..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Bana ev hikayesinden söz açmayın. Artık benim oraya gideceğim yok!" Fuzuli, Leyla ile Mecnun
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Aşk ve Romantizm > Safiye Karaağaç




17 Şubat 2017
Kiraz Mevsimi - 2 (Aşkın Mevsimi Olmaz Ki)  
Hanımeli Kokusu Karışmış Yasemine

Safiye Karaağaç


“Seni Ben İçime Öyle Beklemişim Ki Ölürüm Nefesine Sarıp Sarmala Beni Güzelim, Gül Tenine Birdaha Düşermiyiz Ki Bilmem Sevdanın Böylesine"


:CE:
Sessizliğin bittiği yerde kiraz ağacının çiçeklerinin kokusu, konuşamadığımız cümleler gibi savruluyordu tepemizde… Kapıda gözüken dost can kültür gezisini bırakmış “Hocam” diye seslenmişti… Nasıl bulmuştu beni…Göz göze geldiğimiz an da Pekin ördekleri gökyüzünde süzülüyor olmalıydı, kafasını yukarı kaldırmış öfkeli gözlerle bakıyordu… “Zamanıydı Micheal” dedim içimden… “Rock müzik sever misiniz” diye soracakken eve doğru yürümeye başladı yüzüme bile bakmadan… İsmini bile öğrenememiştim… Dost canla kimono dükkanlarını arşınlamaya başlamıştık bile… “Sizde bir değişiklik var hocam” dedi... Ne değişikliği olacaktı bende… Kalp atışlarım ramazan davulcusu misali Pekinin göğündeki kuşlar misali kanatlanmışken… Yanımızdan bisikletle geçen kişi evet O’ydu yine… Bir bahane bulup dost canı turist kafilesinin bulunduğu pansiyona uğurlayacakken dünya küçük bir arkadaşı ile rastlaştı ve ben bir bisiklet kiralayıp düştüm peşine… Sanki bisikletle takip etmem için çıkmıştı sokağa… Bir cadde, bir cadde daha derken… “Hayır” dedi içimden bir ses… Bir kızla konuşmaya başladı sokağın başında… Sanki gözleriyle takip edene peşimden gel, pişman değilim diyordu…
Anlık ardına dönmesiyle takı mağazasının önünde bisikleti durdurmam bir oldu… “Kolye” diyebildim boğazımın kurumuş haliyle… Sevgilisiydi, anlamıştım… Mavi bir kolye almamla, sokağa çıkmam bir oldu ancak… Gözden kaybolmuştu… Kiraz çiçeği kokusu sarmıştı Pekin’i sanki… Bazen kendiniz değilsinizdir, bu hareketleri yapan… İçinizden bir ses dur derken, diğer ses yüklen pedela der ya… Ruh halim mevsimden mevsime, rüzgardan rüzgara geçiyordu… Aradan on dakika geçmemişti bile…Karşıdan geliyordu ve ben bisiklette o tarafa bakmamak isterken pedal ayağımdan ayrılmıştı… Gazetelerin kokusundan başka bir şey hatırlamıyorum gözlerimi açtığım da… Söylemeyi unuttum mu bilmiyorum, bir hostel ayarlamıştım bir haftalığına… Dost can kültür gezisinden vazgeçmiş, karşılaştığı arkadaşında kalacak ve ben bağımsız gezebilecektim… Yolda tekrar karşılaşmamak isterken ve yüzüne bakmayım derken bisitlet kazası yapmıştım… Gazete destesi başımın altında duruyor ve o deli bakan gözleriyle yüzümdeki çizikleri siliyordu….
Kendi hareketlerime bir anlam yükleyemediğim gibi onun hareketlerinin tüm anlamlarını yaşıyordum, bisikletin parçalanmış haline bakarken… Bisikletinin arkasındaydım, cümle kurmama bile izin verilmeden…”Nereye gidiyoruz”dememle… “Sus” şeklinde bir emir cümlesiyle karşılaştım… Kalacağım hostelin adresini uzattım sessizce… Ancak dünya mı dönüyordu, benim minik yer kürem dönmeye başlamıştı anlayamıyordum kollarımla beline sarıldığım son dönemeçte… Sanki sarılmam için savrulmuştuk ancak bisiklet hala ayaktaydı… Saçlarım savrulabilirdi ama bilmediğim bir dinginlik ve öfke aynı anda mideme sancılar saplanmasına sebep oluyordu… Pekin’de yasemin çiçeği olur mu bilmem ama yasemine karışmış hanımeli kokusu yayılıyordu sokaktan sokağa, bahçeden bahçeye… Yasaklı bahçeden sonra büyük ihtimal Adem ve Havva’nın yasaklı baheçesi burası olabilir dediğim dünya üzerinde karşılaşabileceğim en güzel eve gelmiştik… Bu hayır dediğimde bilin ki, gerçekten tesadüfün bu kadarı olabilir... Benim hostelimin ismi kapıda yazıyordu… “Teşekkür ederim” dedim suratıma taktığım, sinirli bir ifadeyle… Bisikleti bahçe kapısına park edip ardımdan gelen bu delikanlı, delikanlı diyorum… Çünkü ömrü hayatımda bu kadar emri vaki davranırken, sevecen tavırların içindeki saygıya şimdiye kadar hiç kimse de karşılaşmamıştım… Ardımdan gelirken pansiyonun kapısında karşılaştığım teyze sonunda “Hele şükür” dememe sebep oldu… Türklerin yoğun kaldığı bir yer seçmiştim… Teyze Türkçe konuşuyordu ama başıma aldığım darbe ile kafam zonklayarak verdiğim cevaplar kısa ve biraz sinirli gibiydi sanki… Ben döndüğümde gülümseyerek bana bakarken, yine suratına ciddi bir ifade takınmıştı delikanlı yürek… “Tekrar teşekkür ederim” dediysem de, teyzenin “Oğlum pansuman için tendürdiyot ve gazlı bez getir” demesiyle zaten dönen başım iyice dönmeye başlamıştı bile… Koskoca Pekin’de öfkeli ama sevecen, güçlü ama masum ve sakin ama devinim halindeki bu kaplanın kaplan diyorum Çin burcunu sormuştum… Pansiyonunu bulmuştum… Telefon çalıyor ve bir kahkaha sesi yükseliyor yasemin yapraklarından güneşe doğru… Melodime gülüyordu, “Aşkın Mevsimi Olmaz Ki”…
“Seni Ben İçime Öyle Beklemişim Ki
Ölürüm Nefesine
Sarıp Sarmala Beni Güzelim, Gül Tenine
Birdaha Düşermiyiz Ki Bilmem
Sevdanın Böylesine
Seni Hangi Yıldız Gönderdi
Hoşgeldin Canım Şu Ömrüme
Seni Yıllarca Aramıştım
Anlamsız Bomboş O Gözlerle
Zamanı Değil Deme Bana
Aşkın Mevsimi Olmaz Ki
Aşkın Mevsimi Olmaz Ki
Seni Ben Içime Öyle Beklemişim Ki
Ölürüm Nefesine
Sarıp Sarmala Beni Güzelim, Gül Tenine
Birdaha Düşermiyiz Ki Bilmem
Sevdanın Böylesine
Seni Ben İçime Öyle Beklemişim Ki
Ölürüm Nefesine
Sarıp Sarmala Beni Güzelim, Gül Tenine
Birdaha Düşermiyiz Ki Bilmem
Sevdanın Böylesine
Seni Hangi Bulut Gönderdi
Yağmurun Buyur Yağ Tenime
Seni Yıllarca Aramıştım
Kurumuş Susuz O Çöllerde
Zamanı Değil Deme Bana
Aşkın Mevsimi Olmaz Ki
Aşkın Mevsimi Olmaz Ki
Seni Ben İçime Öyle Beklemişim Ki
Ölürüm Nefesine
Sarıp Sarmala Beni Güzelim, Gül Tenine
Birdaha Düşermiyiz Ki Bilmem
Sevdanın Böylesine
Seni Ben İçime Öyle Beklemişim Ki
Ölürüm Nefesine
Sarıp Sarmala Beni Güzelim, Gül Tenine
Birdaha Düşermiyiz Ki Bilmem
Sevdanın Böylesine…”

Ben ağlayacak gibi bakarken “Telefonu açmamakta kararlısın galiba” dedi… Gözlerimden etrafa hanımeline karışmış yasemin kokusu olmadığına o kadar emindim ki… Öfkeli bir sesle sadece “Hayır” diyebildim…




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın aşk ve romantizm kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kiraz Mevsimi - 1
Kiraz Mevsimi - 3 (La Vie En Rose)

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Müzik Kutusunda Danseden Balerin - I [Şiir]
Bahar En Ketum Haliyle, Geceden Güne... [Şiir]
Şeytan Tüyünün Ruhunu Anlamak... [Şiir]
İstanbul'un Bir Acı Kahvelik Hatrına... [Deneme]
Toskana Açıklarında Aşk!toskana Kaçaklarında Aşk! [Deneme]
Ayaza Zencefil Kokusu Karışmış Ankara'da... [Deneme]
Gecenin Siyahından Yeşile Dönen , Deli Ayazım... [Deneme]


Safiye Karaağaç kimdir?

Edebi düğümlerde çözülen ruh


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |


İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © Safiye Karaağaç, 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.