..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Dengeli bir rejimde yemeğin yeri çok önemli. -Fran Lebowitz
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Cemal Zöngür




14 Haziran 2018
Evrim ve İnsan, Teoloji ve İnsan  
En Yüce Varlıklar ve Düşünceler Sorgulanmadan Doğruluklarının Anlaşılaması Mümkün Değildir.

Cemal Zöngür


Evrim düşüncesi, insan olmadan hiçbir varlığın anlam kazanmayacağı gerçeğinden hareketle insan, doğa ve tüm varlıkları nesnellik çerçevesinde ele alıp inceleyen bilimsel objektif düşünce biçimidir.


:DE:

Bir düşüncenin; gerçek anlamda düşünce olabilmesi için insanın en temel ve en büyük değer olarak kabul edilmesi şarttır. İnsanı hiçe sayıp, bunun yerine insan tarafından soyut anlamda var edilen tanrıcılığın yüceltmesi, temel öğretilerden tamamen uzak olduğunu gösterir.

Evrim düşüncesi, insan olmadan hiçbir varlığın anlam kazanmayacağı gerçeğinden hareketle insan, doğa ve tüm varlıkları nesnellik çerçevesinde ele alıp inceleyen bilimsel objektif düşünce biçimidir.

Teoloji ise; başta insan olmak üzere dünyadaki tüm varlıkların hiçbir anlam ifade etmediğini, her şeyi bilinmez, agnostik tanrıya bağlayıp, sürekli öznellik yüklenerek sorgulama mantığını öldüren subjektif ifade demektir.

Bunu daim kılmak amacıyla, insanın fobi duygusu ve cinsel güdüsünü dini hikayelerle profesyonelce işlenmesinin insanlığa hiçbir şey kazandırmadığını görüyoruz.

Her iki genel dünya düşüncesi, insanın akıl yürütmesi sonucunda ortaya çıkan somut ve soyut felsefi ifadelerdir. Ancak evrimci düşünce görerek ve öğrenerek edilgenlikten kurtulmaya çalışırken, teolojik metafizik düşünceyse insanı daha fazla edilgenleştirerek, tanrıcılığa kurban etmekte.

Bilindiği gibi evrimci materyalist felsefi düşünce dünyadaki tüm canlı ve cansız varlıkların birbirine bağlılık, sürekli değişim, zıtların birliği ve zıtlıkların mücadelesini Empirirzm yöntemiyle kanıtlar.

Metafizik düşünmeyse; reel somut hiçbir deneyselliğe dayanmadan düz bir mantıkla, tüm canlı ve cansız varlıkları tanrının ol demesiyle bir anda yaratıldığı soyut duyguyla yetinir.

Temel evrensel realiteyse; insan olmadan evrimsel somut empirizm de dahil, soyut anlam taşıyan tanrıcılık gibi düşüncelerin varlığının hiçbir işe yaramadığını ifade eder. O zaman dünya ve insanlık üzerine düşünebilmenin tek kaynağı, insan nasıl insan oldu? Sorusunun yanıtını aramak zorundadır.

Diyalektik materyalist düşünme biçimi, varlıklara ve yaşama anlam katan insanın, iki ayağı üzerine dikilip yürümeyi ne kadar zamanda, nasıl öğrendiğini evrimsel, seleksiyon ve mutasyon aşamalarını inceleyerek bu gerçekliğe ulaşır.

Aynı şekilde diğer varlıkları paleontoloji, antropoloji, biyoloji, fizyoloji, jeoloji, sosyoloji, psikoloji ve astroloji gibi bilimsel çalışmalarla, dünyanın Azoik, Mezozoik ve Senezoik olarak üç aşamada var olduğunu kanıtlar.

Daha farklı bir incelemeyse, insan ataları olan Homo Erektus, Homo Hubiles, Homo Sapiens, Primat ve Neandertallerin 12 milyon yıl önce yaşamaya başladığını bilimsel kanıtlarla ispatlamıştır.

İdealist teologlar dünyanın yaşını ölçmeyi dahi bilmedikleri halde, bunu öğrenmek için çaba içerisinde olmamaları, ciddi bir beyin, bilinç ve düşünce yoksunu olduklarını gösteriyor.

Ve bu hantal soyut dünya görüşü, dünya ile birlikte insanlığı en fazla altı bin yılla tarihleyip, çocuk masalı kadar anlam içermeyen Adem Havva hikayesine saplanıp kalınmıştır.

Nitelik olarak en ufak bir derinliği olmayan bu soyut insan düşünce ve yaşam anlayışı, birçok şeyi bilinçli olarak yanıtsız bırakmaya devam etmekte.

Modern çağda hâlâ bu düşüncede ısrar edenlerin büyük bir çoğunluğu, lüks ve sınırsız varlık içerisinde yaşarken, ilk atalarını mağaralarda yarı aç ve çıplak şekilde yaşatan tanrılarını neden sorgulamazlar?

Sorgulayamazlar çünkü, saplanıp kalınan tanrısal yaratılış hikayesinin gerçek ve tutarlı hiçbir noktası bulunmamakta. Sadece nicelik olarak sürüler gibi çoğalma hedef alınırken, insanı değersizleştirilip tanrıya inanmakla, her şeyin hal yolunda olduğu düşüncesi sürekli hakim kılınmaya çalışılır.

Halbuki her çağda insanı daha fazla insanileştirmek veya nitelikli yetenek sahibi yapmak için, düşünce egzersizi olarak belirtilen sorgulamak, araştırmak, incelemek, tartışmak ve öğrenerek düşündürebilmek, yaşama en büyük katkıyı sağlayan bilimsel yöntemdir.

Düşüncenin nitelikli gelişmesi aynı zamanda tanrıyla birlikte her şeyi sorgulamak anlamına geldiğinden, teolog ve beraber iş tutanların çıkarlarının kesilmesi demektir.

Deistçiler bu riske girmektense, inanan veya inanmak isteyen her insanı kapsayacak şekilde şu ucuz politikalara sarılırlar. Cennet vaadiyle ağızları sulandırıp, suç işlense dahi tövbeyle avutup kendine bağlamak, bulunmaz bir ticari işletme mantığıdır.

Diğer taraftan evrimciler diyor ki; ey insan sorgula, incele, araştır, öğren, icat et. Daha kolay ve insani şekilde yaşa. Kimseye muhtaç ve mecbur olma. Aklına takılan veya görebildiğin her şeyi sorgulayıp öğrenmek ve öğretmek senin en doğal insani hakkındır.

Buna herhangi bir şekilde engel olmak, insanlıktan uzak yabancı bir yaratık olarak yaşamak anlamına geldiğini unutma der evrimciler.

İdealist aristokrat teolog ve burjuvazi; evrimcilerin bu düşüncelerinden korktukları için, sürekli evirimi çürütmek adıyla akıl dışı yollara başvururlar. Bununla toplumu sürekli soyut basit hikayelerle uyutarak, milyarları daha kolayca toplamak varken, neden bilimsel düşünme ve empirizm zahmetine düşsünler ki?


Gerçekler bu doğrultuda olduğuna göre, doğru düşünceyi seçmek her zaman kişinin kendi elindedir. Fakat düşünce niteliği gelişmeyen, sırf ayetsel hikayelerle yaşayan insanın evrimciliği anlayıp tercih etmesi, çokta kolay gerçekleşecek bir olay değil.

Bu yüzden Evrim ve İnsan, Teoloji ve İnsan arasındaki önemli düşünce farkına bir kez daha vurgu yapılarak, düşünüp tartışılmasının insana çok şey kazandıracağı inancından hareket edilmiştir.


Cemal Zöngür





Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Şehitlik Duygusu ve Yitip Giden Canların Ağırlığı
Türkiye Burjuvazisi Artık Konuşmasın (2)
Kariyerizm ve Kıskançlık Kişilik Bozukluğu Mudur?
İnsan Niçin Yaşar
Kime Göre Ahlak Neye Göre Ahlaksızlık
Düşünce ve Nitelik
İnsanın Süperegoya Esir Oluşu
Siyasal Ahlâk ve Ahlâksızlık
İnsan Beyninde İyilik ve Kötülüğün Düzeni
Nihilist Kemalizmin Bitişi

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Geri Kalmışlık ve İrrasyonalist Siyaset Nedir?
İslam'da Güncelleme (Reform) Mümkün Mü?
İslam Mezhepler ve Tarikatlar
İslam'da Cinsellik
Faşizmin Tarihi ve Türleri
İnsanın Dine İnanışı, Dinden Kaçışı
Kadın Katliamları Neden Önlenemiyor?
Kuran'a Göre Ilımlı İslam Mümkün Mü?
Siyaset ve Fetişizm
Kuzey Kore İnsanlığın Sonuna mı İşaret Ediyor?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tbmm'de Yedi Maddelik Anayasa Değişikliği Neyi Çözer? [Deneme]
Lider mi Toplumu Şekillendirir; Toplum Mu Lideri? [Deneme]
Hz. Ali ve Ehlibeyt Alevi Midir? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (3) [Deneme]
İşte Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Karnesi..! [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (1) [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (2) [Deneme]
İslamiyet Yeniliğe Açık Bir Din Midir? [Deneme]
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim : [Deneme]
Bir Toplum Hak Ettiği Şekilde Yönetilir [Eleştiri]


Cemal Zöngür kimdir?

Ben Cemal Zöngür, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Sosyoloji, Tarih ve Siyaset üzerine araştırmalar yapmaktayım. Yayınlanmış bir kitabımın dışında çeşitli gazetelerde yüzden fazla makalelerimde yayınlanmıştır. Ve iki kitap dosyam yayına hazır durumdadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Tam bağımsız Tarih ve Siyaset üzerine yazan her Yazar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Cemal Zöngür, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.