..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Hiçbir zaman karakterlerimin hüzünlü olduklarını düşünmedim. Tersine yaşam dolular. Trajediyi seçmediler, trajedi onları seçti. -Juliette Binoche
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Yazarlar ve Yapıtlar > Osman AKTAŞ




29 Kasım 2017
"Nevzat Tandoğan Ölmedi Muhtelif İllerimizde Yaşıyor!" Adlı Yazıya İstinaden  
Osman AKTAŞ
Bir insan almaya gücünün yettiği ve üzerine giydiği her şeyden hakir görülüp aşağılanıyor. Bunu bir bürokrat yapıyor, bu yaptıklarıyla övünüyor. Üstelik kendisinin hizmetkârı olduğu efendisine hakaret ederek… Kendisine bu yetkiyi verenlerin resimlerinin altında ve bizzat yazılmasını sağladığı nutukta “Köylü milletin efendisidir” dediği halde. Bu alçaklıkların farkındayız.


:CID:

Milat gazetesinde Ali Aydın imzasıyla yayınlanan bir yazı bu. Söylenmek istenen kılık kıyafet yönetmeliğinde yer alan başörtü yasağının kaldırılması ve AKP’nin duyarlılığı. Bunu söyleyebilmek için bir zemin hazırlayan Ali Aydın, Nevzat Tandoğan’dan bahsediyor. Hem de o kadar haklı gerekçelerle ki, dönemi düşündüğünüzde insanın tüylerinin ürpermemesi mümkün değil. Bir insan almaya gücünün yettiği ve üzerine giydiği her şeyden hakir görülüp aşağılanıyor. Bunu bir bürokrat yapıyor, bu yaptıklarıyla övünüyor. Üstelik kendisinin hizmetkârı olduğu efendisine hakaret ederek… Kendisine bu yetkiyi verenlerin resimlerinin altında ve bizzat yazılmasını sağladığı nutukta “Köylü milletin efendisidir” dediği halde. Bu alçaklıkların farkındayız. Derler ki, “bozuk saat bile günde iki kere doğru zamanı gösterir”. Artık göstermiyor ya; bozuk dijital saatten günde bir kere bile doğru zamanı göstermesini beklemek budalalık olur zannımca. Biz eski saate dönelim. Zaten hep eskiye dönüyoruz ya…

Bu kötü ve çirkef adam, Ali Aydın’ın kendi anlatımıyla “Demokrat Parti’nin kurulduğu CHP’ye muhalefetin ise giderek arttığı yıllardı. O yıllarda patlak veren Ankara cinayeti davası beklenmedik bir şekilde ilerliyordu. Devrin en ünlü bürokratı, gerçek katili sakladığı ve suçu üstlenmesi için başka bir şahsa baskı yaptığı yönündeki iddialar sebebiyle Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde ifade vermek zorunda kalmıştı. Dahası, “tanık” olarak çağrıldığı mahkemede “sanık” durumuna düşmüştü. Bu onun için kolay hazmedilebilir bir şey değildi. Sürekli hakkında çıkan olumsuz yayınlar artık gözden düşen bir bürokrat olmasının getirdiği hayal kırıklıkları ile birleşerek 9 Temmuz gününe gelindi. O gün bir zamanların kudretli bürokratı için bu dünyadaki her şey sona erdi. Canına kıymış, kendi evinde intihar etmişti.” Bunu ister kibir sayın, ister onur, ama şu bir gerçek, bu adam kendisine isnat edilen suçun yükünü kaldıramayacak kadar dürüst bir adam ki, yüzü yerde dolaşmamayı seçebiliyor.

Gelelim bir insanlık hakkı olan başörtüsünün hak sahiplerine verilmesine. Egemen Bağış meclise kılık kıyafet kanunuyla ilgili bir kanun teklifi veriyor. Bu teklif değerlendiriliyor ve kılık kıyafet kanunu çıkarılmıyor; mevcut yönetmelikteki maddeden mealen “kamu alanlarında bulunan ve çalışan kişiler başları açık olarak çalışırlar” ibaresi oradan çekilip alınıyor. Yönetmeliğin diğer hiçbir yerine dokunulmuyor. Geri kalan bakan ve müsteşar nezdinde yazılı beyanatlarla sürüp gidiyor. Hâlâ erkek kamu personeli kumaş pantolon, ceket, gömlek ve kravat takma zorunluluğu olan kıyafet yönetmeliğinin içinde sendikal zorlamalar ve başörtüsü kıyağına ses çıkarmayan bir iktidarın (tabiri caizse) göz yummasıyla kılık kıyafet sorununu sorunsuz götürüyoruz. 15 yılda tek başına ve mutlak kanun çıkarabilecek olan bir iktidarın gelebildiği nokta… Kendinden sonra gelecek olan iktidarlara açık kapı bırakarak istenen şeyleri yapmasını sağlayacak şekilde bir düzenleme yapmak... Çünkü kanun çıkarırsa başörtüsü artık sorun olmayacak. İktidardan düşerlerse, toplumda sığınıp, kullanacakları malzemeye ihtiyaç var, en iyi malzeme de başörtüsü… Sayın valilerin ara ara nabız yoklar gibi ortaya çıkmalarını ben Nevzat Tandoğan zihniyetinin devamından ziyade, toplumun nabzını ölçüp, duyarlılığın hangi safhada seyrettiğini bilmek isteyen siyasilerin kurnazlığından kaynaklandığını düşünüyorum.

Bir de öğrenci kıyafet serbestliği var; bu da kanunla belirlenmiş bir şey değil. Kıyafetin serbest olması yönetmelikte belirtiliyor, ancak arkasından uygulamaya sokulan ikinci bir yönetmelikle de okul idaresi ve veli işbirliği içinde kıyafetin belirlenmesi isteniyor. Ülkede kaç okul tamamen serbest kıyafet uyguluyor? Neredeyse hepsinde Amerikan mahkûmlarını andıran tek tip forma uygulaması, okulların çevrelerine yüksek duvarlar inşa edilerek, bu yetmezmiş gibi, duvarların üstlerinin tellerle çevrili olması, hatta girişlere yeni bir moda olarak turnikelerin konulması da cabası. Sanırım yakında nöbetçi öğretmenlerin ellerine de birer sniper verip teneffüs ve öğle aralarında duvarı aşmaya çalışanları vurmalarını istemeleri kaçınılmaz olacak. Çünkü mevcut eğitim sisteminin sonucu bunu gerektiriyor. Ben 1984’te üniversite sınavına girerken yaklaşık otuz üniversite vardı, şimdi sayıyorum, yine otuz üniversite, ama yine yaklaşık 200 civarında da yüksek lise var. Üniversiteyi bitirmiş ve atanamamış bir Türkçe öğretmeninin paylaşımında kullandığı yazım hatalarıyla dalga geçmeye çabalayan kişilere kaldı yeni model eğitim sistemi. Sanırım sınıflara döşedikleri akıllı tahtalar, bu eğitim sistemini hazırlayanlardan daha akıllı ki, rüyalarını uygulamaya sokma gereği duymuyorlar.

Şimdi gelelim Egemen Bağış gibi insan haklarının ihlallerine duyarlı bakanlık bile yapmış sayın vekillere… Eğer AKP’ye ve kendi itibarına getirisi olmasaydı ben öyle inanıyorum ki, Egemen Bağış başörtüsü için parmağını bile kıpırdatmazdı. Kendi içinde bulunduğunu söylediği bir dini medya üzerinden kullandığını telefon ses kayıtlarıyla söyleyen ve Allah’ın ayetlerini hafife alan birisinin böyle bir derdinin olduğunu benim düşünmem mümkün değil, ama siz düşünebilirsiniz.

Başka bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum. Tandoğan’ın o duyarlı duruşunu sergileyen kaç bürokrat ve milletvekili var AKP’de? Hangisi hakkında korkunç iddialar ortaya çıktığında, bırakın intihar etmeyi, toplumun yüzüne bundan sonra nasıl bakarım diyecek kadar onurlu davranıp da görevinden istifa etme onurluluğunu gösterebildi. CHP dinsiz, komünist, Kemalist, filan, MHP desen devlet bekası adı altında gelen her iktidarın tanpomluğunu yapmakta… HDP ise zaten PKK taraftarı… Yani onlardan onur beklemiyoruz. Onurlu olması beklenen AKP’den söz ediyoruz; hangi bakan ya da vekil toplum önünde yüz kızartıcı unsurlarla itham edildiğinde onuruyla bulunduğu makamı bıraktı. Her biri diğerlerinden daha rahat bir tavırla TV stüdyolarında sırıtarak dolaşmıyorlar mı? AKP 15 yılda TOKİ blokları yaptı. AKP duble yollar yaptı (bir kısmı çöktü, ama olsun). AKP kılık kıyafet yönetmeliğinden (utanma Pazarı) başörtüsünü çıkardı. AKP AVM’ler yaptı. AKP fabrikasının nerede olduğunu henüz öğrenemediğimiz yerli uçaklar, tanklar yaptı. Her yıl vekil maaşlarından özveride bulunarak %2, %3 memur işçi ve emeklisinin insan gibi yaşayabilmesi için ekonomik katkıda bulundu (bu katkıları Memur-Sen’e borçluyuz tabii). Avrupa seviyesinde bir ülke konumuna geldik ve hatta Avrupa bizi kıskandı. Hatta Katar’a bile tırlar dolusu gıda yardımda bulunduk. AKP’yle yakında İMF’ye borç verir, Amerika’ya gemilerle silah yardımı yapabiliriz.

Ali Aydın sana katılıyorum, ama Nevzat Tandoğa’ın zulmü ve bir de Ankara’da Sakarya Çarşısında çay içme konusunda.
Sürç-i lisan eyledikse affola…
29 Kasım 17
Gölcük



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yazarlar ve yapıtlar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Edebiyat Hayat Memat Üzerine I
Edebiyat Hayat Memat Üzerine II
Edebiyat Hayat Memat Üzerine III

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Milli Eğitimin Yeni Müfredatına Dair
Meb Ü Kesk Arasındaki Sıra Dışı İlişkiler
Yaşadığımız Masal
Emeli/kan ve Ocağına İncir (Lik) Dikilenler
Kırkı Kırpan Anlayış
Türkiye’nin Çehresini Değiştirmesi Beklenen Lider: Recep Tayyip Erdoğan…
Tek İlkeli Ülke Ya da Türkiye
Siyasi Yorumda Basireti Bağlanan Köşe Yazar (Lar) I (Ve) Mustafa Albayrak
Herşeyin Başı Davos veya Sağlıklı Adalet
Türk Kadınlar Günü

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Beytü'l Girdap [Şiir]
Hüzün [Şiir]
Ehl-i Beyt Aşkından [Şiir]
Pastorize Yıllar [Şiir]
Ha (Ya) Lime Tüten Gece [Şiir]
Bakış Açısı [Şiir]
Bir Veda Partisinde Veda Hutbesi [Şiir]
K. D. V [Şiir]
Bir Kızı Sevmekle Ülserim Azar [Şiir]
Yalnızlık [Şiir]


Osman AKTAŞ kimdir?

1965 Erzurum doğumluyum. Gazi üniversitesi T. D. E mezunuyum. Sırasıyla Van, Bartın, Antalya,Bursa, ankara Bodrum'da öğretmen olarak görev yaptım. halen Kocaeli'nde görev yapıyorum. 30 yıldır şiirle uğraşıyorum. Şiir,öykü ve eleştiri yazıları yazıyorum. Kitaplarım: ayArsız, Uludağ yayınları, 2007 (şiirler) bermudayı tek geçmek Cinius Yayınları 2016 (şiirler) asimilat(ör) Cinius Yayınları 2017 (politik denemeler), (D)oku(n)muştuk Cinius Yayınları 2017 (Kitap tanıtım ve eleştirileri)

Etkilendiği Yazarlar:
Can Yücel,Cemal Süreya,Attila İlhan,İsmet Özel,Ataol Behramoğlu,Ahmet Telli,Murathan Mungan,Edip Cansever,Oktay Rifat,Paplo Neruda,Bertol Briechk,Mayakosky,Yuhannis Ritsos,Nazım Hikmet Ran,La Martin,Arthur Rimbaut,Tagore,Octovia Paz


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Osman AKTAŞ, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.