..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Hemen yüzüne gül suyu seperek Leyla'yı ayılttılar." -Fuzuli, Leyla ile Mecnun
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Çağdaş Sanat > Hakan Yozcu




27 Mart 2019
27 Mart Kktc İçin Acı ve Buruk Bir Gün  
Hakan Yozcu
Yıllar önce bir yangın ile kül olan Devlet Tiyatroları’nın salonu 20 yılı aşkın bir süre olduğu halde hala yapılamadı. Hala Devlet tiyatroları sağlıklı olarak seyircisi ile kavuşturulamamıştır. Devlet Tiyatroları, 20 yıldan fazla sürede göçmen kuşları gibi oradan oraya sürüklenmiştir. Oyuncular, nerede bir salon bulmuşlarsa orada oyun sergilemişlerdir.


:FE:

     
     Bu gün “27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü”.     
Dünya Tiyatrolar Günü, Dünya’da ilk kez 1961 yılında, Uluslararası Tiyatrolar Birliği tarafından kutlanmaya başlandı.
     Dünya Tiyatrolar Gününde bir bildiri okunur. Bu bildiri basında da yayınlanarak herkese duyurulur. Genelde tiyatronun durumu, faydaları, yaşanan sorunlar, toplumun içinde bulunduğu zor şartlar konu edinir; ve insanların barış ve huzur içinde yaşamaları dileklerinde bulunulur.
İlk bildirge 1962’de Fransız Jean Cocteau tarafından yazılmıştır. Türkiye’de ise ilk bildiri, Muhsin Ertuğrul tarafından hazırlanmıştır.
     “Dünya Tiyatroları Günü” düşüncesi, Arvi Kİvimaa tarafından önce Finlandiya sonra Avusturya’da yapılan 9. ITI Konferansında ortaya atıldı. Bu fikir İskandinav ülkelerinden gelen desteğin de etkisiyle uygulanmaya başlandı. Dünya Tiyatrolar Günü kabul edildikten sonra, her yıl Paris’te 1962 tarihli Uluslar Tiyatrosu’nun (Theatre of Nations) da açılış günü olan 27 Mart günü, ITI’nin dünya çapındaki merkezlerinde çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başlandı.
     Tiyatro, hayat olaylarını sahnede canlandırma sanatıdır. İnsanı, insana, insan ile anlatan bir sanattır.
     Bir tiyatro oyunu, insana ,insanı anlatır. Bu nedenle insan, tiyatroda kendini bulur. Eğitici ve öğretici bir sanat dalıdır. Vatan Şairimiz Namık Kemal’in dediği gibi “En faideli bir sanattır”.
     Tiyatronun en büyük özelliklerinden biri de insanı bir araya getirmesidir. Seyircisi ile bütünleşen oyuncular, bütün deneyimlerini ve sanat güçlerini ortaya koyarlar. Böylece insanlar arasında bir iletişim başlar. Sanatın gücüyle barış ve huzur ön plana çıkar.
     Tiyatro artık insanın olmazsa olmazıdır. Bu nedenle de tüm Dünya’da en başta gelen sanat olayı olmuştur. Tiyatroya Dünyanın her yerinde önem verilmiştir.
     Tiyatroda en önemli unsur seyircidir. Tiyatro, her yerde yapılır. Salonda veya sokakta; evde veya sinemada; salonda veya açık havada. Aklınıza gelen her yerde tiyatro yapılır. Ama seyircisiz tiyatro olmaz.
     Seyircisi olmayan bir tiyatronun hiçbir yararı yoktur. Amacı da yoktur. Oyuncular, oyun gücünü seyircisiz ortaya koyamaz. Gerçek bir tiyatro için seyirci şarttır.
     KKTC’de de tiyatro, sevilen ve ilgi gösterilen bir sanattır. Bu iş için devlet de bir şeyler yapmaktadır. Ama yeterli midir? Hayır.
     Yıllar önce bu ülkede Devlet Tiyatroları kurulmuş. Ama nedense hep siyasi oyunların kurbanı olmuş.
     Yıllar önce bir yangın ile kül olan Devlet Tiyatroları’nın salonu 20 yılı aşkın bir süre olduğu halde hala yapılamadı. Hala Devlet tiyatroları sağlıklı olarak seyircisi ile kavuşturulamamıştır. Devlet Tiyatroları, 20 yıldan fazla sürede göçmen kuşları gibi oradan oraya sürüklenmiştir. Oyuncular, nerede bir salon bulmuşlarsa orada oyun sergilemişlerdir.
     Salon olmadığı için provalar da sağlıklı olarak yapılamamıştır. Ya köhne bir odada, ya bir oyuncunun evinde; ya da sokakta çalışmalara devam edilmiştir. Hatta geçmiş yıllarda bu nedenle oyuncuların polislik olduğu dahi bilinmektedir. Sanatçılar da tüm bu olumsuz şartlara göğüs gererek her şeye rağmen oyun çıkartmaya devam etmişlerdir.
     Bir devlet için, devlet adına bir salon yapmak bu kadar zor mudur? Olmaması gerekir.
     Her seçim döneminde bütün siyasi partiler Devlet Tiyatroları Salonu Projesini müjdeliyor ama her nedense 20 yıldır duyurulan bu projeler hayata geçirilmiyor. Koltuğa oturan ilgili her bakan, iddialı bir şekilde geliyor ve “Salonu ancak ben yaparım. Ben yapamazsam kimse yapamaz” diyor. Netice yine tam bir fiyasko. Çünkü o bakanın salonu yapmaya ömrü yetmiyor.
     Kültür bakanları maalesef yılını dahi doldurmadan ya görevden alınıyor; ya da değiştiriliyor. Bu da hem kültürümüz bakımından, hem sanatımız açısından olumsuzluğa yol açıyor. Düşünülen veya hazırlanan projeler hep yarıda kalıyor. Ve bu gibi nedenlerle salon bir türlü yapılamıyor.
     Bundan da öte Tiyatro sanatının Devlet Politikası haline getirilmesi gerekiyor. Bunu politika haline getirmeyen siyasiler, ağızlarıyla kuş tutsalar yine bir şey yapamazlar. Olan sanata, sanatçılara, tiyatroya ve tiyatroculara olur. Tiyatroseverler, tiyatrodan mahrum kalır.
     Devlet Tiyatrolarının sorunu oldukça fazla. Bunun başında imkânsızlık, elemansızlık ve ilgisizlik geliyor. Devlet yetkilileri bu iş için yeterli derecede bütçe ayırmıyor. Tiyatroya yeterli sayıda eleman almıyor. Sorunlarına el atmıyor. Devlet Tiyatroları yıllarca öksüz bir çocuk gibi varlığını sürdürmeye çalışıyor.
     Adı Devlet Tiyatroları. Dikkat ederseniz çoğul olarak kullanılıyor. Bu da şu demektir: Devlet Tiyatrolarının her şehirde bir şubesi, bir kolu olacaktır. Sadece Lefkoşa’da değil, Mağusa’da, Girne’de, Güzelyurt’ta, İskele’de, Lefke’de şubeleri olması lazım. Ve bu şubelerin ortaya çıkardıkları oyunların dönüşümlü olarak tüm adaya sergilediklerini düşünün. Kıbrıs Türkü her yıl, en az 20 oyun izleyerek tiyatroya doyacaktır.
     Öyle değil işte. Bırakın şubelerin olmasını, bir tek Lefkoşa’da bulunan Tiyatroya dahi sahip çıkamıyor devlet. Kendi evladı olmasına rağmen onu öksüz bırakıyor. Yardımsız, ilgisiz ve çaresiz bırakıyor.
     Yazık. Hem de çok yazık.
     KKTC’de de sağlıklı bir sanatın yapılabilmesi için, tiyatroya gereken önemin verilebilmesi için, gerek bütçe ve gerekse ilginin artırılması için, sağlıklı ve tüm birimleriyle eksiksiz çalışan bir devlet tiyatrolarının hayata geçirilmesi için, siyasilerin çaba göstermesi ve bunu devlet politikası haline getirmesi dileklerimle, tüm tiyatrocuların 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nü kutluyorum.
Daha nice mutlu ve güzel günlere diyorum…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın çağdaş sanat kümesinde bulunan diğer yazıları...
Boyacı’ya Büyük İlgi
Nkl Sanat Gecesi Büyük İlgi Gördü
Seddül Bahir 32 Saat Dizisi Müthişti
"Kür Şad" İlk Kez Sivas’ta Sahneleniyor
ve Othello Kendi Vatanında Sahnelendi
Salaklar Sofrası
Nkl’de Edebiyat Sokağı
Türkan Kürşat Gönüllerin Şampiyonu
"Bir Okkaya Bir Önge" Herkese Göre
Ayıp Ettik

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
öğretmene Verilen Değer Her Şeye Değer
Kültür ve Sanatımıza Önem Vereceğiz
Adanalıyık Allah’ın Adamıyık
Bu Halk Darbe İstemiyor
Bayram Huzur İçinde Geçti
Ayhan Menteş Hoca’mızın Ardından
eğitim Yaz Boz Tahtası Değildir
"Kıbrıslılık" Üzerine
Facede Tavla Sahtekarları
kktc’de Din Dersi Hocası Olmak

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Minik Bir Şaire Rastladım [Şiir]
50. Yaş Şiiri [Şiir]
Yağmur [Şiir]
Yollarım Sana [Şiir]
Nar Gözlüm [Şiir]
Kazan Mesnevisi [Şiir]
Sen Bilirsin [Şiir]
Bırakıp Gitme [Şiir]
Yaşayan Ölü [Şiir]
Analar [Şiir]


Hakan Yozcu kimdir?

1964 doğumluyum. Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyorum. 1988 Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. 20 yıl çeşitli okullarda edebiyat öğretmenliği yaptım. Uzun yıllar Yenivolkan ve Güneş Gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Şu an Habearkıbrıslı ve Güncelmersin Gazetelerinde yazıyorum. Birçok internet gazete ve sitelerinde yazılarım yayınlanıyor. Şiir, öykü ve tiyatro oyunları yazıyorum. Bu alanlarda çeşitli ödüllerim var. Kendime ait basılmış "Güzel Bir Dünya" ve "Mesela Başka" isimli iki adet öykü kitabım var. 7 tane tiyatro oyunum var. 6 yıl Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevinde bulundum. Halen Başbakan Yardımcılığı Ekonomi, Turizm, Kültür Ve Spor Bakanlığı'na bağlı Müşavirim.

Etkilendiği Yazarlar:
...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Hakan Yozcu, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.