..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ölümden önce yaşam var mı? -Duvaryazısı
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Gülmece (Mizah) > Ahmet Zeytinci




1 Nisan 2018
Biz Mutluluğumuzu Minibüsçü Sezai Abiye Borçluyuz  
Ahmet Zeytinci
Hepimiz delikanlı olduk zamanında. Kanımızın kaynadığı, yüreğimizin pır pır ettiği zamanlar oldu. Her delikanlı gibi biz de sevdalandık birilerine... Sevdik be işte! Anlayın arkadaş


:AEJ:
Siz minibüsçü Sezai Ağabeyi tanımazsınız... Küçükçekmece ile Avcılar arasında yıllardır direksiyon sallar durur... Mahalleden de bizim büyüğümüz ağabeyimiz olur kendisi... İki sokak aşağımızda oturur. Kimi zaman para bile almaz bizden. Israr edersek ''Pataklarım bak haytalar benim elime doğdunuz, bir daha ki sefere verirsiniz.'' der de başka bir şey demez...


Hepimiz delikanlı olduk zamanında. Kanımızın kaynadığı, yüreğimizin pır pır ettiği zamanlar oldu. Her delikanlı gibi biz de sevdalandık birilerine... Sevdik be işte! Anlayın arkadaş. Hem de ne sevme, ne aşk, delicesine de akıllı delilik bizimkisi... Seksenli yıllar zor yıllardı... Anarşi kol geziyordu. Öyle herkese göz süzüp de yanaşamazdınız. Ya da göz süzerdinizde, bazen solcu, devrimci bacı çıkardı, bazen ülkücü bacı... Onlar ile arkadaş olmak için onlar gibi olmak zorunda kalırdınız... O da bizim racona ters...


Allah'dan bizim Nurcan ile tanışmamız ve bir araya gelmemiz seksen ihtilalinden sonralara dayanır. Pek siyaset girmedi bizim aşkımızın arasına... Biz mutluluğumuzu Minibüsçü Sezai Abiye borçluyuz. Nasıl ya, dediğinizi duyar gibi oluyorum... Durun canım hemen heyecanlanmayın hepsini anlatacağım yavaş yavaş...


Nurcan o zaman çok alımlı çok güzel bir kızdı, bendeniz İsmail'in hanımı da haliyle şimdiki zamanda aynı o günkü gibi değerinden hiç bir şey kaybetmedi... O güldü mü benim de yüzümde güller açar... O zaman pek yanaşamıyorduk birbirimize. Daha doğrusu ben yanaşamıyordum da o bana sürekli gülücükler atıyordu... ''Ulan İsmail yanaşsana şu kıza beraber yürüyelim mi desene, arkadaş olabilir miyiz desene, iki muhallebi kaşıklayalım mı desene.'' diye durmadan kendim ile hesaplaşmalar yaşıyordum. Minibüsçü Sezai Ağabey de biliyor benim Nurcan'a yanık olduğumu...


Neyse lafı uzatmayalım. Bir gün Sezai Ağabey döndü bana ''Oğlum, evladım İsmail sen bu kız için yanıp tutuşuyorsun belli ki niye gidip konuşmuyorsun?'' dedi demesine de ''Ağabey kolay mı öyle Nurcan ile konuşmak bana git kırk sekiz ay askerliğini bir daha yap de ama bunu deme.'' dedim. Sezai Ağabey güldü hem de gözünü gözüme dikti. ''Bak ben sana bir kıyak yapayım da bunu unutma ömrün boyunca hemi İsmail'im.'' Şaşırmıştım ve de heyecanlanmıştım bayağı... ''Nasıl bir yardımın, kıyağın olur ki ağabey?'' dedim. Sezai Ağabey aldı sazı sözü eline ''Bak İsmail'cim sabah sen Nurcan ile arabaya bindiğinde kalabalık oluyor zaten, hemen Nurcan'ın arkasında dur.'' Şaşırmıştım! ''Ne olacak sonra ki ağabey?'' Sezai Ağabey devam eder. ''Dur oğlum anlatıyorum acele etme, sonra sen Nurcan'ın tam arkasında durunca ben önüme sanki bir kedi köpek ya da insan çıkmış gibi sert bir fren yaparım, Nurcan'da tam düşerken sen onu havada yakalarsın tamam mı?'' Hmm bir düşünmeli demiştim. ''Vallahi iyi fikir ağabey bundan iyisi Şam da kayısı, körün istediği bir göz Allah verdi iki göz. Ne diyeyim Allah derim.'' Şapka çıkartılır bu fikre...


Sonra ki günlerde hemen hemen her gün Nurcan ile aynı anda aynı saatte minibüse biniyorduk ve her gün Sezai Ağabeyim sağ olsun iki üç kere sert frenler yapıyordu. Eee tabi ben de boş durur muyum Nurcanı tam düşerken havada yakalıyordum ki hem de ne yakalama. Nurcan'ın arkasında panter kaleci bile olsa benim kadar güzel yakalayamazdı Nurcanı... Hatta bir keresinde az kalsın tutamıyordum da kız neredeyse kapaklanacaktı yere, sonrada bizim mutluluk balon gibi uçup gidecekti... Direkten dönmüştük o gün... Ya işte böyle yirmi dokuz seneyi tamamladık Nurcanım ile... Sezai Ağabey olmasaydı yanmıştık hem de ne yanma... Ben hala için için yanıyor olurdum Nurcanıma...



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın gülmece (mizah) kümesinde bulunan diğer yazıları...
Faiz Beeey
Çok Sert Açıklamalar
Kim Nankör
Karpuzu Kim Kesecek
Birinci Ev Yemekleri Kongresi
Balkondan Balkona
Tirmanya da Yine Seçim Var
Dolares Yenge Sapıttı Yine
Vallahi Billahi Arkadaşız
Fıttırolog

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Limited Şirket Ortağı Bile Değiliz Abi Ne Stratejik Ortağı
İnsanlık İçin Küçük Sizin İçin Büyük Bir Adım
Serbest Meslek
Maaşını Soruyorum Söylemiyor

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Vatan Sevgisi [Şiir]
Bu Şehrin Gece Işıkları Yanmazdı [Şiir]
Yine de Güzeldi Be O Yıllar [Şiir]
Su Uyur [Şiir]
Bakkal Amca [Şiir]
O Gece [Şiir]
Ben Türkiye de Doğsam da [Şiir]
Biz Sadece Sapanla Taş Atıyorduk [Şiir]
Mescid-i Aksa [Şiir]
Sorarım Size İnsan Kaç Kere Ölür [Şiir]


Ahmet Zeytinci kimdir?

1961 Ankara'da başlayıp devam eden bir hayat. İlk ortaokul, lise ve iki yıllık bir üniversite deneyimi, ticaret hayatı Ankara'da iki tane aslan gibi evlat biri dişi biri erkek aslan olmak üzere hayat mutlu bir şekilde akıp gidiyor. Biraz şiir, biraz öykü ve denemelerin sıcaklığında. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Erich Fromm


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Ahmet Zeytinci, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.