..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Kirazlar ve dutların tadını çocuklar ve serçelerden sor." -Goethe
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Yazarlar ve Yapıtlar > Ömer Faruk Hüsmüllü




8 Şubat 2018
Yusuf Ziya Ortaç ve Kaybolan Kelime  
Ömer Faruk Hüsmüllü
Şair/yazar aşağıdaki yazıda hasretini duyduğu bu kelimeyi şöyle anlatıyor: KAYBOLAN KELİME Bu bayram, dilimizin bir kelime kaybettiğini iyice inandım. ”Tandır” gibi “kağnı”gibi artık yaşanan hayatta, yeri kalmamış, şöyle böyle kelime değil; zarif, ince, medeni bir kelime.


:AFF:




Önce bu değerli yazar/şairimizin kısa bir biyografisini verelim, sonra da hangi kelimeyi aradığını kendi kaleminden gösterelim:

Yusuf Ziya Ortaç 1895'te İstanbul'da doğdu. 11 Mart 1967'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. "Hecenin Beş Şairi" grubunun üyesi ve öncülerinden. İstanbul Vefa İdadisi'ni bitirdi. 1915'te Darülfünun-ı Osmani'nin (İstanbul Üniversitesi) açtığı yeterlilik sınavını kazanarak edebiyat öğretmeni oldu. Çeşitli okullarda dersler verdi. Orhan Seyfi Orhon'la birlikte çıkardığı "Akbaba" mizah dergisini ölümüne değin yayınladı. 1946-1954 arasında Ordu milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bulundu.

Şiire aruzla başladı. Ziya Gökalp'in etkisiyle hece ölçüsünü benimsedi, bu türün başarılı örneklerini verdi. "Hecenin Beş Şairi"nden biri olarak ünlendi.

Şiirleri Türk Yurdu, Servet-i Fünun ve Büyük Mecmua'da yayınlandı. Akbaba dergisinde akıcı bir dille, rahat okunur bir tarzda yazdığı fıkralarında siyasal mizahın özgün örneklerini verdi.

Şiir ve gülmece yazılarının yanısıra roman, öykü ve oyunlar da yazdı.

Yusuf Ziya Ortaç'ın Eserleri
ROMANLARI:Kürkçü Dükkanı (1931)Şeker Osman (1932)Göç (1943)Üç Katlı Ev (1953)
ŞİİRLERİ:Akından Akına (1916) Aşıklar Yolu (1919)Cen Ufukları (1920)Yanardağ (1928)Bir Selvi Gölgesi (1938)Kuş Cıvıltıları (çocuk şiirleri, 1938)
Bir Rüzgar Esti (1952)
OYUNLARI:Kördüğüm (1920)Latife (1919)Nikahta Keramet (1923)
MİZAH TÜRÜ ESERLERİ:Şen Kitap (1919)Beşik (1943)Ocak (1943)Sarı Çizmeli Mehmed Ağa (1956)Gün Doğmadan (1960)
GEZİ-ANI-BİYOGRAFİLERİ:İsmet İnönü (1946)Göz Ucuyla Avrupa (1958)Portreler (1960)Bizim Yokuş 1966)


Şair/yazar aşağıdaki yazıda hasretini duyduğu bu kelimeyi şöyle anlatıyor:
KAYBOLAN KELİME
Bu bayram, dilimizin bir kelime kaybettiğini iyice inandım. ”Tandır” gibi “kağnı”gibi artık yaşanan hayatta, yeri kalmamış, şöyle böyle kelime değil; zarif, ince, medeni bir kelime.

Kapıyı çalan çöpçünün pos bıyıkları arasında onu aradım yok!.. Bahşişini alan bekçinin kavlak dudaklarından onu bekledim. Yok!.. Bakkalın çırağından, sebzecinin yamağından, kasabın oğlundan onu işitmek istedim. Yok!..

İpek mendilinin alan oğlan, eşarbını kıvıran kız, iki buçukluğu cebine indiren manav, üç gün kapımızı kim çaldıysa hediyesini kim aldıysa bana o beklediğim kelimeyi vermeden gitti! İki yüz kuruş yazan taksinin şoförüne iki yüz elli kuruş veriyorsunuz. Taş gibi bir süküt!

Kitabından sevgiyle bahsettiğiniz genç adamla karşılaşıyorsunuz. Hakarete benzer hissiz bir selam!

Tramvayda, ayakta kalmış bir kadına yerinizi veriyorsunuz. Yüzünüze burun delikleriyle yüksekten bir bakış!

Ve hiçbirinin dilinde aradığınız o ince, o kibar, o insanı insan yapan güzel kelime yok!

Geçen yıl Atina’da bindiğim bir otomobilin şoförü, bana bu kelimeyi on kuruşluk bahşiş için söylemişti: Hem başından kasketini çıkararak hem de kelimenin başına bir ”çok” ilave ederek.

Roma’nın en büyük otelinde oda hizmetçisi kız, yine küçük bir hediye karşılığı zarif vücudunu nezaketle kırarak bu kelimeyi dudaklarından tebessümle süslemişti.

Bir kelime deyip geçmeyiniz. Cemiyet hayatımızdaki birçok şikayetleri bu kelimenin yokluğuna bağlamak bile mümkündür.

Düşünüyorum: Artık lügat kitaplarından beyaz kağıdın kefenlediği bu ölü kelimeyi nasıl diriltsek? Acaba belediye, bu kelime için bir fiyat listesi yapamaz mı?

Hiç olmazsa çarşıda, pazarda, iş hayatında canımız istediği zaman listeye bakar, parasını verir ve içimizin özlediği bu üç heceli sözü duyarız.

Haa! Affedersiniz, deminden beri, yana yakıla hasretini çektiğim bu kelimenin ne olduğunu söylemedim değil mi?

Teşekkür!


Yusuf Ziya ORTAÇ

Büyük Türk Klasikleri



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yazarlar ve yapıtlar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yazar Gabriel Garcia Marquez'in Veda Mektubu
Türk Dünyasına Adanmış Bir Ömür Turan Yazgan
Ömer Rasih Öztürkmen
Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz
Trakya Rüzgarı
Seferberlik Hikayeleri - İbret Almak İçin Okunmalı
Klasik Mantığın Kurucusu Aristo'yu Kısaca Tanıyalım
İşi Öğrenmek ve Öğretmek Olan Herkesin Okuması Gereken Bir Kitap
Konfüçyüs Hakkında Kısa Bir Not
Montaigne Hakkında Kısa Bir Not...

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Başöğretmen Atatürk Öğretmenler Hakkında Ne Söyledi?
Dünya Atatürk'ü Konuşuyor
Barış ve Özgürlük Üzerine Özlü Sözler
Sevgi - Gönül - Umut ve Mutluluk Üzerine Aforizmalar
Kim,ne Demiş? (İsimler Alfabetik Sıraya Göredir... )
Erkek ve Kadın Üzerine Aforizmalar
A'dan Z'ye Güzel Sözler
Malatya Belediyesine Teşekkür
Acı - Haz - Elem - Üzüntü Üzerine Aforizmalar
Atatürk ve Sözleri İle İlgili Faydalanılabilecek "Kaynaklar"

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Kusurî"den Tırtıklama [Şiir]
Zam Zam Zam... [Şiir]
Tırtıklama (Kazak Abdal'dan) [Şiir]
Yoklar ve Varlar [Şiir]
Âşık Dertli"den Tırtıklama [Şiir]
Dostlarım [Şiir]
İstanbul,sana Âşık Bu Kul [Şiir]
Namuslu Karaborsacı [Şiir]
Elem Bağları [Şiir]
Toprağın Oğlu [Şiir]


Ömer Faruk Hüsmüllü kimdir?

Uzun süre Oruç Yıldırım adını kullanarak çeşitli forumlara yazı yazdım. İddiasız iki romanım var. Çok sayıda siyasi içerikli yazıya ve biraz da denemelere sahibim. Emekli bir felsefe öğretmeniyim. Yazmaya çalışan her kişiye büyük bir saygım var. Çünkü yazılan her satır ömürden verilen bir parçadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Az veya çok okuduğum tüm yazarlardan etkilenirim.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Ömer Faruk Hüsmüllü, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.