..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bir gün karşıma biri çıkacak ve bana: "Herşey olması gerektiği gibi olmaktadır, efendim" diyecektir. -A. Ağaoğlu, Yazsonu
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




30 Ağustos 2019
Nasıl Yaşar Nasıl Ölürüz 5  
Bayram Kaya
Bir arada olan süreçlerle, kendisini yineleyen. Kendi eylemini tekrarlayıp kopya hareketlerle; kendisini eşleyen. Kendisini çoğaltan tepkileriyle ilişkin süreçli sentezlerin organizasyonu ile bir aradaydılar.


:BB:
Çünkü uzaya giden, tasarım yapan, simule eden hayat ta organelli hücre ile birlikte kendi olmamakla; kendi dışında kolektif bir sosyal hayat ve toplumsal hayat olması itibarıyla, yine bir hayat değildiler!

Kısaca hayat zaten yoktu! Ya da hayat tüm bunlarla, tüm bunların her biriyleydi. Hayat tüm bunların her biriyle, şimdi olmakta olanla ve gelecekte olacak olanla hayattı. Bu nedenle; her bir çeşit ve çeşitliliğin kendisiyle bir bakteriye, bir virüse, bir solucana, bir sineğe hayat demediğimiz sürece, biz hiç hayat değildik.

Bizim hayatımız, kendi hayatımız dışındaki algılarla, dıştaki hayatın hiçbirinde yoktur. Ama hayatın tüm algıları ister foto sentezli süreçler düzeyinde olsunlar, ister mitokondri yel düzlemde olsunlar, ister ribozlu veya ister ribozomla olsun ister amino asit, protein, enzim ve bazlar düzleminde işlevle olsun; ister bağırsak kurdu düzleminde olsun hepsi kendisini koruyan ilk durumlu canlanan tepkilerleydiler.

Bir arada olan süreçlerle, kendisini yineleyen. Kendi eylemini tekrarlayıp kopya hareketlerle; kendisini eşleyen. Kendisini çoğaltan tepkileriyle ilişkin süreçli sentezlerin organizasyonu ile bir aradaydılar.

Bir arada olanlarla süper pozisyonlar dediğimiz dıştan hayat sal olaylar; ortaklaşan, kolektif olan, simbiyoz durumlarını ortaya koyması nedenle; giderek süreci karmaşıklaştıran ve sürekli kılan kesikli durumlardı.

Hayatın kendisi olan süper pozisyonlu enerjinin bir dalga ve parçacık hareketiydi. Bu enerjinin dalga akışı zamana zemine bağlı çevre koşulları içinde spin hareketler içinde vardı. Bu tür sipin hareketli akış küre odacıklara dönüştü.

Bu türden parça yalıtımlı durumlar, kendi kendisinin algısıydı. Kendisine göre çevrenin farkını fark eden algıydı. Bu gibi algısal belirlenimlerin var oluşu içindeki farklı durumlar virüs ve bakteriden, insana doğru çok yönlü, çok köklü kol ve dalla parça parça canlı oluştu. Var oluş sürekliliği veren dalga hareketi iken; yalıtılma, işlev durum olma vs. de var oluşun parçacık hareketiydi.

Yine canlı oluş koloni, topluluk, toplum gibi kesikli süre durumlarıyla dalga hareketi olan her bir dalga sürekliliğinin parça hareketi olan bedenler de bu sürekliliğin parçacık durumlardı. Parçacıklar sürekliliği veren dalga hareketini ortaya koymaktaydılar. ne süreklilik parçasız var oluyordu. Ne parçalar sürekli oluşla belirebilmenin dışında vardılar.

Hayat bir defa da beliren, olmuş bitmiş olan değildi. Öyle olsa süreklilik olmazdı. Hayat sürekli durum içinde yoğunlaşan, parça durumlar olmakla belirmedir. Bilinirdir. Ve görüngün var oluştur. O ilk hali ile kalamayandı.

Var olun ve özelde de hayatın ilk hali geri bağlanım yasasıyla, geri beslen imli başlangıç koşulundan alınan geçmiş imajıyla her bir parçaya geçişken oluşla, türseldi.

Hayat; her bir organik beden durumsalı içinde, değişen çevre etkileşmesi karşısında; her bir defada oluşan her bir ikame biçimini, ya da tamam olmuşunu, koruyamaz. Parça hayatlar değişen çevre ile beliren değişmeye karşılık yeni bir öğrenme olmaktadır.

Değişen yeni çevre, yeni etki ve yeni tepki olmakla bu etki canlı üzerine yeni donanımları olucu etki yansımadır. Donanım canlının etkiye karşı geliştirdiği tepki olmakla, canlının dış etkiye verdiği cevaptır.

İşte yeni donanım ya da koyucu tutum bir önceki parça durumlar özelinde olmamakla birlikte şimdiki durum içinde değişen iç, dış bağıntılar bütünü olmasıyla, hayattı. Her var oluş benzer etkilere, farklı tepkiler ortaya koymasıyla hayattı. Ve hayat böyle güzeldi. Ve hayat böyle kutsal yaşamdı.

Hayatın insanda beliren parçalı durumu kadar ve daha fazlası, kendi dışında da olan özü ile hayattı. Organizmanın yalıtımlı öz ve yüzey gerilimli bir formel kısıtlılık içindeki duyum hissi gibi algılarıyla da organizmanın kendisi bir kişilikti.

Öz ve biçim bağıntılıydı. Öz olmadan biçim, biçim olmadan öz olamazdı. Öz ve biçim özdeğin dalga ve parçacık oluş şekli ve bağıntısıydı. Öz sürecin ve özdeğin dalga ve sürekliliğiydi. Organ eller, hücresel özün yani dalga olanın spin burgaçla parçacık biçimle beliren çoklu bağıntısıydılar.

İnsan, kendisini yiyen bir aslanı yırtıcıları ve çürükçülleri olmadan kendisinin de ineği yediği taam ile çiçeksiz, böcek siz, bakterisiz, virüssüz, kaide kural ve ilişkin bağıntıları olmadan ne hayattı, ne de kendisiydi.

Kendi olan zatı da zaten mitokondriyle, ribozomla, DNA ile organlar özelleşmeli iç ve dış girişmeli bağıntılı bir bütünlüktü. Dahası kişi insan milyarlarca olan kendi hücresinin on katı bakteri ile vardı.

İşin güzelliği ve muhteşemliği insanın toplumsal yapı içinde insan olmasıydı. İnsan kendisi toplumsal yapının bir olgu ve olayı olduğu halde mucize, insanın; toplumsal güç sayesinde kendisini, evreni ve başlangıcı bilen ben olmasıydı.

Neden sonuçtan habersizdi. Ama insan çoğu nedenlerin sonucunu biliyordu. Bu muhteşem bir zarafetti. Bu zarafetin her türü ile başlangıcı simüle ediyordu? Cansız dediğimiz tepkilerden, canlı dediğimiz tepkileri taklitle simüle ediyordu.

Birkaç noktasından farklı sıraladığı etkileşimleriyle DNA dizilimi içinde parça canlanışı yürüre sokuyordu. Sörn de kuantum parçacıklarla parçacık sentezlerini simüle ediyordu. Laboratuvarda dinozor DNAsı sentezliyordu.

Hemcinslerimiz mi, hayattı, yoksa biz mi hayatız? Kuşkusuz ki imaj olan sürekliliğin içinde kendi zaman zemin düzlemi ile fiili olan imaj kopyalarının ikisi de hayattı. İnsan hayattı. Toplum da hayatın kendisiydi. Toplum insanla vardı.

İnsan da süreklilikle vardı. İnsan ve toplum imajı alınmakla sürekliliği oluşandı. Süreklilik, imajlardan kopyayı DNA'lara aktaran her bir dönüşmeleriyle organizmaydı.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
El Bel Baal 2
İrade 1
Sosyal İlişki Toplumu Hedeflemez 2
El Baal Bel 1
Kurtuluşun Felsefesi (Açkı 2)
Sosyal İlişki Toplumu Hedeflemez 1
Özneli İzinli 1
Kurtuluşun Felsefesi (Açkı 1)
Somut Şeyler Soyut Oluyordu 2
İttifakları Seremoni Mantığına Dönüşme 1

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sahiplik İmanı 1
Mal mı, İnsan mı?
Mamon'du Belirme 1
İlham
Bağ Enerjisi 1
Sistem 15
Osmanlıda Kısmi Bir Etkin Hafıza 20
Tarihi Olan İlahi Adalet1
Sistem 11
Müruru Zaman 7

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Aslına Yüz [Şiir]
Vah ki Vah [Şiir]
İsis Dersem Çık Ereşkigal Dersem... [Şiir]
ve Leddâllîn, Amin [Şiir]
Görmez Şey [Şiir]
Dehalet [Şiir]
Tekil Tikel Tükel [Şiir]
Mavi Yare [Şiir]
Zafer Kazandım Diyenlerindir [Şiir]
Değmeyin İşte [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Dünyayı yaşantılaşan çabalar içinde duygunun önemi hiç yitmezse de, payı giderek azalmaktadır. Sosyo toplum bazlı, genel bir açılımla başlayan çalışmalarım da; bilim felsefesi içinde olunma gayreti güdüldü. Bu nedenle yazıların tarisel, sosyo toplumsal evrimli ve türlü doğa bilim verileri güdülü çalışma olmasına gayret edildi. Genel felsefem içinde bir bilgi; ne kadar çok bağıntısıyla söylüyorsanız, o bilgi o kadar bilinir bilgidir.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Bayram Kaya, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.