..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"...öyküyü yazan bilge, beşinci ya da altıncı göbekten kral torunu olduğumu ortaya çıkaracak şekilde belirleyebilir soyumu." -Cervantes, Don Quijote
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Gülmece (Mizah) > Ahmet Zeytinci




26 Haziran 2019
Arkadaşlarım Benim Nasıl Milliyetçi Olduğumu Bilir  
Ahmet Zeytinci
Paralı askerlik çıkınca biz de hemen müracaat ettik tabi ki... Kırküç yaşına kadar niye gitmediğime gelince, inanın o da vatan sevgisinden, aşırı milliyetçiliğim dendir... Biliyordum az çok paralı askerliğin çıkacağını, benim de maddi olarak katkım olur devletime diye kaçt... pardon, ne kaçması gitmedim işte. Paraları toparlayıp hemen bankaya vardım. Öyle yürüyerek filan da değil koşarak koşarak. Vatanıma hizmet var ucunda bunun maddi olarak. Sonra yatırdım otuzbirbinikiyüzdoksan lirayı... Yatırdım derken otuz bir bin üç yüz lira verdim, on lirayı da billahi geri almadım, ne demek, feda olsun vatanıma on lira...


:EG:

Evet, evet bu vatana hizmet etmek lazım, milliyetçi olmak lazım her konuda. Arkadaşlarım da benim nasıl bir milliyetçi olduğumu, vatanımı nasıl yere göğe koyamadığımı, nasıl sevdiğimi bilirler... Hatta durup durup ’’İsmail ağabey senin kadar milliyetçi zor bulunur bu memlekette.’’ diye de beni onore ederler çoğu kere...

Paralı askerlik çıkınca biz de hemen müracaat ettik tabi ki... Kırküç yaşına kadar niye gitmediğime gelince, inanın o da vatan sevgisinden, aşırı milliyetçiliğim dendir... Biliyordum az çok paralı askerliğin çıkacağını, benim de maddi olarak katkım olur devletime diye kaçt... pardon, ne kaçması gitmedim işte. Paraları toparlayıp hemen bankaya vardım. Öyle yürüyerek filan da değil koşarak koşarak. Vatanıma hizmet var ucunda bunun maddi olarak. Sonra yatırdım otuzbirbinikiyüzdoksan lirayı... Yatırdım derken otuz bir bin üç yüz lira verdim, on lirayı da billahi geri almadım, ne demek, feda olsun vatanıma on lira...

Yirmi bir gün çok ağır eğitimler yaptık. Her ne kadar her gün karavanadan yemesek de yine de yirmi bir günde üç beş defa yemekhane de yemek yemişizdir. Maksat öbür arkadaşlarımın karnı daha iyi doysun, yoksa başka bir amacımız yoktur... Neyse alnımızın akı ile bitirdik o günleri...

Geldik tekrar işimizin başına. Baktım geçen gün arkadaşımın bakkalında bir sürü yabancı marka meyve suyu, kola. Hemen parasını verdim aldım yirmi tane... Kameraları da çağırdım. Başladım kolaları sokağa boşaltmaya... Protesto ediyorum böyle böyle o emperyalist ülkelerin şirketlerini... Daha neler neler yapacağım ileri de inanamayacaksınız...

Kolaları boşalttıktan sonra, şimdide gideyim, parasını vereyim, yabancı marka üç beş kutu deterjan alayım, onları da dağa bayıra, toprağa boşaltayım. Bakın bakalım yabancı şirketler nasıl protesto ediliyormuş öğrenin... Daha neler neler yapacağım sizlere, aklınıza hayalinize bile gelmeyecek eylemler gerçekleştireceğim...

Geçenlerde iki üç bekar arkadaş, arabaya atladık Antalya’ya gittik. Deniz kenarında bir yerde çadırlarımızı kurduk. Yanımızda da her milletten turistler filan var. ’’Gelin şunlar ile bir kontak kuralım.’’ dedim arkadaşlara... Yarı almanca yarı Türkçe, kafa gözü yara yara, devrik ve düşük cümleler ile de olsa sohbet muhabbet ediyorken, erkek arkadaşları gelmesin mi, biraz tartıştık, sonrada kafa göz, Allah ne verdiyse artık daldık birbirimize... Topraklarımızı iyi savunduk velhasılı... Bir tanesi döndü bize Almanca ’’Bir daha gelmeyeceğiz buraya.’’ dedi... Ben de yarı almanca yarı Türkçe ’’Amaaaan çok da şeyimizdeydi gelmezseniz gelmeyin Türkiye Türklerindir zaten.’’ dedim. O sırada bizim orada ki yerli vatandaşlar bizi Jandarmaya şikayet etmişler, adlılar götürdüler, bir gece nezarette kaldık...

O Fransız Malı arabadan alsam bir tane, parasını bastırıp, sonrada Fransayı protesto etmek için o arabayı bir güzel benzin döküp yaksam. Herhalde mahvolurlar, benim bu ses getiren eylemim ile ’’Bir daha sakın böyle bir şey yapma diye ayaklarıma bile kapanırlar gibi geliyor.’’

Çikita Muz ithal ediyorlarmış. Olur mu öyle şey bizim yerli muzlarımız dururken. Hemen eyleme geçtim tabi bunu duyunca. Gittim on kilo muz aldım mahallede ki manavdan. Kabuklarını soydum soydum denize attım. Sonra komşu mahalleye gidip oradan da aldım bir on beş kilo kadar çikita muz onunda kabuklarını soyup soyup denize attım. Ben yemem ama balıkların milliyeti yok, onlar yesin, halkıma yedirmem... Yaşasın Anamur Muzları ile Antalya Muzlarının kardeşliği, kahrolsun Çikita Muzları... İyi de paramda kalmadı yahu yerli muz üreticilerini destekleyeceğiz diye... Gitsem bir seraya, muz üreticisine, zararları mı karşılarlar mı ki?

’’Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı’’, diye de bir sloganımız vardı biz çocukken. Ben de şimdi o slogana ekleme yaptım ki o da şöyle ’’Yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı, yerli malı kullanmayanlara iyice kıllanmalı.’’ Nasıl ama benden ki akıllar?



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın gülmece (mizah) kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yine de Anlaşamadık Adamlarla
Ütopik Bir Hikaye
O Zarif Sarışını Soyarken Ne de Mutlu Olurum
Dayak Bu Kursu da Var Hem de
Bir Kot Pantolona Gitti Pullar
Çok Parlak Bir Dönem
Kredi Kartınızı Yine de Atmayın
Bu da Benim Numaram İşte
Çikolata Yalanlarım
Allah Büyük Marketlere Zeval Vermesin

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Limited Şirket Ortağı Bile Değiliz Abi Ne Stratejik Ortağı
İnsanlık İçin Küçük Sizin İçin Büyük Bir Adım
Serbest Meslek
Maaşını Soruyorum Söylemiyor
Enflasyonun Düşmesi Bana Hiç Yaramadı
Emrin Olur

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Kahkaha Efektleri [Şiir]
İlahi Nasrettin Hoca [Şiir]
Bu Şiir Noter Huzurunda Yazılmıştır [Şiir]
Bir Yürekten Göç Etmek [Şiir]
Sokak Boşaldı Birdenbire [Şiir]
Sanmayın ki Ortaçağ da Oldu Bunlar [Şiir]
Hakkımız Helal Olsun Dedilerse Hiç Korkma [Şiir]
Demir Gibi [Şiir]
Yarın Benim Doğum Günüm Şükürler Olsun [Şiir]
Ay Işığı Sevgilim [Şiir]


Ahmet Zeytinci kimdir?

1961 Ankara'da başlayıp devam eden bir hayat. İlk ortaokul, lise ve iki yıllık bir üniversite deneyimi, ticaret hayatı Ankara'da iki tane aslan gibi evlat biri dişi biri erkek aslan olmak üzere hayat mutlu bir şekilde akıp gidiyor. Biraz şiir, biraz öykü ve denemelerin sıcaklığında. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Erich Fromm


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Ahmet Zeytinci, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.