..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bir takım şeyler görürsünüz ve "Niye?" diye sorarsınız. Ben ise bir takım şeyler düşlerim ve "Niye olmasın?" diye sorarım. -George Bernard Shaw
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Günlük Olaylar > Vildan Sevil




19 Mart 2017
18 Mart 1915. Çanakkale O Gün Geçilmedi. Ya Bugün?  
“Birgün çıkıp geldiler” (H.H.Korkmazgil)

Vildan Sevil


1990’lı yıllarda, oğlumun okuluna, Galatasaray Lisesi’ne gittikçe o kocaman tablonun önünde durmadan geçemezdim. Çok uzun bir liste vardı o tabloda. Oğlum gibi genceciktiler. Ülkeye nice aydın, devlet adamı yetiştirmiş, Mekteb-i Sultani (Galatasaray Sultanisi-Galatasaray Lisesi) öğrencileri, gönüllü olarak savaşa gitmişler, bir daha geri dönememişlerdi.


:CFA:
“Sen ne cömert topraklarsın ey ortadoğu / sen ne çok soyulansın ve hiç uyanmayansın”
( Hasan Hüseyin Korkmazgil/ Kızılırmak şiirinden)


Birinci Paylaşım Savaşı. 18 Mart 1915.

İngilizler, Fransızlar gemileriyle, toplarıyla, askerleriyle, subaylarıyla geldiler. Geldiler de Çanakkale Boğaz’ını geçemediler.

Almanya’nın Rusya’ya savaş ilan etmesinin ertesi günü Enver Paşa sayesinde apar topar Almanya’nın yanında, İtilaf Devletleri’nin karşısında yer alan Osmanlı Devleti, topun ağzına oturmuştu. İtilaf Devletleri’nin amacı, Boğazların kontrolünü ele geçirmek ve Almanya’ya karşı Çarlık Rusya’sına destek vermekti.

Çanakkale Boğaz’ı geçilseydi, 1918’e gelmeden İstanbul ve Osmanlı toprakları daha önce tümden işgal edilecek, çar devrilmeyecek, sosyalist devrim olmayacak, Balkan Savaşları’ndan başlayarak tüm savaş boyunca Anadolu topraklarına sıkıştırılan Osmanlı Devleti, Anadolu ve Trakya topraklarında da yerle yeksan olacaktı.

Çarlık Rusyası’nın yerine yeni kurulan Sovyet Devleti’nin büyük desteği olmadan Kurtuluş Savaşı başarılamayacak, şimdi tekrar yok edilmek istenen Türkiye Cumhuriyet’i kurulamayacaktı.

O yaşanılan, zorlu, acılı süreçten sonra 20 Ekim 1927’de, tam doksan yıl önce Mustafa Kemal Atatürk Gençliğe Hitabe’sinde sanki bugünleri görmüş gibi gençliğe şöyle sesleniyordu:

“ Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.”

Ancak bilgiyle donatılmış bir dehanın dile getireceği bu müthiş öngörüde bugün fazla olan, gerçekçi olmayan ne var?

“Birgün çıkıp geldiler” (H.H.Korkmazgil)
Gelmediler mi?
“Birgün çıkıp geldiler (……)
sonra güzel güzel savaş uçakla-
rını - radarları rampaları atombombalarını - denizaltı de-
nizüstü birşeylerini - bilinçaltı bilinçüstü herşeylerini -
piekslerini bitekslerini bitpazarlarını - eroinlerini kokain-
lerini getirip bıraktılar - hergün hergün yeniden getirip
bıraktılar-
ve sonra çekilip gitmediler gemilerine
ve sonra çekilip gitmediler gemilerine
ve sonra çekilip gitmediler gemilerine
ve artık okadar çok şey getirdiler ki
ve artık okadar çok şey getirdiler ki
ve artık okadar çok şey getirdiler ki
bağımsızlığa yer kalmadı ülkemde”
( H.H.Korkmazgil / Kızılırmak şiirinden)

Çekilip gittiler mi? Bağımsızlığa yer kaldı mı ülkemizde?
...................................

1990’lı yıllarda, oğlumun okuluna, Galatasaray Lisesi’ne gittikçe o kocaman tablonun önünde durmadan geçemezdim. Çok uzun bir liste vardı o tabloda.

Oğlum gibi genceciktiler. Ülkeye nice aydın, devlet adamı yetiştirmiş, Mekteb-i Sultani (Galatasaray Sultanisi-Galatasaray Lisesi) öğrencileri, gönüllü olarak savaşa gitmişler, bir daha geri dönememişlerdi.

Balkan Harbi’nden itibaren Kurtuluş Savaşı boyunca İstanbul’daki liselerden sayısız öğrenci gönüllü olarak savaşa katılmış. Pek çok okul yıllarca ya hiç mezun vermemiş ya da çok az mezun vermiş.

Okuldaki o tablodan kendi el yazımla yazdığım şehitler listesini, aradım bulamadım. Aşağıdaki listeyi internetten aldım. Eksiğini, fazlasını anımsamıyorum.

(278) Mehmet Refik: 1905’de Mekteb-i Sultani’den mezun oldu. 1915’te Çanakkale’de şehit düştü.
(119) Ahmet Refik: 1911’de Mekteb-i Sultani’den mezun oldu. Yedek subay olarak katıldığı Çanakkale’de 1915’te şehit düştü.
(64) Yusuf Cemil: 1913’de Mekteb-i Sultani’den mezun oldu. Yedek subay olarak katıldığı Çanakkale’de 1915’te şehit düştü.
(26) Halid Fuat: Gönüllü gittiği Çanakkale’de 1915’te şehit oldu.
(238) Hasnun Galib: Galatasaray kulübünün futbolcularından; gönüllü gittiği Çanakkale’de 1915’te şehit oldu.
(280) Cevdet: Gönüllü gittiği Çanakkale’de 1915’te şehit oldu.
(255) Ethem Mehmed: Gönüllü gittiği Çanakkale’de 1915’te şehit oldu.
(666) Mehmet Nazmi: Son sınıftayken gönüllü olarak Balkan Harbi’ne katıldı. Sonra orduda kaldı ve 1915’te Çanakkale’de şehit oldu.
(?) Vecdi: Çanakkale’de şehit düştü.
(476) Mehmet Ali: Mektepten gönüllü olarak askere gitti ve 1915’te Çanakkale’de şehit oldu.
(252) Aziz Ulvi: Mektepte son sınıfta iken gönüllü olarak askere gitti ve 1915’te Çanakkale’de şehit düştü.
(519) Hüsameddin: Gönüllü gittiği Çanakkale’de 1915’te şehit oldu.
(670) Mehmet Nüzhet: Çanakkale’de 1916 yılında şehit düştü.
(901) Ömer Seyfettin: 1916 yılında Çanakkale’de şehit düştü.
(43) Besim İbrahim: 1916 yılında Çanakkale’de şehit düştü.
(472) Ahmet Refik: 1916 yılında Çanakkale’de şehit düştü.
(169) Hasan Tahsin: 1915’te Çanakkale’de şehit düştü.
(948) Mehmet Muzaffer: Son sınıftayken gönüllü olarak katıldığı I. Dünya Savaşı’nda 1915’te Çanakkale’ye giti. Daha sonra 1917’de Gazze’de şehit oldu.
(54) Agop Elmaysan: Galatasaray Sultanisi’nden askeri doktor olarak katıldığı Çanakkale Muharebelerinde, bombardıman altında yaralıları tedavi ederken, 1918’de şehitler kervanına katıldı.
(794) İbrahim Oran: 1912 mezunu gönüllü olarak hava subayı oldu ve Çanakkale Savaşlarında iki kez yaralandı. 1916’da Semandirek adası açıklarında, uçağı ile denize düşerek Sakız Adasında şehit oldu. Şehit olan ilk Türk havacısıdır.
Ayrıca okulun müstahdemi iken Çanakkale Harbine katılan 1915’te şehit düşenlerin isimleri ise şöyledir: Ahmet Enginli, Rıza Kemahlı, Mehmet Kemahlı, Halid Boyabatlı, Selim Çavuş Şileli.

Çanakkale muharebelerine Türkler 310 bin, İngilizler 460 bin (yabancı kaynaklara göre 410 bin), Fransızlar 79 bin kişilik kuvvetlerle katılmış.

Bu muharebelerde İtilaf kuvvetleri, Türk kaynaklarına göre toplam 180 bin (İngilizler 155 bin, Fransızlar 25 bin), yabancı kaynaklara göre de toplam 252 bin (İngilizler 205 bin, Fransızlar 47 bin) zayiat vermiş. Türkler ise kara muharebelerinde 57.084, deniz muharebelerinde 179, toplam 57.263'ü şehit, geri kalanı yaralı, esir ve kayıp olmak üzere 211 bin kayıp vermiş.

Çocuk, genç, yaşlı, onlar yurtlarını savunmak için öldüler. O günün politikacılarının uyguladığı yanlış politikalar nedeniyle ama sonuçta yurtlarını savunmak için öldüler.

Bugün yine gençlerimiz ölüyor. Aynı toprakların çocukları birbirini öldürüyor. Sınır ötelerinden sayısız şehit cenazeleri geliyor, sayısız ocak sönüyor, gözyaşlarımız dinmiyor, dinmiyor…

Onlar da gönüllü mü gidiyor, gönüllü mü ölüyor?

Ne uğruna?

19.03.2017
Vildan Sevil






Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın günlük olaylar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Referandum Gününden Hoş Sedalar
Birgün Ben, Belki Bir Sığırcık Kolonisinin İçinde, Belki Yıldızlarla Birlikte Göklerde…
30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı (Dev, Baş İstiyor/ G. Akın)
Almanya, Hollanda, Türkiye Gerginliği ve Ah Şu Benim Şeytan
Ah Sevgilim, Aşkım Benim! 14 Şubat’ta Nerelere Gidelim?
Bir 8 Mart Daha Geçti, Ama Nasıl Geçti?
Twetter’dan Esinlenerek 32 Kısım Tekmili Birden Sorular
Tahir Elçi ve Kendi Masumumuz, Kendi Mazlumumuz
Sultanahmet"ten Femen Geçti Amma!.. Biz Ne Anladık Bu İşten?
İçeri Alınan Gazeteci Sayısı Altmış Olmuş = Ben Bu Filmi Çok Gördüm

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Erkek Egemen Toplumdan Erkek Dininin Egemen Olduğu Topluma
Değerli Atilla Karaduman Bey, Gerçekten "8 Mart’a Lanet Olsun" Mu?
2017’nin 8 Mart’ı Bu Ülkede Çığlık Çığlığa #hayır’dır
N. Ç!.. N. Ç!.. N. Ç"ler!.. Hepimiz Tecavüzcüyüz!..
Savcı Mehmet Kiraz, Şafak, Bahtiyar, Elif… ve Dün, Bugün, Yarın…
Geçmişin İzdüşümünde Bir Kısır Döngü
İzedebiyat Üyelerine Açık Mektup: Koşun, Face Dayatmasına Karşı Durun!..
İzedebiyat Yönetimine ve Üyelerine Açık Mektup
Cumhuriyetin Rövanşı Ya da Şeriata Doğru Adım Adım Mı?..
Teslis Sendromu >> Ücretsiz E - Kitap: Hulki Can Duru

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Duruşma [Şiir]
Dedem Düşlerime Giriyor [Öykü]
İlk Sosyalist Muhtar Fevzi Ağabey [Öykü]
Çocukların Çığlığından Göklerin Tılsımına [Öykü]
Dolunayda Uyku Tutmaz [Öykü]
Düşselin Gerçeğinde, Gerçeğin Düşselliğinde [Öykü]
Oy Madimak, Madimak!.. Sen Artık Türkülerle Değil, Ateşlerle Anılmaktasın [Öykü]
Ben Ölürken [Öykü]
Gece, Mehtap, Selene, Apollon ve Ben [Öykü]
Aşk"a Geldin, Hoş Geldin!.. [Öykü]


Vildan Sevil kimdir?

Koşuşturmaktan yoruldu. Altmışından sonra, çok yabancısı olduğu teknolojiyle, sanal ortamda kalem oynatmaya kalktı. İletişim kurmak, duygu, düşünce, birikim paylaşmak, genç kuşaklardan yeni şeyler öğrenmek istedi. Yazarlık deneyimine burada adım attı. İşte böyle sınır tanımaz bir "dinazor ". . . Başarır mı acaba ?

Etkilendiği Yazarlar:
Marx, Engels, Freud, Nietzsche, Adorno, Horkheimer, Foucault, Antik Grek, Rus , Fransız yazını, Amado, Marquez, Llosa, Asturias, Lübnanlı Amin Maalouf...Elbette Nazım, Aragon, Neruda ve nice ozan/şair...


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Vildan Sevil, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.