..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Öyle yaşamalısın ki ölünce mezarcı bile üzülsün. -Mark Twain
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Cemal Zöngür




28 Kasım 2017
İnsan Niçin Yaşar  
Doğal Doğanın Yaşamı, İnsan Düşüncesiyle Değişip Anlam Kazanır.

Cemal Zöngür


Bu bakımdan “Benlik” her zaman tekil değildir. Duruma ve şartlara göre tekilleştiği kadar kolektifleşmektedir de. Bir kişi benliğini aşırı decede yükseltip bu doğrultuda bir yaşam ortaya koymaya başlarsa, süper egoya dönüşmüş demektir. Süper egoya sahip kişiler çoğunlukla aile ve çocuklarını dahi düşünmezler. Onu için “Kolektif Benlik ile Süper Egoyu” birbirinden net olarak ayırmak gerekir.


:BGD:


Yaşamak her ne kadar yemek içmek ve soyunu devam ettirmek şeklinde bilinse de, bu anlam insan yaşamını tam olarak ifade etmemektedir. Çünkü yaşam; her kişinin maddi ve manevi imkanlarına göre değiştiği gibi, düşünce ve kültürel yapısına göre de büyük farklılıklar göstermektedir.

İnsan için yaşamak sadece yemek, içmek ve soyunu devam ettirmek olsaydı sorun yok demektir. İnsanın yaşama amacında şöyle bir ayrıntı ve derin anlam olduğu çoğu insanın aklına gelmemektedir.

Evet insan düşünen bir canlı olarak sadece açlığını giderip soyunu devam ettirmek için yaşamamaktadır. Eğer durum böyle olsaydı, insanın dışındaki diğer bütün canlılarda açlığını giderip soyunu devam ettirdiğine göre, o zaman insan ile hayvanlar arasında hiçbir fark olmayacaktı.

İnsan düşüncesi sayesinde, hem diğer canlı türlerden ayrılmaktadır hem de karnını doyurup soyunu devam ettirmek için şu üç temel duygu üzerine var olur. Bunlardan birisi açlığı gidermek, ikincisi cinsel ihtiyacı karşılamak, üçüncüsü ise ucu bucağı görünmeyen benliktir.

Açlık ve cinsellik daha farklı bir inceleme konusu olup, burada ana temanın fazla dağılmaması için, bugüne kadar üzerinde doğru düzgün tartışılmayan “Benliğin” insan yaşamında nasıl bir yeri ve etkisinin olduğu üzerinde durmak gerekir.

Diğer duygu ve edinimlerde olduğu gibi, benlik duygusu da her zaman kişiden kişiye farklılık gösterdiği için, bunun ayrıntılarını şu şekilde tarif edebiliriz.

Benlik; kişinin birebir kendi maddi ve maneviyatını ayakta tutan bireysel varoluşun direği demektir. Bazen denir ya..! öz güven, işte benlik öz güven dinamiklerinin toplandığı merkezdir. Her kişi kendi kültürel derecesine göre bir benlik duygusu oluşturarak hayata tutunur. Benliğini oluşturmayan kişiler kendileri olamazlar, sürekli başkalarının etkisinde veya yönlendirmesinde yaşarlar.

Farklı kültürel değerlerde olduğu gibi insan yaşamının ana temeli olan benliğin oluşması, kişinin yetiştiği çevre, eğitim ve genel kültürüne bağlı olarak değişmektedir. Kişi zengin, fakir; eğitimli, eğitimsiz, kültürlü, kültürsüz hangi kategoride bulunursa bulunsun, sahip olduğu kültürel dereceye göre kendisinde bir benlik oluşturarak, hep en iyisini ve en güzeline ulaşmak için yaşam mücadelesi verir.

İfade edilen yaşam çabası sürerken, en çok karşılaşılan olumsuzluklardan bir tanesi, benliğin anası olan süper egoya doğru evrilme riskinin her zaman yüksek olmasıdır. İnsanın yaşam amacının merkezinde benlik ve egoizm oluşurken, yaşam pratiklerinde şu örneklere rastlanmaktadır.

Özellikle bireyciliğin yükseltildiği sistem ve toplumlarda öz benlik yerine egoistlik daha çok öne çıkmaktadır. Benlik ise şart ve ortama göre düşük ya da normal etkiye sahip olur. Kişi almış olduğu doğru ve gerçekçi eğitim ve kültürden olumlu şekilde etkilenmişse, benlikte her zaman bir sınır ve birlik düşüncesi oluşur ki, bu “Kolektif Benliktir”.

Bunun yerine insandaki doğal hayvani ego aşırı derecede uyarılıp süper Egoya dönüştüğünde, kişi hiçbir kural ve ahlak ölçüsü tanımaz. Tüm imkanları her zaman kendi egosunu tatmin etmek için kullanır.

İnsan ilk bakışta zorunlu ihtiyaçları karşılamanın dışında başka bir hedefin olmadığını belirtse de, bu genelde ütopya olarak kalmaktadır. Çünkü kişi hayata ne şeklide bakarsa baksın, asıl temel güdü öncelikle bilinç altındaki benlik güdüsünü var eden egoyu tatmin etmek veya canlı tutmaktır.

Kişi şahsi benlik egosunu tatmin etmeden ne ailesini ne de çocuklarını asla düşünemez. Bu noktada şu sorulabilir. İnsan çocukları için kendisini her türlü tehlike veya ateşin içerisine atmak nasıl açıklanabilir? Evet benzer gerçekler hemen hemen her insanda mevcuttur.

Ancak temel bir gerçeklik olarak; kişi kendisinin maddi ve manevi açıdan varlığını taktir edip devam ettirecek bireylerden ailesi ve çocukları en yakın benlik dayanağıdır.. Burada yine çocuklarının olması ve başarıları bir benlik duygusunu tatmin etme vardır. İnsan her zaman tehlikelere karşı ya da normal bir insancıl hayat sürdürmek için, aile fertleri başta olmak üzere arkadaş, dostluk ve devlet oluşumu “Kolektif Benlik” sayesinde var olmaktadır.

Bu bakımdan “Benlik” her zaman tekil değildir. Duruma ve şartlara göre tekilleştiği kadar kolektifleşmektedir de. Bir kişi benliğini aşırı decede yükseltip bu doğrultuda bir yaşam ortaya koymaya başlarsa, süper egoya dönüşmüş demektir. Süper egoya sahip kişiler çoğunlukla aile ve çocuklarını dahi düşünmezler. Onu için “Kolektif Benlik ile Süper Egoyu” birbirinden net olarak ayırmak gerekir.

Kişilerdeki 'Kolektif Benlik” daha çok aile, sosyalist düşünceler ve devlet yönetimlerinde görülmektedir. Aşırı bireyselliğe doğru giden benlikler ise, kapitalist, dini Aristokrat vb. yapılarda “Süper Ego” şeklinde görülür. İnsanın niçin yaşadığı her ne şekilde ifade edilirse edilsin, öncelikle kişinin doğal hayvani egoya dayanan benlik duygusu oluşmadan, süper egonun oluşması söz konusu edilemez.

Düşünen insan için şu nokta rahatlıkla belirtilebilir. Doğal egodan yola çıkılıp, benlik “Öz Güven” sağlanmaya çalışılırken, “Süper Egoya” kaymamak için azami dikkat gösterilmelidir. Çünkü kişilerin bireyselleşmesi teşvik edilirken, süper egonun şaha kalkması, kişide süper egodan başka hiçbir etkin duygu bırakmamaktadır.

Daha sonra diğer faktörlerden din, para, maddiyat, lüks gibi etkenlerin devreye girmesiyle, düşünen ve ortak yaşam gibi üstün bir değer taşıyan insan, süper egoyla nerelere savrulduğunu asla unutmamalıdır.

İfade edilen olumsuzluğu önlemek için, birey kendisini gerçekçi bir eğitim ve kültür aracılığıyla süper ego belasından kurtaracağı gibi, aynı zamanda devlet yönetimlerinin etkisini de hesaba katmalıdır. Bu yüzden kişi nasıl var olduğunu, insanın ortak yaşam değerini felsefi olarak bilince çıkarmadan, insan niçin yaşar? sorularına asla yeterli ve gerçekçi cevaplar vermesi mümkün değildir.      
                                   

Cemal Zöngür

















Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Şehitlik Duygusu ve Yitip Giden Canların Ağırlığı
Türkiye Burjuvazisi Artık Konuşmasın (2)
Kariyerizm ve Kıskançlık Kişilik Bozukluğu Mudur?
Düşünce ve Nitelik
İnsanın Süperegoya Esir Oluşu
Siyasal Ahlâk ve Ahlâksızlık
İnsan Beyninde İyilik ve Kötülüğün Düzeni
Nihilist Kemalizmin Bitişi
Alevilikte İnsan Tanrı ve Tanrısal Bağlılığın Özü
İrade Nedir Nasıl Kullanılır?

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Geri Kalmışlık ve İrrasyonalist Siyaset Nedir?
İslam'da Güncelleme (Reform) Mümkün Mü?
İslam Mezhepler ve Tarikatlar
İslam'da Cinsellik
Faşizmin Tarihi ve Türleri
İnsanın Dine İnanışı, Dinden Kaçışı
Kadın Katliamları Neden Önlenemiyor?
Kuran'a Göre Ilımlı İslam Mümkün Mü?
Siyaset ve Fetişizm
Kuzey Kore İnsanlığın Sonuna mı İşaret Ediyor?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tbmm'de Yedi Maddelik Anayasa Değişikliği Neyi Çözer? [Deneme]
Lider mi Toplumu Şekillendirir; Toplum Mu Lideri? [Deneme]
Hz. Ali ve Ehlibeyt Alevi Midir? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (3) [Deneme]
İşte Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Karnesi..! [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (1) [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (2) [Deneme]
İslamiyet Yeniliğe Açık Bir Din Midir? [Deneme]
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim : [Deneme]
Bir Toplum Hak Ettiği Şekilde Yönetilir [Eleştiri]


Cemal Zöngür kimdir?

Ben Cemal Zöngür, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Sosyoloji, Tarih ve Siyaset üzerine araştırmalar yapmaktayım. Yayınlanmış bir kitabımın dışında çeşitli gazetelerde yüzden fazla makalelerimde yayınlanmıştır. Ve iki kitap dosyam yayına hazır durumdadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Tam bağımsız Tarih ve Siyaset üzerine yazan her Yazar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Cemal Zöngür, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.