..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsanın en iyi tarafı ürperebilmesidir. -Andre Gide
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




7 Şubat 2019
Geçmiş Anlamaksa Gelecek Yaşamaktır 3  
Bayram Kaya
Kolektif yapının inşacısı da finansmanı da yararlanması da depo enerji sağlamalı amortismanı da kolektif gücün kendisiydi. Bankayı tarlanın üzerine de kursanız tarla üretmek, ekilip dikilmek, hasat edilmek için para istemiyordu. Emek, üzerinde çalışacak “kolektif emek gücü” istiyordu.


:FG:
Biraz daha açık söyleyelim. Acı ama gerçek. Dini anlatımlar içinde de nafakası, nasibi, rızkı verilenler; acizler, kölelerdi, yoksullardı. Yani biraz daha ayrıntılarsak rızkın acizleri "Yeryüzüne dağılıp rızkını aramakla" çalışanlardı. Lütfeden; nafakayı, rızkı veren de mal mülk sahibi efendiler olmasıyla siz de, sizin nafakanızı veren efendilere boyun eğecektiniz.

Karşınızdaki insansa ve bu insan eğri ise, eğri bir kişiyse “eğriye eğri” demek için on düşünüp bir konuşmak gerekir. İnsana bir kez kul demişseniz yetmiş kez insan deseniz de o kişiyi kul anlamı almaktan kurtaramazsınız. Artık o kişiye yaklaşımınızdaki bütün yüklenmeniz kulluk üzerine olacaktır.

Dinsel çıkarımla nafakası verilen kadın cariye hükmündeydi. Dinler kul olmanız dışındaki özelliklerinizden bahsetseler dahi sizin insan hakkınızı, özgürlüğünüzü, sorgulama yapmanızı, karşılıklı irade koymanızı şeklen söylemeleri dışında, tanımazlar. Böyle olunca özellikle de kadınsanız nafakanızı sağlayan fanatik bir dinci işveren karşısında yine bir dram söylem ama cariye hükmündeydiniz(!)

Dışınızda kişi sahipli sosyo toplumlarla düzenlenmiş olan bir kurallar içinde yaşıyordunuz. Böylesine özelleştirilmiş, özel kişilere göre olan sistem içinde size göre engellenmiş olmakla sizin de korunan bencil yasalarınız vardı.

Engelsiz sistem olmaz. Kolektif sistemde engel sürecin kolektif üzerinde çevrimi nedenle biraz gecikmesi engelidir. Değilse bu engel sonrasında karşılanmayan hiçbir ihtiyacınız kalmaz. Yani kolektif sistemdeki engel yine tüm ihtiyaçların sağlanmasına yönelik bir engel olacaktır.

Oysa köleci sistemdeki engel eninde sonunda fakirin fakir, zenginin zengin tutulmasına ayarlı hukuk, adalet ve irade meşruiyetlerini içerir. Hatırlayın daha dün yapılan özelleştirmeleri savunurlarken “babalar gibi satarız” diyorlardı.

Babalar gibi satmakta sizin ya da kolektifin ne yararı vardı? Oysa satılanlar kolektifin malıydı. Kolektif emek gücü ile vergilerle kurulmuştu. Vergiler olan kolektif emek gücü ile idame oluyordu. Kolektif sürecin kar zarar mantığı olmaz.

Kapitalist tamahın ve kapitalist sömürünün dışında sadece bir kişiye olacak bir kolektif yarar; yüz kişinin emek gücü de olsa; toplumsal fayda olan özgecilik bundan vaz geçmeyi aklının ucunda bile geçirmez

İşte bu kalitesizliktendi ki bir işveren yüz kişinin kalp hastası olduğu yerde “rantabl değil” diye kalp ilacı üretmeyip daha çok satan tırnak cilası üretiyordu. Kapitalistin sömürücünün haramzadenin kolektif yarar düşüncesi olmaz.

Bu nedenle devlete yük getiriyor bahanesiyle kârlı alanları kişilere peşkeş çekerler. Kolektif süreç yük olup olmama rantabl olup olmama üzerine bina ve inşa olmamıştı. Böyle bir kurucu ve süreç başlatıcı sistem de yoktu.

Karnı acıkan atalarımız meyve ağacına tırmanırken; “benim yiyeceğim üç elma. Otuz elma toplamak çok yorucu ve enerji harcatıcı olmakla sineye yüktür” demiyordu. Ağca tırmanıp 30 elmayı toplayıp, gruba götürüyordu.

Atamızı bu tür kolektif süreçlere götüren imge düşünce kolektif faydaydı. Genel yarardı. Değilse bu fabrikada 100 kişi çalışıyor fabrika 1000 liralık iş üretiyor. Fabrikanın ayakta durması için de 1500 lira harcanıyor diye çok az satılan EMS hastalarının ilacını üretme ortadan kaldırılmıyordu.

Üstelik kapanan yerle o yüz kişi yine kolektifin yükümünde olmayacak mıydı? Dahası o EMS hastaları kolektif gücün garantisinde değil miydi? Kaldı ki 1000 lira üretip 1500 lirayla ayakta kalma işi de olmazdı. Zam yapmak, maliyeti satışa eklemek, kapitalizmin bir hüneri değil miydi? Nedense özelleştirilecek yerlerde hiçbir kapitalist cingözlükler akla gelmiyordu!
Kolektivizmin iç işleyişinde müşterileri yoktu. Mütekabiliyeti yükümlü oluşu vardı. Yüz kişi ile bir kişiye, engelli bisikleti üretmek bu karşılıklı yükümlülüğün içinde olan mütekabiliyeti ilikti. Müşteri sömüren kâr yapan emek düşmanı tüccar sınıflı kapitalist egemenliğin işidir.

Kolektif süreçler bir araya gelirken kimse finanse edip para vermiyordu. Ya da kolektif süreçlerin başlatılamadığı zamanlar içinde kolektif süreçler finansmancılık, kredisizlik, avans alamamak yüzünden oluşamıyor değildi. Bunlar hep sömüren sistemin tuzağı, oyunu, hukuku, adaleti ve olmasa da olur meşruiyetleridirler! Üçkâğıda bağlanmış ekonomidirler.

Kolektif yapının inşacısı da finansmanı da yararlanması da depo enerji sağlamalı amortismanı da kolektif gücün kendisiydi. Bankayı tarlanın üzerine de kursanız tarla üretmek, ekilip dikilmek, hasat edilmek için para istemiyordu. Emek, üzerinde çalışacak “kolektif emek gücü” istiyordu.

Hem de siz tarlada çalışırken konaklama veya yerleşke alanında yerleşkeyi kullanıma hazır tutan, geride kalan yaşlılara, çocuklara, hasta ve sakatlara bakan, gözcülük yapıp bir saldırıya karşı duracak olanlar da diğer bir kolektif alanda tüketilen yine bir kolektif emek gücü olmanın emekler sarfı bağıntıyla tarlada çalışabiliyordunuz.

Üstelik yüz gün gözcülük ve korumacılık yapan emek sarfları yüz birinci gün sonrasında koruyucular kolektife yük oluyor diye dağıtılmıyordu. Nasıl siz hasta olmuyorsunuz diye vücudunuz bağışıklık sisteminden vaz geçmiyorsa kolektif te kendi yüküm bağıntısı olan savunmasında vaz geçemez.

Gerekiyorsa bir kısım koruyucuları tarıma, çobanlığa, maden ocağına vs. tahsis edebilir. Ama düşman saldırmıyor savunma kolektife yük diye de güvenlikten vaz geçemez. İşte o fabrika bu müşterisi az olmakla rabtabl değil diye bir nedenle işletmeden kaldırılmaz.

Sömüren sistem kapitalizm içinde size göre olmayan böylesine engelci kurallarıyla düzenlenmiş bir sistem içindesiniz. Bu sistem içinde sağlatıcı olmakla zorunlu ihtiyaç giderenlere ulaşıp ulaşmayacağınıza engel koyan bariyerin şiddeti nedenle siz ahlaklı ya da ahlaksız oluyordunuz.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
El Bel Baal 2
İrade 1
Sosyal İlişki Toplumu Hedeflemez 2
El Baal Bel 1
Kurtuluşun Felsefesi (Açkı 2)
Sosyal İlişki Toplumu Hedeflemez 1
Özneli İzinli 1
Kurtuluşun Felsefesi (Açkı 1)
Somut Şeyler Soyut Oluyordu 2
İttifakları Seremoni Mantığına Dönüşme 1

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sahiplik İmanı 1
Mal mı, İnsan mı?
Mamon'du Belirme 1
İlham
Sistem 15
Osmanlıda Kısmi Bir Etkin Hafıza 20
Tarihi Olan İlahi Adalet1
Sistem 11
Müruru Zaman 7
Müruru Zaman 14

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Aslına Yüz [Şiir]
Vah ki Vah [Şiir]
İsis Dersem Çık Ereşkigal Dersem... [Şiir]
ve Leddâllîn, Amin [Şiir]
Görmez Şey [Şiir]
Dehalet [Şiir]
Tekil Tikel Tükel [Şiir]
Mavi Yare [Şiir]
Zafer Kazandım Diyenlerindir [Şiir]
Değmeyin İşte [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Dünyayı yaşantılaşan çabalar içinde duygunun önemi hiç yitmezse de, payı giderek azalmaktadır. Sosyo toplum bazlı, genel bir açılımla başlayan çalışmalarım da; bilim felsefesi içinde olunma gayreti güdüldü. Bu nedenle yazıların tarisel, sosyo toplumsal evrimli ve türlü doğa bilim verileri güdülü çalışma olmasına gayret edildi. Genel felsefem içinde bir bilgi; ne kadar çok bağıntısıyla söylüyorsanız, o bilgi o kadar bilinir bilgidir.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Bayram Kaya, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.