..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Matematiğe, yalnızca yaratıcı bir sanat olduğu sürece ilgi duyarım. -Godfrey Hardy
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Modern > Gülcan Aksoy




5 Şubat 2019
Yaşlı Adam ve Çocuk  
Gülcan Aksoy
Sanırım bazılarımız iyiliğin tanımını biliyor ve içimizdeki kötülüğe sırtımızı dönerek onun yolundan gitmeyi seçiyoruz. Sınavımız bu, Ülgen bunu amaçladı, kim ki içindeki kötülüğe rağmen doğru yolu seçerse sınavı geçecek. Ama evet, insanın özü pis ve kötü kokulu.


:EI:
Yaşlı adam evinin yakınlarında ki tepede çukur kazıyordu. Toprak çok sertti bu yüzden işi hiç kolay değildi. Ter içinde soluk soluğa kalmıştı. Çukurdan çıkmadan kenara oturdu. Biri onu izliyordu. Sağ profilini gören biri. Yerinden yavaşça kalktı ve sol yanını çevirdi. İzleyenden bir feryat geldi ve kayboldu. “Bir çocuk,” diye düşündü ve çok şaşırdı. Hangi çocuk buraya yaklaşmaya cesaret edebilirdi. Neyse ki korkunç bir şekilde yanmış sol tarafı görevini yapmış, ona yaklaşılmasını engellemişti. Yanağı, göz kapağı, kulağı, saçları yoktu. Buruşan deri yüzünden dişleri açıktaydı, bu da sanki sırıtıyormuş ifadesi veriyordu ona. Açıkta kalan göz çukurunda ki büyük beyaz top kendi kendine dönüyordu. Bazı bölgelerde deri tamamen tahrip olduğundan kemik doku açıkta kalmıştı. Kalktığı yere yeniden çöken yaşlı adam iki eliyle tuttuğu küreğin sapına göğsünü yasladı. Çukuru henüz istediği derinliğe ulaşmamıştı. Yeniden kazmaya başlayacaktı ki az önce ki çocuğun hala orada olduğunu hissetti. Sesini yükselterek “Bu çukuru neden kazıyorum biliyor musun?” dedi. Karşıdan bir cevap alamadı. “Belki bana bir iyilik yapabilirsin, karşılığında sana para veririm. Tek yapman gereken cesedimin üstünü bu toprakla kapatmak,” yaşlı adam sözlerini bitirip bekledi. Çocuk saklandığı yerden çıkıp yaşlı adama doğru yavaş yavaş yürümeye başladı. Yaşlı adam bunu beklemiyordu, sağ yanı çocuğa dönüktü, onu ürkütmemek için hiç hareket etmedi. Çocuk yanına kadar gelip oturdu. “Çok cesursun çocuk. Hiç kimse hele de bir çocuk bana bu kadar yaklaşmaya cesaret edemedi,” dedi. Çocuk çukura bakıyordu. “Ben insanları dış görünüşleriyle değerlendirmem,” dedi. Yaşlı adam yeniden şaşırmıştı, bu küçük çocuk yaşından beklenmeyecek bir bilgelikle konuşuyordu.
-Bu yaşta bunu nasıl öğrendin?
-Yetimhane müdiremizden.
-Bilge biri olmalı müdireniz.
-Hayır, öyle değil. Kendisi çok güzel bir kadın. Eğer insanların dışı ve içi bir olsaydı onun bir melek olması gerekirdi. Ama o bir canavar.
Yaşlı adam şehirde bir yetimhane olduğunu duymuştu. Demek bu çocuk oradan kaçmıştı. Bu da buraya kadar gelme cesaretini açıklıyordu. Bu civarda yaşayan hiç kimse bu araziye yaklaşmazdı. Burası canavara aitti. Çocuk içi canavar olandan kaçarken dışı canavar olana sığınmıştı. Aklına geleni anlatmaya başladı.
-Yaradılışla ilgili bir hikâyede, kimse var olmadan önce iki varlık varmış. Bunlardan biri sonsuz iyi Ülgen, diğeri ise kötülükle dolu Erlik. Bazıları onların kardeş olduklarını söyler. Günün birinde Ülgen evreni ve bizim yaşadığımız dünyayı yaratır. Sıra insanı yaratmaya geldiğinde vücudunu topraktan, kemiklerini de taştan yaratır. Bir kadın ve bir erkek. Sıra onlara nasıl ruh vereceğini bulmaya gelmiştir, bunu bulmak için onları toprağın üzerine bırakıp gider. Onun gitmesini fırsat bilen Erlik elindeki boruyu kırıp insanın arkasından içine salar ve üfler. Cansız vücutlar can bulur. Erlikse kaybolur. Ülgen geri döndüğünde insanların artık ruhları olduğunu görür. Ama çok pis kokuyorlardır ve kötü ruhludurlar. Ülgen bu insanları mahvedip yenilerini yaratmayı düşünür. Ancak artık olan olmuştur, o da bu kötü kokan insanların içini dışına, dışını içine çevirerek meseleyi çözer. O nedenle insanın alacası içindedir, dışı ise aldatıcıdır derler.
Çocuk ilgiyle dinlediği hikâyede aklına takılan ilk soruyu sorar yaşlı adama.
-Yani tüm insanlar özünde kötü mü o zaman?
Yaşlı adam biraz düşündükten sonra cevap verir.
-Sanırım bazılarımız iyiliğin tanımını biliyor ve içimizdeki kötülüğe sırtımızı dönerek onun yolundan gitmeyi seçiyoruz. Sınavımız bu, Ülgen bunu amaçladı, kim ki içindeki kötülüğe rağmen doğru yolu seçerse sınavı geçecek. Ama evet, insanın özü pis ve kötü kokulu.
Çocuk bir an irkildi.
-Ben o kokuyu alabiliyorum. Bizim müdirenin yardımcısı olan adam Kagır… O her gece bizlerden birini…
Çocuk titremeye başladı, sözünü tamamlayamadı. Yaşlı adam onu teselli etmek için sarılmak istedi, cesaret edemedi. Çocuk biraz sakinleşince, yaşlı adama sordu,
-Ölmek insanın canını yakar mı? Ölümden sonra ne var?
-Bilmiyorum çocuk. Bunu bilen var mı onu da bilmiyorum. Bu merak senin için çok erken değil mi?
Çocuk yaşlı adamın koluna yapıştı,
-Beni de götür. Lütfen, bu çukuru biraz büyütürsek ikimiz de sığarız.
Yaşlı adam bugün daha ne kadar şaşıracaktı.
-Ama o zaman üstümüze toprağı atacak birini daha bulmamız gerekir.
İkisi de çukura bakarak sustular. Çocuğun midesinden gelen ses bu sessizliği bozdu. Yaşlı adam “Çok uzun bir yol gelmişsin ve sanırım günlerdir doğru dürüst bir şey yememişsindir. Bende acıktım. Çok umutlanma, bir daha yemek yiyeceğimi düşünmediğimden evde pek bir şey yok. Hadi gidip elde olanlarla karnımızı doyurmaya bakalım,” dedi. Çocuk hala çukura bakıyordu “Ya çukur, çukur ne olacak?” dedi. Yaşlı adam bir iç çekti ve “Sanırım çukurun biraz beklemesi gerekecek çocuk. Uzun zamandır kendi sesimi bu kadar çok duymamıştım. Benim durumumda konuşmak o kadar da kolay değil, yoruldum,” dedi.
Birlikte yaşlı adamın evine gittiler. Şaşırma sırası çocuktaydı,
-Ne kadar çok kitap var. Bunların hepsini okudun mu? dedi.
-Hemen hemen hepsini, dedi yaşlı adam.
-Keşke bende okuyabilseydim.
- Bu çok zaman ister çocuk. Çukuru düşündüğümden çok bekletmemiz gerekecek.
-O zaman bir an önce başlamak istiyorum. Hangisinden başlamalıyım.
Yaşlı adam bir süre kitapları inceledi ve bir kitabı seçip çocuğa uzattı. Sonra da yiyecek bir şeyler hazırlamak için yanından ayrıldı. Geri döndüğünde çocuk kucağında kitap, uyuya kalmıştı. Çocuğun üstünü örterken kendi kendine söylendi, “Tanrı hayatının ikinci perdesini de oynaman gerektiğini düşünüyor yaşlı adam ve perdeyi kendisinin kapatması konusunda da ısrarlı. Üstelik bu kez sahnede yalnız olmayacaksın. İkinci sahneyi çocukla paylaşacaksın.”




.Eleştiriler & Yorumlar

:: Güzel
Gönderen: Hacer AKTAŞ / , Türkiye
20 Şubat 2019
Dil akıcı. Okumak iyi geldi. Daha sonra daha detaylı okuyacağım...




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Özgür Işıklar
Ahlak
Yaradana (De Profundıs)
Kaybolan Kadınlar: Ayla
Kaybolan Kadınlar: Azra
Gizem
Kızıl Arif
Alt Tarafı
Kuyu - Huzursuzluk
Yara? Yara!

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
İnsan Topluluğunda Dişi Olmak [Deneme]


Gülcan Aksoy kimdir?

Hiç olmadım ben. Olmak için çabam sürüyor. Sonuma kadar çabalayacağım bir iş edindim; yazmak. Genellikle durum öyküleri yazıyorum. Kadınları seslendiriyorum, bizlerden olan kadınları. Bazen de sesim hiç umulmadık bir yerden yankılanıyor, ben bile şaşıyorum. Bir gün hiç tanımadığım biri beni okuyacak ve anlayacak. İşte ben o kişi için yazmaya devam edeceğim. Oğuz Atay'ın dediği gibi "Ben buradayım, sen neredesin hey okuyucu. "

Etkilendiği Yazarlar:
Sait Faik Abasıyanık, Ferit Edgü


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Gülcan Aksoy, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.