..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Hiçbir kış sonsuza dek sürmüyor, hiçbir ilkbahar uğramadan geçmiyor. -Hal Borland
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Toplum ve Birey > Ahmet Zeytinci




2 Haziran 2018
Ağırlaştırılmış Muhabbet  
Ahmet Zeytinci
Asansörde komşularımıza bile günaydın demekten neredeyse kaçınıyoruz. Sanki bir günaydın desek bizi yiyecekler... Hani biriniz gece hastalandınız da gece komşunuzdan ilaç isteme ya da aracınız yokken sizi hastaneye götürmesini istemeye cesaret ederek kapısını çalabilir... Bitti, bitti aramızda ki muhabbetler iyice ağırlaştı ve bitme noktasına geldi... Oysa böyle mi olmalıydı? Komşu hakları diye bir kavramımız vardı bizim, hâlâ da olması lazım... Hazreti Aişe Validemizden rivayet edilen bir hadiste '' Hz Âişe (ra) Peygamber (sav)'den anlattığına göre, Peygamber şöyle dedi: ' Cibril (as), devamlı olarak bana komşuyu tavsiye ediyordu, hatta zannettim ki, Cibril komşuyu (komşuya) varis kılacak.' Bu kadar önemli idi Asrı Saadet de komşuluk ilişkileri...


:BHC:
Yanlış yazdığımı, başlığının aslının ağırlaştırılmış müebbet olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Önce ön yargılarınızı kapının eşiğine bırakın. Evet ağırlaştırılmış muhabbetten bahsediyorum. Hepimizin ihtiyacı olan sohbetten muhabbetten... Aramıza kara kediler girdi kaç zamandır girmeye de devam ediyor... Öyle bildiğiniz kediler değil canım bunlar. Kedi kelimesi bir yakıştırma... O kedilerin kimi bilgisayar, kimi cep telefonu, kimi cd çalar, kimi radyo...

Asansörde komşularımıza bile günaydın demekten neredeyse kaçınıyoruz. Sanki bir günaydın desek bizi yiyecekler... Hani biriniz gece hastalandınız da gece komşunuzdan ilaç isteme ya da aracınız yokken sizi hastaneye götürmesini istemeye cesaret ederek kapısını çalabilir... Bitti, bitti aramızda ki muhabbetler iyice ağırlaştı ve bitme noktasına geldi... Oysa böyle mi olmalıydı? Komşu hakları diye bir kavramımız vardı bizim, hâlâ da olması lazım... Hazreti Aişe Validemizden rivayet edilen bir hadiste '' Hz Âişe (ra) Peygamber (sav)'den anlattığına göre, Peygamber şöyle dedi: ' Cibril (as), devamlı olarak bana komşuyu tavsiye ediyordu, hatta zannettim ki, Cibril komşuyu (komşuya) varis kılacak.' Bu kadar önemli idi Asrı Saadet de komşuluk ilişkileri...

Şehirler insanlarıyla, esnafıyla, memuruyla, mahalle kahveleri ile, simitçileri ile, bozacıları ile, zabıtaları ile, gece bekçileri güzeldir her zaman, aslında güzeldi demek daha doğru... Hele de küçük şehirler. Herkes birbirini az çok tanır göz aşinalığı vardır... Şimdilerde oralarda bile muhabbet ağır gidiyor. Herkesin evinde kasabalarda bile tablet bilgisayarlar, akıllı telefonlar. Artık köy odalarında bile sohbet muhabbet mumla aranır oldu, yalan mı?

Şimdilerde aynı apartmanda oturan komşular ki haklarını da yemeyelim hafta sonları evlerinde lig maçları izleme sistemi varsa doksan dakikalığına bir araya geliyorlar, gelmeye geliyorlar da bağırma çağırma tezahürat ve sonra mucuk mucuk yanak dan öpme, evli evine köylü köyüne... Bu mudur komşuluktan anladığımız?

Bahar ve yaz aylarında üç beş aile pikniğe giderdik çoluk çocuk maaile... Kaynaşırdık, herkes evinden yaptığı böreği, çöreği, zeytinyağlıları getirir, oynaşır, hoplar zıplar, sonrada hep beraber getirdiklerimizi afiyet ile yerdik... Şimdilerde her yer asfalt her yer beton, şehirlerde doğru düzgün piknik yapacak yerlerde kalmadı. Tabiatında dengesini bozduk biz insanlar. Tabiatta intikamını acı bir şekilde alacak bizden, alıyor da zaten...

Bu kadar muhabbeti yitirmemize rağmen, trafikte, devlet dairelerinde işlerimizi gördürür iken insanlar ile muhabbetten, pardon ona da muhabbet denmez, hararetli bir şekilde tartışmaktan kendimizi bir türlü alamıyoruz her ne hikmetse... Sanki özümüzü, insanlığımızı kaybediyoruz gün geçtikçe... Toplumu kemiren yaralayan en büyük hastalıkta bu olsa gerek. Birbirinin derdi le dertlenmeyen, komşularına payanda olmayı unutan bir kuru kalabalık olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Allah beterinden saklasın...



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplum ve birey kümesinde bulunan diğer yazıları...
Saçmalamaktan Korkun
Zurnanın Zırt Dediği Yer Tam Neresi
Başımıza Ne Zaman Taş Yağar
Mega Şehir Olmaktan Çıkmış Bir Mega Köy
Sürekli Aynı Tip Yazı ve Her Gün Yazmaktan Bıkmadınız mı
Siz Yöneticiler
Altmışbeş Yaş Üstüne Tavsiyeler
Senden Adam Olmaz
Vurdumduymazlığın Tepe Noktaları
Çamur At İzi Kalsın Trip At Rahatlarsın

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bazılarına Her Yıl Aynı Fark Etmez
Eyyy Nato Ruhu
Dünyada ki Bütün Karışıklıklar Emperyalizme Yarar
Vazgeçin Artık Toplum Dışı Diziler Çekmekten
Ağlayan Çocukları Susturma Tekniklerinin Derin Analizi
Nolcek Bu Fenerbahçenin Hali
Yüksek Faize Ben de Karşıyım
Dünya Amerika'dan Nasıl Kurtulur
Esnaflığı Ticareti Çeklerden Senetlerden Rakamlardan İbaret Sananlar
İnanın Korona Kıçı ile Gülüyor Size

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Fakirlik Zor Zanaat Be Dostum [Şiir]
Biz Bir Yudum Sevgi ile Doyuyoruz [Şiir]
Yolunu Şaşıran Bir Mermi [Şiir]
Unutup da Gafil Olma [Şiir]
Sevgili Paltom [Şiir]
Çok Bedel Ödendi Bu Şiirleri Yazarken [Şiir]
Memleketi Kurtarmaya Soyunduk [Şiir]
Eyvallah [Şiir]
Unutma Ey Milletim [Şiir]
Şimdi Gitmek Zamanı [Şiir]


Ahmet Zeytinci kimdir?

1961 Ankara'da başlayıp devam eden bir hayat. İlk ortaokul, lise ve iki yıllık bir üniversite deneyimi, ticaret hayatı Ankara'da iki tane aslan gibi evlat biri dişi biri erkek aslan olmak üzere hayat mutlu bir şekilde akıp gidiyor. Biraz şiir, biraz öykü ve denemelerin sıcaklığında. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Erich Fromm


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Ahmet Zeytinci, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.