..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Umutlar, tersine çevrilmiş anılardır. -Anonim
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Varoluşçuluk > Betty Blue




5 Mayıs 2019
Mercedes - Benz 380sl II  
Betty Blue
Sorun fiziksel olarak hapsolmam değilmiş. Kendimi yıllarca hapsetmem ve fark etmememmiş. Yola çıktım, arzuladığım o yola çıktım. Ama hiçbir şeyi istememiştim, sadece kusmuğumda boğulup insanları üzmek istemiştim. Sonra obsidyen benim yan komşum oldu ve o siktimin apartman dairesinde bir nebze mutlu olabildim. İşte böyle…


:DB:
Yola çıkalı aylar oldu. O sinir ve hırsla herkesi, her şeyi bir kerede bıraktım. Obsidyen beni bir daha aramadı, ben de onu. “Götüm kozmik!” dememe kırılmış olmalı belki de. Ama artık düşünemiyorum(?). Kiraladığım külüstür araba içinde gece yolculukları yaparken sokak lambaları gözümü alıyor, her geçen saniye üzerimdeki garip sarhoşluk katlanarak artıyor. 2014 yılını düşünüyorum. Hapsolduğum, sabahlara kadar sigaralar içip tur planları yapışımı, yeşil renge duyduğum özlemi…
Sorun fiziksel olarak hapsolmam değilmiş. Kendimi yıllarca hapsetmem ve fark etmememmiş. Yola çıktım, arzuladığım o yola çıktım. Ama hiçbir şeyi istememiştim, sadece kusmuğumda boğulup insanları üzmek istemiştim. Sonra obsidyen benim yan komşum oldu ve o siktimin apartman dairesinde bir nebze mutlu olabildim. İşte böyle… Gitmesinden sonra değişen tek şey yavaşça büyüyerek beni içine alan farkındalık hissi oldu. Nefretim, öfkem, çaresizliğim her zaman aynıydı. Ta ki bu geceye kadar, bir motelin önünde durdum ve sigaramı yaktım. Sabahın dördüydü ve karnım deli gibi açtı. Gidip bir şeyler yemek yerine Obsidyen’i aradım, belki benim sevgili komşum o yumuşak sesiyle her şeyi açıklığa kavuşturabilirdi. Belki saçma bir Amerikan kahvaltısı ederdik. Telefonumu açana kadar aklımdan bir sürü senaryo geçti…
-Aradığınız numara kullanılmamaktadır.-
Bu neydi şimdi? Hayatımın en korkunç dakikalarını yaşıyordum, kurduğum senaryolar üçe, dörde katlanmıştı.
Obsidyen sonunda istediği şeyi yapmıştı belki de, her şeyden uzaklaşmıştı. Üç aydır onu aramamam beni ve vicdanımı harekete geçirdi. Eve dönecektim, onu bulana kadar pes etmeyecektim.
İki gün sonra eve geldim. Kapısını çaldım, komşulara sordum. Obsidyen yok. Mercedes hala yok. Bana çiçekleri için emanet ettiği yedek anahtarını kullanarak evine girdim, neyse ki taşınmamıştı. Ama onu bir saniye daha bulamamak istemiyordum, anlamsız bir şekilde canım yanıyordu.

     Üç ay geçti, Obsidyen ne aradı, ne mektup gönderdi ne de evine geldi. Heyecanla çıktığım, kendime açıldığım rüya gibi yolculuğum belirsiz paranoyalarımla sona erdi. Günler geçtikçe aramadığım için kendimi suçlamaya, eski alışkanlıklarıma dönmeye başladım. Yemek yemiyor, kendimi uyuşturuyordum. Evime haftalardır güneş ışığı girmediği gibi tüm çiçeklerim de solmuştu. Bir insan bana bu kadar suçlu hissettirebilirdi! Ona bu denli bel bağladığımı bilseydim yola çıktığımda direkt yanına giderdim. Kendimle yaşadığım tartışmaların gittikçe arttığını fark edince hoş bir sessizliğe gömüldüm.
Dördüncü ay. Her gün kapıyı, mektupları, telefonu kontrol ediyorum. Hala vazgeçmedim. Yola çıkmayı beceremediğimi düşünerek okuluma devam ettim. Bilincim daha da yerindeydi, kitaplarıma, küçük-şahsına münhasır sosyal hayatıma geri dönmüştüm. Akşamları dışarı çıkabiliyor, insanları evime davet ediyordum. Normal (!) biri olmuştum sonunda! Obsidyen’in yeri rüyalarıma ve yazdıklarıma indirgenmişti. Suçluluk ve özlem azalıyor, yerini bir takım sorulara bırakıyordu.
Hislerimin bana tekrar vuracağından ve onu tekrar aramaya çıkacağımdan bir haber, okuluma devam ettim.
…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın varoluşçuluk kümesinde bulunan diğer yazıları...
Dayglow Reflection
Mercedes - Benz 380sl

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hamamelis
Body Bizarre

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Mavi Köleler [Şiir]
Norman Fucking Rockwell [Şiir]
Saadet And Destroy [Şiir]
Meczup [Şiir]
Arınma [Şiir]
Dimağ Hastalığı [Şiir]
Zehirli [Şiir]
Düşerken... [Şiir]
Kayıp [Deneme]
Öz [Deneme]


Betty Blue kimdir?

Can sıkıntısına yazar, karın tokluğuna bile çizemez. Beceriksizlerin en beceriklisi.

Etkilendiği Yazarlar:
Franz Kafka, Jack Kerouad, Albert Camus, Chuck Palahniuk, Dostoyevski, Lana Del Rey..


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Betty Blue, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.