..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"İnsanların bazen neye güldüklerini anlamak güçtür." -Dostoyevski
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Toplum ve Birey > Osman AKTAŞ




7 Mayıs 2019
"Bu Memleket Bizim"  
Osman AKTAŞ
“Bu memleket bizim”... Düşünen insanların yorulduğu, sorgulayan insanların azarlanıp cezalandırıldığı, haksızlığa karşı çıkanların hainlikle itham edildiği bir ülke haline dönüştük.


:AI:
- Deniz, Yusuf ve Hüseyinlerin nezdinde bütün vatansever şehitlerimize-
“Bu memleket bizim”... Düşünen insanların yorulduğu, sorgulayan insanların azarlanıp cezalandırıldığı, haksızlığa karşı çıkanların hainlikle itham edildiği bir ülke haline dönüştük. Ne yazık ki, küçük çıkarlar peşinde koşan kırsal kesim insanı da bu kokuşmuşluğa ister bilerek, ister bilmeyerek destek verip, hak ve adaletin olmadığı Neron, Hitler, Stalin, Mussolini gibilerin yetişmesine zemin hazırlamakta.

“Bu memleket bizim”... Bütün bir sefaletin içinden büyük bir özveriyle kurulup kalkındırılan bu memleket, 1939 yılından bu yana kurtulduğu bir sömürü düzeninden, başka bir sömürü düzenine geçmiş, 18 yıllık emek neredeyse boşa gitmiş bir durumda. Marshall yardımları adı altında korkunç bir sömürüye kendimizi teslim ettiğimiz günden beri de, belimizi doğrultmamıza fırsat verilmeden sırtımıza o muhteşem altın suyuna batırılmış semerler vuruldu. Bu durumdan rahatsız olan her Türk vatandaşı ise ülkede vatan haini ilan edildi. Öyle ki, askeri uçak ve helikopterlerden atılan bildirilerde "Amerika düşmanlığı yapan herkes vatan hainidir" ibaresi yazmaktaydı. Bu yüzden bir yığın Türk genci terörist ilan edilip, ya sokaklarda, ya dağlarda, ya köylerde vuruldu ya da yakalanıp idam edildi. Onların suçu Amerika karşıtı olmalarıydı. İstedikleri ise, kendi sloganlarıyla "Tam bağımsız Türkiye"...

“Bu memleket bizim”... "sol, sağ" diye, insanlarımızı birbirine düşüren alçakça zihniyet, bundan hiç yorulmadı. Önce birbirine kırdırdığı insanlarımızı, bu çıkmazdan sanki bir kurtarıcıymış gibi ortaya çıkarak düşünen, sorgulayan, okuyan, vatanseverlerin tamamını hapishanelere doldurdu. Kimler hangi acıları nasıl yaşadılar, çok sonraları öğrenebildik. Kimi işkencede, kimi soğuk taşlarda yatmaktan yakalandığı çeşitli hastalıklardan, kimi de idam edilerek, hatta çocukların bile yaşlarını büyütüp, asabilecek kadar vahşileşerek, sistem ve bu sistemi işletenleri kurtardılar.

“Bu memleket bizim”... İyi niyet elbette önemli memlekete sahip çıkmak için. O dönemde insanların önemli bir bölümü dine sarıldı. Hep derler ya, "Korku insanı Tanrı’ya yaklaştırır" diye... Bir anda dindar bir kesim, ortaya çıktı. Bu insanların halis niyetlerinden kuşku duymadık. Geçmiş yılların Türk komünistleriyle aynı gaye için bir fikir mücadelesi başlatılmıştı. Zaten dert de memleket değil mi?

“Bu memleket bizim”... Bu çocuklar da bizim... Sınırsız bir özveriyle geliştiğini düşündüğümüz bu sosyal hareket, yıllar sonra beklemediğimiz bir değişime neden oldu. İslami kisveyle gelen iktidarla birlikte karşımızda yeni bir kesim oluşmuştu. Müslüman kapitalistler… Emevilik geri dönmüştü sanki. Her şeyin, düşüncenin bile sınırsız israf edildiği bir yönetim… Bakın Muaviye kendisine bir saray yaptırıyor ve bir gün (yanlış hatırlamıyorsam) Ebu Zer’e yaptırdığı sarayı göstererek, "Nasıl beğendin mi?" diye soruyor. Ebu Zer de, "Kendi paranla yaptırdıysan israf, devlet parasıyla yaptırdıysan haram" diye cevap veriyor. Her durumda haram yemekten imtina etmeyen bir Müslüman zümre ile tanıştık. Korkunç, ama gerçek… Kendi deyimleriyle "Allah bunları ıslah etsin" ve akıllarını bu varlıklara kiralayıp, “Biat” dedikleri insanların iradelerini devre dışı bıraktıran kültürle hareket edenleri de Allah affetsin.

“Bu memleket bizim”... Şimdi gidecek yerimiz yok, oysa bu alçaklar istedikleri zaman, istedikleri ülkeye gidebilecek durumdalar. Tabiri caizse, gemi batmaya başlayınca kaçacak olanlar bunlar. Biz de kalan enkazdan yeni bir ülke yaratmak zorundayız hep yaptığımız gibi.

“Bu memleket bizim”... Ben artık "Yaşasın tam bağımsız Türkiye" sloganıyla bu cennet ülkeyi cehenneme çevirmekte inat edenlere karsı mücadele edip simgeleşen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın nezdinde bütün şehit vatanseverleri rahmet, saygı ve minnetle anıyorum. Eminim ki, Cenab-ı Hak zaten onların mekânlarını cennet kılmıştır.

“Bu memleket bizim”, dedik madem, büyük şair Nazım’ı da rahmet ve şükranla anarak, onun şiiriyle bitirelim.

"DAVET

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim..."

6 Mayıs 19
Gölcük



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplum ve birey kümesinde bulunan diğer yazıları...
Türk Kadınlar Günü
Dünya Kadınlar Günü
Burak Doğan'dan Teselli İkramiyesi
Ezan-ı Muhammedi ve Islık
Yeni Zelanda ve Cami Saldırısı
Eğitim Çöplüğünde Sosyal Değer Arama
Tavan Yapan Egolara Malzeme
Düzenbaza Hile Bekçisi
Çocuklar İçin Büyük Bayram
Tatlı Eğitime Tatlı Tatil

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Milli Eğitimin Yeni Müfredatına Dair
Meb Ü Kesk Arasındaki Sıra Dışı İlişkiler
Yaşadığımız Masal
Emeli/kan ve Ocağına İncir (Lik) Dikilenler
Kırkı Kırpan Anlayış
Türkiye’nin Çehresini Değiştirmesi Beklenen Lider: Recep Tayyip Erdoğan…
Edebiyat Hayat Memat Üzerine I
Tek İlkeli Ülke Ya da Türkiye
Siyasi Yorumda Basireti Bağlanan Köşe Yazar (Lar) I (Ve) Mustafa Albayrak
Edebiyat Hayat Memat Üzerine II

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Beytü'l Girdap [Şiir]
Hüzün [Şiir]
Ehl-i Beyt Aşkından [Şiir]
Pastorize Yıllar [Şiir]
Ha (Ya) Lime Tüten Gece [Şiir]
Bakış Açısı [Şiir]
Bir Veda Partisinde Veda Hutbesi [Şiir]
K. D. V [Şiir]
Bir Kızı Sevmekle Ülserim Azar [Şiir]
Yalnızlık [Şiir]


Osman AKTAŞ kimdir?

1965 Erzurum doğumluyum. Gazi üniversitesi T. D. E mezunuyum. Sırasıyla Van, Bartın, Antalya,Bursa, ankara Bodrum'da öğretmen olarak görev yaptım. halen Kocaeli'nde görev yapıyorum. 30 yıldır şiirle uğraşıyorum. Şiir,öykü ve eleştiri yazıları yazıyorum. Kitaplarım: ayArsız, Uludağ yayınları, 2007 (şiirler) bermudayı tek geçmek Cinius Yayınları 2016 (şiirler) asimilat(ör) Cinius Yayınları 2017 (politik denemeler), (D)oku(n)muştuk Cinius Yayınları 2017 (Kitap tanıtım ve eleştirileri)

Etkilendiği Yazarlar:
Can Yücel,Cemal Süreya,Attila İlhan,İsmet Özel,Ataol Behramoğlu,Ahmet Telli,Murathan Mungan,Edip Cansever,Oktay Rifat,Paplo Neruda,Bertol Briechk,Mayakosky,Yuhannis Ritsos,Nazım Hikmet Ran,La Martin,Arthur Rimbaut,Tagore,Octovia Paz


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Osman AKTAŞ, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.