..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Prensiplerden hoşlanmam. Önyargıları yeğlerim. Daha içtenler. -Oscar Wilde
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Aşk ve Romantizm > Safiye Karaağaç




8 Şubat 2017
Kiraz Mevsimi - 1  
Aşkın Mevsimi Olmaz Ki...

Safiye Karaağaç


Manalar birbirine karışırken hiç bilmediğim bir ülkenin kaybolduğum sokağında Türkçeyi anadili gibi konuşan bu delikanlı ile konuşurken körebe oynayan bir kız sobe demişti içindeki sese… Türkiye’den ve Pekin’den konuşurken sevgilimin olup olmadığını sordu şimdide… Gözlerinin içine baktım ve kekik kokan teninden gelen sarhoşlukla cevaplayamadım… Yanlış anlayacaktı… “Sanki” dedi sessizce… “Sanki” dedim sessizce…


:ED:
Bahar mevsiminin baş döndürücü çiçek kokularıyla başladı Çin’e yolculuk… Dost demek candan öte kardeş demektir… Çin’e giden uçakta ayırtılan biletlerle, özgürlüğün ilk durağıydı Pekin… Turist kafilesindeki yaşça küçük ömürce daha fazla yaşanmışlığa sahiptik herhalde… Gezi rehberiyle akşam yemeğine kadar gezme fırsatı verildiyse de… Kiraz bahçelerinin kokusu gelmeye başlamıştı bile… Pekin deyince sokaklarda Pekin ördeği arayan bir kız görürseniz bilin ki benim… Aşkın başkenti Paris’se, sevdanın başkenti de Pekin olacaktı… Sevda buram buram kiraz çiçeği kokar anlayacaksınız… Ruhu olan şehirleri seven dostum ve ben…Yüreğimi Ankara’da aklımı evde bırakmıştım… Hani en darlandığınız anda bir bırakıp gitme isteği gelir ya… Yine yaşadığım bundan ibaretti… Ruhum Türkiye’de dostum ve ben Pekin’deydik…
Aslında bir şey söyleyeyim mi, hiç de merak etmiyordum Çin’i… Yurtdışındaydım ve gazı gitmiş kola gibiydim… Her gezginin bir kırılma noktası vardır… İlk yurtdışı seyahatimdi ancak ben yıllardır fotoğraf kareleriyle gezmiştim aslında… Şimdi kiraz çiçeği kokusuna takılıp yüreğimi en hissettiğim noktada duracaktım… Turist kafilesiyle gezmeyi ve kültürel bir gezi olmasını amaçlayan dost candan ayrıldım… Yüreğim kiraz ağacının köklerinden dallarına yürüyen besini hissettiğinde duracaktım… Bir kiraz ağacı iki kibono dükkanı ve bir kiraz ağacı bir nehir kenarı derken… Yürek atışlarımı hissettiğim o bahçeyi görene kadar… Bahçe kapısı açıktı ve aklımın Türkiye’de kalmış haliyle yolculuk boyu hiçbir atıştırmalık dahi yemeyen ben acıkmıştım… Bahçeye doğru ilerlemem ve kiraz ağaçlarının dibindeki çardağı farketmem bir oldu… Elimdeki haritadan nerde olduğumu bulamıyordum… Bahçesi güzel evin kapısını çalsam mı diye düşünürken açılan kapı ve yüreği ağzında ben… Hayır diyordu içimden bir ses… Bu gözleri ben bir yerden hatırlıyorum… Rüyamda aylar önce gördüğüm ve ağlayarak ayrıldığım kişinin aynısıydı karşımda samuray kıyafetleri ile duran kişi… Ben kapıyı çalmadan kapı açılmış ve sinirli gözlerle bana bakıyordu delikanlı… En sevimli halimi takınmayı huy edinen ben şirin bir İngilizce cümle kurduysam da cevap gelmedi… “Türkçe lütfen” dedi… Sırt çantamdaki termosun sıcaklığı tepeme vurmuş olmalı ki, Türkçe sadece birkaç kelime söyleyebildim ve sustum… Bahçe isimlerini benim bile bilmediğim çiçeklerle dolu bu evden karşıma bir teyze çıkacakken, çakmak çakmak zehir siyahında gözlerle o an içinde kaybolmak istediğim bu kişide nereden çıkmıştı… “Burası koruma altındaki evlerden girmeniz yasaktı” dedikten sonra, çay içmek isteyip istemediğimi sordu… Her an azarlayacak veya olumsuz bir şey söyleyecekmiş gibi bakan bu yüze bakarken, içimde sanki küçük bir kız salıncakta sallanıyor ve kalp atışlarını tüm bedenimde hissediyordum… Bir an silkelenmeye çalıştıysam da geçmedi, yürek atışlarım… Bir an adımı sorsa hatırlar mıyım diye dalmış düşünürken “Çay içmek için buyurmayacak mısınız” dedi daha kibar bir ses tonuyla… Bayram arefesi ayakkabılarını yastığının altına saklamış bir çocuk sevinciyle heyecanlandım yine… “Sırt çantamdaki termosta sıcak su ve bergamutlu sallama çay var… İsterseniz bahçedeki çardakta içebiliriz” diye cevapladım… Gözlerindeki denizlere dalıp Türkiye’ye kadar yüzüp unuttuğum yüreğimi geri almak istedim bir an… Çardak, bir ejderha kafası monte edilmiş bir çatı ve bir yer masasından ibaretti… Gözleriyle bir insan ilk defa gördüğü birisini hem sevip hem dövemezdi… O gözleri boncuk yapar boynuma dizer kolye diye taşırım demek geldi bir an içimden… Manalar birbirine karışırken hiç bilmediğim bir ülkenin kaybolduğum sokağında Türkçeyi anadili gibi konuşan bu delikanlı ile konuşurken körebe oynayan bir kız sobe demişti içindeki sese… Türkiye’den ve Pekin’den konuşurken sevgilimin olup olmadığını sordu şimdide… Gözlerinin içine baktım ve kekik kokan teninden gelen sarhoşlukla cevaplayamadım… Yanlış anlayacaktı… “Sanki” dedi sessizce… “Sanki” dedim sessizce…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın aşk ve romantizm kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kiraz Mevsimi - 2 (Aşkın Mevsimi Olmaz Ki)
Kiraz Mevsimi - 3 (La Vie En Rose)

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Müzik Kutusunda Danseden Balerin - I [Şiir]
Bahar En Ketum Haliyle, Geceden Güne... [Şiir]
Şeytan Tüyünün Ruhunu Anlamak... [Şiir]
İstanbul'un Bir Acı Kahvelik Hatrına... [Deneme]
Toskana Açıklarında Aşk!toskana Kaçaklarında Aşk! [Deneme]
Ayaza Zencefil Kokusu Karışmış Ankara'da... [Deneme]
Gecenin Siyahından Yeşile Dönen , Deli Ayazım... [Deneme]


Safiye Karaağaç kimdir?

Edebi düğümlerde çözülen ruh


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |


İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © Safiye Karaağaç, 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.