..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bulanmadan ve donmadan akmak ne hoştur. -Mevlânâ
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Fantastik > Levent Koçak




2 Nisan 2019
Orefon - Pembe Sincap Manastırı (12. Bölüm)  
Levent Koçak
Orefon, kubbe şeklinde yapılmış manastırın ortasına doğru gelir. Neyse ki burada kafasını bir yere çarpma ihtimali kalmamış ve rahatlıkla dik durabilmiştir. Efira şu anda tam olarak ayaklarının altındadır.


:BI:
OREFON- PEMBE SİNCAP MANASTIRI (12.BÖLÜM)

Orefon Pembe sincap manastırına doğru yürür. Kafası çok karışıktır. Bir gün yeniden onunla buluşacağı hissi onu çok heyecanlandırır. Neredeyse, ne için oraya gittiğini bile unutmuş ve şimdi çok uzaklarda kalan yaşanmış onca zamana dalıp gitmiştir. Her şey ama her şey yenice kızarmaya başlamış bir çilek tazeliğindedir hala. Ama birkaç saniye içerisinde de bir kış sabahı gibi sisli, ıslak ve karanlıktır. Tıpkı Efira ile bu hale getirdikleri Oranyon gibi. Birden bire ve acımasızca.

Efira’nın asıl adı gelir aklına. Efira 6 yıl sonra Limak yaylasından sağ salim dönmüştür. Daha bir bebekken ayrılmak zorunda kaldığı Petnanın eteklerinden zirveye, yani kral olan babasının yaşadığı mağaraya doğru emin adımlarla ilerler. O kadar emin ve o kadar oralı gibi yürüyordur ki dağın eteklerinden yukarıya doğru. Sanki hiç oradan gitmemiştir. Vücuduna sarılmış Arbezin derisi hala aynı flamingo renginde ve tazeliğindedir.

Dağın hemen eteklerinde yaşayan Nakrat halkı, şaşkın bakışlarla Efirayı izliyor ama hiçbir şeyde söyleyemiyordu. Çünkü çocuğun dik duruşu, derin ve keskin bakışları hepsini ürkütmüştü. Kalabalığın arasından yaşlı bir kadın Arbez diye bağırır. Kimse anlamaz bu çığlığın nedenini. Ama kadın biliyordur. Çok az kişi için Arbezi görmek mümkün olmuştur Oranyonda. Bu kadında onlardan biridir. Ve Arbezin ne anlama geldiğini ve o kızın kralın kızı Efira olduğunu biliyordur. Dizlerinin üzerine çöker ve tanrılara seslenmek için ellerini yukarı kaldırır. Efira kadını fark etmiştir. Ona doğru bakar ve kadınla göz göze gelirler. Kadının gözleri Efiranın gözlerinde kilitlenip kalır. Efira, bunca yılda ne olup bittiğini birkaç saniye içerisinde yaşlı kadının gözlerinden okumuştur bile. Doğduğu günü, babasını ve asıl ismini görür. Efiranın asıl ismi, Asemi Yaglon’dur. Artık kim olduğunu, nereye doğru yürüdüğünü ve niçin buraya geldiğini tam olarak biliyordur.

Orefon, o ismi içinden bir kere daha tekrarlar. Bütün bunlara neden olan Asemi’miydi? Yoksa Kurbağa büyücünün bu hale getirdiği Efira’mı? Aslında her şey açıkça ortada duruyordu. Ama bu iki kadından hangisini sevmişti Orefon?

Yaklaşık iki yüz metre yüksekliğindeki, kına ağacından işlenerek yapılmış manastırın iki kanatlı kapısını, iki eli ile ardına kadar iterek açar. Neredeyse yüzyıllardır ilk defa açılıyordur kapı. Arkasında kül ve ölmüş böceklerden oluşmuş bir yığın vardır. Kapının paslanmış menteşelerinden tiz ve yerdeki yığından gelen tok ses, birbirine ahenkle karışır. Kalbi hızlıca çarpmaya başlar Orefonun. İçerden gelen nem kokusu dayanılmaz ağırlıktadır. Alev alev yanan ateş kuyuları gözlerinin içine dolar. Derin bir nefes alır ve başını eğerek kapıdan içeriye girer.

O günden bu yana hiç kimse manastıra girmeye cesaret edememiştir. Ve bu nedenle, özel bir asansör sistemi yapılmış. Ve sürekli olarak ateşin yanması, kazanların içerisindeki suyunda kaynaması sağlanabilmiştir.

Orefon, kubbe şeklinde yapılmış manastırın ortasına doğru gelir. Neyse ki burada kafasını bir yere çarpma ihtimali kalmamış ve rahatlıkla dik durabilmiştir. Efira şu anda tam olarak ayaklarının altındadır.

Mermer zeminin, sadece kına ağaçlarının olduğu ve Efiranın tutsak edildiği bölümün zemini topraktan yapılmıştır. Efiranın üzeri tonlarca ağırlıktaki sıvı Neodimyum elementi ile kaplıdır. Manastırın ayakta durabilmesi için yerleşmiş olduğu bulutun üzeri ise bu elementin katı hali ile. Böylece sürekli olarak bir çekim gücü yaratılmış ve Efiranın hareket etmesine engel olunmuştur. Kına ağaçlarının mistik gücü ise Efiranın hareket etmesini tamamen olanaksız hale getirmektedir. Efiranın altına yerleştirilmiş olan toprak ise kusursuz hesaplamanın bir parçasıdır aslında. Kına ağaçlarının kökleri toprak zemini takip edecektir. Ve böylece Efiranın altında bir güvenlik kalkanı daha oluşturulacaktır.

Orefonun kalbi, tıpkı kalplak savaş davulcularının çıkardığı ses gibi güçlü, hızlı ve tok bir şekil de atmaktadır. Orefon yüzlerce savaşta bulunmuştur. Rakipleri ne kadar güçlü olursa olsun, hiçbir zaman bu kadar heyecanlanmamıştır. Galiba bu hissettiği, korkudan çok daha güçlü bir şeydi. Durdu. Bir kere daha baktı. Ve kocaman ellerini Efira’nın yüzyıllardır yalnız olan bedenine doğru uzattı.








Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın fantastik kümesinde bulunan diğer yazıları...
Olfeus ve Efira (3. Bölüm)
Orefon - Kirli Beyaz Kedi (11. Bölüm)
Olfeus - Koku (10. Bölüm)
Olfeus - Mavi Göl (8. Bölüm)
Olfeus - Orefon (9. Bölüm)
Olfeus - Efira İle Kurbağa Büyücü (7. Bölüm)
Olfeus ve Efira/ilk Buluşma (4. Bölüm)
Olfeus - Gölge ve Orefon (6. Bölüm)
Olfeus (1. Bölüm)
Olfeus (2. Bölüm - Efira)

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
"Var ile Yok Arasında Düş. ""

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Mektup [Şiir]
Kırk Yarım Şiir [Şiir]
Son Kalan 2 [Şiir]
Firik Zamanında Hindiler [Şiir]
Yarın Olmadan Git. [Şiir]
Son Kalan 1 [Şiir]
Biz Hiç Çocuk Olmadık [Deneme]
Hiçbirşey mi? Herşey mi? [Deneme]
Serçeler Ayrılık Nedir Bilmez Ki! [Deneme]


Levent Koçak kimdir?

Her seferinde gram değişmeyen, bildiğini okuyan. Kendini öve öve bitiremeyen, ucuz, şımarık ve basit.

Etkilendiği Yazarlar:
Pablo Neruda'nın postacısı


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Levent Koçak, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.