..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Öküzün rengini dışında, insanın rengini içinde ara. -Mevlânâ
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Politika > Bayram Kaya




18 Nisan 2018
Müruru Zaman 7  
Bayram Kaya
El mana düşüncesi bir sömürü, aldatma ve illüzyondu. Sizi El ile istiskaldi (El ile korkutup susturmaktı. Sizi El ile konuşamaz yapmaktı). Ve sahipliği olanlara karşı sizi, daima boynunuzda boza pişirir şekille uygun olmanızı isterdi. Sizi bu kıvamla tutmayı kotaran ve yöneten irade olmanın mana sistemiydi.


:BIA:
Sistem içinde üretim yapıp ücret alan siz de ücretle canınızın istediğinizi alıyordunuz değil mi? İşte siz emek gücünüzü kaybedip; kaybedileni ücret, maaş, yevmiye, gündelik vs. olarak buluyordunuz! Bu tür bulmanın bir yolu da kaybedileni size, kaybedilen yerde arayıp buldurmak değil de, iz azdırıp kayıpları kaybedilmeyen yerde yani; ücret içinde; parça başına işte vs. oluşla güya kaybedileni buluyordunuz!

El mana düşüncesi bir sömürü, aldatma ve illüzyondu. Sizi El ile istiskaldi (El ile korkutup susturmaktı. Sizi El ile konuşamaz yapmaktı). Ve sahipliği olanlara karşı sizi, daima boynunuzda boza pişirir şekille uygun olmanızı isterdi. Sizi bu kıvamla tutmayı kotaran ve yöneten irade olmanın mana sistemiydi.

Üretim araçlarının, kolektif üretim yapma yeteneği (kolektif sağlatma işi); sürecin kendi köleci saltığı içinde yitirtildi. Yoksullaşma işi köleci mana anlayışı içinde oldu. Köleci adaletsizlik içinde olan adaletin gecikmesi süreci adaletsizlik oluyordu. Her düzenleme, mal sahipliği hakkına göre adalet oluyordu. Köleci adalet çalışana, boğaz tokluğu olmakla lütuftu. İşverenin size bayram hediyesi vermesiydi.

İşverenin size ikramiye vermesiydi. İşverenin sizlere ev ziyaretleri yapması olan hamiyet günümüzün lütuflardandı. İşverenin sadakasıydı. Köleci adalet; kolektif üreten ilişkiler içinde kolektife ait sahipliği ve kolektif üretim araçlarını, kimi kişilere rızk olarak verenin iradesiyle mal mülk sahipliği hakkıydı.

Yazılarım içinde geçen özel mal mülk sahipliği; efendi; malik; El gibi kavramlar; otomobil sahipliği, ev sahipliği, akıllı telefon sahipliği gibi kullanımları olan malın mülkün sahipliği anlamına değildir. Konuyu böyle anlamak demek; konuyu hiç anlamamak demek olacaktı. Böyle anlamak konuyu sulandırmaktı. Konuyu saçmaya indirgemekti. Kişi biyolojik birey olmakla önce kendisinin kendisine sahipliği olan bir totemdir. Süreçler tek kutupla yürümez. Elbette kolektif yaşam içinde kişi sahiplikleri ila olacaktır.

Bir çevre birlikteliği; kendi içinde basit bir girişen organ el işlev olukla başlar. Bunlar enerji transferiyle ve düzenli enerji dönüşümlü süreçler girişmesidir. Bu entegrasyonlar ortaklaşan sentez süreçleriyle organize olan inşadırlar. Başlangıç evrensel olanı evrensel ortaklaşmayla başlayan girişmelerdir. Kişi gibi kişinin kendi gibi kişisel, kişinin içte organizma olması gibi de zorunlu bir kolektif bağıntıdırlar.

Üretim hareketi de zorunlu ve kolektif bir bağıntıdır. Üretim hareketine göre, zorunlu bağıntı olan zorunlu ve kolektiftir. Tüketime göre olanlar da, “zorunlu ve kişisel sahipledir”. Tüketim üretimden öncedir. Tüketim kişiseldir, kişisidir. Ama bunların sağlama yapan düzenlilik ve zorunlu girişmeler de kişinin dışında olmakla kişi dışında nedenlerledir. Kişi değildir. Sağlama ve sağlatma kişinin kendisi olmamakla kişinin sahipliği de değildir.

Sağlama hareketi, doğada bulunanla yetinilen durumlara yönelme olmakla çevreseldir. Etkilenme ve etkidir. Alan içi alan hareketidir. Çevre her organik ve inorganik girişmelere göre olmakla ya da hayata göre dizayn olmakla da kolektiftir. Bir çevresel alan, doğada sağlama yapmanın doğada göreceği toplam zorluklar karşısındaki yardımlaşmasıyla kolektif bir sağlama olur. Tüketenin, tüketimi için sağlama olan şeyler, sonra da kolektif yardımlaşma üzerinde herkesin kişisel sahiple kişi tüketimidirler

Üretim ilişkisi ve üretim hareketi insanın doğada bulduğu kadarıyla yetindiği süreci devre dışına çıkardı. Tabii ki böyle oldu diye doğa yasalarını da devreden çıkarmamıştı. Kolektif oluşla sentez de kişi dışında kişinin kendi gibilerle girişmesi içinde oluşan bir doğa ve hayat inşa yasasıydı.

İşte doğada bulunulanla yetinmeyi devre dışına çıkaran üretim hareketi kolektif ligi; sağlama ile tüketim arasına giren savunma, korunma ve iş birliği organizesiydi. Sağlama hareketi ile tüketim hareketi arasına giren kolektife iş birliği; üretim hareketiyle kişiye pay edilen tüketim hareketinin kişisel oluşuydu.

Paylaşma başlı başına kolektif girişici ligin bir yansımasıydı. Kolektife katılım payı olmakla harcanan erkeyi yerine koyma zorunluluğuna boyun eğişti. Kolektif payları oluşturmanın esası olmakla kolektif paylardan oluşur. Kişi ya da paydaşların paydan alınmasıyla tükettikleri de kişisel sahiplikti. Kiş sahipliği olan tüketim ya da kullanım da; gerçek neden olarak, kolektif olanın hemen gerisine düştü. Böylece kolektif oluş ta; kişisel sahip oluşla ve kişisel tüketimli nedenle vardır.

Yani üretim hareketi içindeki kolektif oluş; kişisel tüketim olmakla, kişisel sahiplikten öncedir. Tüketim ve kişisel oluş; üreten kolektif oluştan sonradır. Burada tüketim engellenmemiştir. Tüketim nesneleri kolektif üretim araçlarıyla, kolektif üretimi kolektif oluş üzerinde hızlandırır. Kolektif sahiplikle üretir oluştan sonradır ki kullanımlar paylaşan bir kişisel sahiple, kişisel tüketimlere hazır edilmektedirler.

Kaybedileni aramanız gereken yer; ücret, maaş değil tam da burasıdır. Kolektif oluş; kolektif sahiplik; kolektif emekle, kolektif emek gücünüz içinde oluşan kendi kişisi kas gücü enerji olarak harcamanızdı. Kişisi sahipliğiniz kolektif olandan paylaşılandı. Yani kişi ile kişinin dıştan sağlaması olan yönelme gayreti arasına sosyo toplumsal dediğimiz kolektif bir üretim hareketi girmiştir. Kolektif oluştan sonra tüketim hareketi ve tüketilenlere sahip olucu lük kişiseldir.

Kişi ile kişinin kendi dışındaki doğada “sağlama yapacak olan yönelimi arasına kolektif oluş girmişti. Kolektif oluş önce zorunlu bir gaye birliğiydi. Kolektif oluş önce zorunlu bir kolektif bilinçti. Kolektif oluş zorunlu bir kolektif bencillikti. Kolektif oluş önce sağlatma ve giderek üretim hareketiydi. Kolektif oluş önce artık zaman ortaya koyan biliş buluşla kolektif araçlar ortaya koymaktı. Kolektif oluş önce sağlama hareketi sonra da üretim hareketiyle toprak, araç gereç insan emeği ve insan dışındaki ağaç ot, hayvan gibi varlıklar üzerinde ortak girişmeli ortak sahipliktir. Kişi kolektif ligi kendi önüne almıştı.

Kaybedilen neydi? Kaybedilen üst paragrafta sayılan üreten kolektif oluş sahipliğinizdi. Kolektif oluş üretimin de kendisiydi. Üretim gücünün de bilicisi bulucusu ve kendisiydi. Kolektif ilik üretim gücü sahipliğinin de kendisiydi kişi bunlardan sonraki dağılımla yapılan mutlak bir sağlatmanın sahipliğiydi.

Kolektif ilik üreten sağlama ve sahipliğin de kendisiydi. Kolektif oluş sahipliği asla kişinin sahipliği olamayacak kadar kişiden fazla; kişiden maada ve kişiden müstesna olmakla; kolektif bilinci, kolektif bencilliği unutmakla; bunların yerine kişi benci sahipliği, bunların üzerine oturup; zorunlu işler olan kolektifi örten bir şal yapılmasıydı.

Kaybedilen kolektif ilik kimi kişiye; mal, mülk, rızk sahibi olucu bir mana anlayışlı transferler illüzyonu ile kişi sahipliği köleci meşruiyet lige sahip olmuştur. Dikkat ediniz buradaki sahiplik kişiye tüketim ve kullanım olan sahiplik değildir. Doğrudan kolektifle ancak olası olan üretim gücü ve üretim araçları üzerindeki ürettirme sahipliğidir ki doğada kolektif oluş dışında böyle bir sahiplik asla yoktur.

Kolektifi olamadan kolektifin olan üretim gücü ve üretim gücü sahipliği de asla olamaz. İşte kayıp edilen şey hem kolektif sahipliğinizdi. Hem de kişisi kas gücü olan emek gücünüzün harcanmasıydı. Size ücret, pirim, ikramiye yevmiye maaş gibi dönen şey aslında kaybettiğiniz kolektif güçle kişisi emek gücünüzün çok az bir kısmının size bu adlar altında sizlere duygu sömürüsü olmasıydı.

İşte neyi nerede kaybettiğinizi bilememek, neyi nerede bulacağınızı da bulamamak olmakla; kör dövüşüne dönüşüyordu. Nasıl kaybettiğiniz yerde aramadığınız şeyleri tabii ki boğaz tokluğu ve rızk anlayışı, ücret vs. içinde bulmakla sömürülüyordunuz. Günümüz çağdaş bilişse içinde de insanlık dışı sayılan bu yol; ücretli çalışma adı altında bilmezce bulunan biçimiyle de yine bir sömürüydü. Minneti olan bu durum içinde salt duygunuz, tümden kaybolup gitmişti.

Emekten yana olmak, servet düşmanlığı olmakla gerçeği gizleyen en büyük illüzyonlardan biri olan bir söylem olmakla, zengine (hırsıza emek gaspçısına, sahtekâr aldatıcı ve istiskalcilere karşıtlığı vatan hainliği saymakla sülüklük işi zıvanadan çıkarmıştır.

Kaybedileni kaybedilen yerde aramamakla, bambaşka yerde arıyordunuz. Bambaşka yerde bulunan da kaybedilen olmayacaktı. Kaybedilenin boşluk alan devinmesi içine koyduğunuz alakasız söylem ve eylemlerdi. Bunlardan birisi de asalak olarak sizlerin kolektif liginiz üzerine çöreklenmiş olan mal sahiplerinin mal sahipliği üzerinde kölelerin doyurulmasıydı.

Efendi sizi niye doyuruyordu? Yarın yeniden çalışmanız (emek gücü sömürünüz) için harcanan gücünüzü yerine koyma zorunluluğunuz için sizi doyuruyordu. Ama köleci iman, bilmeme ve inandırma üzerineydi. Bu nedenle inanç bu zorunluluğu bilmezden, görmezden gelmekle El ağzında buna, bu zorunluluğa El merhamet etme diyordu! Acıma diyordu! Hamiyet ilik diyordu! Hayırseverlik diyordu!

Kaybedileni kaybedilen yerde aramamakla, size buldurulacak olan başka şeylerle siz kendinize kolektif oluşunuza, kolektif bilincinize yabancılaşıyordunuz. Böylece kişisi bilince yatkınla sömürülüyordunuz. Ortaya konan ile ana süreç rayından saptırılmıştır. Ortaya konan mücadele edilecek bir sıtma sineği değildi. Aksine tüm kötülükleri ve asalak sıtma sineğini üreten ortamın; kötülüğe ve sıtma sineğine kaynak olmasıydı. Asıl neden üretim gücü olan üretim araçlarında yoksun olmanızla emek gücünüzün sömürülmesidir.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın politika kümesinde bulunan diğer yazıları...
Müruru Zaman 3
Müruru Zaman 14

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
El Bel Baal 2
İrade 1
Sosyal İlişki Toplumu Hedeflemez 2
El Baal Bel 1
Kurtuluşun Felsefesi (Açkı 2)
Sosyal İlişki Toplumu Hedeflemez 1
Özneli İzinli 1
Kurtuluşun Felsefesi (Açkı 1)
Somut Şeyler Soyut Oluyordu 2
İttifakları Seremoni Mantığına Dönüşme 1

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Aslına Yüz [Şiir]
Vah ki Vah [Şiir]
İsis Dersem Çık Ereşkigal Dersem... [Şiir]
ve Leddâllîn, Amin [Şiir]
Görmez Şey [Şiir]
Dehalet [Şiir]
Tekil Tikel Tükel [Şiir]
Mavi Yare [Şiir]
Zafer Kazandım Diyenlerindir [Şiir]
Değmeyin İşte [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Dünyayı yaşantılaşan çabalar içinde duygunun önemi hiç yitmezse de, payı giderek azalmaktadır. Sosyo toplum bazlı, genel bir açılımla başlayan çalışmalarım da; bilim felsefesi içinde olunma gayreti güdüldü. Bu nedenle yazıların tarisel, sosyo toplumsal evrimli ve türlü doğa bilim verileri güdülü çalışma olmasına gayret edildi. Genel felsefem içinde bir bilgi; ne kadar çok bağıntısıyla söylüyorsanız, o bilgi o kadar bilinir bilgidir.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Bayram Kaya, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.