..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ölümden sonra yeni birşeylerin olduğu konusunda umutluyum. -Platon
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Özgürlük ve Eşitlik > Mahsun YİĞİT




21 Haziran 2019
Her Şey Güzel Olacak mı?  
Mahsun YİĞİT
Neden iyi olsun ki her şey. Her şeyin güzel olabilmesi için; iyi düşünmek, iyi davranmak ve inanmak gerekiyor. Oysa öyle yapmıyoruz. Her şeyin iyi olmaması için, her şeyi yapıyoruz. Güzel şeyleri olabilmesi için, fedakârlık yapılmak gerek


:ABI:
_Her şey güzel olacak mı?

_Fikrimi sorarsanız hiçbir şey güzel olmayacağı kesin derim.

Neden iyi olsun ki her şey. Her şeyin güzel olabilmesi için; iyi düşünmek, iyi davranmak ve inanmak gerekiyor. Oysa öyle yapmıyoruz. Her şeyin iyi olmaması için, her şeyi yapıyoruz. Güzel şeyleri olabilmesi için, fedakârlık yapılmak gerek. İnsancıl davranışlarda bulmak gerekiyor. Evrensel hukuk kurallara kayıtsız şartsız uyması gerekiyor. Kutsal olan insan yaşımı ayakta tutmak gerekiyor.

Bu gün Türkiye’nin gelindiği noktaya baktığımızda güzel şeylerin olmasını umut etmek delilikten başka bir şey değildir. Sözde yöneticilerin yaptıkları kutuplaştırma ve şoven söylemlerin yanında, ayrıştırma hareketleri, bizim gibi düşünmeyenin yaşam hakkı olmadığını tezleri uygularken, güzel şeylerin olacağına inanmak akılsızlıktır, fazla iyimserdir, sorgulayıcı olamamaktır. Deyim yerindeyse başını kuma gömmek ve at gözlüğüyle gidişata bakmaktır.

Yıllardır ülkeyi sözde yönetenler, devletin tüm kurumları olanların çıkarlarına çalışmaktadır. Yayın organları, hukuk mekanizması onların çıkarları doğrultusunda çalışmaktadır. Kendilerine biat etmeyenleri vatan haini olarak suçlayacak kadar ileri gitmeleri de bir başka insanlık ayıbıdır.

31 Mart 2019 de yapılan yerel seçimden önce yapılan tüm seçimlerde, iktidar tarafından sözde seçimi tertip edilen kurumu överken, olumsuz bir kelime dahi söylemesini tahammül etmezken. İktidarın amaçları doğrultusunda hareket eden kurum, demokrasiyi çiğneyerek, tüm seçimlerde sadece iktidarın başvurularını kabul ederek, iktidarı ayakta tutmaya devam ediyordu. Ancak son seçimde tüm planları ve yaptıkları uygulamaları tam anlamıyla yere çakıldı. Öyle bir çakıldı ki, neresinden bakarsanız bakın, rezillik, tutarsızlık, ahlaksızlık, hak gasp etme ve insanlık dışı akıllara ne geliyorsa hepsi yerlere saçıldı.

Seçimi tertipleyen kurumu büyük bir sınav bekledi ve o güne kadar yaptıkları tüm yolsuzlukları örtecek bir davranışta bulunacak ya da insanlık tarihine kara leke olarak geçecek bir davranışta bulunacaktı. Karar vermek kolay değildi. Birçok şehir de iktidar ile muhalefet arasında çok az oy olmasına rağmen iktidar kazanmış gibi, kendisine yapılan itiraz başvuruları kabul etmeyerek hemen iktidarın seçimi kazandığını beğen ederek mazbatalarını verdiler. En çok tarihe geçecek kara lekesinin simgesi olan 4 oyla önde olduğunu açıklayıp iktidar partiye mazbatayı vermektir.

Birçok yerde seçimi çok yüksek oranla kazanmalarına rağmen, sözde seçimi tertip eden ve bağımsız olduğunu iddia eden kurum mazbatayı kazanmamış olmalarına rağmen iktidar partiye vermesi ayrı bir insanlık trajedisidir.

Sözde tarafsız olan kurum tüm bu insanlık ayıpları işlerken, demokrasi tarihine kara leke olarak geçecek uygulamaları yaparken, yine de iktidarın isteklerin karşısında yetersiz kaldı. İstanbul büyük şehir belediyesinin seçimi iptal etti.

Malum partinin genel başkanı 14 bin küsur oy farkı olmasına rağmen, “Bu kadar oy farkıyla, kimse kazandım demesin” diyecek kadar fütursuzca sözler sarf ederken, 4 oyla kazandığını da aynı kişi söylüyordu. Yüzde 70 oy alanı değil de yüzde 25 alanı başka seçildiğini de söyleyen aynı kişiydi. Bu kadar çelişki insanlık tarihinde mutlaka diktatörler literatüründe vardır. Ancak demokrasi dedikleri mekanizma içerinde asla olmamıştır.

İstanbul büyük şehir belediye seçiminde oy kullanan vatandaşlar 5 adet pusulayı aynı zarfın içine koydular. 4 adet pusula gerçek ama 1 tanesi şaibeli çıktı gerekçesiyle seçimi iptal ettiler. İnsanlık tarihine kara leke olarak geçecek kararın neresinde bakarsa bakalım tutarsızlık, hukuksuzluk, insanlık dışı. Hak gasp etmedir.

“Her şey güzel olacak” deyimi de, seçimi kazanmış ama hakkını gasp edilen kişinin tekrar seçimi kazanacağına dair, iyi olacak diyenler kullanmaya başladı. “Her şey güzel olacak” diyenler de iktidarın hedefi oldular. Çünkü iktidar hiçbir şeyin güzel olmasını istemiyor. Her şeyin güzel olmaması için her şeyi yapıyor. Sloganın kullanmasından dahi çok rahatsızlar. Durum böyleyken “her şey güzel olacak” deyip, inanmak bana göre ahmaklıktır.

3 ayı geçmiş açlık grevleri halen devam ederken, görsel ve yazılı medyadan hiç söz edilmezken, sosyal medyada bir kısım dışında, ülkenin çoğunluğu umursamazken, iktidar açlık grevlerine girenlerin haklı talepleri yerine getirmek yerine, ölmelerini görmeyi arzularken, her şeyin güzel olacağını değil de, hiçbir şeyin güzel olamayacağına inanıyorum.

Açlık grevlerinde bedenini ölüme yatıranların anneleri onlar için dışarıda, açlık grevin sesini duyurabilmek için yaptıkları anayasal haklarını gasp ederken. 70 yaşındaki yüreği yanan annenin iktidarın çeteleri tarafından saldırırken. Sarı saçlı yellozun 70 yaşındaki anneye saldırı görüntüleri izlerken insanlığımdan, insanım demekten, onunla yanı gezegende olmaktan, aynı gök altında yaşamaktan utandım. Durum böyleyken “her şey güzel olacak” umudu beslemek ahmaklıktır.

İptal edilen İstanbul büyük şehir seçimin yenilenmesi, iktidar veya muhalefetin kazanması için, Kürt oylarına ihtiyaç vardır. Kürt oyları olmadan kazanamayacaklarını her ikisi de gizlemiyorlar. Ancak her iki partide Kürt oyları almak için değil de, ben daha milliyetçiyim, daha çok vatanseverim yarışına girdiler. Gizliden Kürt oyları isterken, açıkta Kürtleri ölümle tehdit etmekten de geri kalmıyorlar.

Cizre bodrumlarında çokları yakan, Taybet annenin cansız bedeni sokak ortasında bekletilen, Suru yerle bir eden, Afrini işgal eden, dört ayaklı minarenin dibinde barış elçisini öldüren iktidara oy vermek, kendi varlığını inkar etmekten öte bana göre Allaha şirk koşmaktır. İktidar şimdi açlık grevlerin talepleri oy pazarlığına dönüştürmek istiyor. İktidara oy verme çağrısı hiçbir Kürt yapmayacaktır. Ancak oy verme çağrısı yapacak sözde Kürt, Cizre bodrumlarında yakılan çocukların vebalı boyunlarındadır. Kim olursa olun, ben ve benim gibi düşünenleri karşısında bulacaktır. Eğer açlık grevdekileri şehit düşmesin diye böyle bir çağrı yapacaklarsa tüm şehitliğe hakaret etmiş olacaklar.

Sözde seçim tertip kurumu yaptıkları tüm seçimlerin hileli olduğunu kanıtlanmış oldu. Saymakla bitmeyecek olumsuzluklarıyla iktidar ülkeyi yönetmeye devam ettiği sürece “Her şey güzel olacak” duygusunu beslemek bana göre saflıktır, aptallıktır, ahmaklıktır.



Mahsun Yiğit 12.05.2019



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Her Şey Güzel Olacak mı? - 2

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Geceye Sordum Seni [Şiir]
Yapraklar Sarardı (Sen Yoksun) [Şiir]
Bekledim [Şiir]
Bir Tanem [Deneme]


Mahsun YİĞİT kimdir?

Bazen çok duygusal, bazende katı olabiliyorum. Her şeyden önce Edebiyat'le yaşamayı seviyorum. Tabi ki, yaşadığım şartlar gereği; siyasettende uzak duramıyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
Yılmaz Güney. Marquez. Ahmet Altan.


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Mahsun YİĞİT, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.