..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsan özgür doğar, ama her yanı zincire vurulmuştur. -Rouesseau
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Toplumbilim > Cemal Zöngür




16 Mayıs 2019
Gerçekten Biz İnsan Mıyız? - 5 -  
İnsanı İnsan Yapan Tek Güç Bilimsel Analitik Düşüncedir, Gerisi Hep Yalan ve Hikaye.

Cemal Zöngür


Doğadaki canlı varlıklar içerisinde karmaşık, her an ne yapacağı belli olmayan bir karaktere sahiptir insan. İnsana bu özelliği verense düşünce yeteneğidir. Düşünce insanı hem mükemmel yapar, hem de en vahşi hayvandan daha yıkıcılığa sürükler.


:FI:

          İslam Din Şeriatı (Hukuk) Bir Aldatmaca mı?

1500 yıldır insanların bilincine hep İslam, dünyanın en barışçıl, en insancıl ve Allah'ın adaletini savunup uygulayan iddiasıyla bugünlere geldi. Bizde İslam'ın gerçekten insanlık yolunda hizmet edip etmediğini bir kez daha anlamak için, alt başlık şeklinde incelenmesine ihtiyaç olduğunu düşündük.

İslam Din Şeriat düzenlerini sorgulatan esas neden, bugüne kadar yaptıkları yolsuzluk ve haksızlıklardan ziyade, şeriat yasalarının Allah'ın kutsal emirleri olduğu iddiasıdır. İfade edildiği gibi madem Kuran Allah'ın emirleri ise, neden gerçek adalet düzeni bugüne kadar sağlanmış değil? İslam toplumlarında her türlü iğrençlikler diz boyu olduğuna göre, ya Allah'ta ve emirlerinde büyük bir sorun var veya bu emirleri bilinçli olarak sürekli kötülük için uygulayan toplum ve yönetimlerde.

Bir kere tek tanrıcılığı var eden mantığın, bilimdışı psikolojik korku ile birlikte, içgüdüsel erkek cinsiyetçi egoizme dayandığını herkesin kabul etmesi gerekir. Aynı zamanda okuması yazması olmayan, çobanlık yaparak yaşayan eğitimsiz ve kültürsüz peygamberlerin düşünceleridir bu. 3000 yıl önce bu düşüncelerin kısmi bir etkisi görülebilir. Fakat din şeriatını yücelten toplumlarda kötülüklerin artarak devam etmesi, bir işe yaramadığını gösteriyor.

Gerek bilimsel açıdan gerekse insan tecrübesi, icat edilen somut soyut tüm düşüncelerin belirli bir süre geçerliliği olduğunu bilir. Bu süre dolduktan sonra her düşünce fayda sağlamadığı gibi giderek zarar vermektedir. Din Şeriatları içinde da böyle bir diyalektik geçerli. Buna rağmen aradan bin beş yüz yıl geçtiği halde İslam adaletini savunmak, aldatmaca değilse akıl ve mantıksızlığın en derin halidir.

Bir düşünce veya yaşam anlayışı kendisine yüksek derecede kutsallık, büyüklük, bulunmazlık, tekçilik ve ebediyetçi ukalalık atfediyorsa, orada çok derin yalan ve hileler var demektir. Gerçeklere dayanan düşünceler asla ukalalığa düşmediği gibi, bütün eleştirilere açıktırlar. İslam dini kendisiyle ilgili bugüne kadar en ufak eleştiriye tahammül göstermiş değil. İslam ne zaman eleştiriye açık olursa, insanlığa çabası o zaman anlaşılabilir. İslam şimdiye kadar hep üç beş Zengin Tüccar, Dini Şeyh, Aşiret Ağaları ve yaltakçılık yapanlar için hizmet etmiştir.

İslam Ümmetçiliği herkesi kucaklayan, mütevazi, alçak gönüllü gibi söylemler, Arap tüccar cambazlığından ibarettir. Çünkü tüm dini yetkili ve etkili kişilerin zenginlikleri, lüks yaşamları, kendinden olmayanı aşağılaması kendilerini açıktan yalanlıyor. Gel ki ikiyüzlü sahtekarlıklar dünyada her toplumda mevcut.

Fakat İslam'ın dışında diğer din ve düşünceler eleştirilere açık olduklarından, bazı noktalarda insani çabaları söz konusu. İslam'da bunu hâlâ görmek mümkün değil. Bilindiği gibi her toplum, din, siyaset, devlet ve birey namuslu, ahlaklı, dürüst olduğunu iddia ederek yaşar. Bunun doğru veya yanlışlığını o toplumun kendisi değil, dışarıdan gözlemcilerin ifadeleri kanıtlar.

Bir toplum, devlet kendi içerisinde ve çevresiyle barışık, kadın haklarını tanıyan, din, dil, kültür, ırk ve düşünce ırkçılığı gözetmeden, herkese insan gözüyle bakıp pratikte uyguluyorsa, insancıl adaletli sayılır. Bunun dışında hareket edenler, yalancının önde gidenidir. Özellikle İslam'da kendini beğenmişlik yüksek derecede hastalıklı bir hal almıştır. İslam'daki haksızlık ve çirkinliklere rağmen, bu dinin arkasından milyarlarca insan neden gidiyor? Sorusu büyük bir öneme sahip. Sorunun cevabına geçmeden önce, insanların çeşitli kural ve yasaları neden, ne zaman icat ettiğini tarihsel özetiyle anlayabiliriz.

İlk yazısız kurallar M.Ö.65 bin yıllarında Totem ve Animist inançlarla başlamış oldu. Daha sonra Ana Tanrıça düzeni ve arkasından Kral Tanrılar dönemine geçilmiştir. Sümer Uygarlığı'yla yazının icadı, siyasal ve ticaretin çeşitlenip çoğalması, yeni yasalara ihtiyacı doğurmuştu. Yaklaşık M.Ö.1500 veya 1000 yıllarında Tek Tanrıcı Yahudilik, Tevrat adını verdiği kitapla, ilk yazılı kutsal kanunları icat etti böylece. Arkasından Hristiyanlık ve İslam aynı düşüncenin kutsal yaslarıyla toplulukları yönetmeyi sürdürdüler. M.Ö.400 veya 300'lerde ise Helen Uygarlığı'nda, Tanrıça Themis sayesinde ilk medeni hukuk yasalarının oluşumuna başlandığını da hatırlamak gerekir. Kutsal Şeriat Yasaları, gerçekten insanileşmek için mi, yoksa güçlü, uyanık menfaatçileri korumak amaçlı mıydı? Doğru cevabını insan psikolojisiyle birlikte, İslam ülkelerinde yaşananlara bakarak verebiliriz.

Doğadaki canlı varlıklar içerisinde karmaşık, her an ne yapacağı belli olmayan bir karaktere sahiptir insan. İnsana bu özelliği verense düşünce yeteneğidir. Düşünce insanı hem mükemmel yapar, hem de en vahşi hayvandan daha yıkıcılığa sürükler. İşte bu yıkıcılığın önüne geçip insanca yaşanması için, çeşitli hukuk sistemlerine ihtiyaç duyulmuştur.

Dünyada hiçbir din, düşünce mutlak eşitliğe dayanan dört dörtlük bir düzeni gerçekleştirmesi mümkün değil. Bundan hareketle, dini şeriat kanunlarının yetersizliklerini bir noktaya kadar anlayabiliriz. Fakat İslam'ın kutsal Allah emirleri olmasıyla, her sorunu en iyi şekilde çözen güç iddiasının büyük bir yalan olduğu açığa çıkıyor. Çünkü İslam ülkelerinde hiçbir sorun insanlığa yakışır şekilde çözüldüğü görülmemiştir bugüne kadar.

Müslümanlar açısından Kuran Şeriatı; Allah'ın emirleri İslam kanun ve düzeni demektir. Bu kanun ve düzenin yazılı olduğu kitap Kuran Kerimdir. Kuranı Kerimin Allah sözleri olması, sonu gelmeyen tartışmalara neden oluyor. Çünkü İslam gibi, Yahudilik ve Hristiyanlık'ta aynı düşünceye sahip olduğu halde, 1700'lerden itibaren toplumun sosyal, siyasal ve ekonomik hayatından feragat etti. İslam ise eski anlayışından milim geri adım atmayıp fıkıh, icmal, içtihat, hadis, mezhep ve tarikat gibi yöntemlerle, hayal ürünü hikayeleri gerçek ve doğruymuş gibi tüm insanları buna inandırmaya zorluyor. İslam'daki bu kutsal emirlerin ana mantığının özeti şu şekildedir.

İlk önce her üç tek tanrılı din büyük bir eğitimsizlik ve kültürsüzlük üzerine var oldular. Yahudilik ve Hristiyanlık kültürsüzlüğü kabul edip, pozitif bilimsel teknik kültürü icat etmekten korkmadı. İslam eğitimsiz ve kültürsüzlüğünü kabullenmeyi aşağılık kompleksi yapıp, din ve etnik ırkçı kişiliksizliği daha da yüceltti. Çoban kültürünün her derde deva olduğunda ısrar etmesi, İslam'ı daha da kültürsüzleştirdi. İslam'ı buna mecbur eden en büyük sebep, pozitif teknik kültürün İslam'ı dağıtıp yok edeceği korkusuydu. Diğer bir etkense, erkek egoist bencillikle, cinsiyetçi, kadın ve emekçilerin sırtından nasıl yaşarım mantığıdır.


Bu düşüncenin sahipleri peygamber, aşiret ağaları, tüccarlar ve dini temsilciler, kendilerine kutsallık atfederek başladılar işe. Ve insanların cinsellik, ırk, din, korku ve açlık gibi zayıf noktalarını bilinçli olarak büyüterek, üstünlüklerini kanıtladılar. Böylece sosyal, ekonomik vb. sorunları Allah'ın bir emri, takdiri, kaderi şeklinde kutsallaştırıp, insanların düşünme yetilerini tamamen öldürdüler. Ne hikmetse peygamber ve dini temsilciler yoksul çoban kültüründen geldikleri halde, dini siyasete girmeleriyle varlık sahibi olmalarını Allah vergisi, lütfü göstermekten utanmadılar. Halka ise korkuyla birlikte sürekli sabır, şükür ve hayali cennet yaşamını, Allah'ın en büyük armağanı olarak öğütlediler. Böylece insanların İslam'ın arkasından sürüklenmesi daha da kolaylaştı. İslam'da diğer bir kişiliksizleştirme ise “Haremlik Selamlık” uygulaması.

Örneğin üç dört yaşındaki kız ve erkek çocukların birada bulunmaları haramdır, oyun ve eğitim ortamından izole edilmeleri, cinsel sapkınlık değilse nedir? Bu yaştaki çocuklara cinsel ahlaksızlığı ifade etmek düpedüz kötü niyetliliktir. Oyun çocuğunun cinsel terbiyesizlik yapacağını düşünen bir toplum, din, devlet, birey, aile, anne ve baba yerin dibine girmelidir. Böyle bir dünya görüşüne sahip tanrı, din, toplum ve bireyden zerre kadar insanlığa fayda gelmeyeceği gibi, bacak arası düşünce temel felsefedir.

Sözde bu anormalliklere daha fazla dayanamayan bazı kişiler, papağan misali aynı şeyleri tekrar edercesine güzel İslam, güzel ahlak bu değil, lütfen İslam'ı doğru öğrenip anlayalım gibi ifadelerle akıllı düşündüğünü sanarlar. Halbuki yaşanılan her anormallik, Kuranda yazılanların gerçek hayatta uygulanmasının bir sonucu. Hangi güzel İslam ve Ahlaktan bahsedilebilir ki?

Bir toplumda kadın ve erkekler çocukluktan, eğitim, iş hayatına kadar birbirini ruhi ve fiziki olarak tanımadığı sürece, özgüvenli sosyal kişiliği asla gelişemez. Haremlik Selamlık izole kültürle bireyler, psikolojik ve sosyolojik hiçbir sonunu yalnız başına çözemezler. Sürekli soyut üstün mübarek kişiye ihtiyaç duyulur. Böylece din yöneticilerine hem iş çıkmış oluyor, hem de insanların bu din ve kişilerin araksında gitmeleri normalleştiriliyor. İşte İslam Şeriatı bu yüzden büyük bir aldatmacadır diyoruz.

Cemal Zöngür



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplumbilim kümesinde bulunan diğer yazıları...
Avrupa'daki Türklerin Yaşamı ve Dünyaya Bakışları
Hacı Bektaşı Veli Kimdir?
Lider Kimdir; Bir Lidere Sonsuza Kadar Nasıl Güvenilir?
Kadın Cinayetleri ve Trafik Kazaları Neden Önlenemiyor?
Halep'in Düşmesi ve Türkiye'nin Geleceği
Devlet Yönetimleri Varken, Siyasi Partilere Neden İhtiyaç Duyulur? (5)
Devlet Yönetimleri Varken, Siyasi Partilere Neden İhtiyaç Duyulur? (3)
Devlet Yönetimleri Varken, Siyasi Partilere Neden İhtiyaç Duyulur? (4)
Devlet Yönetimleri Varken, Siyasi Partilere Neden İhtiyaç Duyulur? (2)
Devlet Yönetimleri Varken, Siyasi Partilere Neden İhtiyaç Duyulur? (1)

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Türkler Şamanist mi Kalsaydı?
Şii Fars ve Araplara Neden Alevi Denilmektedir?
Türkiye Siyasetini Tıkayan Etkenker (Araştırma Yazısı)
15 Temmuz 2016 Darbesinin Esas Planlayıcısı Kimdir?
Müslüman Türklerin Kurtuluş Savaşı Hikayesi ve Temelsizliği
Türkiye Sosyalistleri ve Burjuvazi Artık Konuşmasın (1)
Gelin Siyasal İslam'ı Birlikte Tartışalım
Türkiye'nin Temelsiz Siyaseti ve Carablus Çıkmazı
Dil Bilim ve Türkçe Üzerine
Emperyalizm Karşıtlığının Tutarsızlığı ve Yalancılığı

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Tbmm'de Yedi Maddelik Anayasa Değişikliği Neyi Çözer? [Deneme]
Lider mi Toplumu Şekillendirir; Toplum Mu Lideri? [Deneme]
Hz. Ali ve Ehlibeyt Alevi Midir? [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (3) [Deneme]
İşte Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Karnesi..! [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (1) [Deneme]
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (2) [Deneme]
İslamiyet Yeniliğe Açık Bir Din Midir? [Deneme]
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim : [Deneme]
Bir Toplum Hak Ettiği Şekilde Yönetilir [Eleştiri]


Cemal Zöngür kimdir?

Ben Cemal Zöngür, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Sosyoloji, Tarih ve Siyaset üzerine araştırmalar yapmaktayım. Yayınlanmış bir kitabımın dışında çeşitli gazetelerde yüzden fazla makalelerimde yayınlanmıştır. Ve iki kitap dosyam yayına hazır durumdadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Tam bağımsız Tarih ve Siyaset üzerine yazan her Yazar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Cemal Zöngür, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.