altında kalan askerler, çifte darbeleriyle can veriyorlardı. Saon’un atlı birlikleri zor durumdaydı. Atları, şamanların kontrolü altındaydı. Atlar, askerleri üzerlerinden atıp çifte darbeleriyle etkisiz hale getiriyorlardı. Saon, tehlikenin farkındaydı. Meydandaki askerleri bırakıp diğer askerlerine, geri çekilme emrini verdi. Bu sahte geri çekilme hamlesini, ok yağmuru takip etti. Geriye çekilen askerler meydanı ok yağmuruna tuttular. Meydandaki hayvanlarda hedefteydi. Atlar ve köpekler, ok darbeleriyle teker teker yere düşüyorlardı. Sağ kalan yüz civarı koruyucu şamanların güvenliği için geri çekildi. Dev kartal, ok darbeleriyle yaralanmıştı. Ales, koruyucuların içinde en genci, Arenc’e seslendi. "Kalan şamanları ve çiftçileri toparla. Biz onları oyalarken lering yolundan kaçın. İzinizi kaybetmeniz daha kolay olur. Geride kalanlar sana emanet…" Hangrey meydanı, kan gölüne dönmüştü. Asker, koruyucu ve hayvanların bedenleri yerde yan yana yatmaktaydı.
Ales, atının üzerine bindi. Gelecek saldırı için zaman kazanmaları gerekiyordu. Şamanlar, meydanı terketmek konusunda tedirginlerdi. Saon, askerleriyle ileri atıldı. Önde Ales olmak üzere koruyucular karşılık verdi. Ales, yırtıcı bir hayvan gibi saldırıyordu. Karşısına geçenler, kılıç darbeleriyle yere düşüyordu.
Aleke, saldırıların biraz gerisinde duruyordu. Kocasını burada yalnız bırakmaya hiç niyeti yoktu. Kadın şaman davulunu aşağı yukarı kaldırıp sık aralıklarla vurmaya başladı. Davul sesi bir ritim halini almıştı. Kendi çevresi etrafında yavaş hareketlerle dönmeye başladı. Vücudunu titreme sardı. Davul sesleri gittikçe yükseliyordu. Kalp ritimleri gittikçe yükselmeye başladı.
Herkes dikkatini ona yoğunlaştırdı. Savaş meydanında, Saon’un askeri kılıcını kendi arkadaşlarına çevirmişti. Asker çıldırmışçasına arkadaşlarına saldırıyordu. Saon’un kayıpları gittikçe artıyordu. Şimdide kendi askerinin saldırısıyla karşı karşıyaydı. "Büyücü pislikler" diye söylendi. Şu küçük yerleşkede şimdiden yedi yüzün üzerinde kayıp vermişti. Arkadaşlarına saldıran askeri 3,4 asker daha izledi. Ales, arkasını döndüğünde bunu kimin yaptığını anlamıştı. Bu karşılaşılmadık bir durumdu. Şamanların hayvan kontrolleri, sembol hayvan kontrolü yaptıkları biliniyordu. Ama insan kontrolü!.. Aynı anda dört bedenin kontrolünü eline geçirmişti. Ve bu bedenler kötü ruhlara aitti. Albike iyice bitap düştü. Yanına aldığı şişelerden birini kullanmıştı. Diğerini kullanamazdı. O şişeyi Ales için saklıyordu. Ales, Albike’nin ne kadar zor durumda olduğunu hissedebiliyordu. Aralarında sanki telepatik bir güç vardı. Vücudunda, Albikenin çektiği acının yansımalarını hissediyordu. Karmaşadan yararlanarak atıyla düşmana doğru atıldı. Karşısındaki askeri birkaç kılıç darbesiyle yere serdi. Şimdi karşısında Saon duruyordu.
Koruyucuların çoğu ölmüştü. Arenc, komutanının emriyle, çiftçileri yanına alıp uzaklaşmıştı. Şamanlar hala yerleşkedeydi. Savaşın sonu belliydi. Baş şaman Algrey, Hangrey şaman neslinin devamı için, şamanlara geri çekilme emri verdi. Gökte uçan kartallar, şamanlarını üstlerine alarak, yükselmeye hazırlandılar. Aleke’nin meydanı bırakmaya niyeti yoktu. Ales Saon’un karşısındaydı. Saon, bu adamın efsanelerini dinleyerek görevine devam etmişti. Şimdi ise karşısında düşman olarak yer alıyordu. Ales, fazla zamanının olmadığının farkındaydı. Savaş meydanında, koluna isabet eden bir okla yaralanmıştı üstelik. Son gücüyle Saon’un üstüne atıldı. Art arda kılıç darbeleri iniyordu. Ales, kılıcını Saon’un göğsüne indirdi. Saon’u koruyan zırhının kenarlarından kanlar akıyordu. Saon’un hızlı hamlesiyle, Ales’in sağ omzu kanlar içinde kaldı. Ales, kılıcı sol eline aldı. Yerden yükselerek, Saon’un göğsüne ağır bir kılıç darbesi indirdi. Saon yere düştü! Ales, Saon’un kafasından miğferini çıkardı. Düşmanlarını, gözlerine bakarak uğurlardı. Saon, kafasına inen kılıç darbesiyle son nefesini verdi. Ales, birkaç adım sonra yere düştü. Omzundan ve kolundan kanlar akıyordu. Kılıcıyla yere bastırarak ayağa kalkmaya çalıştı. Gözleri Aleke’yi arıyordu. Aleke, hareketsiz bir şekilde mevzilerin gerisinde duruyordu. Hayal meyal onu gördü. Bitkin yüzünü, güzel gözlerini bir sis bulutunun ardından görüyordu. Son defa bu büyülü güzelliğe dokunmak, yanında can vermek için harekete geçti. 3, 4 yavaş adımın ardından, arkasından sırtına aldığı kılıç darbesiyle yere yıkıldı.
Aleke, gücünün tükendiğinin farkındaydı. Ruhu, bedenini terk etmek üzereydi. Dört bedene birden hükmetmenin bir bedeli olacaktı. Ayakta kalabilmek için yere dayadığı asa düştü öncelikle. Sonra, bedeni yıkıldı yere. Kontrol ettiği bedenler serbest kaldı. Nefes almakta güçlük çekiyordu.
Saon’un askerleri, Saon’un ölü bedenini mevzilerin dışına taşıdılar. Askerlerin kontrolü Saon’un en güvendiği asker Rayder’a geçmişti. Rayder, Saon’un kuzeniydi. Şolhan’ın emri geçerliydi. "Saon’a yapılan cezasız kalmıyacak diye söylendi." Şaman yerleşkesi tarihe gömülecekti. Askerler çevrede odun toplamaya başladı. Meydanda toplanan odunlar ateşe verildi.
Hangrey ateşler içindeyken, küçük çadırdan göğe pençelerinde bir bebek ile kartal kchin yükseldi…





Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Geçmişin İzleri
Aşka İhanet
Karınca İstilası

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sonsuzluğa Mektup [Deneme]
Çatı Katı [Deneme]
Zaman ve İnsan [Deneme]


Okan Boncuk kimdir?

1991 Bursa doğumluyum. Uludağ Üniversitesi Türk Dili Ve Edebiyatı, bölümü öğrencisiyim. Hikaye ve deneme yazıları kaleme alıyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
Sabahattin ali,Sait Faik,Ömer Seyfettin


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © Okan Boncuk, 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.