..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Olgunluğa erişmemiş şairler ödünç alır, olgunluğa erişenler çalar. -George Eliot
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Beklenmedik > Emine Pişiren




10 Temmuz 2017
Sarı Kediyi, Niçin Kireç Kuyusuna Atmıştım? (Son Bölüm)  
Emine Pişiren
Yavru kedilerin o anda gözlerine bakasım gelmişti. Evet, açıktılar. Günlerce beklediğim o anı bugün bile anımsadıkça içim kıyılır gibi olur. Gri ve açık mavi renkti. Hani, aksu dediğimiz renge çalıyordu her birinin gözleri. Belki büyüdükçe değişecekti renkleri. Ama o gün yavruların gözleri açılmıştı işte…


:AAA:


Olumsuz düşüncelerle, berbat bir duyguyla merdiven altına doğru koşturdum.
“Belki, belki bir yavruyu kurtarabilir miydim ki?” düşüncesi yüreğimdeki o koca boşluğu azıcık da olsa loş bir ışıkla doldurmaktaydı…

Bir yandan anne tekir kediye ne olduğunu küçücük yüreğime düşen ayrı bir kaygıydı. Merdiven altına geldiğimde hala ağlamakta olduğumu fark etmiştim. Tuzlanmıştı yanaklarım. Aralıksız pınarlarımdan çağlayan gözyaşlarım yanaklarımdan aşağı, çene altımda birleşip göğsüme akıp duruyordu. Elimin tersiyle yanaklarımı sildikten sonra merdiven altındaki loş alanı bakışlarımla taradım. Sarı kedi, 6 kedi yavrusunun başlarını yememişti. Neden yememişti de bırakmıştı? Bugün bile yanıtını veremediğim bir soruydu bu düşüncem.

Yavru kedilerin o anda gözlerine bakasım gelmişti. Evet, açıktılar. Günlerce beklediğim o anı bugün bile anımsadıkça içim kıyılır gibi olur. Gri ve açık mavi renkti. Hani, aksu dediğimiz renge çalıyordu her birinin gözleri. Belki büyüdükçe değişecekti renkleri. Ama o gün yavruların gözleri açılmıştı işte…

Eve ağlayarak çıktım yine…Evde dayımın eşi vardı. Neden ağladığımı sorunca hıçkırıklarla yaşadığım durumu açıkladım. Evden gazete kâğıdı alıp birlikte merdiven altına gittik. O gün yengem elimden tutup üzüntümü anlamış, bana manevi destek olmuştu.

Kedi yavrularının başlarını çınar ağacının dibine birlikte gömmüştük. Okula o öğleden sonra gidememiştim. Üstelik okul çantam da sınıfımda kalmıştı.
O gün öğleden sonra çınar ağacının gölgesinden ayrılmamıştım. Yastaydım. Çocuk yüreğimle o yavruların cennete gitmeleri için, Allah’a dualar etmiştim. Çocuk aklı işte…

Sonra da yavruların annesini aramıştım. Buldum da… Yol kenarına atılmıştı. Demek ki, onun da kaderi yavrularının kaderi gibi aynı gün ölümle sonuçlanmıştı. Belli ki, anne tekir kedi bir aracın tekerinde can vermişti. Zavallı kedinin memeleri sütten şişmiş bir haldeydi. Öylesine uyur gibi yan yatmaktaydı yol kenarında. Üzüntüm, acım katlanmıştı. Hiç iğrenmeden anne kediyi kucağıma aldım. Onu da yavrularının yanına gömdüm. Çocuk yüreğim ikinci kez yasa bürünmüştü.

Omuzuma dokunan yengemin eliyle çınar ağacının gölgesinden ayrılmıştım:
“Üzülme artık, onlar şimdi cennetteler. Oradan sana mutlu mutlu bakmaktalar.”
Yengemin şefkat dolu sesi gözlerimdeki yaşı durdurmuştu. Anne kedi ve 6 yavrusunun cennette olduğunu düşünmek az da olsa içime su serpmekteydi

Ertesi gün okula gidince Türkçe ve matematik dersinden sınava tabi olmuştum. Üstelik o günkü ev ödevimi yapmadığım için; sınıf öğretmenim tarafından ceza da almıştım. Zaten her öğlen geç kalırdım ve sınıftaki çöp kutusunun hemen yanı başında tek ayaküstü duruşum, artık günlük cezalarımdan biriydi. Bana o gün de aynı ceza verilmişti.
Tabi çantamı unuttuğum için derslerime de o gün çalışamamıştım.

O gün bugün, ne zaman sarı bir kedi görsem içimdeki öfkenin o acı baharatı, bugün dahi sol yanımı yakar, acıtır canımı. O an geçmişe yeniden yol alırım. Gözlerimi yumarım. Unutmak ister gibi sıkıca yumarım gözkapaklarımı. Ta ki o sarı kedi, gözlerimin ufkundan gidene kadar…
-


Emine Pişiren- Kocaeli
09.06.2017

SARI KEDİ HAKKINDA KİŞİSEL DİP NOTUM:
Üç bölüm halinde kaleme aldığım anı yazıma çok sert eleştiri alacağım kesin. Özellikle hayvan-severlerin olağan-üstü tepkilerine de maruz kalabilirim.
Ben bütün bunları göze aldım.
Amacım, okurların duygularını sınamak değildi.
Hem, bundan tam 50 sene öncesinde 7-8 yaşlarında bir kız çocuğu idim.
O yaşlardaki bir çocuktan mantık nasıl beklenir? Üstelik anksiyete yaşanırken hangi çocuk olgun ve aklıyla davranabilir?
Kısacası yargılanacak ne sarı kediydi, ne de küçük bir kız...

Anımsayınca ben yazdım.
Böylesi bir konuyu yazmak cesaret ister....
Hep iyiyi yazacak değiliz ya...
Biraz da baharat katalım yazı aşımıza...
Az hüzün, az acı tadında...

Saygıyla



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın beklenmedik kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yumurtanı Nasıl İstersin Canım, Rafadan mı Kafadan mı?
Davetsiz Konuk - 2 -
Posta Kutumdaki O Yabancı Kimdi? - Birinci Bölüm -
Hastanedeydim/ Birinci Bölüm
Sarı Kediyi, Niçin Kireç Kuyusuna Atmıştım? - 2
Sarı Kediyi, Niçin Kireç Kuyusuna Atmıştım? - 1 -
Sarı Kediyi, Niçin Kireç Kuyusuna Atmıştım? - 2 -

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anne Cennette Yemek Var mı?
Biz Önce Beş Kişiydik
Aşık Olmak İstiyor Musunuz?
Seni Seviyorum Işıl
Bu Çocuk Benim Değil
Vurgun Yedi Yüreğim!..
Biri Hayat Bulmuştu Kollarında
Aşk Kağıda Yazılıyormuş...
Acı İçindeydi...
ve Allah Kadını Yarattı

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Adamdan Saymışız [Şiir]
Ah Ulan Istanbul! [Şiir]
Hangi Dua İle Sana Gelelim? [Şiir]
7. Didim Şiir ve Şairler Buluşması [Şiir]
Çekinme Söyle [Şiir]
İsterdim [Şiir]
Madem ki... [Şiir]
Davetsiz Konuk - 1 - [Şiir]
Git Demene Gerek Yok [Şiir]
İstanbul_um [Şiir]


Emine Pişiren kimdir?

Yazmayı, okumayı ve birikimlerimi paylaşmayı seven biriyim. Edremit'in yerel bir gazetesinin köşe yazarıyım. Bazı web sayfalarında da edebiyat adına paylaşımlarım yayınlanmaktadır. Sevgi ve ışık sizle olsun.

Etkilendiği Yazarlar:
Mehmet Emin Yurdakul, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Victor Hugo, Balzac, Leo Buscaglia, Eric Frrom, Irvın Yalom, Dale Carneige, Doğan Cüceloğlu, Haluk Yavuzer...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © Emine Pişiren, 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.