..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşam başlangıcı olmayan bir yolculuktur. -Victor Hugo
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Bilimsel > Felsefe > Bayram Kaya




1 Aralık 2019
Anlamak Gerek 12  
Bayram Kaya
Üreten yapılar, toplumdu. Ya da toplum üreten yapıydı. Toplumlar avcı toplayıcı olan eski yapısını geride bırakmakla üreten bir yapı içindeydi. Üreten yapı, avcı toplayıcı dönemdeki; aynı zorunlu bağ enerjilerini esas almanın ilişkisi içindeydiler. İş bölüşmeli organize oluşu kendisine temel referans yapmasıyla zorunlu ve sağlatan bir yapıydı.


:HE:
İşte bu durumda kolektif sistemin özünde olan fedakârlıklar doğaya karşı toplam direnci oluşan neden bağlamlı anlama göre, alakasız alakalardı.

Sentez (bileşim) doğanın dinamik özüdür. Moleküler özdür. Parçacıklar örgütlenmeli enerji düzenidir.

Sentezin hayat içindeki yansıma karşılığı moleküler öz üzerine oturan, işlevsen birleşmelerle örgütlenici koloni yel yaşam, simbiyoz yaşam gibi örgütlenici iş bölüşümü veren, zamanı parçalı kılıp dayanışma yardımlaşma ortaya koyucu anlamlandırma söyleyişlerimizdir.

Ortaklaşa simbiyoz yaşamın avcı toplayıcı gruplardaki örgütlenen karşılığı sosyal birlikler komünle yaşam olmanın bir ucu ile zamanı çok daha parçalı birim süre haline getirmekle sosyal kolektif süreçtir. Kolektif birimli sürecin üreten toplum oluş içindeki karşılığı da üretici bir kolektif oluştur.

Fedakârlık örgütlü hayat içinde belirebilen sübjektif-özneye dek öznel bir imaj duygusu olmaktadır. Sosyo toplumsa alan etkisi kişilere bu duyguyu efekt eder. Alan içinin edimsel grup öğretisi olmaktadır. Köleci sistem ide kıldığı fedakârlık öğretisinin istismar zirvesiydi.

Girişen yapı süreçlerinin bu tür ide kanıksamalarla şişmesi, indirgemeci idealize izahlı anlamayı ortaya koyuyordu. İzahı durumların anlamları ile de da iyice şişen yapı eksenli alan içindeki mesajın, aktarılan ahkamı da bu ideler nedenle anlaşılmaz oluyordu.

Bu anlaşılmazlık içindeki ahkamlar; sanki doğa içindeki hemcinslerimizin doğanın gösterdiği zorluklarına karşı girişmen oldukları bir direnç değildi de izah edilen ahkamlarıyla (yargılarıyla veya hükümleriyle) söylenilen yeni ahkamları içindeki ideal bir erdem öğretisiydiler.

Kişi artık vergi vermeyi fedakârlık olukla anlamadan. Vatan için canı feda etmeden. Köleci mantığa göre ana olucu sosyal rol modelin fedakârlığını gösteren durumlar içinde olmadan. Nimette de külfette de cefasında da sefasında da olmayı gerektirmeden; sadece ide bir fedakâr oluşu anlam etmeden fedakâr olamıyordunuz.

Özel mülkten, zenginliğinizden (sömürünüzden) sadaka vermenin, zekât vermenin ide sel fedasını yapmadan fedakârlık anlaşılır değildi. Yine ne demekse karşılık gözetmeksizin bir fedakârlığı göze almazsanız ve dahi fedakâr oluşun öznel anlamına El üzerinde ideal çevrimleri, yaptırmadan fedakarlığınız anlaşılır olmuyordu.

Köleci mantıkla fedakâr olmadan (neden), birliğiniz dirliğiniz olmuyordu. Görüyorsunuz köleci sistemde objektif anlamalar yerine sübjektif idealize edilmiş anlamlar konuyordu.

Gerçekçi somut anlamalar yerine, öznel soyut ve zihnin bir gerçeği olan hakikat dediğimiz anlamların imajları ortaya konuyordu. Yeni, köleci öğreti içinde fedakârlık idealize bir anlam edilmekle, neden gibi sürecin başına konup, gerçeğin yerine; gerçek bir neden ifade gibi farklı söylenecekti.

Köleci sistemin ezme, ezilme buhranı içindeki köleci öğretisi fedakârlık söylemli mantığı karşılıksız feda oluş söylemi ile dile getiriyordu. Köleci sistem yığınlarca bu türden güzel (!) söz söylemleri vardır.

Bu söylemler ezme, ezilme karşısındaki dirençleri kırıcı "yatıştırıcı" söylemlerdi. "Karşılık beklemeden iyilik yapacaksın" gibi afyonlu, kölece söyleşili düşünceler, şu türden sözle aşacaktı. "Almadan vermek, Allah’a mahsustur". Bundan daha sofistike ide sel bir söz olur muydu?

Üreten yapılar, toplumdu. Ya da toplum üreten yapıydı. Toplumlar avcı toplayıcı olan eski yapısını geride bırakmakla üreten bir yapı içindeydi. Üreten yapı, avcı toplayıcı dönemdeki; aynı zorunlu bağ enerjilerini esas almanın ilişkisi içindeydiler. İş bölüşmeli organize oluşu kendisine temel referans yapmasıyla zorunlu ve sağlatan bir yapıydı.

"Sen benim için bir şey yap, ben de senin için bir şey yapayım" demenin "karşı mütekabiliyet esası" içindeki dengelerle gerçekçi bir yüküm üzerine olan temel mantıktı. Toplumların temeli mutlaka paydaşlı yapı üzerinedir.

Yani toplumların sürdürülebilir bir dinamik yapı içinde olması asıl ve esas olandı. Toplumlar mutlaka kolektif birim zamanlı av-avcılık dönemlerinin sonrası içinde üreten yapılar olmakla toplum herkese göreydi. Toplumda en temel düzlem ile ihtiyaç olanın kullanımı paydaştı. Tüketimleri paydaş dizayn ile olan yapılardı.

Av ve avcılık içinde sağlama yapan güç birliği, kolektif birim zamanlıdır. Güç birliği ile ortaya konanın kullanım ve tüketimi de kolektif paydaşlı olan bir denkliktir. Denklik yarar (olumlu) ve zararla (olumsuzla) oluşan mutlaka bir eşleşmedir.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın felsefe kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anlamak Gerek 71
Anlamak Gerek 45
Anlamak Gerek 43
Anlamak Gerek 32
Tarihsel 2
Anlamak Gerek 58
Anlamak Gerek 64
Anlamak Gerek 70
İttifaklardan Ne Anlamalıyız 3
Anlamak Gerek 55

Yazarın bilimsel ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Anlamak Gerek 26
Anlamak Gerek 38
Hatırlama 1
Mal mı, İnsan mı?
Mamon'du Belirme 1
Sahiplik İmanı 1
Bağ Enerjisi 1
Denge ve Dengesizlik Süreçleri 24
Tarihi Olan İlahi Adalet1
Müruru Zaman 14

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Aslına Yüz [Şiir]
Coğrafyan Fiziğin İle Ya Fiziğin [Şiir]
Vah ki Vah [Şiir]
Yıkılışa Direniş Direnişe Yıkılış [Şiir]
İsis Dersem Çık Ereşkigal Dersem... [Şiir]
Görmez Şey [Şiir]
Mevsimsel [Şiir]
ve Leddâllîn, Amin [Şiir]
Tekil Tikel Tükel [Şiir]
Mavi Yare [Şiir]


Bayram Kaya kimdir?

Dünyayı yaşantılaşan çabalar içinde duygunun önemi hiç yitmezse de, payı giderek azalmaktadır. Sosyo toplum bazlı, genel bir açılımla başlayan çalışmalarım da; bilim felsefesi içinde olunma gayreti güdüldü. Bu nedenle yazıların tarisel, sosyo toplumsal evrimli ve türlü doğa bilim verileri güdülü çalışma olmasına gayret edildi. Genel felsefem içinde bir bilgi; ne kadar çok bağıntısıyla söylüyorsanız, o bilgi o kadar bilinir bilgidir.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Bayram Kaya, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.