..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Konuş ki seni göreyim. -Aristoteles
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Roman > 1. Bölüm > Sinem Bağcivan




20 Aralık 2017
Ülgen  
Sinem Bağcivan
İyilik ve kötülük tıpkı karanlık ve aydınlık gibi iç içe ve birbirlerini tamamlayarak bir insanın içinde veya bir yerlerde öylece yaşarlar. Safi iyilik veya safi kötülük yoktur derler ama buna rağmen birileri iyi birileri kötü olur. Zaman bunu değiştirir mi?


:DGD:
İyilik ve kötülük tıpkı karanlık ve aydınlık gibi iç içe ve birbirlerini tamamlayarak bir insanın içinde veya bir yerlerde öylece yaşarlar. Safi iyilik veya safi kötülük yoktur derler ama buna rağmen birileri iyi birileri kötü olur. Zaman bunu değiştirir mi, açıkçası zamanın ne getireceği belli olmaz. Bilinen gerçeklerden biri: güneşin her sabah asilce ve de azimle karanlığın içine doğmasının tüm canlıların beklentilerle uyanmasına sebep olduğudur. Güneş, beklentileri de zıtlıkları da aynı anda uyandırır böylelikle hayat bir şekilde kaldığı yerden devam eder veya kaldığı yerden devam edermiş gibi görünür.
Alarmın sesiyle gözlerini kırpıştırdı, yeni bir günün heyecanını ve mutluluğunu her hücresinde hissediyordu. Kendine yaşadığı her gün için mutlu olma biletlerinden birini almıştı. Tüm sırrı işte bu biletti. Yaşadığı her gün, her saniye için iyilik ve mutluluk biletlerinden dağıtacaktı ki ailesinin yanına gittiği zaman onunla gurur duysunlar. Uzun açık kahverengi, toplamaktan çok nadir hoşlandığı, dalgalı saçları yatağın üstünde yarım bir daireyi andıracak şekilde şekillenmişti. Gözlerini kırpıştırdığı yerin tam hizasından milyarlarca km uzağında bir yıldızın kaydığını bilmeden, içinden herkesin mutlu olmasını diledi. Yıldız kayınca dilek tut derler, ne büyük safsata! Tüm kalbiyle dileğini dilerken bir aşağı katındaki mutsuzluğun, nefretin farkında bile değildi. Dünyanın her yerinde iyilik ve kötülük vardır. Bunun ne kadar iyi veyahut kötü olduğu tartışılabilir. İyi gibi gözükenin altındaki kötülük ise su getirmez bir şekilde tehlikeli ve kötülükten de açık ara daha kötüdür.

Aldığı tüm güzellik ürünlerini, hiçbir şekilde gülümsemediği için kırışmayan göz ve yanak çevresine sürmeye huzursuzca devam etti. Aynanın karşısında iyice yaşlandığını ama ne kadar yaşlanırsa yaşlansın her zaman güzel kalacağını düşünüyordu. Belki elinden alınmıştı birçok şey ama; intikamıyla birlikte geri alacaktı her şeyi. O gün, işte tam da o gün mükemmel olmalıydı. Düşüncelerinin boğuk, kalın bir ses tarafından bölünmesiyle beraber hayata karşı olan nefreti bir kez daha arttı.
-Günaydın hayatım, bugün gene çok güzelsin.
Zoraki denmiş rutin sözlerden sonra tüm baş ağrısıyla birlikte esnedi adam. Yağlı, siyah , kıvırcık saçları kafasının üzerinde bir ağırlık varmış hissi uyandırıyor bu da baş ağrısını arttırıyordu. Musmutsuz çiftimiz içlerinden lanetler okuyorlardı, zorunda olmadıkları müddetçe pek fazla bir araya gelmemeye çalışıyorlardı. Kadın, adam sevmediği için adama katlanamıyordu; adam ise bir zamanlar kadını çok sevdiği için kadına katlanamıyordu. Bu da başka bir hikaye!
-On dakika içinde hazırlan ve aşağıda ol! Bugün, bizim için çok önemli; çünkü seninle planımın önemli kilit taşlarından biri hakkında konuşacağım. O, Polyanna kılıklı kız evden gider gitmez, bu meseleyi konuşacağız. Bu yüzden bir an önce kafanı toparlarsan iyi edersin!
Siyah küt saçlarının topuklu ayakkabıyla raks etmesine izin vererek çıktı odadan, sözlerini savurduktan sonra. Adam, kapının kapandığına ve de topuklu ayakkabının sesinin tamamen kesildiğine emin olduktan sonra sıkıntılı bir şekilde ayaklarını yataktan aşağıya uzattı. Bazen neden yaşadığını düşünmesine rağmen yaşamanın ölümden daha kayda değer olduğu kanısındaydı. Az önce kadının gerçek yüzünü boyalarla örtbas etmeye çalıştığı yerde kendi silüetini gördü. Gördüğü silüet, on seneki halinden oldukça farklıydı. Aynaya bakmasa bu silüetin kendisine ait olmadığını söylerdi. Yüzü, elmacık kemikleri çok belirginleşecek kadar zayıflamış ayriyeten alnındaki ve yüz çevresindeki kırışıklıklar onu yirmi yaş daha büyük gösterecek hale getirmişti. Alkolik olmasının da etkisiyle eskiden bembeyaz ve lekesiz olan teni hafif kararmış ve hayli lekelenmişti. Bir an çok kısa bir an için on yıl öncesine gitti. Kendisini öldüren kahkaha seslerini, birden yitip giden heyecanını ve tüm şiddetiyle ruhunu ele geçiren hayal kırıklığını anımsadı. Zorla kendisini uyandırdı kendini bu kısa süreli kabustan ve olanca ruhsuzluğuyla hazırlandı.
On dakika sonra, Ümmü, Abdullah ve Refik kahvaltı masasında oturmuş Ela'yı bekliyorlardı. Kahvaltı masalarının birçok mutlu aile tablosuna, birçok yalnızlığa veya birçok duygu seline şahit olduğu bir gerçektir fakat ilk defa bu kadar bıkkınlığa, mutsuzluğa ve de farklı düşüncelere şahitlik yapıyordu. Kahvaltı masasında kimse konuşmuyordu, herkes başlayabilmek için Ela'yı bekliyordu. Ümmü, kaşlarını çatmamak için kendini zorluyordu, o kadar çaba verdiği güzelliğini kıytırık bir kız yüzünden kaybedemezdi, mecbur sabredecekti. Abdullah ise bir an önce içmek için akşamın gelmesini bekliyordu hatta hayattan tek beklentisi buydu. Refik ise, açıkçası Refik' in aklı annesinin aksine çok çalışmıyordu, düşündüğü tek şey zevkiydi. Ela , karanlık salona girdiğinde tüm gözler ona doğru döndü. Onun ışıltısıyla bir yerlerde karanlıkta kalmış bir çiçek açtı ama bu salondaki her şey umutsuzca kara deliğe sürüklendiği için ışıltıdan hiç de etkilenmedi.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın roman ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ülgen


Sinem Bağcivan kimdir?

Kendime yazar diyemem ama; asıl ben tıpkı yazarlar gibi yazdıklarımın gizli köşelerinde saklanırım.

Etkilendiği Yazarlar:
Okuduğum her yazardan bir parça etkilenirim


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Sinem Bağcivan, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.