..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Doğaüstü henüz anlayamadığımız doğal şeylerin adı. -Elbert Hubbard
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Anı > Hakan Yozcu




8 Kasım 2018
Şimdi Geliyorum  
Hakan Yozcu
ir 15 dakika daha bekliyorum. İçimden: "Artık gitsem mi?" diyorum. "Ama ayıp olur. Gitmek Olmaz" diyorum. Şimdi gelecekti. Odada hala yalnızım. Biraz sonra, yan odadan müthiş bir kahkaha geliyor. Şaşırıyorum. Çünkü gelen ses, onun sesine çok benziyor: "Olmaz" diyorum. "Burada olduğumu, üstelik kendisi için geldiğimi de biliyor. Bir başkasıdır. Ses, sese benzer." diyorum. Çaresiz, beklemeye devam ediyorum…


:AH:


Her görüştüğümüzde: "Ya abi, bi kahvemi içmeye gelmedin." deyip duruyordu. Ben de "Bir gün, mutlaka gelirim" diyordum.
İşte, o, bir gün çıkıp geldi. Yolum, o gün, onun bulunduğu yere düştü. Gelmişken gidip bir kahvesini içeyim, dedim. Kapıyı vurdum. Masasında oturuyor. Beni görünce içten bir şekilde: "Oooo abi hoş geldin. Buyur, otur bir kahve iç" dedi. Teşekkür ettim.
“Kahveyi nasıl alırsın?” diye sordu.
“Sade, Sultan, köpüklü” dedim.
Telefona sarılıp kahvelerimizi söyledi: “İki sade kahve. Biri Sultan köpüklü olacak. Benimkini biliyorsun” dedi kapattı telefonu.
"Nasılsın?" diye sordum. Benimki muhabbete başlamak için bir girizgâhtı hani: "Abi, çok yoğunuz. Bilirsin işler güçler" dedi. “Seni sormalı.?”
“Teşekkür ederim. İyiyiz şükür.” dedim. “Abi, ne iyi ettin de geldin. Şimdi lafın belini kırarız” dedi. O sırada kapıdan içeri genç bir bayan girdi. “Kahveleriniz” dedi. “Sade Sultan misafirimizin” dedi. Genç bayan kahvelerimizi masaya bırakıp gitti.
Kahvelerden henüz birer yudum aldık. Arkadaş bir aceleyle ayağa kalktı: "Abi, sen, kahveni içe dur, ben hemen geliyorum" dedi. Odadan çıktı. Ben beklemeye başladım.
Hani "Hemen geliyorum" demişti ya... Kahveyi yudum yudum, yavaş yavaş içmeye başladım. Hemen gelecekti çünkü.
İçerde yalnız oturup odayı incelemeye başladım. Duvarda bir iki resim vardı. Siyah beyaz eski fotoğraflar. Bir de yağlı boya bir resim. Manzara cinsinden. Biraz inceledikten sonra gözüm masaya gitti. Darmadağınık bir masaydı. Defterler, kâğıtlar, kalemler adeta birbirine karışıktı. Masayı bir de bilgisayar süslemişti. Albenisi oldukça iyi olan bir bilgisayar. Aslında sade bir oda idi. Çok fazla şatafata kaçılmamıştı. Bir masa, iki koltuk ve bir sehpa ve yanda iki de sandalye…
Biraz sonra kahve bitti. Ben, bekliyorum. Çünkü arkadaş hemen gelecek... Yarım saatten fazla oldu. Ben, hala içerde yalnızım. Kapıdan gelen geçen oluyor. O mu diye uzanıp bakıyorum; ama o değil. Biraz daha bekleyeyim, diyorum. Şimdi gelir. Çünkü “Şimdi geliyorum” demişti. Zaman geçtikçe geçiyor. Ama hala o ortalarda görünmüyor.
Biraz sonra, dışarıdan bir ayak sesi geliyor: "İşte geldi." diyorum içimden. Ama gelen başka biri, o değil. Kapıdan kafasını uzatıyor. Bedeninin yarısı içerde, yarısı dışarda O’nu soruyor: “Beyefendi odasında yok mu?” diyor. "Bir yere kadar gitti, şimdi gelecek" diyorum. "Biraz sonra geleyim o zaman, teşekkür ederim" diyor. Ben: "Rica ederim. Hemen gelecek. Gelince uğradığınızı söylerim" diyorum.
Adam gidiyor. Ben bekliyorum. Ne de olsa hemen gelecek.
Bir saat oldu gideli. Ne gelen var ne giden. Ben, bir ümitle daha bekliyorum: "İşi uzadı sanırım, neredeyse gelir" diyorum. Şimdi gelecekti çünkü. Ama hala gelen yok.
Bir 15 dakika daha bekliyorum. İçimden: "Artık gitsem mi?" diyorum. "Ama ayıp olur. Gitmek Olmaz" diyorum. Gelirse de beni göremez, ayıp olur.
Şimdi gelecekti. Odada hala yalnızım. Artık sıkılma noktasına erişiyorum. İçimden “Of gelse de gitsem” diyorum. Ama hala gelen giden yok.
Biraz sonra, yan odadan müthiş bir kahkaha sesleri geliyor. Şaşırıyorum. Çünkü gelen seslerden biri, onun sesine çok benziyor: "Olmaz" diyorum. “Olamaz. Burada olduğumu, üstelik kendisi için geldiğimi de biliyor. Bir başkasıdır. Ses, sese benzer." diyorum. Çaresiz, beklemeye devam ediyorum…
Çok geçmeden bir kahkaha daha sarıyor koridoru. Kendi kendimle mücadele ediyorum, o mu değil mi diye? Yanılmıyorum. Bu ses, onun sesi. Ama bu, o ise, niçin böyle yapsın? Neden bırakıp gitsin beni odasında yapayalnız? Ayıp değil mi? Beni davet eden kendisi değil miydi? Her gördüğünde "Abi bir kahvemi içmeye gelmedin? Beklerim?" diyen kendisi değil miydi? Ben de o nedenle gelmemiş miydim bugün.
Dayanamayıp kalkıyorum. Dışarı çıkıyorum. İstem dışı bir hareketle kahkahaların geldiği yöne bakıyorum. Hemen yan odadan geliyor kahkahalar. Başımı uzatıp bakıyorum. Aman Allahım! İnanamıyorum. Gerçekten de O! Yan odaya girmiş, bir masanın yanı başına oturmuş, başka biriyle konuşup kahkahalar atıyor. Derin bir sohbetteler… Üstelik kahve de içiyor.
Peki, ben, saatlerce odasında neyi, kimi bekliyorum? O kadar şaşırıyorum ki şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemiyorum. İçimden "Çekip gitsem mi, yoksa içeri girip şuna bir ders versem mi?" diye kendi kendime soruyorum. “Boş ver, çek git diyorum.” diyorum. Ama bir yandan da "Gir içeri, şuna haddini bildir" diyorum. Tereddütle odaya, biraz daha uzanıyorum. Artık beni görüyor. Hiç bir şey olmamış gibi. "Abi kahveni içtin mi? Ben, hemen geliyordum" diyor.
"Evet, kahvemi içtim. Teşekkür ederim çok güzelmiş" diyorum. "Ben, ayrılıyorum" diyorum. "Abi, biraz daha otursaydın, ben, hemen geliyordum" diyor.
"Yok yok, sağol. Ben ayrılıyorum" diyorum. Hala hiç bir şey olmamış gibi "Olur abi sen bilirsin. Yolumuzu artık öğrendin. Her zaman beklerim" diyor, pişkince. "Evet, öğrendim. Ben de seni beklerim." diyorum. "Sağol abi, Uyarsa mutlaka gelirim" diyor.
Ben de "Tabi geleceksin. Beklerim. En iyi şekilde ağırlanacaksın" diyorum... "Ona şüphem yok abi" diyor.
Vedalaşıp dışarı çıkıyorum.
Aklım bir türlü almıyor. Bu kadar içtenlikle kahveye çağıran bir insan, nasıl oluyor da ziyaretine gelen misafirini yok sayıyor? Başka birinin odasına gidip onu unutuyor ve saatlerce kendi odasında yalnız bırakıyor?
Düşündükçe kızıyorum: "Bir daha seni arayanın da, sana ziyarete gelenin de..." diyerek köyümün yolunu tutuyorum...

Hakan Yozcu
08.11.2018
Gazimağusa



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın anı kümesinde bulunan diğer yazıları...
"Kuzucuk Köyü"nde Sabah Kahvesi
Düşen İlk Yağmur
Ulu Çınar
Son Dua
4. Türkoloji Buluşması Kktc Gezisi
Beyaz Melekler
Topuk Dikeniyle Yaşamak
Küçük Bir Kaza Yaşadık
Davetsiz Misafirler
Binboğa Köyü

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sevgisiz Sevgi
Gulit
Emanet
Ritsa Gölü Efsanesi
İran’dan Acı Bir Aşk Hikâyesi
Aksilikler
Bağdat Hurması
Nasılsın?
Ferhat Gibi
Güle Güle Omarım

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Minik Bir Şaire Rastladım [Şiir]
50. Yaş Şiiri [Şiir]
Yağmur [Şiir]
Yollarım Sana [Şiir]
Nar Gözlüm [Şiir]
Kazan Mesnevisi [Şiir]
Sen Bilirsin [Şiir]
Bırakıp Gitme [Şiir]
Yaşayan Ölü [Şiir]
Analar [Şiir]


Hakan Yozcu kimdir?

1964 doğumluyum. Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyorum. 1988 Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. 20 yıl çeşitli okullarda edebiyat öğretmenliği yaptım. Uzun yıllar Yenivolkan ve Güneş Gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Şu an Habearkıbrıslı ve Güncelmersin Gazetelerinde yazıyorum. Birçok internet gazete ve sitelerinde yazılarım yayınlanıyor. Şiir, öykü ve tiyatro oyunları yazıyorum. Bu alanlarda çeşitli ödüllerim var. Kendime ait basılmış "Güzel Bir Dünya" ve "Mesela Başka" isimli iki adet öykü kitabım var. 7 tane tiyatro oyunum var. 6 yıl Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevinde bulundum. Halen Başbakan Yardımcılığı Ekonomi, Turizm, Kültür Ve Spor Bakanlığı'na bağlı Müşavirim.

Etkilendiği Yazarlar:
...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Hakan Yozcu, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.