..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Zamanı gelen bir düşüncenin gücüne hiçbir ordu karşı koyamaz. -Victor Hugo
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Anı > Hakan Yozcu




1 Haziran 2019
Sıra Beklerken  
Hakan Yozcu
- Hayır, bağırmıyorum, siz sakin değilsiniz, dedi. Anlaşıldı ki bayan, başka birine kızmış, ceremesini de ben çekiyorum. - Sanırım, siz, başka birine kızmışsınız. Öcünü de benden alıyorsunuz. - Ben, kimseye kızmış değilim. - O zaman, niye sesinizi yükseltiyorsunuz? - Beyefendi, uzatmayın. Bekleyin. Biraz sonra sizinle ilgilenirim. - Tamam da bakın hala 193 numarası duruyor. O halde, nasıl sıramı kaçırmış olabilirim?


:FC:
Hakan Yozcu
Hakikat Gazetesi-Lefkoşa
1.06.2019

     İş gününün son günü idi. Öğleden sonra 14.30’da TV programım için konuğumu da alıp Lefkoşa’ya gideceğim.

Yaz aylarının ilk günleri olmasına rağmen bunaltıcı bir hava var. Güneş, adeta tepenizde ve yakıyor sizi. Bu nedenle hava o kadar sıcak ki, dışarıda güneş altında duramıyor insan.
Geçen ay bana hediye edilen 8 köşeli şapkayı da kafama giydim. En azından güneşten beni korurdu. Öyle ki kısa bir süre içinde bu şapkaya da alıştım. Neredeyse artık hiç başımdan çıkarmıyorum. Hem serin tutuyor, hem de dökülen saçlarımı bir nebze de olsa gizliyor…

Saat 14.00 gibi kızımın kamp parasını yatırmak ve kredi kartımın borçlarını ödemek için bankaya gittim.
Kapı, tam da saatinde açıldı. Tabii kapıda bekleyenler de vardı. İçeri girdik. Sıra numaramızı almak için, kuyruk oluşturduk. Önümde 7 kişi vardı. Aldığım numara 193 idi.
Koltuklardan birine oturup beklemeye başladım. Çok geçmeden 193 numaraya sıra geldi. 3 numarada bulunan memura gidecektim. Yerimden kalktım ve oraya doğru ilerledim.

Camekandan başımı uzattım. Memur, bir bayandı:
- Siz, biraz bekleyeceksiniz, dedi.
- Neden, dedim.
- Sıranızı kaçırdınız, bu beye sıra geldi, dedi.
- Ama hala 193’ü gösteriyor, dedim.
Memur bayan, sesini biraz yükselterek:
- Lütfen, biraz sakin olun beyefendi, dedi.
Şaşırmıştım. Çünkü o kadar sakindim ki bayanın neden böyle söylediğini anlayamadım:
- Ben, gayet sakinim, dedim. Sakin olmayan sizsiniz, dedim.
- Ben de sakinim, beyefendi.
- Ama bağırıyorsunuz, Sesinizi yükseltiyorsunuz, dedim.
- Hayır, bağırmıyorum, siz sakin değilsiniz, dedi.
Anlaşıldı ki bayan, başka birine kızmış, acısını benden çıkartacak. Yani işin ceremesini ben çekiyorum.
- Sanırım, siz, başka birine kızmışsınız. Acısını da benden çıkarıyorsunuz.
- Ben, kimseye kızmış değilim.
- O zaman, niye sesinizi yükseltiyorsunuz?
- Beyefendi, uzatmayın. Bekleyin. Biraz sonra sizinle ilgilenirim.
- Tamam da bakın, hala ekranda 193 numarası duruyor. O halde, nasıl sıramı kaçırmış olabilirim?
Bayan, daha da sertleşerek:
-Beyefendi, orası bana ait değil. Başka bir memura ait. Ben 4 numarayım, dedi.
- O zaman, ben yanlış gelmişim. Fark etmedim. Özür dilerim, dedim.
Bayan seslenmedi.
Ben, yan tarafa geçtim.
Burada da gözlüklü, az şişmanca bir bey görev yapıyordu. Önünde Londra’dan geldiği anlaşılan yaşlı bir bayanın işlemini yapıyordu. Bayan, elindeki sterlinleri hesabına yatırıyordu.
Görevli memur, bana dönerek:
-Özür dilerim beyefendi, sizi biraz bekleteceğim, dedi.
-Rica ederim. Ben, beklerim, dedim. Dedim demesine ama vaktim da çok yok. 1 saat içinde Lefkoşa yolunda olmam lazım.
Beklemeye başladım. Ama hemen yanda bulunan bayanın bana öyle davranmasını hala hazmedemedim. Dönüp kendisine:
- Özür dilerim bayan. Neden bana "Sakin olun" deme ihtiyacını hissettiğinizi hala anlayamadım. Size sert davrandığım görüşüne mi vardınız?
Bayan, daha da agresifleşerek:
- Bakın beyefendi, çok yoruldum. Sizle uğraşamam, dedi.
- Özür dilerim. Ramazandayız. Belki de oruçlusunuz. Bunu düşünemedim, dedim. Bu defa seslenmedi…
Ben, tekrar önüme döndüm. İngiltere’den geldiğini zannettiğim bayan hala işlemine devam ediyordu.
Görevli memur elindeki paralardan birkaç banknotu uzatıp:
-Özür dilerim bayan, bu paralar, yapıştırılmış. Cihaz kabul etmedi. Değiştirmeniz mümkün mü? dedi.
- Sorry. Diğer bankadan change yapmıştım. Onlar böyle verdiler, diyerek banknotları değiştirdi.
Görevli memur paraları alıp:
-Bunları yatırıp geliyorum. Lütfen biraz bekleyin, dedi.
Benim vaktim kalmamıştı beklemeye. Kendi kendime:
-Sabırlı ol, sabırlı ol… Sabrın sonu selamettir, diyordum…
Neden hep böyle olumsuzluklar beni buluyordu ki…
Sıra alırım, tam bana gelir, ya elektrikler kesilir, ya da görevli kişi kalkıp bir yere gider. Olmadı, önümdeki kişinin işi uzadıkça uzar… Olmadı huysuz, kavgacı memurlar bana denk gelir. Uğraş artık uğraşabilirsen…
Neyse çok sürmedi görevli memur yerine döndü. Bana dönüp:
-Özür dilerim beyefendi, sizi de çok beklettim. Ama bitiyor, dedi…
-Rica ederim. Sorun değil, dedim.
Tam bu arada, az önce bana “Sakin olun” diye kızan bayan:
-İsterseniz buyurun, ben yardımcı olayım, dedi…
Bir an durakladım. Gitse miydim, gitmese miydim anlayamadım:
- Yok, ben beklerim. Başkasının sırasını almayayım, dedim.
- Sırada kimse kalmadı, buyurun, dedi…
- Yok gelmeyeyim, dedim.
- Niçin, dedi…
O kadar çok korkmuştum ki yanına gitmeye, ona iş yaptırmaya cesaret edemedim:
-Özür dilerim. Siz çok sertsiniz. Sizden korktum, dedim.
- Asıl, siz çok sertsiniz, ben de siz den korktum, dedi…
-Özür dilerim, sizinle iş yapmak istemiyorum. Ben, 56 yaşındayım. Bu yaştan sonra dayak yiyemem, dedim.
Bayan sert bir şekilde:
-Siz bilirsiniz, dedi.
Kısık bir sesle:
-Teşekkür ederim, diyebildim.
Hemen yanı başındaki beyefendi kıs kıs gülüyordu. Bana dönüp:
-Buyurun beyefendi, sıra sizin, dedi.
-Teşekkür ederim, dedim. Kızımın, kamp parasını ve kredi kartımın borçlarını yatırmak istiyorum, dedim.
-Hemen yatıralım, dedi. Paraları alıp hesap numaralarına yatırdı. İş çok fazla uzun sürmedi. Bana dönüp:
-Başka bir işleminiz var mı, diye sordu.
-Yok, teşekkür ederim. Allah bazen karşıma iyi insanları da çıkarıyor. Dedim.
-İyi günler beyefendi, dedi.
Kartımı alıp:
-İyi günler, tekrar çok teşekkür ederim.
Arkama dahi bakmadan dışarı doğru yürümeye başladım. Ama ne yalan söyleyeyim, o sert bayanın o andaki suratını da görmek isterdim…
Bir insan görevinde bu kadar agresif olmaz ki…
Siz, orada vatandaşa hizmet etmek için çalışıyorsunuz. Ve bunun için ekmek yiyorsunuz.
Biraz daha saygılı olmak veya işte sabırlı olmak gerekmiyor mu?



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın anı kümesinde bulunan diğer yazıları...
"Kuzucuk Köyü"nde Sabah Kahvesi
Düşen İlk Yağmur
Ulu Çınar
Son Dua
4. Türkoloji Buluşması Kktc Gezisi
Beyaz Melekler
Topuk Dikeniyle Yaşamak
Küçük Bir Kaza Yaşadık
Davetsiz Misafirler
Binboğa Köyü

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sevgisiz Sevgi
Gulit
Emanet
Ritsa Gölü Efsanesi
İran’dan Acı Bir Aşk Hikâyesi
Aksilikler
Bağdat Hurması
Nasılsın?
Ferhat Gibi
Güle Güle Omarım

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Minik Bir Şaire Rastladım [Şiir]
50. Yaş Şiiri [Şiir]
Yağmur [Şiir]
Yollarım Sana [Şiir]
Nar Gözlüm [Şiir]
Kazan Mesnevisi [Şiir]
Sen Bilirsin [Şiir]
Bırakıp Gitme [Şiir]
Yaşayan Ölü [Şiir]
Analar [Şiir]


Hakan Yozcu kimdir?

1964 doğumluyum. Kuzey Kıbrıs'ta yaşıyorum. 1988 Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. 20 yıl çeşitli okullarda edebiyat öğretmenliği yaptım. Uzun yıllar Yenivolkan ve Güneş Gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Şu an Habearkıbrıslı ve Güncelmersin Gazetelerinde yazıyorum. Birçok internet gazete ve sitelerinde yazılarım yayınlanıyor. Şiir, öykü ve tiyatro oyunları yazıyorum. Bu alanlarda çeşitli ödüllerim var. Kendime ait basılmış "Güzel Bir Dünya" ve "Mesela Başka" isimli iki adet öykü kitabım var. 7 tane tiyatro oyunum var. 6 yıl Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevinde bulundum. Halen Başbakan Yardımcılığı Ekonomi, Turizm, Kültür Ve Spor Bakanlığı'na bağlı Müşavirim.

Etkilendiği Yazarlar:
...


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Hakan Yozcu, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.