..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsan gülümsemeyle gözyaşı arasında gidip gelen bir sarkaçtır. -Byron
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Roman > 1. Bölüm > Ömer Faruk Hüsmüllü




3 Haziran 2018
Çapulcu Manyak - 17  
Ömer Faruk Hüsmüllü
Kadın telaşa kapıldı, ne yapacağını bilemiyordu. Evde aspirin vardı ama bu ilacı vermek doğru olur muydu?


:AJC:

     -Aynı zamanda hazırcevapsın da, ama burası senin değil benim evim.
     -İstersen Aynadaki'ne sor, o sana söylesin her şeyi. Ben artık sustum.
     Deyip, gitti yatağımın üzerine oturdu. Ayağında ayakkabılar yoktu. Ne zaman nereye çıkardı, ben nasıl görmedim?
     Aynanın yanındayım. Bunak gene pis pis sırıtıyor. Onunla konuşmak hoşuma gitmese de bazen mecbur kalıyorum.
     -Bu çocuğun gelmesi de senin bir oyunun mu?
     -Burası tiyatro sahnesi değil ki oyun oynayalım! O çocuk sensin. İyi bak, sana benzemiyor mu?
     Eski bir fotoğrafı hatırlıyorum. Evet benziyor. 4-5 yaşlarında kardeşlerimle beraber bir okul bahçesinde çekilmiş bir fotoğraf. Onlar öğrenci oldukları için üzerlerinde beyaz yakalı siyah önlükleri var; ben de pantolon üzerine bir kazak giymişim.
     -Evet benziyor da, bana benzemesi ben olduğumu göstermez.
     -Köy hayatı, sen iki yaşındayken senin için bitti. Bir şehire taşındınız sen, annen ve baban. Kardeşlerin köyde kaldı, çünkü onları ninen bırakmadı. Sen çok küçük olduğun için annenle babanın seni götürmek istemelerine ninen sesini çıkarmadı. Şehirde, önce birkaç ay iki odalı bir yer evinde oturdunuz. Sonra ahşap bir evin ikinci katına taşındınız. Buranın geniş bir sofası, iki odası, mutfak olarak kullanılan bir yeri vardı. Tuvalet alt katta, bahçedeydi. Bilhassa soğuk havalarda tuvalete gitmek zahmetliydi.
     -Şehirdeki ilk evimizi şöyle böyle hatırlıyorum. İkinci evle ilgili hatırladıklarım çok fazla. Yazın serin, kışın da çok soğuk olan bir evdi. Bahçesi vardı. Bahçede badem ve ıhlamur ağaçları. Yazın sokağa çıkıp çoğunlukla kendi kendime oynardım. Bazen de mahalleden çocuklarla. Üzümler olduğunda sırtlarında küfeler olan eşeklerin arkasından giden köylü kadınları, biz çocuklara birer salkım üzüm verirlerdi.
     -Sen beş yaşına geldiğinde çok kötü bir hastalığa yakalandın. Zaten bu yaşına gelinceye kadar hep hastaydın, ama bu çok daha ağır bir hastalıktı. Bir gün sokakta oynarken başın ağrımaya ve dönmeye başlayınca kendini eve atıp, yatağına yattın. Yüzün yeşil, siyah karışımı renge büründü. Annen seni böyle görünce sana bir haller olduğunu anladı. Elini başına koydu, alnın cayır cayır yanıyordu. Nasıl olduğunu sana sorduğunda sadece bir-iki kelime söyleyebildin: “Başım ağrıyor.”
      Kadın telaşa kapıldı, ne yapacağını bilemiyordu. Evde aspirin vardı ama bu ilacı vermek doğru olur muydu? Aşağıdaki komşunuzun kapısını çalıp durumu anlattı. Konuşmaları duyan komşunuzun kocası sana bakmak için yukarı çıktı ve görünce “Hemen hastaneye yetiştirelim. Çocuk çok kötü görünüyor” dedi. Adam seni kucağına aldı, koşarak hastaneye götürecekti. Annen ona yetişmede zorlandı. Komşunuz şehir lokalinde garsondu. Gece geç saatlere, bazen de sabaha kadar çalışıyordu. Oranın müdavimlerinden devlet hastanesi başhekimi Sait Beyi tanıyordu. Seni hemen başhekimin yanına götürdü. Doktor daha ilk bakışta koydu teşhisi: Menenjit. Hastanede yatarak tedavi edilecektin.
     -Hastanede geçen birkaç günü hatırlıyorum, ama bu senin anlattıklarını hatırlamam tabii ki imkansız.
     -Öyle. Nasıl hatırlayabilirsin ki? O sırada sen kendinden geçmişsin, yarı ölü sayılırsın. Doktor Sait Bey, senin tedavini kendisi üstleniyor ve erken teşhis konulduğu için de kurtulma şansının olduğunu annene söylüyor. Annenin ağlamaktan başka elinden bir şey gelmiyor. Doktor, anneni eve yolluyor; hem sana hem de kendisine gerekli eşyaları alması için. Babanın çalıştığı yere haber gönderiliyor, hemen geliyor. Hastanede yatma ile ilgili kayıt işlerini yaptırıyor, bazı evrakları imzalıyor. Sait Bey, durumun ciddiyetini babana da anlatıyor ve soğukkanlı olmak gerektiğini söylüyor.
Devam edecek...



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın 1. bölüm kümesinde bulunan diğer yazıları...
Memleketimin Delileri - 1
Memleketimin Delileri - 2
Demokratik Deliler Devleti - 37 (Son Bölüm)
Göçe Göçe - Köyümüz Yok Olmuş - 48 (Son Bölüm)
Demokratik Deliler Devleti - 36
Göçe Göçe - Dedemi Bir Daha Görmedim - 47
Göçe Göçe - 10
Göçe Göçe - Asker Göçmenlere Ateş Açtıı - 26
Demokratik Deliler Devleti - 29
Göçe Göçe - Göçerken Düğün Yapmışlar - 42

Yazarın roman ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bir Romanın Anatomisi: Mağaranın Kamburu
Bir Edebiyatçı Gözüyle Mağaranın Kamburu - Yorum: 4
Bir Felsefeci’nin Kaleminden Mağaranın Kamburu – Yorum: 6
Mağaranın Kamburu
Ücretsiz Kitap Dağıtabileceğim İstanbul’da Bir Mekan Arıyorum
Bir Anı Defteri Buldum - Roman
Mağaranın Kamburu Romanına Yönelik Okuyucu Yorum ve Eleştirileri - 2
Mağaranın Kamburu Romanına Yönelik Okuyucu Yorum ve Eleştirileri - 3
Mağaranın Kamburu Romanına Yönelik Okuyucu Yorum ve Eleştirileri
Bu Kitaptan da 100 Tanesi Ücretsiz!

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Kusurî"den Tırtıklama [Şiir]
Zam Zam Zam... [Şiir]
Tırtıklama (Kazak Abdal'dan) [Şiir]
Yoklar ve Varlar [Şiir]
Âşık Dertli"den Tırtıklama [Şiir]
Dostlarım [Şiir]
İstanbul,sana Âşık Bu Kul [Şiir]
Namuslu Karaborsacı [Şiir]
Elem Bağları [Şiir]
Toprağın Oğlu [Şiir]


Ömer Faruk Hüsmüllü kimdir?

Uzun süre Oruç Yıldırım adını kullanarak çeşitli forumlara yazı yazdım. İddiasız iki romanım var. Çok sayıda siyasi içerikli yazıya ve biraz da denemelere sahibim. Emekli bir felsefe öğretmeniyim. Yazmaya çalışan her kişiye büyük bir saygım var. Çünkü yazılan her satır ömürden verilen bir parçadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Az veya çok okuduğum tüm yazarlardan etkilenirim.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Ömer Faruk Hüsmüllü, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.