..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Leyla'nın işi naz ve işve; Mecnun'un gözü yaşı çeşme çeşme..." -Fuzuli (Leyla ile Mecnun)
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Cemal Zöngür




18 Şubat 2018
İnsan Beyninde İyilik ve Kötülüğün Düzeni  
“Unutmayalım ki, her insanın beyin nöronlarının dendirit iletişim hareket ve şekillenmesi, yaşamımızdaki iyi ve kötü hikayelerin dıştan içe, içten dışa yansıyan gerçek özetidir.

Cemal Zöngür


Her şeyden önce insan anatomik olarak enerji deposuna benzer şekilde sürekli ses, ısı, ışık, sıvı, koku, renk, tat ve özelliğini tarif edemeyeceğimiz çeşitli saydam sinyalleri alıp depolayan, aynı zamanda dışa gönderen güçlü bir alıcı ve verici özelliğe sahip manyetik bir cisimdir.


:BAI:



Bilindiği gibi dünyada sırrına hâlâ tam olarak erişilmemiş ve düşünülenlerin üstünde sistemli ve sınırsız bilgi işlemine sahip olan varlık “İnsan Beynidir”. Hatta insana, insan olduğunu hatırlatan, öğreten ve bu doğrultuda hareket emesini sağlayan da beynidir. Bu yüzden insanın beyne tanrı dememesi için kendisini zor tutmaktadır.
İnsan beyninde sağ lop, sol lop, ön, orta ve arka korteksler şeklinde çeşitli bölülerin mevcudiyetiyle birlikte, beyin içerisinde en az on beş milyarı aşan nöron bulunmaktadır. İşte insanı hem insanlaştıran hem de diğer canlılardan ayıran en bariz açık özellik, beyindeki nöron sayısının milyarları bulması ve birbiriyle sınırsız iletişimidir.
Beyin Uzmanlarının bugüne kadar yapmış oldukları bilimsel çalışmalardan öğrendiğimiz bilgilere dayanarak, insan beyninde iyilik ve kötülüğün ya da bizi biz yapan düşüncelerimizin nasıl organize olduğunu, felsefi ve mantık açısından şu temel gerçeklere göre açıklanabileceği mümkündür.
Her şeyden önce insan anatomik olarak enerji deposuna benzer şekilde sürekli ses, ısı, ışık, sıvı, koku, renk, tat ve özelliğini tarif edemeyeceğimiz çeşitli saydam sinyalleri alıp depolayan, aynı zamanda dışa gönderen güçlü bir alıcı ve verici özelliğe sahip manyetik bir cisimdir.
Beslenme ve hareketlerden alınan enerjinin yüzde yirmisini beyindeki nöronlar alıp kullanır. Enerji sinyalleriyle harekete geçen nöronlar, “Dendirit” olarak adlandırılan lifler aracılığıyla birbirleriyle bağlantı kurup istenilen yönde duygu, düşünce, his, edim ve sorgulamaları gerçekleştirir.
Beyindeki nöronların nasıl ve neye göre şekillenip düşünce sahibi olunduğunu ayıran diğer önemli bir örnekte, hayvan yavrusu ile insan bebeğin yürüme sürelerindeki farklılıktır.
Örneğin tüm hayvan yavruları tür ve özelliklerine göre en erken bir iki saat ya da bir iki hafta sonra kalkıp yürüme ve uçmaya başlaması. İnsan bebeği ise en erken bir ya da iki yıl sonra ancak yürümeyi öğrenmesi, insanın beyin nöronlarının çevreden alınan sinyal ve iletişime göre harekete geçtiğini çok güzel açılamaktadır.
Genelde hayvan yavrularının beyinleri kopyalı ve kalıplanmış hazır şekilde doğarlar. Ve bu yavru hayvanın beyni, gelişimini tamamlamış hayvanın kontrol ve hareket kapasitesini sağlayan nöronlarla aynıdır.
Hayvan yavrularının beyindeki nöronların dendirit iletişimi, doğduğu gibi kalır ve daha sonra hiçbir gelişim ve farklılık göstermez. Bu yüzden erken yürüdüğü gibi, yetişkin bir hayvanın yapacağı tüm hareket, his ve duyguları bir saat içerisinde hissedecek kapasitededir.
İnsan bebeğinin beyin nöron sayıları on beş milyar şekilde hazır doğmasına rağmen, nöronlar arasındaki dendirit iletişim bebeğin çevreyle olan bağ, ilişki ve hareketlerine bağlı olarak zaman içerisinde ilişkiyi geliştirerek çoğaltır. İşte insanın her değişik ortam ve koşullara uyum sağlayabilmesi, beyin nöronlarının ortam, zaman, hareket ve sosyal koşullara göre sınırsız dendirit iletişimi geliştirip çğaltmasıdır.
Bu yüzden bebekler ya da yetişkinler her iklimsel ortama göre uyum sağlayarak yaşayabilirken, hayvanlar doğdukları iklimin dışında başka ortamlarda kolayca yaşayamamaktadırlar. Buna sebep olansa, hayvan beynindeki nöronların dendirit iletişimlerinin sabit ve sınırlı kalmasıdır. İnsan nöronları ise sürekli her ortam ve değişime göre iletişimi sınırsız geliştirir.
İnsan Beyinde böyle birçok temel özellik ve farklılıkların mevcut olması, doğal olarak insanın iyilik ve kötülük özelliklerinin de, nöronlar arası zaman, koşul, ilişki, ses, sinyal, durum, sertlik yumuşaklık, rahatlık, zorluk vb. şartlarda dendirit iletişimin çoğalıp yoğunlaşmasına bağlı şekilde işlem gördüğü.
Yaşamaya yeni başlayan bir bebek, ilk olumlu, olumsuz sinyalleri annesinin memesiyle kurmuş olduğu ilişkiye göre nöronlarını harekete geçirir. Anne bebeğin acıkma saatini iyi ayarlamayıp, bebeği çok acıktıracak şekilde sürekli emdirirse, bebek bu duygusunu ağlayarak ya da çeşitli seslerle çevreye ve anneye iletir.
Ağlama veya sıkıntılı hali doğal olarak bebeğin beyin içerisindeki nöronların yüksek derecede enerji kullanmasını ve diğer nöronlarla bu doğrultuda sıkıntılı, sinirli ve olumsuzluğu yükselten bir dendirit iletişim geliştirir. Bu vb. durumlar sürekli devam ederse, o çocuk sinirli bir karaktere daha yatkın olur.
Diğer bir örnekse, bir bebek temiz, rahat ve her şeyi zamanında normal koşullarda yerine getirildiğinde, o bebeğin beyindeki nöronları dendirit olarak enerji tüketiminden diğer faaliyetleri normal şekilde kurar. Ve sürekli aynı normal ortamda yetişen bir bebek ya da yetişkin, daha insani ve sakin bir karakter özelliği taşır.
Çocukluktan olgunluğa kadar toplu ve bireysel olarak çevrede yaşanan siyasi, kültürel, ekonomik, kavga, çatışma, savaş, terör, kıskançlık, anormal yarışlar gibi olumsuzluklar, istemesek te insanda kötülüğün yükselmesinin ana kaynağıdır.
Bir de buna bilgi eksikliği, bilgi yanlışlığı, kendisini ifade etme sıkıntıları, korku, herkesten üstün olma gibi egoist bencil duyguların sürekli direkt ve dolaylı dile getirilmesi, o toplumlarda sözde insanlık adına aslında kötülükler her şeyi belirlemektedir.
Tüm bu sosyal olayların nitelik, nicelik, özellik, gelişme, oluşum, yaşanma dereceleri ve süresi kişi, aile, grup, topluluk, toplum ve ülkelerin olumsuz, olumlu veya üst olumluğu, beyindeki nöronların dendirit iletişimin yüksekliğine ve bilinç altına kaydedilen bilgilere göre dışa yansır.
İnsan beynindeki iyilik ve kötülüklerin özet olarak bu şeklide oluştuğundan yola çıkarak, bazı toplum ve ülkelerin karakterlerini ya da iyilik kötülük derecelerinin düzen ve yansımalarını şu şekilde saptayabiliriz.
Bir toplumun kaderini ya da karakterinin oluşumunu o toplumu yöneten devlet sistemlerinin birinci derece etkisi olduğunu herkes bilir. Ülke yönetimi gerçek sosyal devlet olmanın dışında, ekonomik kaynak ve olanakları fırsat eşitliği adıyla güçlü olanların hırsızlık, yolsuzluk ve yalan düzenine göre yönetilmesi, o ülke toplumunun beyin nöronları %90 olumsuz yükseklikte ve sayıda dendirit iletişim gerçekleştirir.
Böyle bir ülkede insani ilişkiler hep kötülüklerin yüksekliği gölgesinde kalitesiz yaşanır. Yani doğru olan her şey dejenerasyona uğramıştır ve uğramaya devam eder.
Eğer devlet yönetimi geçmiş olumsuzluklardan gerçekçi bir ders çıkarıp insanları doğru, çağdaş, gerçek demokratik bir mantıkla eğitirse, o toplumda insanların beyin nöronları daha çok olumlu yönde dendirit iletişimle iyi bir karakter dönüşür.
Buna ilave olarak aile ve toplum içerisinde kültür, inanç etnik, cinsiyet vb. farklılıkları birbirine karşı kullanmak yerine, birbirine yardımcı örnek ve destekleyici duygunun eğitim olarak verildiği toplum veya ülkede, iyilik nöronları daha yüksek iletişim kurup kötülükler can çekişir.
Devlet yönetimleri ve bağlı oluşumları sürekli kendinden başkasını kötü ve gereksiz gören bir siyasi, idari, dini, bilgi, eğitim, duygu ve düşünceyle hareket ettiği sürece, bireylerin nöronlarını hep bencillik ve kötü yönde yüksek iletişim kurmasına sebeptir.
İfade edilen toplum ve birey karakteri insanlığı, siyaseti, iyiliği, demokrasi gibi kısacası güzel olan her şeyi kendi beynindeki doyumsuz, bencil, narsist ve ukala nöronların yükselmiş dendirit iletişimine göre şekillendirip gerçekleri çarpıttığına dikkat edilmesi gerekir.
Demek ki insanın karakter yapısındaki iyilik ve kötülükler, insanların yaşadıkları çevre ve olayların niteliklerine göre, iradeleri doğrultusunda nöronlarını hareket ettirmesine bağlıdır. Bu yüzden her neden önce kendinde ve insanda arandıktan sonra farklı etkiler sorgulanmalıdır.
Belirtilen olumsuzluklardan uzak insana yakışır şekilde iyiliklerin yüksek olduğu nöronların çalışması için, öncelikle her konuda empati kurup, bireysel ve toplum olarak öz eleştiriyle işe başlanabilir. Bu bir ön ve küçük adım olup, samimi sorgulama yapan her insan ve toplumun, olumsuzlukları minimalize edeceğinden emim olabiliriz.
“Unutmayalım ki, her insanın beyin nöronlarının dendirit iletişim hareket ve şekillenmesi, yaşamımızdaki iyi ve kötü hikayelerin dıştan içe, içten dışa yansıyan gerçek özetidir.


Cemal Zöngür



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Şehitlik Duygusu ve Yitip Giden Canların Ağırlığı
Türkiye Burjuvazisi Artık Konuşmasın (2)
Kariyerizm ve Kıskançlık Kişilik Bozukluğu Mudur?
Kime Göre Ahlak Neye Göre Ahlaksızlık
Düşünce ve Nitelik
İnsanın Süperegoya Esir Oluşu
Siyasal Ahlâk ve Ahlâksızlık
Nihilist Kemalizmin Bitişi
Alevilikte İnsan Tanrı ve Tanrısal Bağlılığın Özü
İrade Nedir Nasıl Kullanılır?

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Geri Kalmışlık ve İrrasyonalist Siyaset Nedir?
İslam'da Güncelleme (Reform) Mümkün Mü?
İslam Mezhepler ve Tarikatlar
İslam'da Cinsellik
Faşizmin Tarihi ve Türleri
İnsanın Dine İnanışı, Dinden Kaçışı
Kadın Katliamları Neden Önlenemiyor?
Kuran'a Göre Ilımlı İslam Mümkün Mü?
Siyaset ve Fetişizm
Kuzey Kore İnsanlığın Sonuna mı İşaret Ediyor?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tbmm'de Yedi Maddelik Anayasa Değişikliği Neyi Çözer? [Deneme]
Lider mi Toplumu Şekillendirir; Toplum Mu Lideri? [Deneme]
Hz. Ali ve Ehlibeyt Alevi Midir? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (3) [Deneme]
İşte Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Karnesi..! [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (1) [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (2) [Deneme]
İslamiyet Yeniliğe Açık Bir Din Midir? [Deneme]
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim : [Deneme]
Bir Toplum Hak Ettiği Şekilde Yönetilir [Eleştiri]


Cemal Zöngür kimdir?

Ben Cemal Zöngür, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Sosyoloji, Tarih ve Siyaset üzerine araştırmalar yapmaktayım. Yayınlanmış bir kitabımın dışında çeşitli gazetelerde yüzden fazla makalelerimde yayınlanmıştır. Ve iki kitap dosyam yayına hazır durumdadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Tam bağımsız Tarih ve Siyaset üzerine yazan her Yazar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Cemal Zöngür, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.