..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Zamanı gelen bir düşüncenin gücüne hiçbir ordu karşı koyamaz. -Victor Hugo
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Türkiye > Cemal Zöngür




8 Ocak 2017
Fetö, Deaş ve Kenan Evren Kardeşliğinin Tarihçesi  
Bakarak kör yaşamak budur işte

Cemal Zöngür


Kenan Evren öncülüğünde 12 Eylül 1980 Askeri darbesinde birçok siyasi insan işini ve hayatını kaybederken, ne hikmetse Fetullah Gülen İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından aranmasına rağmen, tam Askeri Darbenin yapılacağı dönemde yeniden resmi İmamlığa alınmıştır.


:EJD:


     İlkokulu dahi okumamış bir köy imamının çocuğu olan Fetullah Gülen, nasıl oldu da dünyanın diline düşen bir örgüt lideri konumuna geldi? Bu sorunun cevabını mevcut hükümet ve bazı devlet görevlilerinin dışında verecek kimse bulunmamaktadır.
Çünkü Türkiye’de öyle bir anormal toplum algısı yaratılmıştır ki, bazıları ben işime bakarım hesabıyla suya soğana dokunmadan hükümete ve devlete şirin görünerek, duyarsız şekilde yaşamı yaşamak olarak görmektedir.
Bazıları ise devlet babalarına çok güvendikleri için her işi büyük devletleri halleder deyip çevresinde vatan millet edebiyatıyla çıkarını kovalarken, kendi içlerinden birisinin kendilerini nasıl vuracağını anlayamayacak kadar cahil ve zekasızdırlar.
Evet Fetullah Gülen hem mevcut iktidar partisinin hem de Türkiye’deki tüm din, ırk ve ulusal milliyetçilerin en sadık can yoldaşları idi. Bunu sağır Sultanlar bile duyup bildiği halde, sağcı kesimin bilmezlikten gelmesi, her zaman yaptıkları ihanetlerden bir tanesidir. Önce Fetullah Gülen’in, Kenan Evren ile Adalet ve Kalkınma Partisi’yle (AKP) olan kardeşliğinin tarihçesine geçmeye çalışalım.
Fetullah Gülen’in, babası alt seviyedeki bir devlet memuru maaşı alacak şekilde köy İmamlığı yapan fakir bir ailenin sekiz çocuğundan ikincisidir. İlkokulu okumayıp dışarıdan bitiren birisi olarak, babasının çeşitli yerlerde imamlık yapması ve de çevrelerinde dini alimlerin bulunması, kuran okumayı öğrenerek imam olmasının yolunu açmıştır.
1970’li yıllarda İzmir veya Manisa bölgesinde imamlık yaparken yedi ay gibi kısa bir süreliğine gözaltına alınıp serbest bırakılmıştır. Bu dönem içerisinde İmamlığı bırakıp Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği’nin üyeliğini yaparken, aynı zamanda Halk Evleri Dernek Başkanlığı’nı da yürütmüştür. İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından aranmasına rağmen yakalanamamıştır.
Daha sonra 1980 yıllarından itibaren yeniden İmamlığa başlayan Fetullah Gülen, bazen resmi bazen de gönüllü olarak Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde vaaz ve dini seminerler vermiştir.
Aynı dönemler içerisinde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından görevli İmam olarak Hacca gönderilen Fetullah Gülen, kariyer üstüne kariyer yapmayı sürdürmüştür. Buraya kadar yaşanılan olaylarda dikkati çeken çok önemli bir nokta vardır, oda şudur.
Kenan Evren öncülüğünde 12 Eylül 1980 Askeri darbesinde birçok siyasi insan işini ve hayatını kaybederken, ne hikmetse Fetullah Gülen İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından aranmasına rağmen, tam Askeri Darbenin yapılacağı dönemde yeniden resmi İmamlığa alınmıştır.
Bununla da yetinilmeyip, devletin tüm kurum ve kuruluşları her türlü kapılarını Fetullah Gülen’e açarak, dini konferanslar verdirmek, Vakıf kurmalar ve çeşitli Dini Vakıfların Başkan ve onursal Başkanlığına getirilmesi öyle sıradan her imamın yapacağı bir iş değildir.
Ve Fetullah Gülen bu faaliyetleri sürdürürken, benimde devlet memurluğu yaptığım dönemlerde Asker ve Polis kurumlarından tutalım, tüm devlet teşkilatlarının yönetici ve idarecileri Hoca Efendi’nin kitap, gazete ve sempatizanlarına her türlü imkân ve imtiyazı tanıyorlardı.
Aynı şekilde bugün devletin en üst düzeyinden en alt kademesindeki birçok görevli ve mevcut İktidar partisinin lider ve yöneticilerinden hemen hemen tüm kadroları, Hoca Efendi ile her şeylerini paylaştıkları fotoğraflarla kanıtlı şekilde ortada durmaktadır.
Bugün mevcut devlet yetkilileri Fetullah Gülen’e, FETÖ şeklinde aşağılayıcı ve küfürlü hitap etmeleri, kendilerinin de aynı derecede olduklarını ispatlamıyor mu? Buraya kadar mevcut düzen partileri başta olmak üzere tüm devlet görevlileri FETÖ kadar suçlu ve suç ortağıdırlar.
Kimsenin Gülen’e vatan hani deme ve şikayetçi olma hakkı bulunmamaktadır. Çünkü 1980’den itibaren tüm devlet görevlileri ve siyasi partilerde aynı hainlik ve düşmanlığa ortak olmuşlardır. Şimdi FETÖ, DEAŞ ve Amerikan kardeşliğinin incelemesine geçebiliriz.
Tüm dünyada bilmektedir ki, NATO’ya üye olan ülkelerin Genel Kurmay Başkanlıkları içerisinde Özel Harp Dairesi veya farklı adlarla bir bürosu bulunmaktadır. Bu büronun bulunması demek o ülkedeki önemli askeri ve siyasi olayların Özel Harp Dairesinin onayı olmadan yapılması mümkün değildir.
Bundan elli yıl öncesinde NATO üyesi ülkelerin liderliğini yapan Amerika Birleşik Devleti’nin (ABD) özellikle Ortadoğu’da Yeni Dünya Düzeni (YYD) adıyla bir planının olduğunu bilmeyen yoktur herhalde.
İşte Amerika devleti, düşüncesindeki bu düzeni istediği ülkelerde hayata geçirmek için Türkiye gibi devletlerde Askeri Darbeler yaparak kontrolden çıkan güçleri hakimiyetine almıştır. Kenan Evren öncülüğünde yapılan Askeri darbe, NATO’nun Türkiye’deki yalnızca Askeri ayağını oluştururken, bir de bunun siyasi yapılanması bulunmaktadır.
Amerika’nın Türkiye’deki siyasi ayağını ise sıradan bir imam olarak bilinen Fetullah Gülen’le yürütmüştür. Eğer Fetullah Gülen’in arkasında Amerika devleti ya da Özel Harp Dairesi olmasaydı, Gülen ağzıyla kuş tutsaydı kimse ona değer verip tüm devlet imkanlarını ayağının altına sunmazdı?
Ve Fetullah Gülen 1981 yılından itibaren hem Türkiye devletinin hem de Amerika’nın maddi destekleri sonucunda, başta Müslüman ülkeler olmak üzere dünyanın yüz elli ülkesinde eğitim adıyla okullar açmıştır.
Aynı zamanda bu okullar bulundukları ülkelerde DEAŞ veya IŞİD gibi gerici yobazları her türlü yetiştirip, istenilen ülkelerde savaşçı olarak ortaya sürmüşlerdir.
İşte bu haydut sürüleri Irak, Mısır, Lübnan, Libya, Tunus, Suriye ve Türkiye gibi ülkelerde intihar bombacılarının ta kendileridir. Ve bunların her türlü maddi ve askeri ihtiyaçlarını Amerika başta olmak üzere düne kadar Türkiye sağlamakta idi.
Tam bu noktada Türkiye devlet yetkilileri Tüccar Arap Cambazı gibi yapıp, yok biz DEAŞ destek vermiyoruz, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) nu destekliyoruz dese de, hem kimse buna inanmamaktadır hem de ÖSO’nun da DEAŞ’den hiçbir farklı yanı bulunmamaktadır.
Ortadoğu’da işlerin iyice karışması neticesinde, Rusya’nın ortaya çıkıp yumruğunu göstermesiyle, Amerika’nın tüm planları büyük oranda suya düşmüş oldu. Aynı şekilde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ortadoğu İslam Halifeliği hayali de uçup gitti.
Amerika, Fetullah Gülen aracılığıyla örgütlemiş oldukları DEAŞ çeteleriyle bir şeyler yapılamayacağını anlayınca, bu defa farklı arayışlar içerisine girmiştir.
Ancak Türkiye devleti her şeye rağmen Suriye’deki yaşananlardan memnun olup geri adım atmak istemeyip, bundan sonrasını kendi başına yürütmek isteyince, Amerika ile Türkiye’nin arası açılmaya başlamıştır.
Amerika bunun hıncını önce Rus Savaş Uçağını düşürtmekle almaya çalıştı. Bu yetmeyince ikinci kez 15 Temmuz 2016 Askeri Darbe ile Recep Tayyip Erdoğan’a gözdağı vermeyi sürdürmüştür.
Tüm bunların farkında olan Recep Tayyip Erdoğan, ani bir U dönüşü yaparak Rusya’dan özür dileyip Rusya ile yakınlaşmaya başlayınca, Amerika iyice çıldırmış oldu. Yine Amerika boş durmayıp FETÖ ve DEAŞ elamanlarını kullanarak, Rus Büyük Elçisini öldürtüp, artık Türkiye’deki mevcut hükümetten umudunu tamamen kesme uyarısını yapmıştır. Bu da yetmeyince tekrar Raina Gece Kulübünde yapılan katliamla, iki ülke arasındaki zıtlaşmayı hat safhaya tırmandırmıştır.
Amerika bununla da kalmayacak ve çok kısa sürede büyük bir askeri darbe ile hem Cumhurbaşkanı’nı hem de mevcut Hükümeti devirme ihtimali çok yüksektir. Buna da Türkiye’nin karşı koyacak gücü olmadığına göre, herkes kaderine düşene katlanmak zorunda kalıp, yine Anadolu halklarının kaderini Amerika öncülüğünde Avrupalılar belirleyeceklerdir. İşte FETÖ, DEAŞ, Kenan Evren ve Türkiye kardeşliğinin tarihçesi kısaca bunlardan ibarettir.


Cemal Zöngür




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın türkiye kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bir Toplum Hak Ettiği Şekilde Yönetilir
Halka Götürülen Her Oylama Demokratik Midir?

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sayın Başbakan Binali Yıldırım, Alevi Kültürünü Ne Kadar Tanımıştır?
Anayasa Değişikliğinin Yarattığı Umutlar ve Uçurumları..!
Türkiye Halkına Tek Soru; Demokrasiden Ne Anlıyorsunuz?
Bu Hezeyanla Türkiye Nereye Gidiyor?
Türkiye'nin Suriye ve Fırat Kalkanı Politikası İflas mı Etti?
Akp'li "Evetçiler" ile Chp'li Hayırcıların Halka Açıklayamadıkları Sırları..!
Katar'la Ne Yapılmak İsteniyor?
21. Yüzyıl ve Sosyalistlerin Çıkmazı

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tbmm'de Yedi Maddelik Anayasa Değişikliği Neyi Çözer? [Deneme]
Lider mi Toplumu Şekillendirir; Toplum Mu Lideri? [Deneme]
Hz. Ali ve Ehlibeyt Alevi Midir? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (3) [Deneme]
İşte Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Karnesi..! [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (1) [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (2) [Deneme]
İslamiyet Yeniliğe Açık Bir Din Midir? [Deneme]
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim : [Deneme]
Avrupa'daki Türklerin Yaşamı ve Dünyaya Bakışları [İnceleme]


Cemal Zöngür kimdir?

Ben Cemal Zöngür, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Sosyoloji, Tarih ve Siyaset üzerine araştırmalar yapmaktayım. Yayınlanmış bir kitabımın dışında çeşitli gazetelerde yüzden fazla makalelerimde yayınlanmıştır. Ve iki kitap dosyam yayına hazır durumdadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Tam bağımsız Tarih ve Siyaset üzerine yazan her Yazar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Cemal Zöngür, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.