..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Barışı bulacağız. Melekleri duyacağız, göğün elmaslarla parladığını göreceğiz. -Çehov
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Erotik > Suleyman Tuna




27 Ekim 2018
Çapkınlık Senin Neyine?  
Suleyman Tuna
Elimize yüzümüze bulaştırdığımız garip bir anı. Cahilliğimizin de etkisi büyük sanırım.


:CI:
Serkan’la koşturuyoruz yine bir gün. Patronun küçük kardeşi var Uğur abi. Uğur abi, elit, klas ve acayip de çapkın bi abimiz. Muhabbeti güzel, viski hayranı. Bir kadınlardan bir de viskiden geçemez. Bir sürü karmaşık evrak işi var, Antalya’da ne kadar resmi daire kurum varsa dolanıp duruyoruz. Hava soğuk, yağmur da var hafiften. Öğlen civarı Uğur abi aradı.
-     Gençler napıyosunuz?
-     İyidir abi tırmalıyoruz.
-     Size bir kıyak geçeyim ben bugün çok koşturdunuz.
-     Estağfurullah abi buyur.
-     Şimdi size bir numara atıyorum. Arayın benim yönlendirdiğimi söyleyin sizi bi ağırlasınlar.
-     Tamamdır abi.

Serkan’la anlamsız bakıştık. Öğleden sonra aradık numarayı, hoş bir kadın sesi,
-     Buyurun
-     Pardon, ee şeyy. Uğur abi verdi numaranızı. O yönlendirdi bizi.
Ufak bir sessizlik
-     Uğur bey devamlı misafirimizdir. Buyurun ne demek. Adresi biliyor musunuz?
-     Yok hayır bilmiyoruz.
-     Tamam şimdi konum atıyorum size.
Akşam oldu daireler kapandı iş bitti geri dönücez aklımıza geldi. Gitsek mi gitmesek mi derken maksat Uğur abiye yanlış olmasın, düştük yola bizi neyin beklediğini bilmeden.
Verilen adrese geldik, iki katlı bir villa. Çaldık kapıyı. Belki dayak yiycez ondan da haberimiz yok. Açıldı kapı, karşımızda bir bayan üstünde bir büstiyer altında bir tayt, FHM in şubat sayısından çıkmış gibi. Buyrun dedi girdik içeri. Güzel bir ofis hoş bir sekreter karşıladı bizi. Oturduk, birer kahve söylendi, nezaket içeren birkaç cümleden sonra,
-     Ne ikram edelim size?
Serkan’la bakıştık yine aptal aptal ama çaktırmıyoruz.
-     Neler var?
İyi kıvırdık.
-     Saunamız var, hamam var, masajlarımız var. İsterseniz size bir full paket yazayım.
Ben dedim Serkan’a sen gir ben beklerim seni burda dedim. Yok olmaz öyle şey dedi gireceksek birlikte girelim. Yazın bize birer full paket dedi. İki bayan geldi bizi almaya insan şaşı olur valla.
Boncuk örmeli bir kapıdan girdik içeri, çıkana kadar bir daha Serkan’î görmedim.
Önce bir odaya aldılar beni soyundum. Ordan kızla birlikte saunaya, ordan hamama geçtik. Değme tellak halt etmiş. Sonra soyunduğum odaya geri geldik. Bana yeni bir havlu verdi kız geliyorum dedi çıktı. İçerde bir masaj yatağı. Elime tutuşturduğu havlu iki karışım kadar yok, doladım belime. Uzandım yatağa. Kız geldi çıkartı havluyu serdi kasıklarımın üzerine. Yüzüstü yatıyorum, kız da maharetlerini sergiliyor. Ama öyle yerlere dokunuyor ki gel de tahrik olma. Hazır altta sıkışan bizim narin ufaklık sıkıştıkça büyüdü, sıkıştıkça büyüdü. Kız dedi ki şimdi dönün lütfen.
Ne? Nasıl yani? Şimdi mi? Olamaz.
Mecbur döndüm. Ben döndüm ama havlu havada. Çadırı çoktan kurmuşuz. Ben kıpkırmızı ama kızda hiç sıkıntı yok. Bir masaj da önüme yaptı. İş bitti çıktık dışarı.
Serkan dedi ki Nerde kaldın birader ağaç oldum?
Valla anca bitti dedim surat yine kıpkırmızı.
Bindik arabaya geldik.
Ertesi gün cumartesi iş yerine her gün hürriyet gazetesi geliyor. Açtık hürriyet akdenizi 8 puntoluk manşet “Antalya da fuhuş yuvası basıldı”. Bizim kızlar da gözleri bantlı poz vermişler.
Verilmiş sadakamız varmış.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Müzeyyen

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Ben Sana Demedim mi? [Şiir]
Unuttum [Şiir]
Geceler [Şiir]
Kimsesizler [Şiir]
Nerdeyim? [Şiir]
Anılar Üstüne [Şiir]
Keşke [Şiir]
Uğursiz Mesafeler [Şiir]
Kavgam ve Sevdam [Şiir]
Hüzne Yenik Aşklara [Şiir]


Suleyman Tuna kimdir?

Okka'sını arayan divit misali gezinirim sayfalarda, okyanuslarda bir damla, küçük bir tebessüm, bir kaç damla gözyaşı ve hayata bırakılan küçük bir iz. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Kısır bir döngüdür hayat, daha çok kimlerden etkilendiğiniz değil, nasıl bir etki bıraktığınızdır.


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Suleyman Tuna, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.