..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Doğaüstü henüz anlayamadığımız doğal şeylerin adı. -Elbert Hubbard
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




2 Temmuz 2019
Kurtuluşun Felsefesi 160  
Bayram Kaya
Düşünce, eylem, bilgi, üretim şimdiki gibi kolektif bilgi, kolektif düşünce, kolektif üretim olmadıkça uygarlık, şimdiki süreç düzeyi olanakla değildi. Günümüzdeki sosyo toplumun ve uygarlığın mevcudiyetinde hep kolektif birim zamanlı inşa vardır. Kişi düşünmesi bile kolektif bazlıdır.


:CC:
Kolektif süper zamanlı bir tabanın sosyo toplumsa inşa zemini üzerine oturmayan düşünce, eylem, üretim ve paylaşımlar ne özgür olabilirdi. Ne egemen olabilirdi. Ne de kolektif birim zamanlı olabilirdi.

Düşünce, eylem, bilgi, üretim şimdiki gibi kolektif bilgi, kolektif düşünce, kolektif üretim olmadıkça uygarlık, şimdiki süreç düzeyi olanakla değildi. Günümüzdeki sosyo toplumun ve uygarlığın mevcudiyetinde hep kolektif birim zamanlı inşa vardır. Kişi düşünmesi bile kolektif bazlıdır.

Düşüncelerimiz de eylemlerimiz de bilim ve teknolojilerimiz de kolektif birim zamanlı süper zamanlar olmasıyla mülhemdi. Mülhem olunanların ele geçirildiği bu aşamalarda El, kendisinin ezen-zengin sınıfına onlara benzememeleri için köleler gibi olmamaları için efendilerin örtünmeleri ile efendilerin seçkinci oluş içindeki bu ayrıcalıklarını tanımıştı.

Bu giyim tarzının ortaya koyacağı algı ile kimin efendi, kimin köle olduğu sosyo toplum içinde hemen fark ediliyordu. Kolektif emek gücünden, kolektif üretimden, kolektif birim zaman mucizesinden ve kolektif üretim nesnesi olan mülkten yoksun kılıcı seçkinlik ile süreç ister istemez yarılmıştı. Yarılan sürecin içinde bir saygı duyulanı ve saygı göstereni ortaya konmuştu. Geriye de bunun icraatı olan taat, itaat ve biati kölelere kalan kulluk olacaktı.

Kimi toplumlarda örtünme, efendilerin ve efendiliğin simgesel alameti olmasıyla efendiler kapalı giyinme yerine açık giyiniyorlardı. Bu kes de kölelerin açık giyinmesi yasaktı ve kölelerin açık giyinmeleri ölümlü bir cezaydı.

Tevrat’ın tekvin anlatısına göre Yahuda boyu bölgesi içinde Timnat denen yer vardı. Bu yerde umumi yer olan Enaim kapısı vardır. Yahuda'nın gelini Ona'ın karısı Tamara dulluk elbisesini çıkarır. Tamara peçesini örtüp başı sarılı biçimde Enaim kapısına gider.

Bu şekilde bir örtünme ile başın örtülmesi İsrailliye de o günkü fahişelerin alameti farikası olmakla Tevrat'taki o günlerdeki gerçek toplumun, gerçek ifadesini bulur. Yani kimi köleci toplum içinde anlatılar kimi toplumlarda örtünmek, bambaşka bir statünün alameti farikası olmuştu.

Kısacası köleci sistem içinde şu veya bu biçimde örtünme, tam da sınıflı toplumun alametiydi. Giyim tarzı sınıfları birbirinden ayırıyordu. Giyim tarzı ile sınıfsal olmanın kökten çok sıkı bir ilişkisi vardı. Başlangıçta insanlar sınıfsal nedenle giyinmemişti. Ama köleci sistem içindeki insanların sınıfsal yapıları nedenle, insanların giyim tarzları da sınıfsallığı yansıtmaya başlamıştı.

Ve giyim tarzı o dönemde de günümüzde de sınıfsal oluşun tamı tamına kimlik kartıydı. Günümüzde giyim kalitesi, günde beş kez giysi değişip bir giydiğini bir daha giymemek ve iki yüz seksen bin liralık çanta taşıma ile giyim tarzı sınıfsal oluşunu acı acı sırıtıyordu. Beyin gücü ile ortaya çıkamayanlar, hiçbir katma değer üretmeyenler giyim gücü ile ortalıktaydı.

Kısaca köleci sistem içinde sınıfsal bir algı yüklemi veren örtünmenin ilk tipi ilk kes içinde sınıfların hiç olmadığı; sınıfların bilinmedi koşullar içindeki belirişiyle ön ittifaklar da karşımıza çıkarlar.

Örtünmeyi gerektirmenin sosyal bir geri düzlem nedeni vardır. İşte ön ittifakların aşması gereken bir tür sorunları vardı. Sorun şuydu. Binlerce yıl birbiri ile temas etmeyen izole grup yapıların, şimdiki şartlarda birbiri ile temasçı oldular. Temas etme karşısında izole yapıların her yaptığı temas girişmeleri, geri düzlemli izole yapılardaki temas etmeme kuralı olan tabu yasağı ile grupların önünde duran bir engeldi.

Kardeşlik kavramı totem dönemden günümüze dek anlamı değişe gelen bir kavramdır. Totem kardeşler birbirine dokunur. Yiyecekleri onun elinde yer. Onun sütünden içip, birbiri ile cinsel teması kurmanın sosyal mantıklı sözlü ve fiili ana yasalarıydı. Bu meşruiyet ilikler, kardeş kavramı ile ifade ediliyordu.

Ön ittifakı yaratanların (ortaya koyanların) aşmaları gereken temas etmeme tabusu buydu. Karşı grubun sizinle kardeş olmamaları tabusu, ancak şimdiki durumun zıddı olan karşı grubun sizinle kardeş olması yolu ile aşılabilirdi. Gruplar bu totem yasağına karşı ilk kes irade kullandılar.

İrade üreten grupların üretim gücü alametiydi. Bu durum karşısında gruplar kardeş olacak birbirine dokunma yapacaklardı. İlanen kardeş olup birbiri ile temas etmek kaydı ile birleşme; bir arada olma ve birbiri için üretip, üretilen ürünleri takası yapma içine ancak girebilecektiler.

Totem yasaya göre grupların birbirine cinsel dokunmaları da el ile dokunmaları da birbirinden süt emmeleri de meşruiyet siz oluştu. Aşılması gereken sert mesele buydu. O günlerde kardeş olmanın şartı cinsel dokunumdu. Süt emme ve birbirinin elinden yemekti.

Gruplar bu dokunumu yapacak bir grubun bir iki kadınlarını, diğer grubun bir iki erkek kişileri ile; yine bir grubun erkek kişilerini diğer grubun kadın kişileri ile ikinci bir kutsal yer buluşması olan tapınaklarda buluşturdular. Karşılıklı kişiler gece karanlıkta, özel görevle tapınak denen güvenli boş alan içinde buluştular.

Bu sorunun aşılmasında totem grubu adına görev alıp, görevi ifa etmekle sorunu çözüp geri düzlemde gelen bu tabuyu aşan kadına erkeğe grubu tarifsiz bir minnet ve mihnet duyuyorlardı. Bu minnetin karşılığı olarak gruplar bu kişilerine örtünme payesi verdi. Kutsal buluşmayı, kutsal çiftleşmeyi yapanlar dışında kimseler bunlar gibi bu özgecil onurla fedakârca örtünemezlerdi. Bu süreç hafıza olarak periyodik dönemlerle ritüel edildi.

Böylece bu kişiler kutsal buluşmaların ve ön ittifakın yaratıcısı olmakla, grupların ve ön ittifaklarının hafızasında unutulmaz bir yer, almışlardı. Ol nedenle tarihteki ilk kez mana yüklü örtünme gruplar arası teması üslenen seremoniyi yapan bu kişilere verilen grup iradeli bir saygının yüceltmesi olmakla karşımıza çıkar.

Ön ittifaklar döneminde gruplar, üretmeleri nedenle temas etme gereğini ortaya koyanlardı. Ama yapılan temaslar, geri düzlem içinde gelen totemi sosyal kaygılar nedenle grupların içlerini kemiriyordu. İki etnik grubun bu totemi tabularından ötürü birbirine temas etmeleri düşüncesi her bir grup için temas etme iğrençlik boyutunda itme duygusu olarak yaşanıyordu.

Gruplar algısındaki bu geri düzlemli idraklerden ötürü oluşan sosyal iğrençliğe karşı gruplar üreten ilişkileri nedenle birbiri ile ilk kes temas edecek yapılardı. İşte örtünme bu aşamada birbirine karşı iğrenme dolu duygular taşıyan bu karşıt gruplara kardeş olma duygusu veren temasları ile iğrençliği oluşan duyguyu kardeş kavramı ile birbirine çekimli hale getirdiler.

Tarihte ilk kes ön ittifakı ortaya koyacak olan totem mesleklerden sonra örtünme bu sosyal ve toplumsal kurumun ikincisiydi. Yani kutsal buluşma seremonisiydi. Ön ittifak yapanlar sosyal ve toplumsal kurumların da inşacısıydılar. Kutsal buluşma da grup adına özgecil bir görev alıştı. Kolektif için fedakarlıktı. Grup iradesinin tabu otoritesine karşı öne çıkan kararı olmakla toteme karşı egemenlikti.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
El Bel Baal 2
İrade 1
Sosyal İlişki Toplumu Hedeflemez 2
El Baal Bel 1
Kurtuluşun Felsefesi (Açkı 2)
Sosyal İlişki Toplumu Hedeflemez 1
Özneli İzinli 1
Kurtuluşun Felsefesi (Açkı 1)
Somut Şeyler Soyut Oluyordu 2
İttifakları Seremoni Mantığına Dönüşme 1

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sahiplik İmanı 1
Mal mı, İnsan mı?
Mamon'du Belirme 1
İlham
Bağ Enerjisi 1
Sistem 15
Osmanlıda Kısmi Bir Etkin Hafıza 20
Tarihi Olan İlahi Adalet1
Sistem 11
Müruru Zaman 7

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Aslına Yüz [Şiir]
Vah ki Vah [Şiir]
İsis Dersem Çık Ereşkigal Dersem... [Şiir]
ve Leddâllîn, Amin [Şiir]
Görmez Şey [Şiir]
Dehalet [Şiir]
Tekil Tikel Tükel [Şiir]
Mavi Yare [Şiir]
Zafer Kazandım Diyenlerindir [Şiir]
Değmeyin İşte [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Dünyayı yaşantılaşan çabalar içinde duygunun önemi hiç yitmezse de, payı giderek azalmaktadır. Sosyo toplum bazlı, genel bir açılımla başlayan çalışmalarım da; bilim felsefesi içinde olunma gayreti güdüldü. Bu nedenle yazıların tarisel, sosyo toplumsal evrimli ve türlü doğa bilim verileri güdülü çalışma olmasına gayret edildi. Genel felsefem içinde bir bilgi; ne kadar çok bağıntısıyla söylüyorsanız, o bilgi o kadar bilinir bilgidir.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Bayram Kaya, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.