..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsanın en iyi tarafı ürperebilmesidir. -Andre Gide
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Günlük Olaylar > Hakan Yozcu




1 Mart 2019
Şerefine İnsanoğlu  
Hakan Yozcu
Oyunu, genelde ele aldığımızda, her kesimden insanları ele alıyor. Sokakta yaşayan gariban insanlar. Parasız, pulsuz, aç, üstü- başı yırtık, kirli olan insanlar. Diğer tarafta da silah tüccarlığı yaparak zengin olan ve para kazanmak uğruna masum insanların ölmesine göz yuman cani insanlar. Bunlar, savaşın etkisinden rant sağlayan umursamaz, vurdumduymaz insanlar.


:ADA:

     İskele Belediye Tiyatrosu, yeni oyunuyla Gazimağusa seyircisine “Merhaba” dedi.
     28 Şubat 2019 akşamı Gazimağusa Rauf Raif Denktaş Kültür Ve Kongre Merkezi’nde Toygun Orbay’ın yazdığı, Sami Yakar’ın yönettiği ve İskele Belediyesi Tiyatrosu’nun sahnelediği “Şerefine İnsanoğlu” adlı oyunu izledim.
     Farklı ve bol mesajlar içeren, savaş karşıtı bir oyun. Özellikle günümüzde Dünyanın birçok yerinde yaşanan savaşlar, bu oyunun önemini daha da artırıyor.
     Dünyanın her döneminde birçok savaş yaşanmıştır. Bu savaşlarda birçok masum insan ölmüş, yaşlı, kadın, genç demeden birçok canın yok olmasına neden olmuştu. Özellikle çocukların çok fazla olması, tüm kafalarda soru işareti oluşturdu. Neden çocuklar ölüyor?
     İşte oyunda “Çocuklar ölmesin” teması ele alınıyor. Çocuklar, Savaşlarda ölmesin vekör bir kurşun ile pisi pisine gitmesin düşüncesi anlatılıyor.
     Oyun, sinevizyon destekli olarak savaş sahneleri ile başlıyor. Salonu Silah sesleri, bomba sesleri, çığlıklar kaplıyor. Kendinizi adeta bir savaşın ortasında hissediyorsunuz. Savaşın tüm kötülüğü, ölen çocuklar, masum insanlar, kaçışanlar, yaralananlar gözler önüne seriliyor.
     Tabii tüm bunlarla birlikte efektler çok iyi bir şekilde veriliyor. Müzik, oyunun teması ile adeta bütünleşerek aktarılıyor.
     Oyunu, genelde ele aldığımızda, her kesimden insanları ele alıyor. Sokakta yaşayan gariban insanlar. Parasız, pulsuz, aç, üstü- başı yırtık, kirli olan insanlar. Diğer tarafta da silah tüccarlığı yaparak zengin olan ve para kazanmak uğruna masum insanların ölmesine göz yuman cani insanlar. Bunlar, savaşın etkisinden rant sağlayan umursamaz, vurdumduymaz insanlar.
     Oyunda insan, acımasız, vahşi ve menfaatçi olarak gösteriliyor. Gözü paraya doymayan, bu uğurda diğer insanlara kıyan bir canavar olarak ele alınıyor.
     Oyun başladığında kış aylarının soğuk ve karlı gecelerinde sokakta yaşayan Marta ve Charlie sahneye çıkıyor. Bunlar, toplumun atılmış, dışlanan, masum, yoksul ve gariban kesimini temsil ediyorlar.
     Yazar, birçok mesajını bu insanlar üzerinden veriyor izleyiciye. “Charlie: Zaten şarap için savaşılmaz,” dediğinde Marta soruyor: “Neden çıkar peki, bu savaş dediğin?” Charli de: “Açgözlülükten... Çıkar, para, zenginlik, ne dersen de... Yani bir şeyler elde etmen lazım, savaşmak için. Daha bolluk içinde olmanı sağlayacak bir şeyler. Toprak gibi, maden gibi. Kısaca, başkalarının olan bazı şeylerin senin olması için yapılır savaş. Yani, açgözlülük olmasa savaş olmazdı. Gerçi, bazen kendini ya da sana ait olanları korumak için de savaşabilirsin; ama o zaman da başkasının açgözlülüğü söz konusudur. Yani, temel neden değişmez.” diye cevap verir.

Marta Charli’ye, “Çok kötü Charlie, çok, çok kötü... Çocuklar ölüyorlar Charlie, koca gözlü çocuklar...” dediğinde Charlie: “Büyükler de ölüyor.” diye cevap veriyor.
İşte savaş böyle kötü bir şey. Savaş, kimlerin öldüğüne bakar mı? Çocuk ölmüş, yaşlı ölmüş, kadın-erkek ölmüş bakar mı? Savaş demek, ölüm demektir. Ve bu ölüm de herkes için vardır savaşta. Savaş, yaş sormaz, cinsiyet sormaz, kimlik sormaz… Önüne gelenin canını alır, yok eder. İşte Charlie buna anlatmak ister Marta’ya verdiği cevapta: “Savaş varsa, ölenler olacak… Küçük ya da büyük… Şişman, zayıf, evli, bekar, zengin, yoksul… Olacak bunlar, Martha !”
     Oyunun ilerleyen sahnelerinde insan yaşamının silah tacirlerini temsil eden zengin adamlarını da Howard temsil eder. Eşiyle yaptığı tartışmada bunları dile getirir: “Savaşlar, çoğu kez kar-zarar hesabıyla yapılır yavrum. Bak, ne zaman büyük ekonomik buhranlar kasıp kavurmaya başlasa ortalığı, savaş gelir ardından. Büyük savaşı düşünsene? O savaşın galibi olmasaydık, bu günlerin bolluğunu zor görürdük.”
     Bu tür silah tacirlerine göre, insan yaşamının veya hayatının önemi yoktur. Onlar için önemli olan yegâne şey paradır. Silah satılsın, para kazanılsın o yeter. Kim nasıl ölürse ölsün önemli değildir onlar için.
     Memleketinden binlerce kilometre uzaktaki bir ülkede savaşan bir çavuşun esirlere işkence etmesinden dolayı savaş suçlusu sayılması ve bu nedenle yargılanması ele alınır. Oyunda, okumuş, yüksek mertebelere gelmiş bir psikiyatrist ve avukatın, onu kurtarmak için verdiği uğraşı izliyoruz.
Yıllarca hapiste yatan ve sinir bunalımları geçiren çavuş hapisten çıkarılır. Ama artık o, normal yaşamda değildir. Savaşı sorgular. Yanında ölen arkadaşlarının suçunu sorgular. Kolsuz, bacaksız kalan, kör olan arkadaşlarını sorgular. Binlerce kilometre uzaklıktaki bir ülkede neden savaştıklarını sorgular. Bu rolün hakkını Yalçın Arıcı en iyi şekilde veriyor oyunda.
Tarih tekerrürden ibarettir dercesine, çavuşu hapisten çıkaran psikiyatrist de cinayet suçundan hapse girer ve Çavuşu anlamaya başlar…
Oyunun, konusu ve verdiği mesajlar bakımından ilgi ile izlenen bir oyun olduğunu söyleyebilirim. Sıkılmadan ve merakla izleyebiliyorsunuz.
Oyuncular, rollerini hayli özümsemişler. Bana göre oldukça başarılı idiler. Bunda Yönetmen Sami Yakar’ın da payı oldukça büyük. Çünkü oyuncuların ve oyun üzerinde adeta ilmek ilmek işleme yapmış. Dekorundan, müziğine kadar her şeyi yerli yerince düşünmüş.
İskele Belediye Tiyatrosu’nu ilk kurulduğundan bu yana bütün oyunlarını izledim. Diyebilirim ki oyuncular bu alanda hayli mesafe kat etmişler. Kendilerini çok iyi geliştirmişler. Artık çıraklık dönemlerini çoktan geride bırakmışlar. Hatta ustalaşmışlar bile diyebiliriz. Avukat Ralp Hodgson rolündeki Burkay M. Uzun müthiş bir ses tonuna sahip. Profesyonellere taş çıkartacak nitelikte. Yani bir tiyatro için aranan tüm özellikler var bu oyucuda. Yolunun açık olmasını diliyorum.
Oyunda Aliye Bozdağ, Murat Sirhan, Burkay M Uzun, Bilal Dericioğlu, Yalçın Arıcı, Cihan Yıldız, Sıla Akgün rol almışlar.
Teknik sorumlu Arda İlteriş, suflöz Muhterem Hocaoğluları, Ses-Işık-Efektte ise Ebru Kırmızı görev almışlar.
Oyunda görev alan tüm arkadaşları kutluyorum.
Eğer savaş karşıtı iseniz, barış yanlısı bir kişiliğe sahipseniz, zevkli ve hoş bir vakit geçirmek istiyorsanız, bu oyunu mutlaka izleyiniz.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın günlük olaylar kümesinde bulunan diğer yazıları...
öğretmene Verilen Değer Her Şeye Değer
Adanalıyık Allah’ın Adamıyık
Ayhan Menteş Hoca’mızın Ardından
Yeni Bir Hareket: "Yeni Doğuş Hareketi"
Belediye Ağaç Katliamı Yaparsa!
Sayın Talat Yeniden
Kadın Öğrendikçe Öğretir.
Çocuklarını Okutmak İsteyen Babanın Mücadelesi
"Acaba Nereli?" Zihniyeti
Çocukluğumun Kadirli'sindeki Bayramlar

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Boyacı’ya Büyük İlgi
Nkl Sanat Gecesi Büyük İlgi Gördü
Kültür ve Sanatımıza Önem Vereceğiz
Bu Halk Darbe İstemiyor
Bayram Huzur İçinde Geçti
eğitim Yaz Boz Tahtası Değildir
"Kıbrıslılık" Üzerine
Facede Tavla Sahtekarları
kktc’de Din Dersi Hocası Olmak
Seddül Bahir 32 Saat Dizisi Müthişti

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Minik Bir Şaire Rastladım [Şiir]
50. Yaş Şiiri [Şiir]
Yağmur [Şiir]
Yollarım Sana [Şiir]
Nar Gözlüm [Şiir]
Kazan Mesnevisi [Şiir]
Sen Bilirsin [Şiir]
Bırakıp Gitme [Şiir]
Yaşayan Ölü [Şiir]
Analar [Şiir]


Hakan Yozcu kimdir?

1964 doğumluyum. Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyorum. 1988 Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. 20 yıl çeşitli okullarda edebiyat öğretmenliği yaptım. Uzun yıllar Yenivolkan ve Güneş Gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Şu an Habearkıbrıslı ve Güncelmersin Gazetelerinde yazıyorum. Birçok internet gazete ve sitelerinde yazılarım yayınlanıyor. Şiir, öykü ve tiyatro oyunları yazıyorum. Bu alanlarda çeşitli ödüllerim var. Kendime ait basılmış "Güzel Bir Dünya" ve "Mesela Başka" isimli iki adet öykü kitabım var. 7 tane tiyatro oyunum var. 6 yıl Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevinde bulundum. Halen Başbakan Yardımcılığı Ekonomi, Turizm, Kültür Ve Spor Bakanlığı'na bağlı Müşavirim.

Etkilendiği Yazarlar:
...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Hakan Yozcu, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.