..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Umutsuzluğa düşmeyin. -Charlie Chaplin
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Roman > Parça > MUSTAFA ESER




4 Kasım 2019
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/2  
MOTİVASYON EKSİKLİĞİNDEN TAMAMLANAMADI

MUSTAFA ESER


KOMPLO TEORİSİ-GERÇEK DEĞİLDİR.SADECE ROMAN


:ACF:
Öğleden Sonra

Genç bir askerin açtığı kapıdan içeriye beresi koltuğunun altında üniformalı dinç görünümlü biri girdi. Gülümseyerek masaya yaklaşıp elini uzattı.
-Piyade Komando Albay Tufan SANVER diye kendisini tanıttı.
Savcı Aytekin TUNCAY eliyle misafir koltuğunu işaret etti.
-Buyurun Albayım. Oturun.
Kapıdaki askere kibarca seslendi:
-Çayınız var mı?
Asker başını eğerek kapıyı kapatıp çıktı.
-Komutan dün vuku bulan cinayetlerle ilgili olarak benimle görüşmek istediğiniz söyledi Albayım. Buyrun sizi dinliyorum.
-Doğrudur Savcı Bey. Özel Kuvvetlerde görevliyim. Dün meydana gelen cinayetlerin benim askerlerimden birinin işi olduğunu düşündüğüm için sizinle görüşmek istedim.
-Sizin askerlerinizden biri mi? Katilleri tanıyor musunuz?
-Katiller değil Savcı Bey. Katil. Olayın faili bir kişi.
-Olay yerini inceledim Albay. Tam ifade etmek gerekirse yazlıkta bir katliam yaşanmış. Bir kişinin işine benzemiyor.
-Sayın Savcım olay yerini siz gelmeden ben de inceledim, detaylı olmasa da cesetleri gördüm. % de 100 olmasa da katliamın faili benim yetiştirdiğim özel birlik askerlerinden. Bordo Berelilerden.
-İsmini verin.
-İsmini bende bilmiyorum Savcı Bey. Hangisi olduğunu tam olarak bilmiyorum.
-Albay. İsmini bilmediğiniz insanları mı suçluyorsunuz?
-Bordo berelilerin kimlikleri MİT tarafından saklanır Savcı Bey. Birbirimizi takma adlarımızla tanırız.
-Katil zanlısının takma adı nedir Albay?
-Bilmiyorum Sayın Savcım.
Aytekin TUNCAY’ın sinirleri oynamaya başlamıştı.
-Böyle devam ederseniz sizi nezarete aldıracağım Albay. Lütfen ciddi olun.
Albay Tufan SANVER odaya girdiğinden bu yana gayet ciddiydi.
-Savcı Bey yaklaşık iki yıl önce bir Bordo bereli timi operasyon sırasında tuzağa düştü. Sızıntının kaynağını bulamadık. 5 Bordo Bereli’nin o anda kaldıkları karakollar kundaklanarak yakıldı. 3 tanesi de kentsel bölgede kalabalık grupların silahlı saldırısı sonucunda öldürüldü. Tim mensuplarından iki asker kayboldu. Asker dediğime bakmayın siz Bordo Bereliler ordunun rütbeli personellerinden yani Subay, Astsubay ve Uzman Erbaş’lardan oluşur. Biz iki askerin kaçtığını veya kaçırıldıklarını tahmin ediyoruz. Kaçırıldılarsa kimin kaçırdığını bilmiyoruz, Tespit edilemedi. Bir buçuk yıl içinde dünkü cinayetlerle birlikte 100 den fazla adam infaz edildi. Yapılan infazları inceledim. İnfazların tamamı sıradan suçluların işi olamayacak kadar mükemmel.
-İnfazları kutsarmış gibi konuşuyorsunuz Albay.
-Kutsamak değil Sayın Savcım. Sadece yetiştirdiğim askerlerimin eylemlerini görmek nasıl diyeyim, kendimi başarılı hissetmeme sebep oldu demek daha doğru olur.
-Katliamın failinin “Askerlerinizden birisi” olduğu kanaatine nasıl ulaştınız Albay?
-Olay yerini uzaktan inceledim Savcı Bey.
-İlginç Albay. Sizi dinliyorum.
-Biraz önce de söylediğim gibi Sayın Savcı. Katliam olarak nitelediğiniz olay ancak benim askerlerimin yapacağı kadar mükemmel.
-Hala bu kanaate nasıl ulaştığınızı söylemediniz Albay.
-Çünkü ben olsaydım bu şekilde yapardım.
-Haa!
Albay Tufan SANVER Aytekin TUNCAY’ın şaşkınlığına aldırmadan devam etti.
-Asker hiç acele etmeden güzel bir iş çıkarmış. İnfaz için en uygun yerden denizden gelmiş. İz bırakmamak için kayalıklardan çıkmış. İçeri girdiği yer kum olduğu için iz bırakmamış,
-Bahçenin etrafı tel örgüyle çevrili içeri nasıl girdiği hakkında tahmininiz var mı Albay?
-Bahçenin denize bakan kısmında küçük bir ağaç kümesi var Savcı Bey. Ordan girmiştir.
-Tel örgülerin etrafını Jandarma Olay Yeri inceledi. Tel örgüde hiçbir hasar yok.
-Olay Yeri ilk bakışta dikkat çeken izlere bakmıştır Savcı Bey. Asker eğer dışardan tel örgünün altını kazarak içeri girmiş ve çıktıktan sonra kazdığı yeri örtmüşse iz bulunamaz öyle değil mi? Bahçenin denize bakan kısmı kumlu toprak. Bu yüzden arkada iz kalmamış veya dikkat çekmemiş olabilir.
-Dediğiniz gibiyse iki çukur kazılmış olmalı. Bu kadar zahmet niye?
-Bir Bordo Bereli için görev sırasında zahmet veya sıkıntı diye bir şey yoktur Savcı Bey. Verdiğimiz eğitimin gereği olarak görev sessiz ve iz bırakmadan yapılmalıdır. Yarım metrelik iki çukur kazmak ve bir ağaç dalıyla çukuru doldurmak imkansız değil. Tel örgü çok sık değil. Eylemin sessiz olması için her ayrıntıyı düşünmüştür.
-Sözlerinizin doğru olduğunu varsayarak soruyorum Albay.Niçin?
-Sebebini bilemem Savcı Bey. Aklıma gelen iki sebep var.
-Nedir?
-Eylem günü yani 30 Ağustos ordunun terfi günüdür.
-Ne alaka?
-Başta söylediğim gibi Savcı Bey, Bordo Bereliler subay ast subay ve Uzman Erbaşlardan oluşmuştur. Söylediğim ilk başta mantıksız gelebilir. Bildiğiniz üzere 30 Ağustos tüm insanlarımız için önemlidir ancak biz yani Ordu mensupları için iki kere önemlidir. Yeni üniformalarımızı giydiğimiz gün.
Savcı Aytekin TUNCAY Albay Tufan SANVER’in konuşmasının nereye gittiğini anlamamıştı. Albay sakinliğini bozmadan devam sözlerine devam etti.
-Tahmin ettiğim gibiyse Asker’imin terfi alması gerekiyordu. Ama şu anda kaçak durumda olduğu için elinden bu imkanı alanlara karşı kin duyduğu için böyle bir eyleme kalkışmış olabilir. Düşündüğüm zaman bana hiç te mantıksız gelmiyor.
-Yeşiltepeli diye bilinen bu adamla Asker’inizin ne işi olabilir ki Albay?
-Böyle adamlarla bizim hiçbir işimiz olmaz Savcı Bey.
-Böyle adamlar?
-Komutan Yeşiltepeli diye anılan bu adamın temiz bir isimle anılmadığını söyledi. Bir buçuk yıla yakın bir süre boyunca yapılan infazları inceleyince maktullerin tamamının Mafya dediğimiz işlerle uğraştıklarını öğrendim Savcı Bey. Bu ve önceki olaylarda kafamı karıştıran ve cevap bulamadığım en önemli soru bu zaten. Savaş durumu ve olağanüstü durumlar hariç bizim görev alanımız Kentsel bölgeler değildir. Kırsal alanlarda görevlere katıldık. Kentsel bölgelerde sadece üst düzey Devlet büyüklerinin yakın koruma görevleri sırasında bulunuruz. Asker’imin Yeşiltepeli’yi infaz etmesinin oldukça düşük ama bir ihtimali daha var Savcı Bey.
-Nedir Albay? Söyleyin.
-Yeşiltepeli diye tanınan bu adam 8 Bordo Bereli’nin katledilmesi işine bir şekilde katıldıysa ve bundan kayıp askerimin haberi olduysa… Bu Asker’imin neden Kentsel bölgede eylem yaptığını açıklar.
-Kentsel bölgelerde neden görev yapmadığınızı açıklar mısınız Albay?
-Aldığımız eğitimden dolayı sivillere karşı tehlikeli olabiliriz Savcı Bey.
-Biraz daha ayrıntı verir misiniz?
-Çok fazla ayrıntı veremem Savcı Bey. Şunu söyleyebilirim. Bordo Berelilerin başarısız görevleri olmadığı gibi zayiat vererek döndükleri görev bulunmamaktadır. İki sene önceki zayiatlar hariç. Bizler her ne şekilde olursa olsun hedefi yok etmeye odaklı bir eğitim alırız. Karşı tarafa verdiğimiz zayiat ve zarar bizim için önemli değildir. Bu yüzden tüm dünya ordularının en seçkin ekibi Bordo Bereliler’dir.
-Bir katiller ordusundan övgüyle bahseder gibisiniz Albay, bunun ciddi bir suç olduğunu biliyor olmalısınız.
-Katiller ordusundan bahsetmiyorum Savcı Bey.
Albay Tufan SANVER’in sesi odaya girdiğinden bu yana ilk defa sert çıkmıştı.
-Bir savaş anında %99,5 ölümle bitecek görevler için yetiştirilen özel askerlerden bahsediyorum ben. 30 yıldan fazladır binlerce insanımızı katleden örgütün en çok korktuğu askerleriz biz. Mücadele ettiklerimiz temiz insanlar değiller. Suçsuz yere öldürülen askerlerimizin intikamını bizler alıyoruz. Katiller ordusu benzetmesi çok ağır ve hak etmediğimiz bir itham.
Savcı Aytekin TUNCAY maksadını aşan bir cümle kurduğunun farkına varsa da iş işten geçmişti.
-Kastım o değildi Albay ama sizde yaptıklarınızı över tarzda konuştunuz. Elbette ki görevinizi en iyi şekilde yaptığınıza inanıyorum. Kural olarak baktığınızda yaptığınız iş birilerini öldürmek değil mi? Sizinde ifade ettiğiniz gibi savaş durumunda normal kurallar uygulanmaz. Beni ürküten aldığınız eğitim. İnsanları katletmeye odaklı eğitim almanız.
-Aldığımız eğitim bizim ülkemize özel bir eğitim değil Savcı Bey. Belirttiğim gibi tüm dünya ordularında Bordo Bereli vardır ve benzer eğitimler verilir. Eğitimimiz yüzünden kentsel bölgelerde bizlere görev verilmez. Kayıp Asker’imin durumu farklı. Asker’im kendine verdiği görev yüzünden Kentsel bölgelerde eylem yapıyor. Bu yüzden Asker’ime ulaşmam lazım. Suçlu bile olsa sivillere zarar vermesini önlemek gerekiyor. Asker zararlı unsurların eline geçerse ülkemiz için ciddi bir tehdit oluşturabilir.
-Bu gerçekten ciddi bir risk. Anlattıklarınıza göre Asker’inizin ortadan kaldıramayacağı hedef olamayacağına göre Türkiye’nin tamamında üst düzey bürokratlar risk altında demektir.
-Size katılıyorum Savcı Bey. Asker’im bilerek zarar vermez ama yanlış yönlendirilirse… Ki bu çok zor olsa da imkânsız değil. Yapabileceklerini düşünmek bile istemiyorum.
-Haklısınız Albay. İşkenceye alınırsa.
-Asker işkence altında ölene kadar konuşmaz Savcı Bey.
-Kayıp askerinizle ilgi hiçbir bilgi yok mu Albay?
-MİT’teki dosyalar kayıp Savcı Bey. Üç Bordo Bereli’nin silahlı saldırılar sonucunda öldürülmelerinin ardından iki Asker’im ortadan kayboldu. Şu anda nerdeler, kim kaçırttı, kim saklıyor bilmiyoruz. Sağ olduklarını biliyoruz çünkü bankadan birkaç kere para çektiklerini tespit ettik. Kendileri istemezse normal şartlarda bulmamız mümkün değil.
-Bu olaya ben bakmıyorum ama bu dosyayla ilgili bana görev verilirse sizinle görüşmem gerekebilir. Size nasıl ulaşabilirim?
-Normal bir görüşme için ulaşamazsınız Savcı Bey. Genel Kurmay’dan ve Kolordu’dan izin almanız gerekir.
-Sizi nezarete alıp sorgulamamı istiyorsunuz galiba Albay.
Normal başlayan konuşma sinir harbine dönmeye başlamıştı.
-Buna yetkiniz var Savcı Bey. Devlet memuru olduğumu unutmayın. İstemezsem beni kimse konuşturamaz. İstediğiniz her şeyi söylesem bile hiçbir mahkeme ifademi delil kabul etmez.
-Karakolda doğruyu söyler mahkemede şaşar diyorsunuz Albay öyle mi?
-Öyle değil Savcı Bey. Kanında uyuşturucu türü maddeler bulunan birinin ifadesi ne kadar geçerli olabilir sizce?
-Uyuşturucu kullandığınızı mı söylüyorsunuz Albay? Üstelik bunu Devlet memuru olarak itiraf ediyorsunuz. Suçüstüne suç işlediğinizin farkında değilsiniz galiba.
-İstediğiniz şekilde yorumlayabilirsiniz Savcı Bey.
-Öldürülen Bordo Bereliler için soruşturma yapılmadı mı?
-Standart bir soruşturma yapıldı. Soruşturma denilirse. Kimlikleri gizli, hayatları gizli insanlar için nasıl bir soruşturma yapılabilir ki? Sızıntının kaynağı bulunamadı.
-Derinlemesine bir soruşturma yapılmadı diyorsunuz Albay. Doğru anladım sanırım.
-Savcı Bey, Bordo Berelilerin kimlikleri gizlidir. MİT tarafından saklanır. Katıldıkları görevlerin tüm belgeleri görev bittikten sonra imha edilir. Bütün görüşmeler Kriptolu telefonlarla yapılır. Derinlemesine araştırma nasıl yapılabilir?

Savcı Aytekin TUNCAY’ın soracağı bir şey kalmamıştı. Sorsa bile bir şey öğrenemeyeceği belliydi.
-Verdiğiniz ama benim işime yaramayacak bilgiler için teşekkür ederim Albay. Ben İstanbul’a dönüyorum. Size iyi günler. Sizden daha ayrıntılı bilgiler almak için elimden geleni yapacağımı bilin.
-İyi günler Savcı Bey.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın parça kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/1

Yazarın roman ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/7
Terk Edilmiş Romanlar Bitenlerden Daha Vaatkâr.
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/3
Mankurt İsimli Romanım
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/4
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/6
Yarım Kalmış Romanlar - Bereli/5

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
İslam Felsefesi - İslamın Felsefesi - Müslümanın Felsefesi [Deneme]
Kelimeler Kavramlar - İnsan Anlatan Bir Kelimedir [Deneme]
Kelimeler Kavramlar - Reform - İslamda Reform [Deneme]
Okur Hakları [Deneme]
Ehli Sünnet Tasavvufu [Deneme]
Kelimeler - Kavramlar - Hubbun Nebi - Aşk [Deneme]
Yaratıcı - Yaratma [Deneme]
Selefiler - Reformcular [Deneme]
Kelimeler - Kavramlar - Oryantalistler [Deneme]
Kelimeler Kavramlar - Kelam İlmi [Deneme]


MUSTAFA ESER kimdir?

50 YAŞINDAYIM. MEMURUM. İKİ ÇOCUĞUM VAR.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © MUSTAFA ESER, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.